Günün İçinden – 19.01.2024

Günün İçinden – 19.01.2024

Güzel bir gün, günler, haftalar tüm neşeyle sizlerin yanında olması dileğimle günaydın…

Tebessüm;

AĞIR

Delikanlı çalıştığı şirketin mektuplarını postalayacaktı. Postacı mektuplardan birisini tartıp; "Bu çok ağır!" dedi. "Biraz daha pul yapıştırmamız lazım."

Delikanlı:

Abi!” dedi. "O zaman daha ağır olmaz mı?”

Yorum

Fıstıkî Yeşil Devrim (3)

“Laikliği İslamileştirecekler…”

Ergenekon, Balyoz ve benzeri yapıntı (fiction) davalara gelince; eni rejim için engel oluşturulacağı düşünülen Avrasyacılık ve Avrasyacıların tavsiyesi içindir. İktidar, kendisi için biçilen rolün dışına çıkamaz. Şimdi sırada yeni rejimi meşrulaştıracak anayasa var. Bu anayasa ile laikliğin evrensel anlamı ve içeriği boşaltılacak ve iktidar mensuplarının arzu ettiği gibi laiklik İslamileştirilecek! Böyle bir şey olur mu? Olduğunda görürsünüz!

Cumhuriyet devrimlerini tamamen yok etmek için mevcut anayasanın koruyucu 174. Maddesi kaldırılacak; orta öğrenimin tamamı imam-hatipleştirilecek ve böylece harp okullarına girişteki en büyük engel kaldırılarak imam-subay döneminin önü açılacak. Türban mı? Ne türbanı? “çağdaş Müslüman kadına yakışmaz türban!”. Bu cümleyi ünün türbancılarından duyacağız. Hedefe varıldıktan sonra türbanın lafı mı olur!

İşte bu nedenle, yeni İslami rejimi meşrulaştıracak anayasadan önce, ülkenin gerçekten demokratikleşmesi için yürürlükteki yasal engellerin ortadan kaldırılması, ortamın temizlenmesi gerekmektedir…

Bir yazar / Bir öykü

ZÜLFÜ LİVANEL

Hakkında

Zülfü Livaneli, (d. 20 Haziran 1946, Ilgın), Türk müzisyen, senarist, politikacı, yazar ve yönetmen.

İlk yılları

Tam adı Ömer Zülfü Livanelioğlu’olup, aslen Artvin’in Yusufeli ilçesinden olan Livanelioğlu ailesinin büyük dedeleri Ömer Efendi 93 Harbi’nde Artvin’in Ermeni ve Rus işgaline uğraması üzerine Erzurum’a gelerek Ahmet Muhtar Paşa’nın ordusuna katılmıştır. Ömer Efendi Harput Redif Taburu’na mülazım rütbesiyle atanır. Daha sonra burada çıkan çatışmada şehit düşer. Ömer Efendi’nin tek oğlu olan Zülfü Efendi, Türkiye’nin muhtelif yerlerinde sorgu hâkimi olarak görev yapar. Soyadı Kanunu çıktığında babasının geldiği Artvin/Yusufeli/Livane Sancağına izafeten Livanelioğlu soyadını alır. Zülfü Efendi’nin erkek çocuklarından üçü de hâkim olmuştur. En büyükleri ve Zülfü Livaneli'nin babası olan Mustafa Sabri Livanelioğlu, Yargıtay Başkanlığı’na kadar yükselmiştir.

Ankara Cumhuriyet Lisesi mezunudur. Daha sonraki tarihlerde ABD Fairfax Konservatuarı'nı bitirmiştir. Zülfü Livanelioğlu bağlama çalmayı teyzesi Nazmiye (Türeli) Yücel'in eşi olan eniştesi Turhan Yücel'den Ilgın'da yaşadığı yıllarda ve yaz tatillerinde öğrendiğinde, eniştesi Turhan bey'in kendisine hayatını değiştirecek bir sermayeyi hediye ettiğinden haberi yoktu.

Zülfü Livaneli, müziği ile birçok ulusal ve uluslararası ödül aldı ve eserleri Joan Baez, Maria Farantouri, Maria del Mar Bonet, Leman Sam gibi onlarca yerli ve yabancı sanatçı tarafından yorumlandı. Kültür, sanat ve politika alanında Türkiye’nin önemli isimlerinden birisi olan sanatçı, sanat yaşamı boyunca 300'e yakın besteye ve 30 film müziğine imzasını attı. Türkiye'den ansızın ayrılarak İsveç'e sürgün yıllarında bulaşıkçıklık dâhil muhtelif işlerde çalışan Livaneli'nin en büyük arzusu bir gün Türkan Şoray ile tanışabilmek ve o zaman Türkiye'de suçlanan kişilerin uğrak yeri haline gelen İsveç'te bulunan ünlü yazar, gazeteci veya şairlerle karşılaşabilmekti. Bugüne kadar dört uzun metrajlı film yönetti: "Yer Demir Gök Bakır", "Sis", "Şahmaran" ve "Veda". Valencia Film Festivali'nde "Altın Palmiye" ve 1989'da Montpelier Film Festivali'nde "AltınAntigone" ödülüne layık görüldü. "Sis", "En iyi Avrupa Film Ödülü"ne aday gösterildi. Sanatçının filmleri Türkiye, ABD, Fransa, Almanya, İsviçre ve Japonya'da gösterime girdi ve BBC, WDR, İspanya, Kanada ve Japon televizyonları gibi birçok televizyon şirketine satıldı. Ekim 1986'da Cengiz Aytmatov'un daveti üzerine Federico Major, Yaşar Kemal, Arthur Miller ve diğer ünlü sanatçı ve düşünürlerin katıldığı Kırgızistan ve daha sonra Wengen, Granada ve Mexico City'de toplanan Issyk-Kul Forumu'nda yer aldı. Livaneli, Elia Kazan, Jack Lang, Vanessa Redgrave, Arthur Miller, Mikhail Gorbaçov, Mikis Theodorakis gibi ünlü kişilerle birlikte dünya kültürünün ilerlemesi ve dünya sanatlarının gelişmesine katkıda bulunmak üzere çalışmalarda bulundu.

1996 yılında Paris’te merkezi bulunan UNESCO (Birleşmiş Milletlerin Eğitim Kültür Bilim Kurulu) tarafından büyükelçilik verilen sanatçı Livaneli, 1978 yılında yaptığı "Nazım Türküsü" adlı albümde Nazım Hikmet'in şiirlerinden bestelediği şarkıları bir araya getirdi.

"Arafatta bir çocuk", "Geçmişten Geleceğe Türküler", "Sis", "Orta Zekalılar Cenneti", "Diktatör ile Palyaço", "Sosyalizm öldü mü", "Engereğin Gözündeki Kamaşma" ve "Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm" ve "Mutluluk" ve Leyla'nın Evi, Sevdalim Hayat, Son Ada ve Sanat Uzun, Hayat Kisa, Serenad kitaplarının yazarı olan Livaneli, hâlen Vatan Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir. Sanatçı uluslararası kültür çevrelerinde tanınmakta ve saygı görmektedir.

Ömer Zülfü Livaneli Ülker Hanım'la evlidir ve bir kızı vardır. Kızı Aylin Livaneli eğitimi ve yaptığı pek çok işten sonra müzik ile ilgilenmiş. 5 albüme imza atmıştır. Müziğe ara veren Aylin Livaneli şuan yurt dışında ekonomi üzerine eğitim almaktadır. Yayınlanmış 3 kitabı bulunmaktadır. Livaneli vejetaryendir. 19 Mayıs 1997 tarihinde, Ankara Hipodrom meydanında verdiği konsere 500.000 kişinin katılmasıyla Türkiye'nin en büyük konserini gerçekleştirme ünvanını kazanmıştır.

Siyasi kariyeri

Livaneli 1994 yerel seçimlerinde, Sosyaldemokrat Halkçı Parti'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday oldu. Anavatan Partisi'nin adayı İlhan Kesici, Refah Partisi'nin adayı Recep Tayyip Erdoğan ve Doğru Yol Partisi'nin adayının Bedrettin Dalan olduğu çekişmeli seçim sürecinde oyların %20,30'unu alan Livaneli üçüncü geldi. Erdoğan ise %25,19'luk bir oranla Belediye Başkanı seçildi. Livaneli, 2002 genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'den İstanbul milletvekili seçildi. Partinin 13. Olağanüstü Kurultayı'nda yeter sayıda imza bulamadığı için genel başkan adayı olamadı ve parti yönetimini ağır şekilde suçlayarak istifa etti. Livaneli, istifasını açıklarken şunları söyledi:

"CHP yönetimi, Atatürk'ün laik, devrimci, halkçı, çağdaş ve reformcu çizgisini 21. yüzyıla taşıyamadığı için ülkemizi içinden çıkılması güç bir siyasi karmaşaya sürükledi. Bu büyük tarihsel ve siyasi kaymayı engelleyebilmek ve CHP'yi özündeki devrimci, reformcu ilkelere tekrar kavuşturabilmek için, parti içinde her düzeyde büyük çaba harcadım. Ama ne yazık ki bu çabalar da diğerleri gibi sonuçsuz kaldı. Partideki muhalif fikir ve kişileri yok etme alışkanlığı, bu kurultaydan sonra da bir kıyıma dönüşerek devam ediyor. CHP içinde kalarak mücadele etme yolları artık tükendi. Parti, örneği görülmemiş bir şekilde antidemokratik ve oligarşik bir yapıya dönüştürüldü."

Kitap incelemesi; SERENAD

Serenad, bu iktidar oyunlarının altında kalan, acılar yaşayan, kavuşamayan hatta ayrı düşen, isim değiştirmek zorunda kalan, yetmezmiş gibi din ve milliyet değiştirmek zorunda da kalan insanların anlatıldığı, gerçek konulara dayanan son derece duygu yüklü bir roman. Tarihin, tarihimizin görünen yüzünün olduğu kadar görünmeyen yüzünün de anlatıldığı bir roman. İngiltere’nin, Rusya’nın, Almanya’nın ve ne yazık ki Türkiye’nin ayıplarının anlatıldığı, dile getirilmeyen, dile getirilmekten kaçınılan olayların yazıldığı, yazıldıktan sonra da büyük bir farkındalık yaratarak da 73. Yıl sonra en azından bu ayıba karşılık bir anma törenine de vesile olabilmiş bir roman. İkinci Dünya Savaşı sırasında Yahudilerin çektiklerini anlatırken Livaneli ara ara ülkemizdeki benzer olaylara da göndermeler yapıyor, belki de topraklarımızın gördüğü en büyük utanç kaynağı olan 6-7 Eylül olaylarına göndermeler yapıyor. Tarihimize baktığımda, oğlunu öldürten, kardeşlerini boğdurtan, kendilerine haremler kuran padişahlarımızı bir ayıp olarak görürdüm, 6 – 7 Eylül olaylarını da en büyük utanç kaynağımız olarak görürken yanında da Madımak’ı, Maraş’ı ve Çorum’u bilirdim ama bizzat devlet tarafından olan daha birçok utanç kaynaklarımız da varmış, bilmiyordum hiçbirini, duymamıştım çünkü. Devletin ayıbı olunca demek çok güzel bir şekilde saklanabiliyormuş.

Bir şair / Bir şiir;

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA

Mustafa Kemal'in Kağnısı

Yediyordu Elif kağnısını

Kara geceden geceden

Sanki elif elif uzuyordu inceliyordu

Uzak cephelerin acısıydı gıcırtılar

İnliyordu dağın ardı yasla

Her bir heceden heceden

Mustafa Kemal'in Kağnısı derdi kağnısına

Mermi taşırdı öteye, dağ taş aşardı

Çabuk giderdi, çok götürürdü Elifcik

Nam salmıştı asker içinde

Bu kez herkesten evvel almıştı yükünü

Doğrulmuştu yola, önceden önceden

Öküzleriyle kardeş gibiydi Elif,

Yemezdi, içmezdi…

Hakkında

FAZIL HÜSNÜ DAĞLARCA;

Süvari yarbayı Hasan Hüsnü Bey'in oğludur. İlköğrenimini Konya, Kayseri, Adana ve Kozan'da, ortaöğrenimini Tarsus ve Adana ortaokulundan sonra girdiği Kuleli Askeri Lisesi'nde 1933 yılında tamamladı. Aile, Ataç, Çağrı, Devrim, İnkılapçı Gençlik, Kültür Haftası, Türkçe, Türk Dili, Türk Yurdu, Varlık, Vatan, Yeditepe, Yücel, Yenilik, Yön, gibi dergi ve gazetelerde şiirlerini yayımladı. 1935'te piyade subayı göreviyle Doğu ve Orta Anadolu'nun, Trakya'nın pek çok yerini dolaştı. Ordudaki hizmeti on beş yılı doldurunca, önyüzbaşı rütbesiyle askerlikten 1950'de ayrıldı. 1952-1960 yılları arasında Çalışma Bakanlığı'nda iş müfettişi olarak İstanbul'da çalıştı. Buradan ayrıldıktan sonra İstanbul Aksaray'da 'Kitap' kitapevini açtı ve yayıncılığa başladı. Ocak 1960-Temmuz 1964 yılları arasında dört yıl Türkçe isimli aylık dergiyi çıkardı. İlk yazısı 1927'de Yeni Adana gazetesinde yayınlanan bir hikâyedir, İstanbul dergisinde 1933'te çıkan 'Yavaşlayan Ömür' adlı şiiriyle adını duyurmaya başladı. Varlık, Kültür Haftası, Yücel, Aile, İnkılâpçı Gençlik, Yeditepe ve Türk Dili dergilerinde şiirleri çıktı. Bugüne kadar kendisine birçok ödül verilen şair 1967'de ABD'deki Milletlerarası Şiir Forumu tarafından 'En iyi Türk Şairi' seçilmişti. Türk Dil Kurumu Yönetim Kurulu üyesiydi. Dil Devrimine ilişkin düşüncelerini Türk Dil Kurumu Koçaklaması'nda şöyle dile getirmiştir:

'Türk Dil Kurumunu kurarken/ Mustafa Kemal’in/ Tek mutsuzluğu vardı/ Türkçeyi sevdiğini/ Daha Türkçe söyleyememek/ Kimilerinin/ Şimdi/ Tek mutluluğu var/ Türkçeyi sevdiklerini/ Daha Osmanlıca söylemek.' Toplumculuğunun temelinde insana ve insan hayatına saygı yatan Dağlarca, bu yüzden hiç bir edebî akım ve kişiden etkilenmeden kendi kozasını örer. Çok yazan ve üreten bir şair kimliğiyle, bağımsız kalarak hiçbir şairden etkilenmemiş, hiçbir akımın etkisinde kalmayarak şiirlerini yazmıştır. Onun sanat anlayışını şu cümlesi özetler: “Sanat eseri hem bir saat gibi içinde bulunduğumuz zamanı, hem de bir pusula gibi gidilmesi gereken yönü işaret etmelidir.”

Türkçeye bakışını ise 'Türkçem, benim ses bayrağım' diyerek Türkçe Katında Yaşamak adlı şiirinde sergilemiştir.

'Türk şiirinin büyük şairi' olarak tanımlanan Dağlarca, 94 yaşında zatürre tedavisi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca, bu yılın ilk aylarında yaptığı bir röportajda ölümünden sonra Kadıköy'de yaşadığı evin müze haline getirilmesini vasiyet etmişti. Evini Kadıköy Belediyesi'ne bağışlayan Dağlarca, Mühürdar Caddesi'ndeki evinde kendisini ziyaret eden Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk'e, evinin müzeye dönüştürülmesi için vasiyette bulunmuştu. 20 Ekim 2008'de Karacaahmet Mezarlığına defnedilmiştir.

Dipnotum

PANOFSKY’NİN ANLAMLARI (II)

(kaldığım yerden…)

Olgusal anlamda, duyularımız bize, salt olgu olarak veriyor. Yani karşılıklı ilişkinin tek yönü, nesne özne yönü söz konusudur. İfadesel anlamda ise duyularımızın aynı zamanda özneden nesneye doğru işlediğini görüyoruz. Ama bu karşılıklı ilişki, bu nesne-özne etkileşimi, yani nesne-özne ve özne-nesne ilişkisi, yine pratik deneyimlerimizin sınırları içinde kalıyor ve doğal olarak kendiliğinden oluşuyor.

TARİHTE BUGÜN ÖNEMLİ OLAYLAR

* 1474 - Köping, İsveç'te kent konumuna alındı.

* 1829 - Johann Wolfgang von Goethe'nin eseri Faust ilk kez sahnelendi.

* 1853 - Giuseppe Verdi'nin "Il Trovatore" operası Roma'da sahnelendi.

* 1861 - Georgia, Amerika Birleşik Devletleri'nden ayrıldı.

* 1903 - İlk kez düzenlenen Fransa Bisiklet Turu'nu (Tour de France) bisiklet yarışmasını, Fransız bisikletçi Maurice Garin kazandı. 19 gün süren 2.428 kilometrelik tura 59 yarışmacı katılırken, ancak 20 bisikletçi finişe ulaşmayı başarabildi.

* 1903 - Okyanus aşırı ilk radyo yayını Amerika Birleşik Devletleri ile Birleşik Krallık arasında gerçekleşti.

* 1915 - George Claude, reklamcılıkta kullanılmak üzere neon tüplerinin patentini aldı.

* 1915 - Zeplinlerin kullanıldığı ilk hava saldırısı Alman İmparatorluğu tarafından Birleşik Krallık'ta yapıldı.

* 1935 - Y biçimli ilk erkek külotları Marshall Field&Co'da satışa sunuldu.

* 1941 - II. Dünya Savaşı: İngiliz güçleri Eritre'ye saldırdı.

* 1942 - II. Dünya Savaşı: Japon askeri birlikleri Burma'yı işgal etti.

* 1945 - Deutsche Bank ve Deutsche Orient Bank, Türkiye'deki faaliyetlerini durdurdu ve tasfiye hazırlıklarına başladı.

* 1949 - Küba, İsrail'i diplomatik anlamda tanıdı.

* 1950 - Türkiye'de İş Mahkemeleri kurulması kararı alındı.

* 1950 - Çin önderi Mao Zedong, Ho Şi Mingh'in önderliğindeki Kuzey Vietnam'ı tanıdı.

* 1956 - Akis dergisi yazı işleri müdürü Cüneyt Arcayürek beraat etti. Arcayürek hakkında dava "Kedi gelince fareler kaçtı" başlıklı yazısı nedeniyle açılmıştı.

* 1959 - Amerika Birleşik Devletleri ile imzalanan İstimlak ve Müsadere Garantisi Anlaşması Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde onaylandı. Anlaşma basında kapitülasyonlara dönüş olarak nitelendi.

* 1960 - Sosyalist Parti faaliyete geçti. Genel başkanlığa Prof.Atıf Akgüç getirildi.

* 1960 - İsveç'in başkenti Stokholm'den Ankara'ya gelen İskandinav Havayolları'na (SAS) ait yolcu uçağı Esenboğa Havaalanı yakınlarında düştü, 42 kişi öldü.

* 1961 - İstanbul'da atlı arabalara plaka verilmemesi kararlaştırıldı.

* 1961 - Yassıada duruşmaları devam ediyor İpar Davası sanıkları Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu, Hasan Polatkan, Medeni Berk, Hayrettin Erkmen ve armatör Ali İpar mahkûm oldular.

* 1966 - Hindistan'da Nehru'nun kızı İndira Gandhi, başbakan oldu.

* 1969 - Amerikan Büyükelçisi Robert Komer istifa etti. Robert Komer'in makam arabası 6 Ocak günü Ortadoğu Teknik Üniversitesini ziyareti sırasında öğrenciler tarafından yakılmıştı.

* 1969 - Prag'da Jan Palach adındaki öğrenci, Sovyetler Birliği'nin Çekoslovakya'yı işgalini protesto için kendini yaktıktan üç gün sonra öldü. Prag'da protesto gösterileri düzenlendi.

* 1977 - Miami-Florida'da kar yağışı: Florida'nın tarihinde ilk kez gerçekleşti.

* 1978 - 1938'den beri üretilen Volkswagen Beetle (Kaplumbağa) modeli otomobillerden sonuncusu Volkswagen'in Emden'deki fabrikalarında üretildi. Kaplumbağaların üretimine Latin Amerika'da 2003 yılına kadar daha devam edilecektir.

* 1981 - Bakırköy İş Mahkemesi Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu'na (DİSK) kayyım atadı.

* 1983 - Lyon Kasabı olarak da bilinen Nazi savaş suçlusu Klaus Barbie Bolivya'da tutuklandı.

* 1983 - Apple şirketi, bir mouse ve "grafik ara yüzü" ne sahip ilk ticari bilgisayar olan The Apple Lisa yı duyurdu.

* 1983 - Niksar Cumhuriyet Savcısı Nihat Gerçek'i öldürmekten yargılanan iki ülkücü mahkûm edildi.

* 1988 - Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) milletvekili Mehmet Ali Eren Türkiye'de Kürt sorunu olduğunu ve Kürtlere baskı yapıldığını söyledi. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde *lar çıktı.

* 1992 - Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Kurulu yapıldı genel başkanlığa Kemal Nebioğlu seçildi.

* 1997 - Yaser Arafat, İsrail kontrolü altındaki son Batı Şeria şehri Hebron'un Filistin'e verilmesini kutlamak üzere 30 yıl aradan sonra ilk kez Hebron'a geldi.

* 1998 - Kenan Şeranoğlu adlı bir kişi, Titan Saadet Zinciri adı altında 30 bin kişiden 8,6 trilyon lira topladı. 15 Haziran'da, Şeranoğlu ile aralarında babasının da bulunduğu 7 sanık dolandırıcılık suçuyla çeşitli hapis cezalarına mahkûm edildi.

* 2004 - Rubia isimli bir köpek Aconcagua dağı zirvesine çıkarak bu alanda bir dünya rekoru kırdı.

* 2005 - SEKA İzmit İşletmesinin kapatılma kararını protesto eden çalışanlar, fabrikadan çıkmama kararı aldı.

* 2005 - "Türkler: Bin Yılın Yolculuğu 600-1600" sergisi, Londra'daki Kraliyet Sanatlar Akademisi'nde açıldı.

* 2006 - NASA'nın uzay sondası New Horizons, Plüton'a doğru yolculuğuna çıktı.

* 2007 - Gazeteci Hrant Dink uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü.

* 2011 - Rize Milletvekili Mesut Yılmaz, Demokrat Parti'den istifa etti. Meclis'te temsil edilen parti sayısı 6'ya düştü.

TARİHTE BUGÜN DOĞANLAR

* 1409 - René I of Naples, Napoli kralı (ö. 1480)

* 1736 - James Watt, buhar makinesini bularak sanayi devrimi'nin başlamasında büyük rol oynayan İskoçya'lı mucit (ö. 1819)

* 1798 - Auguste Comte, sosyoloji ve pozitivizmin kurucusu kabul edilen Fransız filozof (ö. 1857)

* 1809 - Edgar Allan Poe, ABD'li öykücü, şair, eleştirmen ve yayıncı (ö. 1849)

* 1839 - Paul Cezanne, İzlenimcilik sonrası dönemin en büyük sanatçılarından ve kübizmin öncülerinden Fransız ressam (ö. 1906)

* 1863 - Werner Sombart, Alman iktisatçı ve sosyolog (ö. 1941)

* 1912 - Leonid Vitaliyevich Kantorovich, 1975 Nobel Ekonomi Ödülünü Tjalling Kopmans'la paylaşan Sovyet matematikçi ve iktisatçı (ö. 1986)

* 1923 - Markus Wolf, Doğu Almanya başcasusu (ö. 2006)

* 1943 - Janis Joplin, 1960'ların ilk beyaz kadın blues şarkıcısı (ö. 1970)

* 1949 - Robert Palmer, İngiliz şarkıcı (ö. 2003)

* 1954 - Cindy Sherman, ABD'li sanat fotoğrafçısı ve film yönetmeni.

* 1961 - Hakan Aytekin, Türk belgesel yönetmeni

* 1980 - Jenson Button, Formula 1 Pilotu

* 1981 - Asier del Horno, Basklı futbolcu

* 1982 - Atacan Öztürk, profesyonel futbolcu

* 1986 - Moussa Sow, profesyonel futbolcu

* 1992 - Shawn Johnson, ABD'li artistik jimnastikçi

* 1992 - Logan Lerman, ABD'li artist

TARİHTE BUGÜN ARAMIZDAN AYRILANLAR

* 1571 - Paris Bordone, Venedikli ressam (d. 1500)

* 1970 - Beyaz Kelebekler müzik topluluğunun üç elemanı (Behzat Kutlubağ, Altan Eke ve Rıfat Eke), Adapazarı yakınlarında geçirdikleri trafik kazasında öldü

* 1978 - Feridun Çölgeçen, Türk sinema ve tiyatro sanatçısı (d. 1911)

* 1982 - Prof.Ahmet Şükrü Esmer, Türk siyaset tarihçisi ve yazar (d. 1891)

* 1982 - Ord.Prof.Enver Ziya Karal, Türk Tarih Kurumu başkanı (d. 1906)

* 1990 - Sebahattin Selek, Türk yazar (d. 1921)

* 1992 - Sema Savaş, Türk tiyatro sanatçısı

* 1992 - Yesari Asım Arsoy, Klasik Türk Müziği bestecisi (d. 1900)

* 1994 - Necmi Rıza Ahıskan, Türk sanat müziği sanatçısı (d. 1915)

* 2000 - Bettino Craxi, İtalya'nın eski başbakanlarından (d. 1934)

* 2000 - Sevim Çağlayan, Türk sanat müziği sanatçısı (d. 1934)

* 2000 - Hedy Lamarr, Avusturya asıllı ABD'li aktris, bilim insanı (d. 1914)

* 2007 - Hrant Dink, gazeteci (d. 1954)

* 2008 - Ufuk Esin, Türk akademisyen, arkeolog, TÜBA üyesi (d. 1933)

* 2008 - Cüneyt Koryürek, Türk gazeteci ve yazar (d. 1931)

* 2008 - Suzanne Pleshette, ABD'li aktris (d. 1937)

* 2011 - Hasan Ünal Nalbantoğlu, Türk akademisyen ve sosyolog (d. 1947)

* 2013 - Toktamış Ateş, Türk akademisyen ve yazar (d. 1944)

www.HaberHürriyeti.com / Mustafa Gökçek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi