Günün İçinden – 06.02.2024

Günün İçinden – 06.02.2024

Güzel bir gün, günler, haftalar tüm neşeyle sizlerin yanında olması dileğimle günaydın…

Tebessüm;

ELDİVEN

Temel'in eldivenle yazı yazdığını görenler sormuş:

- Niye eldivenli yazıyorsun zor olmuyor mu?

- Zorluğuna zor ama el yazımın tanınmasını istemeyrum.

Bir yazar / Bir öykü

PEYAMİ SAFA

Hakkında

Peyami Safa (d. 1899, İstanbul - ö. 15 Haziran 1961)

Türk hikâye ve romancısı. Server Bedi takma ismini de kullanan yazar romanlarının yanı sıra, düşünsel yapıtları, polemikleri, köşe yazarlığı ve gazeteciliği ile de tanınır.

Servet-i Fünun dönemi şairlerinden İsmail Safa'nın oğludur. Sivas'a sürgüne gönderilen babasının orada ölmesi üzerine 1901 yılında iki yaşında yetim kalmış, bu yüzden "Yetim-i Safa" adıyla anılmıştır. Babasız büyümenin acılarının yanı sıra, sekiz dokuz yaşlarında yakalandığı bir kemik hastalığı dolayısıyla 17 yaşına kadar, bu hastalığın fiziksel ve ruhsal bunalımlarını yaşamıştır. Doktorlar kolunun kesilmesinde karar kılmış, fakat Safa bunu kabul etmemiştir. Daha sonraları bu günlerdeki tecrübelerini "9. Hariciye Koğuşu" adlı romanında okurlarıyla paylaşır. Hastalık ve savaşın yol açtığı maddi sıkıntılar dolayısıyla öğrenimini sürdürememiş, 13 yaşında hayatını kazanmak ve annesine bakmak için Vefa İdadisindeki öğrenimini yarıda bırakmıştır. Karton Matbaası'nda bir süre çalışan Peyami Safa, Posta - Telgraf Nezareti'ne girmiş, I. Dünya Savaşı'nın başlamasına kadar orada çalışmıştır (1914). Daha sonra Boğaziçi'ndeki Rehber-i İttihat Mektebi'nde öğretmenlik yapmaya başlamıştır. Dört yıl çalıştığı bu okulda, hem öğretmiş, hem de kendi çabasıyla Fransızcasını ilerletmiştir. Buradaki izlenim ve deneyimlerini "Biz İnsanlar" adlı eserinde kullanmıştır 1918 yılında ağabeyi İlhami Safa'nın isteğine uyarak öğretmenlikten ayrılmış ve birlikte çıkardıkları "20. Asır" adlı akşam gazetesinde "Asrın Hikâyeleri" başlığı altında yazdığı öykülerle gazetecilik yaşamına başlamıştır. İmzasız olarak yazdığı bu hikâyelerin tutulması üzerine Server Bedi takma adını kullanmaya başlayan Peyami Safa, daha sonra 1921'de Son Telgraf gazetesinde yazmış, oradan da Tasvir-i Efkar’a geçmiştir. Daha sonra Cumhuriyet gazetesine geçmiş, 1940 yılına kadar bu gazetede fıkra ve makalelerinin yanı sıra, roman da tefrika etmiştir. 1960'lı yıllara kadar başta Milliyet olmak üzere birçok gazete ve dergide yazan Peyami Safa 27 Mayıs'tan sonra Son Havadis gazetesinde yazmaya başlamıştır (1961). Aynı yıl Erzurum'da yedek subaylığını yapmakta olan oğlu Merve'nin ölümü üzerine büyük bir sarsıntı geçiren Peyami Safa, iki üç ay sonra İstanbul'da vefat etmiştir.

Edebî hayatı

İlk romanlarında sola yakın görüşler taşıyan Peyami Safa, bir hastanın psikolojisini anlattığı otobiyografik romanı Dokuzuncu Hariciye Koğuşu'nu (1931) Nazım Hikmet'e ithaf etmişti. Bu roman hariç, 1922-1939 yılları arasında yazdığı Mahşer (1924), Şimşek (1928), Fatih-Harbiye (1931) ve Biz İnsanlar (1939) adlı romanlarında Doğu-Batı sorunsalını karakterlerde somutlaştırarak işledi. Safa, bu romanlarında, ruh hallerini çözümlemede, kurguda, dilinin kıvraklığında, anlatım tekniklerindeki denemelerde başarılı bulunurken romanlarında düşünceyi öne çıkarması dolayısıyla eleştiriler aldı. II. Dünya Savaşı sırasında Nasyonal Sosyalistlere yakınlaşmasıyla dikkat çeken Safa'nın gerçekçi roman çizgisi Matmazel Noraliya'nın Koltuğu (1949) ile mistisizme yöneldi. İlk uzun hikâyesi "Gençliğimiz"i 1922 yılında neşreden Peyami Safa, para kazanmak amacıyla yazdığı kitaplarında, ilk defa ağabeyi İlhami Safa'nın takma ad olarak kullandığı, annesi Server Bedia Hanım'ın adından uyarladığı Server Bedi müstear adını kullanmış, bu takma adla yüzlerce eser vermiştir. Bunlar arasında en sevilenler Cingöz Recai macera romanları ile Cumbadan Rumbaya adlı romanı olmuştur. Peyami Safa, Türk kültür yaşamında yayımlandığı yıllarda hayli etkili olmuş Hafta, Kültür Haftası (1936, 21 sayı) ve Türk Düşüncesi (1953-1960, 63 sayı) dergilerini çıkarmıştır. Asıl ününü romancı olarak yapan Peyami Safa, bazı uzun öyküleri ile de dikkati çekmiş, yazar Batılı kaynakların bir "Zalim" olarak tanıttıkları hun hükümdarı Attila'yı aklamak amacıyla aynı adda bir de tarihsel roman yazmıştır. Tüm bu üretkenliğine rağmen yeterince tanınmamış ve tanıtılmamıştır.

Yalnızız - (kitap açıklaması);

Peyami Safa'nın son romanı Yalnızız, engin ruh tahlilleri ve kendi türünde açtığı çığırla onu yalnızca Türk edebiyatının değil, Dünya edebiyatının zirvelerine taşımış şaheseridir. Peyami Safa'nın diğer bütün romanlarında olduğu gibi Yalnızız romanında da doğu-batı, madde-mana, ruh-beden, idealizm-materyalizm gibi ikilemler üzerinde durularak, aynı evde yaşadıkları hâlde birbirlerinden oldukça farklı mizaç, düşünce ve insan ilişkilerine sahip aile fertleri üzerinden ruhunu arayan bir toplum resmedilir. Bireysel ve toplumsal kimliklerimiz arasında, bilhassa Batılılaşma hareketlerinden sonra ortaya çıkan uyumsuzluğun yarattığı sıkıntılar, kalabalıklar içinde milyonlarca "yalnız"ın peyda olmasına sebep olmuştur. Yalnızız; sıra dışı kurgusu ve bir üst kurmaca metin olarak romanda kendine yer bulan ütopya ülkesi Simeranya ile yarım asırdır Türk edebiyatının en çok okunan ve sevilen romanlarının başında geliyor.

Bir şair / Bir şiir;

ATTİLA İLHAN

Aysel Git Başımdan

Aysel git başımdan ben sana göre değilim

Ölümüm birden olacak seziyorum.

Hem kötüyüm karanlığım biraz çirkinim

Aysel git başımdan istemiyorum.

Benim yağmurumda gezinemezsin üşürsün

Dağıtır gecelerim sarışınlığını

Uykularımı uyusan nasıl korkarsın,

Hiçbir dakikamı yaşayamazsın.

Aysel git başımdan ben sana göre değilim.

Benim için kirletme aydınlığı…

Hakkında

Türk şair, romancı, denemeci, gazeteci ve eleştirmen. Entelektüel çalışmalarıyla Türk edebiyat ve düşünce dünyasına önemli katkıları olmuş bir aydındır.

15 Haziran 1925'te Menemen'de doğdu.

Tam ismi, Attilâ Hamdi İlhan'dır. İlk ve orta eğitiminin büyük bir bölümünü İzmir ve babasının işi dolayısıyla gittikleri farklı bölgelerde tamamladı. İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza yazdığı Nazım Hikmet şiirleriyle yakalanmasıyla 1941 Şubat'ında, 16 yaşındayken tutuklandı ve okuldan uzaklaştırıldı. Üç hafta gözetim altında kaldı. İki ay hapiste yattı. Türkiye'nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilince, eğitim hayatına ara vermek zorunda kaldı. Danıştay kararıyla, 1944 yılında okuma hakkını tekrar kazandı ve İstanbul Işık Lisesi'ne yazıldı. Lise son sınıftayken amcasının kendisinden habersiz katıldığı CHP Şiir Armağanı'nda Cebbaroğlu Mehemmed şiiriyle ikincilik ödülünü pek çok ünlü şairi geride bırakarak aldı. 1946'ta mezun oldu. İstanbul Hukuk Fakültesi'ne kaydoldu. Üniversite hayatının başarılı geçen yıllarında Yığın ve Gün gibi dergilerde ilk şiirleri yayımlanmaya başladı. 1948'de ilk şiir kitabı Duvar'ı kendi imkânlarıyla yayımladı.

Paris yılları

1948 yılında, üniversite ikinci sınıftayken Nâzım Hikmet'i kurtarma hareketine katılmak üzere ilk kez Paris'e gitti. Bu harekette aktif rol oynadı. Fransız toplumu ve orada bulunduğu çevreye ilişkin gözlemleri daha sonraki eserlerinde yer alan birçok karakter ve olaya temel oluşturmuştur. Türkiye'ye geri dönüşünde başı sık sık polisle derde girdi. Sansaryan Han'daki sorgulamalar ölüm, tehlike, gerilim temalarının işlendiği eserlerinde önemli rol oynamıştır. Şair bu gerilim havasını ilk şiirlerinde olmasa da özellikle Bela Çiçeği gibi kitaplarında eski günlerini yâd ettiği ya da eleştirdiği şiirlerini yayımladı. Birkaç kez gözaltına alındı.

İstanbul - İzmir - Paris üçgeni

1951 yılında Gerçek gazetesinde bir yazısından dolayı soruşturmaya uğrayınca Paris'e tekrar gitti. Fransa'daki bu dönem, Attilâ İlhan'ın Fransızcayı ve Marksizmi öğrendiği yıllardır. 1950'li yılları İstanbul - İzmir - Paris üçgeni içerisinde geçiren Attilâ İlhan, bu dönemde ismini yavaş yavaş Türkiye çapında duyurmaya başladı. Yurda döndükten sonra, Hukuk Fakültesi'ne devam etti. Ancak son sınıfta gazeteciliğe başlamasıyla beraber öğrenimini yarıda bıraktı. Sinemayla olan ilişkisi, yine bu dönemde, 1953'te Vatan gazetesinde sinema eleştirileri yazmasıyla başlamıştır.

Sanatta Çok Yönlülük

1957'de gittiği Erzincan'da askerliğini yaptıktan sonra, tekrar İstanbul'a dönüş yapan Attilâ İlhan sinema çalışmalarına ağırlık verdi. Onbeşe yakın senaryoya Ali Kaptanoğlu adıyla imza attı. Sinemada aradığını bulamayınca, 1960'ta Paris'e geri döndü. Sosyalizmin geldiği aşamaları ve televizyonculuğu incelediği bu dönem, babasının ölmesiyle birlikte yazarın İzmir dönemini başlattı. Sekiz yıl İzmir'de kaldığı dönemde, Demokrat İzmir gazetesinin başyazarlığını ve genel yayın yönetmenliğini yürüttü. Aynı yıllarda, şiir kitabı olarak Yasak Sevişmek ve Aynanın İçindekiler dizisinden Bıçağın Ucu yayımlandı. 1968'de evlendi, 15 yıl evli kaldı.

İstanbul'a dönüş

1973'te Bilgi Yayınevi'nin danışmanlığını üstlenerek Ankara'ya taşındı. Sırtlan Payı ve Yaraya Tuz Basmak'ı Ankara'da yazdı. 1981'e kadar Ankara'da kalan yazar Fena Halde Leman adlı romanını tamamladıktan sonra İstanbul'a yerleşti. İstanbul'da gazetecilik serüveni Milliyet (2 Mart 1982 - 15 Kasım 1987) ve Gelişim Yayınları ile devam etti. Bir süre Güneş gazetesinde yazan Attilâ İlhan, 1993-1996 yılları arasında Meydan gazetesinde yazmaya devam etti. 1996 yılından 2005 yılına kadar köşe yazılarını Cumhuriyet Gazetesi’nde sürdürdü. 1970'lerde Türkiye'de televizyon yayınlarının başlaması ve geniş kitlelere ulaşmasıyla beraber Attilâ İlhan da senaryo yazmaya geri dönüş yaptı.

Sekiz Sütuna Manşet, Kartallar Yüksek Uçar ve Yarın Artık Bugündür halk tarafından beğeniyle izlenilen diziler oldu.

Ölümü

Attilâ İlhan ilk kalp krizini 1985 yılında geçirdi.

Bu tarihten sonra kardiyolojik sorunları devam eden İlhan'ın 2004'ten itibaren sağlık durumu daha da bozuldu. 11 Ekim 2005'te İstanbul'daki evinde geçirdiği ikinci kalp krizi sonucu hayata veda ettiğinde 80 yaşındaydı.

2003 Sertel Demokrasi Ödülü'ne layık görülmüştür. 1946 CHP Şiir Yarışması İkinciliği 1974 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü tutuklunun Günlüğü ile 1975 Yunus Nadi Roman Armağanı Sırtlan Payı ile vefatından sonra 2007 yılında kurulan Attilâ İlhan Bilim Sanat Kültür Vakfı çalışmalarına devam etmektedir.

Dipnotum

Zaman aşımına uğrayan sorumluluklar (3);

(Geçen haftadan devamla…)

Kitabın sonuna doğru bir de dil kuramları bölümü var ki, bir kuramın ne dereceye kadar ne kadar sevimsiz, soğuk, itici hale getirileceği konusunda rastlanmaz bir örnek. Dinleyin, ne dil kuramları varmış dünyada:

Bu sisteme göre, cümleyi meydana getiren terimleri kendi referansları, yani liaj’lara gerek süpor gerek apor olarak katabilme yeteneği bakımından da sınıflamak mümkündür. Buna göre: söfor olabilme olanağı; demek olur.

Bu terimlerin Türkçe karşılıklarının şıp diye bulunabileceğini söylemek istemiyorum. Ama insanın kullandığı dile saygısızlığı, sevgisizliği bu kadar olabilir ancak…

(bu yazıya yarın devam edeceğim).

TARİHTE BUGÜN ÖNEMLİ OLAYLAR

* 1759 - George Washington, Martha Dandridge Custis ile evlendi.

* 1781 - Amerikan İç Savaşı: Richmond, Virginia, Benedict Arnold komutasındaki Kraliyet Donanması tarafından yakıldı.

* 1809 - 1807-1809 Osmanlı-İngiliz Savaşı'nı sona erdiren Kale-i Sultaniye Antlaşması imzalandı.

* 1854 - San Francisco buharlı gemisi battı: 300 kişi öldü.

* 1889 - Alman fizikçi Martin Brendel ilk kez auroraları fotoğrafladı.

* 1895 - Dreyfus davası: Casusluk suçlamasıyla Fransa'da yargılandığı davada Yüzbaşı Alfred Dreyfus ömür boyu hapse mahkûm oldu.

* 1919 - Weimar Cumhuriyeti'nde Alman İşçi Partisi kuruldu. Bu parti daha sonra "Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi" adını alacaktı.

* 1921 - Çerkez Ethem ve kardeşleri, işgal kuvvetlerine sığındılar.

* 1922 - Adana'nın işgalden kurtuluşu

* 1929 - Anadolu-Bağdat ve Mersin-Tarsus Demiryolları ile Haydarpaşa Garı devletleştirildi.

* 1930 - Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği'nde tarımın kolektivizasyonu başladı.

* 1933 - San Francisco'daki Golden Gate Bridge inşaa edilmeye başlandı.

* 1961 - Yassıada duruşmaları devam ediyor. 6-7 Eylül *ları davası sonuçlandı. Sanıklardan Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve eski İzmir valisi Kemal Hadımlı mahkûm oldular. Aynı gün Fuad Köprülü ve Fahrettin Kerim Gökay Yassıada'dan tahliye edildi.

* 1968 - Çekoslovakya'da iktidara Prag Baharı'nı başlatacak olan Alexander Dubček geldi.

* 1974 - Peru'nun başkenti Lima'da oluşan depremde 6 kişi öldü ve yüzlerce ev hasar gördü.

* 1979 - DİSK'in çağrısıyla Türkiye çapında 5 dakika iş bırakma eylemi (Faşizmi Lanetleme Eylemi) yapıldı.

* 1989 - ABD jetleri, Libya'ya ait iki MIG-23 uçağını düşürdü.

* 1993 - Kabardey-Balkarya Cumhuriyeti'nin ilan edilişi.

* 1993 - ABD'de 1965'ten sonra ilk kez asılarak idam gerçekleştirildi. Seri katil Westley Allan Dodd Washington'da asıldı.

* 1997 - Rus güçleri Çeçenistan'dan çekildi.

* 2005 - Bilinen en büyük cüce gezegen Eris keşfedildi.

TARİHTE BUGÜN DOĞANLAR

* 1863 - Konstantin Stanislavski, Moskova Sanat Tiyatrosunun kurucusu (ö. 1938)

* 1876 - Konrad Adenauer, Alman devlet adamı (ö. 1967)

* 1897 - Miki Kiyoşi, Japonya'da II. Dünya Savaşı sonrasında komünist olmayan demokrat bir sosyalizm düşüncesinin yaygınlaşması için çaba harcayan Marksist düşünür (ö. 1945)

* 1917 - Jane Wyman, ABD'li oyuncu (ö. 2007)

* 1921 - Friedrich Dürrenmatt, İsviçreli yazar (ö. 1990)

* 1928 - Zülfikar Ali Butto, Pakistanlı devlet adamı (ö. 1979)

* 1931 - Robert Duvall, ABD'li sinema oyuncusu ve yönetmeni

* 1932 - Umberto Eco, İtalyan dilbilimci ve yazar

* 1935 - Füruğ Ferruhzad, İranlı şair, yazar, yönetmen, ressam (ö. 1967)

* 1937 - Hélène Cixous, Fransız yazar

* 1938 - I. Juan Carlos, İspanya kralı

* 1946 - Diane Keaton, ABD'li oyuncu

* 1950 - Mehmet Mümtaz Tuzcu, Türk şair

* 1960 - Phil Thornalley, İngiliz müzisyen ve yapımcı

* 1968 - DJ Bobo, İsviçreli şarkıcı

* 1969 - Marilyn Manson, ABD'li müzisyen

* 1972 - Sakis Rouvas, Yunan şarkıcı.

* 1976 - Diego Tristán, İspanyol futbolcu.

* 1980 - Sebastian Deisler, Alman futbolcu

* 1982 - Janica Kostelić, Hırvat kayakçı

* 1987 - Kristin Cavallari, ABD'li oyuncu ve şarkıcı

* 1991 - Soner Aydoğdu, Türk futbolcu

* 1996 - Max Baldry, İngiliz oyuncu

* 1999 - Berkin Elvan, Türk öğrenci (ö. 2014)

TARİHTE BUGÜN ARAMIZDAN AYRILANLAR

* 1818 - Marcello Bacciarelli, İtalyan ressam (d. 1731)

* 1933 - John Calvin Coolidge, Jr., Amerika Birleşik Devletleri'nin 30. başkanı (d. 1872)

* 1953 - Ramiz Gökçe, Türk karikatürist (d. 1900)

* 1972 - Tevfik Rüştü Aras, Türk siyasetçi ve diplomat (d. 1883)

* 1975 - Arif Nihat Asya, Türk şair ve yazar (d. 1904)

* 1976 - Hamit Kaplan, Türk Olimpiyat ve dünya şampiyonu güreşçi (d. 1933)

* 1981 - Harold Clayton Urey, Amerikan nobel ödüllü kimyacı (d. 1893)

* 1985 - Robert Surtees, Amerikan Oscar ödüllü görüntü yönetmeni (d. 1906)

* 1986 - Aynur Gürkan, Türk halk müziği sanatçısı

* 1990 - Arthur Kennedy, Amerikan oyuncu (d. 1914)

* 1998 - Sonny Bono, Amerikan şarkıcı, oyuncu ve politikacı (d. 1935)

* 2009 - Mustafa Ok, Türk asker ve siyasetçi (d. 1925)

* 2014 - Eusébio, Portekizli futbolcu (d. 1940)

www.HaberHürriyeti.com / Mustafa Gökçek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi