Statü Meselesi

Statü Meselesi

İçinde bulunduğumuz toplumda birbirimizi farkında olarak ya da olmadan konumlandırırız. Bizim kişisel konumlandırmamızın yanı sıra toplum tarafından kabul gören, genelleme ile yapılan konumlandırmalar vardır.

Bu konumlandırmalar ile şekillenen durumlar sonunda statüler belirlenir.

Her ne kadar “statü sahibi olmak” ifadesi ile biz, insanlar olarak aramızdan birilerini iyi bir durumda konumlandırdığımızı zannetsek de aslında hayatlara şekil veren statüler bizleri konumlandırmaktadır.

Sadece insan olarak bizlerin statü sahibi olması statülerin bizleri sınıflandırması yetmezmiş gibi biz de hayata dair bir sürü alanda statüler yaratmışız.

Bugün 2 Şubat “Dünya Sulak Alanlar Günü” olduğundan statü konusunda ülkemizdeki sulak alanların tescil statülerinden örnek vermek istiyorum. Sulak alanlar için en üst tescil statüsü “Uluslararası Öneme Haiz- Ramsar Alanı”. Ardından “Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan” statüsü sonra da “Mahalli Öneme Haiz Sulak Alan” statüsü geliyor.

Biyolojik çeşitlilik açısından en önemli ekosistem olarak bilinen sulak alanlardan, ülkemizde de var çok şükür. Bunlardan 120 tanesi de rüştünü ispatlayarak koruma altına alınmış. Aslında zaten dünyada yaşamların var olmasına katkıları ile çok önemli bir konumlandırmayı ve çok değerli varlıkları ile hatırı sayılır bir statüyle onurlandırılmayı hak eden sulak alanları da tescil statüleri ile sınıflandırmışız.

Elbette bu tescil statüleri, tüm dünyada bilim insanları tarafından yapılan çalışmalar sonucu belirlenen kriterleri taşımaları ile oluşturulmuş. Amaç da yönetim planlarını doğru kurgulayarak alanları korumak ve uzun ömürlü kılarak yönetmek.

Bu yıl konunun uzmanları “Sulak Alanlar ve İnsan Refahı” ilişkisine dikkat çekmeyi hedefliyor. Özellikle tatlı su kaynaklarının ve temiz içme suyunun öneminin, biyoçeşitliliğe katkıları ile insanların gıda ihtiyacının refah üzerindeki etkisini hatırlatarak sulak alanlara olumsuz insan etkilerinin azaltılması gerektiği vurgulanıyor. Sulak alanların tatlı su ve yiyecek sağlayarak dünya çapında bir milyardan fazla insanın geçimini desteklediğini belirten uzmanlar; biyolojik çeşitliliğin rezervuarları olarak su kalitesini artırdığını, karbon depoladığını, sel ve kuraklığa karşı koruma sağladığını ve bunun insan refahı açısından kıymetini dile getiriyor.

Diyeceğim o ki, varoluşlarıyla hayatımızda önemli olarak konumlandırmamız gereken sulak alanlar biz bir statü versek de vermesek de dünya için olmazsa olmazlardan.

Doğal çeşitlilik ve zenginliğin yanında, huzur dahil ne ararsanız barındıran sulak alanlara; mahalli, ulusal, uluslararası demeden sahip çıkmak zorundayız.

Biz onlara sahip çıkarsak onlar da refahımızı artırarak gerek ulusal gerek bireysel olarak statümüzü yukarılara doğru taşıyacaktır.

Üst düzey tescil statülü dostlarla takılmak isteyenler için ülkemizin Ramsar Alanlarını da listelemiş olayım: Burdur Gölü, Göksu Deltası, Manyas Kuş Gölü, Seyfe Gölü, Sultan Sazlığı, Akyatan Lagünü, Gediz Deltası, Kızılırmak Deltası, Uluabat Gölü, Kızören Obruğu, Meke Gölü, Yumurtalık Lagünü, Kuyucuk Gölü ve Nemrut Gölü.

Emin olun onlar bizlerin statüsünü dikkate almadan kucak açacaktır. Sevgi ve samimiyetle yaklaşalım yeter.

Ebru TONG / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ebru TONG - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi