Güç Zehirlenmesi (Hubris Sendromu)

Güç Zehirlenmesi (Hubris Sendromu)

Konu elbette ki diplomalı uzmanların işidir. Ancak konuyla ilgili belirtili örnekler öyle bariz ortalarda dolaşınca dayanamadım ve bu konuyu araştırarak yazmaya karar verdim. Eksik ya da yanlış bilgiler içeriyorsa, konunun sahibi uzmanların düzeltme ve tamamlama hakkı her zaman vardır.

Hubris terimi tıbbi bir hastalık olarak tanımlanırken, abartılı gurur ve başkalarını küçümseme duygusu olarak ifade edilmektedir. Özellikle yöneticilerde ve liderlerde yaygın görülen bu sendrom, gücün belirli bir oranı aşması ve aşırı kibire kapılması sonucu görülen tıbbi bir hastalık olarak tanımlanmaktadır.

İrlandalı nöropsikolog Prof. Dr. Ian Robertson şöyle diyor:

“Güç ve başarı; bu ikisi, insanlık tarihi boyunca beyinde değişiklik yaptığı bilinen en güçlü uyuşturuculardır.”

Hiçbir insanın beyni, bu iki ilacın yarattığı değişikliğe karşı direnemez ve bir daha eskisi gibi kalamaz.

Hubris Sendromu” nedir?

Hubris: Terim olarak, Yunan mitolojisinde kelime anlamı olarak “kibir veya aşırı gurur ” anlamına gelmektedir. Mitolojide bir kahramanın kendisini diğerlerinden daha üstün görmesi hatta tanrısal özelliklere sahip olduğunu düşünmesidir. Yunan mitolojisinde kelime anlamı olarak “kibir veya aşırı gurur ” anlamına gelmektedir.

Nemesis ise: Yunan mitolojisinde “herkese hakkını vermek” anlamına gelmekte ve intikam tanrıçasıdır. Kibirin ve hırsın etkisiyle kahramanın arsızlaşarak kendi yok oluş sürecini anlatır. Hubrise yakalanıp aşırı gurur ve kibire düşenlerin adaletini sağlamak adına cezasını Nemesis verir. Tanrıça Nemesis, insanlardaki kendine aşırı güvenin ve ölçüsüzlüğün bir sınırı olması gerektiğini hatırlatır.

Hiç şüphe yok ki, Gurur, hırs ve kendini beğenme gibi duyguları da belirli ölçüler çerçevesinde yaşamak doğal ve önemli bir gereksinimdir. Fakat bu duygular belirli ölçüleri aştığı zaman hem kişinin kendisine, hem de çevresine zarar verebilen anormal davranışlara neden olur.

LİDER VE YÖNETİCİDE GERÇEKLİLKLE ARADAKİ BAĞ KOPAR…

Hubris sendromundan mustarip kişilerin kişilik özelliklerine bakıldığında empati (duygudaşlık) kurmaktan yoksun, kendisi dışında kimseyi düşünmeyen, küçümseyici, kaygı düzeyi yüksek ve hayata karşı doyumsuzluk içerisindedirler.

Bir kişinin lider ya da yönetici pozisyonuna ulaştıktan sonra yaşadığı kişilik değişimidir. Gerçeklikle aradaki bağın kopmasıyla beraber, sahip olunan gücün ortaya çıkardığı dengesizlikleri içeren davranışlar görülmektedir. Bu sendromun temelinde “narsistik, antisosyal ve histrionik” kişilik bozuklukları bulunur.

Uzmanlar “0-6 yaş arasındaki kişiliğin gelişiminin önemli bir yer tuttuğunu” söylerler. Ayrıca şunu da vurguluyorlar; “Aile içi oluşturulan sağlıklı iletişim kişinin önce yakın çevresiyle ardından da toplum içerisinde sağlıklı bir iletişim kurmasına zemin hazırlar. Özellikle bebeklik ve çocukluk dönemindeki evreleri değerlendirmek, aile içi iletişimde hubris sendromuna neden olan etkenleri ayrıca göz önünde bulundurmak gereklidir.”

Aile, insan sermayesinin ilk yatırım alanı, temel davranış özelliklerinin öğrenildiği/öğretildiği ve insan ilişkilerinin ilk yaşandığı yerdir. Değerlerin, hayata bakışın, anlamların, genel ifadesiyle kişiliğin oluşmaya başladığı ve “bakir tarlaya” ilk tohumların atıldığı yer olması dolayısıyla kalıcılığının, insandaki izlerinin ömür boyu hissedildiği dönemdir.

Doğan her birey mutlak bir surette kendine özgü bir kişilik gelişimi yaşar. Ancak zaman içinde oluşan bu kişiliğin dengeli ve uyumlu olabilmesi, gelişim basamaklarının örselenmeden aşılmasına bağlıdır. Burada ebeveynlere rehber olarak çok önemli bir görev düşmektedir. Aile içinde çocuğun davranışlarından dolayı tutarsız bir şekilde ve gerekli açıklama yapılmaksızın eleştirilmesi, reddedilmesi, çocuğun duygu ve düşüncelerinin küçümsenmesi ve ailenin sürekli denetim ve kontrol çabası; bireyin tedirgin, kendine güveni ve saygısı olmayan, açık iletişimi kavrayamamış ve uygulamayan, kendisiyle barışık olmayan, topluma karşı pasif (bastırılmış) ve agresif (saldırgan) davranışları içinde barındıran ve gelecekte sorun yaratabilecek potansiyele sahip bir kişilikle yetişmesine yol açar.

ÇAĞDAŞ DEĞERLERİ BENİMSEYEN BİREYLER YETİŞTİRMELİ…

Aile –Okul-Yakın Çevre Arasında İletişimin Önemi.

İnsanlık tarihinde eğitim, iletişimin tarihiyle eşdeğer sayılabilir. İnsanlar arasında iletişim başladığı andan itibaren eğitim süreci de başlamıştır.

Eğitim sisteminin en temel amaçlarından birisi düşünme, algılama ve problem çözme yeteneği gelişmiş, yeniliklere açık, yaratıcı, değişen koşullara uyum sağlayabilen, takım çalışmasına yatkın, çağdaş değerleri benimsemiş bireyler yetiştirmektir.

Yönetim sürecinde, kendini koruyabilen sistemler, yöneticilerin hataya düşme olasılıklarını azaltır. Doğası gereği liderler, zaten değişim oluşturan kimselerdir. O yüzden, liderlerin hubris sürecinde, kendini deyim yerindeyse, dizginleyebilecek sistemleri, kendi yoluna, yönüne doğru değiştirmeleri bazen kaçınılmaz olur. Hubrisi engelleyebilmek, liderin içindeki “şey” (virüs, hulk, yaratık) ortaya çıkıp bünyeyi ele geçirmeden önce ve o süreçte yapılması gerekenleri yapmaktır. Hubris, liderin bünyesinde söz sahibi olduğunda, öfke gibi, kontrol edilmesi oldukça zor, hatta imkânsız bir güce dönüşecektir.

Hubris hastalığına yakalanmış bireylerde görülen en belirgin özellikler; kendini aşırı beğenme, yalnızca kendi fikirlerini değerli kabul etme, başkalarının fikirlerine karşı iletişimi kapatma, yalan söyleme ve kendi yalanına inanma (mitomani), başarıları dolayısıyla gücü kendinden bilme ve gücün baş döndürücü etkisinden kurtulamama gibi olumsuz davranışlardır. Kişiliğin büyük oranda ailede şekillendiği düşünüldüğünde, aile içerisindeki iletişim, bireydeki birçok davranışın temelini oluşturmanın yanında, gelecekteki yerini de belirlemesi açısından önemlidir.

LİDER AMA MUTSUZ LİDER…

Sürekli başarı nedeniyle oluşacak aşırı güç olgusunu kaldırabilecek güçlü bir kişilik inşasında ve hayatın ilerleyen yıllarında iletişimi olumlu kullanabilecek bir iletişim becerisinin oluşumunda aile içi iletişim çok önemlidir. İletişim becerisi yüksek olan ve güçten ziyade iletişimin öneminin bilincinde olan liderler işbirliği yapmayı, paylaşmayı, konsensüs aramayı daha iyi yapacak, yönettiği topluluğun mutluluğundan da kendisi mutluluk elde edecektir ve böylelikle zirvelerde kendi başlarına yalnız kalmanın olumsuz ve hubrise adım adım götüren kaçınılmaz etkenlerinden korunmuş olacaktır.

Hubris sendromu olan kişilerde aşağıdaki davranış özellikleri görülür:

-Gerçeklik algısı zayıf ya da kopmuştur.
-Kişisel imajını devamlı geliştirme eğiliminde bulunur.
-Kendini iyi gösterebileceği durumlarda bulunmaya yatkınlık gösterir.
-Davranışları yoğun bir endişe içerir.
-Dünyayı gücünü rahatlıkla sergileyebileceği ve kendini yüceltebileceği bir alan olarak görür.
-Aşırı bir özgüvene sahiptir.
-Abartılı bir şekilde kendini her şeyi başarabilen biri olarak görür.
-Kendini dünyanın merkezinde görürler.
-Eleştiriye kapalıdır.
-Her şekilde kendisini haklı bulur.
-Kendine kutsallık atfetme eğilimindedir.
-Kendini “seçilmiş kişi, mesih” olarak gösterme eğilimi vardır.
-Konuşmalarında benzersiz olmasını vurgulamak amacıyla “biz” kavramı kullanarak kendisini kutsallaştırma ve yüceltme eğilimi vardır.
-Kendisiyle hem fikir olmayanları “ötekileştirme ve aşağılama” vardır. Başkalarının fikirlerini ve görüşlerini küçümser, kendi fikirlerine karşı da aşırı bir güven duyar.
-Hatalarını doğru gösterebilmek için din, kutsallık ve dürüstlüğe dayandırma eğilimi vardır.
-Sadece üstün bir güce hesap verecek biri olarak kendini gösterir ve bu konuda yargılandığında ya da hesap vereceğinde haklı olduğuna inanır.
-Sahip olduğu aşırı kibir yüzünden işlerinin ters gitme ihtimalini bile göz önünde bulundurmadan yetersizlik gösterir.

Güç zehirlenmesi zararlı bir şeydir. İnsanoğlunun elinde bulundurduğu güç ne kadar fazlaysa o kadar zararlıdır.

Eskilerin deyimiyle, “kıssadan hisse!…”

Kaynakça:

Doç. Dr. Seyfi ÖZGÜZEL Yrd. Doç. Dr. Sebahattin TAŞ;Hubris Sendromuna Yakalanan Yöneticilerde Çocukluktaki Aile İçi İletişimin Etkisinin İncelenmesi.(Akdeniz Üniversitesi)

Psikolog Funda Buharalı; https://www.antalyapsikiyatri.com/yetiskin-psikolojik-sorunlari/hubris-sendromu.

Refazettin Çığır / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Refazettin Çığır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

01

Birol - Kalemine sağlık günümüzde de çok sık gördüğümüz bir hastalığı ele alıp bilgilerini belirtilerini akıcı bir üslup ile kağıda dönmüşsün hastalığa yakalanmamak için Osmanlı padişahları cuma günleri camiye giderken yol kenarına dizdikleri ahalisi BÖBÜRLENME PADİŞAHIM SENDEN BÜYÜK ALLAH VAR diye seslendirirmiş

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 03 Şubat 11:36


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi