Dilinde Tüy Bitmek

Dilinde Tüy Bitmek

Şubat tatilinde çocukları ile zaman geçirmek isteyen velilerden bir kısmı iş hayatına ara verdi. Evde ya da dışarıda belki de akraba ziyaretlerinde geçiriliyor ara tatil. Her ne kadar yetkililer tatilde ödev yok dese de bu durum sekizinci ve on ikinci sınıfları bekleyen sınav gerçeğini değiştirmiyor.

Bir yandan çocuklarımızla birlikte iyi vakit geçirmeye çalışırken bir yandan da kaç soru çözdüklerini sormadan edemiyoruz. Özellikle sınav senelerinde ister istemez dilimizde tüy bitiyor. Daha çok soru çözmeleri gerektiğini daha çok çalışmaları gerektiğini hatırlatıp durmak zorunda hissediyoruz. Zamanla hayatın doğal akışının bir parçası oluyor bu söylenmeler.

Bu “Dilinde tüy bitmek” duygusu bazen nasıl da tüketiyor hayatımızı.

Yıl 2010. Gazete Hürriyet. Ege Güncel’ de bir İbrahim Irmak köşesi. “Mavi-Yeşil Bak Bana”. Konu: Sokaktaki Dostlar İçin Çözüm.

Dönemin Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu ilçelere “Bakamadığınız sokak hayvanlarını bize gönderin” demiş. Sığacık’taki sahipsiz köpekler Seyrek bakımevine getirildiği için İzmirli hayvanseverler ayaklanmış. Aklıselim herkes o gün de aynı ifadelerle anlatmaya çalışmış derdini.

İfadeleri aynen alıyorum ki kendi yorumumu yaptığımı düşünmeyiniz.

“Hayvanseverler, sokak hayvanları sorununun çözümünün onları toplu olarak bir yere kapatmak olmadığını söyledi.”

“Hayvanları büyük bir yerde toplayıp bakmanın hem ekonomik hem de uygulanabilir olmadığını da söyleyen veteriner hekimler; Çözüm yerelde. Bin hayvanlık barınak büyük sıkıntı yaratır. İdeali 500 hayvanlık tesisler. İtlaf etmek de asla çözüm değil dedi.”

Benim de “Dilimde tüy bitti” diyeceğim konuların başında sahipsiz hayvanlar konusu geliyor gördüğünüz gibi. 2010 yılında hayvan hakları savunucusu olarak söylediklerimi de aynen kısaca aktarıyorum buraya.

“Hayvan hakları kapsamında en temel sorun aslında sahipsizlik. Kanunda adları geçtiği gibi sahipsiz kalıyorlar. Öncelikle dostların sahipli kılınmasını esas almak ve yasal düzenlemeleri bu düşünce ile oluşturmamız gerekir. Hayatımızı paylaştığımız hayvanlarımızı mal olarak değil, birey olarak görmeye başlamadığımız sürece haklarını savunuyormuş gibi yapmaktan öteye gidemeyiz. Durum sahipsizlik olarak algılanınca da yasal olarak görev verilmiş kurumlar bile yeterli çalışmayı yapmıyor. Artık bu konu hayvan severlik veya sevmezlik konusu olarak ilgi alanı ya da sosyal faaliyet gibi algılanmaktan çıkmalıdır.”

Haber tarihini bir daha belirteyim. Yıl 2010, 9 Aralık Perşembe.

Geçmiş 14 yıl.

Gerçekten konuya emek veren çözüme katkı koyanlar olarak o gün ne dediysek bugün de aynısını söylüyoruz. Dilimizde tüy bitti. Öyle böyle değil, dile kolay yıllardır söylemekteyiz anlayacağınız.

Çocuklarımızın başarısı için bile sadece sınav senesinde dilimizde tüy biterken, hayvan hakları için yılları tükettik. Sonuç ortada.

Yetkililer de çocuk değil ki neden anlamazlar hâlâ dilimizde tüy bittiğini.

Ebru TONG / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ebru TONG - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi