Üçlü Sacayağı

Üçlü Sacayağı

Eğitimde üç ayaktan ve bunların iş birliğinin öneminden bahsedilir hep.

Öğrenci, Veli ve Öğretmen (Okul).

Yıllar içinde ülkemizin eğitim politikasının nasıl değiştiğini, çoğunuz gibi, yaşayarak gözlemleyenlerdenim. Bu deneyimler elbette beni eğitimci yapmaz. Eğitim konusunda bir eğitimci ya da uzman gözüyle yazma hakkı da vermez. Zaten bu yazıdaki amacım ülkemizin eğitim politikalarına dair görüş bildirmek de değil.

Bugünün gündemi olan “Karne”, benim yazımın da gündemi hepsi bu.

Yılda iki kez çocuklarımıza öğrenci sıfatında olmalarına istinaden “Karne” veriyor, geçirdikleri eğitim döneminin çıktılarını not olarak göz önüne seriyoruz. Başarı durumlarını sınıflandırıyor, daha iyi bir öğrenci, daha başarılı bir insan olmaları için almaları gereken yolda yön göstermeyi amaçlıyoruz.

Her ne kadar akademik anlamda ders başarısı ön planda görünse de bireysel özelliklerine dair yapıcı eleştiri ve değerlendirmelerle vatana millete hayırlı evlat yetiştirmek için çabalıyoruz. Bu çabaların yansımalarını da karnelerde görmeyi umuyoruz.

Peki neden sadece öğrencilik döneminde var karne?

Hani “Hayat Okulu” da vardı. Hayat okulunda ilerlerken merak etmiyor muyuz aldığımız yolu? Hayat sıradan akışının dışına çıkmadıkça sorguluyor muyuz olduğumuz kişiyi? Karne verenimiz olsa geçer miyiz her yılın sonunda o seneyi? Kazandığımız paraya göre mi notlar verilmeli hayat okulu karnesinde? Yoksa ahlaklı ve faydalı davranışlarımız mı belirlemeli ortalamayı? Belki de etik dışı davranışlarımızdan dolayı sınıfta kalmalı, o yılı aynen tekrar yaşamalıyız? Dersimizi aldık mı? göstermeliyiz birbirimize.

Üçlü sac ayağı kurulsa hayat okulunda da. Karne düzenlense, her yıl iki dönem hepimize… Nasıl olurdu yaşantımız? Hatta dünyamız ve geleceği.

İlk, orta ve lise öğrencilerimiz karnelerini alacak. Hayat okulunun öğrencileri bizlere ise karne veren olmayacak. Hatalarımız sınırı aşarsa o yılı aynen bir daha yaşamak ve dersimizi aldığımızı ispatlamak zorunda kalmayacağız. İyi kalpli ve faydalı bir insan olursak da kimse karne hediyesi ya da takdirname vermeyecek.

Olsun biz yine de hayat okulunun hakkını vermek için birilerinin karne vermesini beklemeyelim. Beklemeyelim ki karnesini eleştirdiğimiz ya da takdir ettiğimiz çocuklarımıza bırakacak güzel bir geleceğimiz ve o gelecekte emeğimiz olsun.

Ebru TONG / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ebru TONG - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi