Nerede Bu Kitlenin Hayatı?

Nerede Bu Kitlenin Hayatı?

Yıllar içinde hayatımıza dahil olup evimizin baş köşesinde yerini alan televizyon. O kadar sıradan bir şekilde yerleşti ki yaşamlarımıza, pek çok konuda ortak paydada birleşemesek de bizlerden kocaman bir kitle üretti. Bize sunduğu zenginlikleri ile “izler kitle” haline dönüşüverdik.

Sadece yarım yüzyıl önce televizyon kanallarında bu kadar çeşitlilik yoktu. O yıllarda yaşayanlar bilir. Yaşamayanlar da araştırırsa görecektir. Tek kanallı, 24 saat yayın yapmayan, açılış ve kapanış saatleri olduğundan İstiklal Marşı ile güne başlayan kanallar mazide kaldı. 7/24 yayın yapan, birden fazla hatta yüzlerce kanal seçeneği olan günlere geldik. Düşününce ne büyük zenginlik öyle değil mi? İşte bu zenginlik o yıllarda tam anlamıyla izleyici kitle içindi.

Pazar sabahları çizgi film izlemenin hayali ile günler birbirini kovalardı. Ailecek oturup izlenebilecek, yaş sınırı ile tanımlanmamış diziler haftada bir evlere konuk olurken, tadı damağınızda kalan diyalogları ile bütün hafta dost sohbetlerinde yerini alırdı. Film izlerken çay servisi yapmak zorunda kalan aile üyesi kaçırdığı sahnelerden ötürü boşlukları kendi senaryosu ile doldururdu.

Çocukların elinin altında istediği an ulaşabileceği ve gün boyu yeniden izleyip duracağı çeşit çeşit çizgi filmler yoktu. Diziler haftada kim bilir kaç kez tekrar tekrar yayınlanmaz, diziyi kaçırmama olasılığının olmayacağı akla bile gelmezdi. Filmin en heyecanlı yerinde kapı çalınca durdurup, sonra kaldığın yerden hiçbir anını kaçırmadan devam edebileceğini ummazdı insanlar.

Ânı yaşarlar ve tüketirlerdi. Hayal gücünü besleyen anları çok boldu o zamanların.

Şimdi de ânı yaşıyoruz ama tükenmiyor sanki. Ne zaman istesek, bir dizinin tekrarı ile ya da en sevdiğimiz filmlerin en sevdiğimiz sahnelerini özledikçe, o anları yaşayabiliyoruz. Yeniden ve yeniden.

Biraz daha derin düşünelim bakalım. O yüzlerce kanal içinde kaç tanesini düzenli takip ediyoruz? Düzenli takip ettiklerimizin yayınladıkları programlar arasında ne kadar fark var? Yani gerçekten zenginlik mi sahip olduğumuz yoksa varlığımızla birilerini mi zengin etmekteyiz?

Bir kumandanın tuşları ile zenginleşen hayatlarımızda, bir ekran sınırlarında yaşanıyor zenginliklerimiz.

7/24 akıyor olsa da kanallarda yayın hayatı, “ Nerede bu izleyici kitlesinin hayatı?” diye sormadan geçemiyor insan.

“İzleyici kitlesi” olmaktan öte birleşebildiğimiz, yayın hayatının zenginliklerinden öte zenginleştiğimiz hayatlarımız olsun.

Ebru TONG / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ebru TONG - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi