Günün İçinden – 17.01.2024

Günün İçinden – 17.01.2024

Güzel bir gün, günler, haftalar tüm neşeyle sizlerin yanında olması dileğimle günaydın…

Tebessüm;

GERÇEKTEN ÖLÜYMÜŞ

Otelciyi çağırdı:

-Odalarım temizdir, dediniz. Pire filan yoktur, dediniz. Bakın şuna!

Otelci eğilip baktı:

-Evet, o pire ama... Ölü... Ölü...

Müşteri boynunu büktü, otelci de gitti.

Ertesi sabah otelci:

- Nasıl, dedi, rahat uyudunuz mu?

-Valla uyuyabilseydim, belki rahat ederdim ama... Sizin o ölü pire yok mu?

-N'olmuş ölü pireye?

-Yo... Siz haklıymışsınız... Gerçekten ölüymüş o pire... Fakat cenaze töreni o kadar kalabalık oldu ki... Eşi, dostu ahbabı, akrabası, bütün pireler hazırdı törende...

ODACILAR

İki müdür odacılarından şikâyet ediyormuş. İkisi de kendi odacısının daha aptal olduğunu iddia ediyormuş. Birbirlerine kabul ettirmeye bahse girmişler. Bir tanesi zile basarak odacısını çağırmış ve demiş ki: -Al su 50 bin lirayı, git bana en son model arabalardan birini al getir. -Baş üstüne, diyerek çıkmış odacı kapıdan. Ardından diğer müdür kendi odacısını çağırmış: -Git simdi bizim eve bak bakalım ben evde miyim?-Emredersiniz efendim, demiş ikinci odacı. Tam kapıda iki odacı karşılaşmışlar, onlarda müdürlerini çekiştirmeye başlamışlar. Biri demiş ki: -Ya su bizim müdür de çok salak, bana 50 bin lira verdi, git son model bir araba al gel dedi. Bugün pazar hiçbir yer açık değil ki! -O da bir şey mi, asil benimki benden evine gidip kendisinin evde olup olmadığını öğrenmemi istedi. Aptal adam, elinin altında telefon var açıp sorsana!

Yorum

Fıstıkî Yeşil Devrim

Kimi İslamcı ulema, üdeba ve muharrirâna bakarsanız cumhuriyetin laiklik illeti (!) Batı’nın zorlamasıyla Cumhuriyet’e yamanmıştır. Bu nedenle tez elden terk edilmeli. Onlara göre laiklik ilkesi, ikinci Cumhuriyet’in yeni anayasasında kesinlikle yer almamalıdır. Çünkü laiklik Batı’nın Cumhuriyet’e dayatmasıdır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş ve yaratıcı geleceğini Fransız başbakanlarından ve meclis başkanlarından Edouard Herriot gibi aydın siyasetçi ve yazarlar görmüştü.

Ama Cumhuriyet, devrimlerini yapıp, yapısal olarak bir batılı devlet olmaya ve sanayileşmeye başlayınca içlerine kuşku düştü. Sanayileşirse işçi sınıfı oluşacak, Batılı bir demokrasi gelecekti. Hele Köy Enstitüleri bilinçli ve çağdaş bir kitle yaratırsa, al başına belayı! Onlar, adı ve sıfatı Cumhuriyet olan Osmanlı toplumunun devam etmesini isterlerdi…

(bu yazımın devamını yarın okuyabilirsiniz…)

Bir yazar / Bir öykü

FYODOR DOSTOYEVSSKI

Hakkında

Fyodor Mihayloviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский) (d: 11 Kasım 1821, Moskova - ö: 9 Şubat 1881, Sankt Petersburg), Rus roman yazarı.

Dostoyevski, Mikhail ve Maria Dostoyevski'nin oğlu olarak 11 Kasım 1821 tarihinde Moskova'da doğdu. Altı çocuklu ailenin ikinci çocuğuydu. Babası Mikhail, askeri cerrahlıktan emekli olduktan sonra Mariinsky Hastanesi'nde yoksullara hizmet etmeye başladı. Hastane, Moskova'nın en kötü yerlerinden birinde bulunuyordu. Dostoyevski de bu hastane de doğdu. Mikhail, alkole bağımlıydı ve evini sıkı disiplin ile yönetiyordu. Çok kolay sinirlenebiliyordu. Dostoyevski'nin annesi Maria ise bir tüccar kızıydı. Dostoyevski, çocukluğunu çoğu zaman sarhoş bir baba ve hasta bir anne arasında geçirdi. Babasının çalıştığı hastaneden bulunan hastalar ile vakit geçirmeyi ve onların hikâyelerini dinlemeyi çok seven Dostoyevski, ilköğrenimini Moskova'da yaptı. Annesi tüberküloz hastalığı yüzünden öldüğü zaman, sert disipliniyle tanınan Petersburg Mühendis Okulu'na gönderildi. Arkadaşlarının, sinirli ve aşırı duyarlı bir yapıya sahip olduğu için "Ateş Fedya" lakabını verdikleri Dostoyevski, Petersburg’ ta zamanını kitap okuyarak, düşüncelere dalarak ya da kardeşi Mihail ile söyleşerek geçirdi. Babasının 1839'daki ani ölümünü burada öğrendi.

1849 yılında devlet aleyhindeki bir komploya karıştığı iddiası ile tutuklandı. On ay hapishanede kalan Dostoyevski, kurşuna dizilmek üzereyken diğer sekiz tutuklu arkadaşı ile affedildi. Cezası dört yıl kürek, dört yıl da adî hapse dönüştürüldü. Cezasını çekmesi için Sibirya'da bulunan Omsk Cezaevi'ne gönderildi. Burada geçirdiği dört yılın ardından er rütbesi ile hizmete verildi. Subaylığa kadar yükseldi. 1857 yılında Maria Dmitrievna Isayeva ile evlendi. Beş yıl boyunca görev yapan Dostoyevski, 1859 yılında özgür bırakıldı ve Petersburg'a yerleşti. Petersburg'a döndükten sonra Ezilenler (1861) ve Ölüler Evinden Anılar (1862) adlı eserleri yazdı. Kardeşiyle birlikte iki dergi çıkardı. 1862'de arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar bağımlılığı yüzünden maddi açıdan darlığa düştü. Bu dönemde Yeraltından Notlar (1864), Suç ve Ceza (1866), Kumarbaz (1866), Budala (1868), Ebedi Koca (1870) ve Ecinniler (1872) gibi eserleri yazdı. Eşinin ölümünden sonra sekreteriyle evlendi. Yeniden borçlandı ve kumarhanelerde gezmeye başladı. Kızının ölümünün ardından büyük bir sarsıntı geçirdi. Delikanlı (1875), Bir Yazarın Günlüğü (1876) ve Karamazov Kardeşler (1879) adlı eserlerinde yazarlık hayatı boyunca konu edindiği temaları yeniden ele aldı. Karamazov Kardeşler adlı yapıtını üç yılda bitiren Dostoyevski, bir ciğer kanamasıyla yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dünya edebiyatını en çok etkileyen ve en çok okunan yazarlardan biri olan Dostoyevski'nin eserleri birçok 20. yüzyıl düşünürünün fikirlerini derinden etkiledi.

İlk yazarlık dönemi

Ordudan ayrıldıktan sonra kurgusal roman yazmaya başladı. Dostoyevski'nin ilk kitabı olan İnsancıklar (Bednye Lyudi) ilk olarak 1846 yılında yayımlandı. Dostoyevski, toplumunu acımasız kurallarında yaşlı bir adamın öksüz bir kıza duyduğu sevdayı iç dünyasındaki derin çatışmalarla işledi. Halkın sıcak ilgisiyle karşılanan bu kitap, eleştirmenlerden de övgüler aldı. Ünlü eleştirmen Belinski, romanı okuduktan sonra Dostoyevski'ye gelecekte büyük bir yazar olacağına dair övgü dolu sözler söyledi. Şair Nikolay Neksarov, Dostoyevski hakkında "Yeni bir Gogol doğdu" diye konuştu. Yazarlıkta ün sağladıktan sonra 1846 yılında Gogol esintileri bulunan kitabı Öteki (Dvoynik) yayımlandı. Yazar bu romanda, kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma halinde bulunan bir memurun hikâyesini anlattı. Bu romanda ele aldığı çift kişilik temasını daha sonra bazı romanlarında kullansa da roman, Belinsky dâhil hiçbir eleştirmence beğenilmedi. Eleştirmenler romanı sıkıcı buldu ve alay etti. 1847 yılında ise Ev Sahibesi (Hozyayka) isimli romanı yayımlandı. Dostoyevski bu eseri ile de beklediği övgülerin aksine olumsuz eleştiriler aldı. Dostoyevski, ruhsal çöküntüye düştü ve üzüntüden hasta oldu. Ancak yazarlığı bırakmayan Dostoyevski, 1848 senesinde Beyaz Geceler (Belıye Noçi) ve Bir Yufka Yürekli (Slaboye Serdtse) adlı kitapları yayımlattı. Bir Yufka Yürekli, yazara itibarını yeniden kazandırsa da beklediği başarıyı elde edemeyen Dostoyevski'nin umudunu kırdı. Yazarlıkta umudunu kırılan Dostoyevski, politikayla ilgilenmeye başladı ve genç liberallerin (Tetrashevski) grubuna girdi.

İkinci yazarlık dönemi

1859'da ordudan terhis edilerek Moskova dışında küçük bir yerde kalmaya zorlanan Dostoyevski, özgürlüğüne kavuştuktan sonra Petersburg'a döndü. Kardeşi Mihail ve arkadaşı N.N. Strahov ile birlikte Vremya (Zaman) ve sonra da Epoha (Dönem) adlı dergileri hazırladı. Bu dergilerde Slavcı düşünceyi savunduğunu belirten yazılar yazdı. Ezilenler (Unijenniye i Oskorblyonniye) ve Ölü Evinden Anılar (Zapiski iz Mertvogo Doma) ile kendinden söz ettirdi. 1863 yılında arzuladığı Avrupa seyahatini gerçekleştirdi. Sara nöbetleri ve kumar borçları yüzünden sıkıntıya düşen ve yayımcılardan yazmadığı romanların avanslarını alarak yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar adlı yapıtı 1864 yılında yayımlandı. Romanda bir zihnin derinliklerine indi. Suç ve Ceza (Prestuplenie i Nakazanie) ve Kumarbaz(İgrok) adlı yapıtları 1866 yılında yayımlandı. Dostoyevski, Suç ve Ceza'yı 1858 yılında Semipalatinsk'te bulunduğu zaman Roussky Slovo dergisi için uzun bir hikâye olarak tasarlamıştı. Bunun nedeni, Sibirya'dan ayrılana dek roman yazmama kararı almasıydı. Dostoyevski, kardeşi Mihail'e gönderdiği bir mektupta kitap hakkında:

“ ...Konusu gerçekten çok güzel. Kahramana gelince, bugüne kadar hiç denenmemiş bir kişi. Ama bugünün Rusyasına bakacak olursak, böyle bir kişi karşımıza sık sık çıkmaktadır. Bu sonuca halkın kafasını yeni fikirleri anlayarak vardım. Öyle hissediyorum ki, yeni fikirler ve görüşlerle döndüğüm zaman, romanımı genişletmekte başarılı olacağım. Kişi aceleye gelmemelidir dostum. Ve insan iyi olanın dışında hiçbir şey yapmamalıdır... ” diye yazdı.

Dostoyevski, bu eserinde bir Rus aydını olan Raskolnikov'un kendi doğrusu adına işlediği cinayetleri ve vicdanıyla hesaplaşmasını konu edindi. Yazar, küçük bir otel odasında ve kötü bir ekonomik durumla yazdığı Suç ve Ceza'yı 1866 yılında tamamlamıştı. Dostoyevski'nin yazdığı Budala (Idiot) eseri 1866, Ebedi Koca (Veçnıy Muj) 1870, Ecinniler (Besı) 1872 yılında yayımlandı. Bütün bu başyapıtlar birbirinin izledi. Karısı öldükten sonra sekreteri Anna Grigoriyevna Snitkina ile evlendi. Yeniden borçlanan ve kumaranelerde dolaşmaya başlayan Dostoyevski, bir kız çocuk sahibi oldu. Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü. Dostoyevski de bu yüzden büyük bir sarsıntı geçirdi. 1875'te Delikanlı (Podrostok), 1876'da Bir Yazarın Günlüğü (Dnevnik Pisatelya)[ ve 1879'da Karamazov Kardeşler (Bratya Karamazovi) adlı romanları yayımlandı. Hayatı boyunca eserlerinde işlediği temaları yeniden ele aldığı, insan duygularının derinliğine inen eserler yazan Dostoyevski, Karamazov Kardeşler'de Ivan ve Alyosha Karamazov adlı karakterler için filozof Vladimir Sergeyevich Solovyov'dan ilham aldı. Zosima ve Alyosha'nın öne çıkacağı Bir Büyük Günahkarın Yaşamı adlı eseri tamamlayamadı. 1881 yılının Ocak ayında bir ciğer kanaması geçirerek yatağa düştü ve 9 Şubat 1881 tarihinde öldü. Dostoyevski için yapılan cenaze töreninde yaklaşık otuz bin kişi tabutunun arkasında yürüdü.

Dostoyevski, beğeniyle karşılanan ilk romanı İnsancıklar'dan sonra yazdığı Öteki ve Ev Sahibesi ile olumsuz yorumlar aldı ve depresyona girdi. Ancak yazar, kendisini ruhsal çöküntüye götüren düşüncelerden uzaklaşmayı bildi. Dış dünyadan kopan zihninin parçalanışını kendi çözen yazarın eserlerindeki ruhbilimsel açıdan en zengin tema da çift kişilik temasıdır. Kendini ortadan kaldırmaya çalışan benzeriyle sürekli çatışma hali içerisinde bulunan bir memuru anlattığı Öteki adlı yapıtında daha sonra da işleyeceği bir tema olan çift kişilik temasını işlemişti. Ellili yaşlarında içine bazen bir karamsarlık ve ağırlık çöken Dostoyevski, bu durumu ikinci eşi Anna Grigoriyevna Snitkina’ya "Sanki bir suç işlemişim gibi bir çeşit sebepsiz hüzün ve keder içindeyim" diye açıklamıştı. Ecinniler'de Stavrogin'i bir çocuğa tecavüz ettirmiş olması yüzünden de kendini hep suçlamıştı. Dostoyevski kendi çocukluğunda, annesine acı çektirmesinden, sürekli sarhoş olmasından ve hizmetkârlara kötü davranmasından dolayı babasından nefret ediyordu. Eserlerinde kullandığı, kaderine boyun eğen ve uysal kadın örneğini kendi evinde; annesinde gördü. Kadının alttan alması, erkeği daha da kızdırmaktan başka bir işe yaramayacağını görmüştü. Çok duyarlı biri olan Dostoyevski, bu yüzden babasına kin besliyordu. Babasının ölümünü haber aldığında, "Babamın ölümünde benim hiçbir suçum yok, ama bu öldürmenin kefaretini ödemeye hazırım, çünkü içimden onu öldürmek geçiyordu" diyerek Karamazov Kardeşler adlı romanında yer alan Dimitri Karamazov'un tepkisinin benzerini gösterdi. Dostoyevski, babasının ölümünü istediğini düşünerek depresyona girdi. Bazı yazarlara göre de ilk sara nöbetlerine de bu düşünce sebep oldu. Sigmund Freud ve birçok psikanalizci, babaya duyulan bu nefrete ve bunu izleyen suçluluk düşüncesine dayanarak Dostoyevski'nin hastalığının sinirsel kökenli olduğunun ortaya çıkardı. Andre Gide, Ezilenler adlı romanın, aşağılanışın insanı cehennemlik ettiği, alçak gönüllüğünse kutsallaştırdığı fikriyle dolu olduğunu söylemişti. George Steiner ise Charles Dickensvari bir havanın olduğunu söylediği Ezilenler’ de bulunan temanın Ebedî Koca'da, Ecinniler’ de ve Karamozov Kardeşler’ de da yer aldığını söyledi. Nicholas Berdyaev, Dostoyevski'nin bütün yaratıcı gücünü insana ve insanın kaderi temasına adadığını, bunun da onu ölümsüz kılmaya yettiğini belirtti.

Devlet aleyhinde bir komploya katıldığı iddiası ile tutuklandıktan sonra sekiz ay hapishanede kalan Dostoyevski, suç ve ceza kavramlarıyla en yoğun şekilde burada karşılaştı. İdam edilmek üzereyken affedildi. Cezası dört yıl kürek ve altı yıl adî hapse dönüştürüldü. Dört yılın sonunda er rütbesi ile kışlaya verildi ve 1859 yılında terhis edildi. Suç ve Ceza adlı eserini 1858 yılında oluşturmaya başladı. Bu eserinde ahlak kavramını ve siyaseti harmanladı. Dostoyevski, bu romanda sadece Rus halkını değil, tüm insanlığı tehdit eden bir kısır döngüden kurtulmanın gerçekleşebileceğini vurguladı. Yazar, John Stuart Mill'in ekonomik refah için bireysel bencilleşmeyi öneren kuramını Semyon Zaharoviç Marmeladov'un ağzından eleştirdi.

Dostoyevski, düşünce ve sanat deneyimini sürekli olarak arttırdı. Tanrı'dan, ateizmden, kötülükten, özgürlükten söz eden roman karakterleri, gerçekte aynı bilincin farklı anları gibidir. Bu karakterler aracılığıyla Dostoyevski, cinleri ruhundan uzaklaştırır. Bakış açısı değişmekle beraber eserleri, gerçeğin hep aynı coşkulu ve acı veren arayışı içerisindedir.

Bir şair / Bir şiir;

AZİZ NESİN

Çocuklarıma

Diyelim ıslık çalacaksın ıslık

Sen ıslık çalınca

Ne ıslık çalıyor diye şaşacak herkes

Kimse çalmamalı senin gibi güzel

Örneğin kıyıya çarpan dalgaları sayacaksın

Senden önce kimse saymamış olmalı

Senin saydığın gibi doğru ve güzel

Hem dalgaları hem saymasını severek

Hakkında

Aziz Nesin, 20 Aralık 1915'de İstanbul Heybeliada'da doğdu.

Babası Abdülaziz Bey Giresun'un Şebinkarahisar ilçesine bağlı Ocaktaşı köyünden İstanbul'a yerleşti ve bahçıvanlık yaparak geçimini temin etti. Abdülaziz Bey, torunu Ateş Nesin'e göre 'dini bütün, II. Abdülhamit hayranı, sıkı bir Atatürk hayranıydı.

Aziz Nesin, 1924'te İstanbul Süleymaniye'deki adı daha sonra İstanbul 7. İlkokul olarak değiştirilecek olan 'Kanuni Sultan Süleyman İptidai Mektebi'nin 3. sınıfına girdi. İki yıl Darüşşafaka Lisesi'nde okuduktan sonra, 1935'de Kuleli Askeri Lisesi'ni, 1937'de Ankara'da Harp Okulu'nu bitirip asteğmen oldu. Son olarak 1939'da Askeri Fen Okulu'nu bitirdi. Bu dönemde bir yandan da Güzel Sanatlar Akademisi Süsleme Bölümü’ne devam etti. Bir röportajında ona bu eğitim hayatının ‘Fikri takip’ dedikleri şeyi getirdiğini belirtmiştir.

Çalışma hayatı aslen Ankara Harp Okulu'nu bitirmesinin ardından asteğmen rütbesiyle orduya katılmasıyla başlamıştır Nesin'in. Ardından da subay olarak Anadolu ve Trakya’nın çeşitli yerlerinde görev yapacaktı.

1941'den başlayarak II. Dünya Savaşı yıllarında 2 yıl Trakya'da çadırlı ordugâhta görev yaptığı bilinir. 1942'de Erzurum Müstahkem Mevkii İstihkâm Taburu Bölük Komutanlığı'na atandı ve bir bomba kazasında yaralandı. Erzincan'da depremde yıkılmış bir cephaneliğin boşaltılmasıyla görevlendirildi. 1944'de Ankara'da Harp Okulu'nda açılan ilk tank kursuna katıldı. Aynı yıl Zonguldak'ta uçaksavar top mevzileri yaptırmakla da görevlendirildikten sonra üsteğmen rütbesindeyken “görev ve yetkisini kötüye kullandığı” suçlamasıyla askerlikten uzaklaştırıldı.

Yazar, söyleşi ve imza günü için gittiği Çeşme Alaçatı’da, 5 Temmuz’u 6 Temmuz’a bağlayan gece sabaha karşı geçirdiği kalp kriziyle öldü.

Cenazesi Çeşme Cumhuriyet Savcısı’nın isteğiyle otopsi yapılmak üzere 6 Temmuz’da İstanbul Çapa Tıp Fakültesi’ne getirildi. 7 Temmuz 1995’de vasiyeti gereği hiçbir tören yapılmaksızın ve yeri belli olmayacak şekilde Çatalca’daki Nesin Vakfı’nın bahçesine gömüldü. Ardında 80 yıllık mücadele, sayısız başarı ve 'Nesin Vakfı''nı bıraktı.

Ankara Uluslararası Film Festivali çerçevesinde verilen özel ödüllerin arasında 'Aziz Nesin Emek Ödülü' verilmektedir.

Dipnotum

PANOFSKY’NİN ANLAMLARI (II)

(kaldığım yerden…)

Yani bir nesne karşısındaki durumumuzdan, araya bir de özne ve öznenin ruhsal nitelikteki tepkileri girmektedir. Herhangi bir nesne veya olgu, salt fiziksel bir olay olarak gözlemlenmekle kalmamakta, bu olgu karşısında, gözlemleyen öznenin tepkileri de yer almaktadır. Demek ki, biz “empati” yoluyla algıladığımız bu ikinci (ifadesel) anlamda, dışımızdaki nesnelere kendimizden bir şeyler de katıyor, bir bakıma onları ilkel bir düzeyde de olsa, yorumluyoruz. İlkel düzeyde dedik, çünkü böyle bir yorum için gerekli ölçütlerimiz, pratik deneyimlerimizde, günlük alışkanlıklarımızda bulunmaktadır. Bu nokta şöyle bir gerçeği de ortaya koyuyor:

(Bu yazıma yarın kaldığım yerden devam edeceğim…)

TARİHTE BUGÜN ÖNEMLİ OLAYLAR

* 1605 - Cervantes'in Don Kişot adlı romanı ilk kez yayımlandı. Romanın 2. bölümü ise tam 10 yıl sonra basılacaktır.

* 1685 - Viyana'da ilk kafe Johannes Diodato tarafından açıldı.

* 1819 - Simón Bolívar Kolombiya Cumhuriyeti'ni ilan etti.

* 1851 - Şirket-i Hayriye kuruldu

* 1852 - Sand River antlaşması ile BirleşikKrallık, Transvaal'deki (Güney Afrika) Boer kolonilerinin bağımsızlığını kabul etti.

* 1875 - Karaköy - Beyoğlu arasındaki Tünel hizmete girdi. Tünel dünyanın en eski ikinci ve en küçük metrosuydu.

* 1904 - Anton Çehov'un yazdığı Vişne Bahçesi oyunu ilk kez Moskova Sanat Tiyatrosu nda sahnelendi.

* 1909 - Fenerbahçe ile Galatasaray ilk kez karşılaştı FB:0, GS:2

* 1917 - ABD, Virgin Adaları karşılığında Danimarka'ya 25 milyon dolar ödedi.

* 1923 - Mustafa Kemal Paşa'nın İzmit'te düzenlediği ilk basın toplantısı, sabaha karşı sona erdi.

* 1929 - Elzie Crisler Segar tarafından yaratılan Temel Reis (Popeye) karikatürü ilk kez bir gazetede yayımlandı.

* 1942 - Ankara'da ekmek karneye bağlandı.

* 1944 - Monte Cassino Savaşı: II. Dünya Savaşı'nın en uzun ve kanlı çarpışmalarından biri başladı.

* 1945 - SSCB ve Polonya birlikleri Varşova'ya girdi.

* 1946 - BM Güvenlik Konseyi ilk toplantısını yaptı.

* 1960 - Yahya Kemal Müzesi açıldı. Müze Fatih Külliyesi'nin Baş Kurşunlu Medresesi'nde bulunuyor.

* 1961 - Kongo Başbakanı Patrice Lumumba öldürüldü.

* 1964 - Londra Konferansı'nda Kıbrıs Türk toplumunu temsil eden Rauf Denktaş konuştu. Rauf Denktaş, federal yönetime gidilmezse, ayrı bir hükümet kuracaklarını açıkladı.

* 1966 - Bir Amerikan B-52 bombardıman uçağı, İspanya üzerinde bir yakıt tanker uçağı ile yakıt ikmali sırasında çarpıştı ve dört hidrojen bombasını Palomares köyü civarına düşürdü. Palomares *ı olarak hatırlanan *da çevrede radyasyon kirliliği oluştu

* 1971 - Ortadoğu Teknik Üniversitesi Rektörü Erdal İnönü'nün evinin önüne dinamit atıldı.

* 1973 - Ferdinand Marcos, Filipinler'in "ömür boyu" başkanı oldu.

* 1974 - Resmî olarak son Anadolu parsı öldürüldü.1

* 1984 - Dolandırıcılıktan yargılanan Abidin Cevher Özden (Banker Kastelli) beraat etti.

* 1987 - Bülent Ecevit, Siyasi Partiler Kanunu'na aykırı davranmaktan 11 ay 20 gün hapse mahkûm edildi. 12 Eylül darbesinden sonra Bülent Ecevit hakkında 80, Süleyman Demirel hakkında 55 dava açılmıştı.

* 1990 - Yazar Aziz Nesin, kendisine "vatan haini" dediği gerekçesiyle Cumhurbaşkanı Kenan Evren aleyhine tazminat davası açtı.

* 1991 - 2. Körfez Savaşı, müttefik uçaklarının Irak ve Kuveyt'teki hedefleri vurmalarıyla başladı. Irak, misilleme olarak İsrail'e 8 adet Scud füzesi yolladı.

* 1992 - İrlanda Cumhuriyet Ordusu (IRA) Kuzey İrlanda'da protestanlara ait bir binayı bombaladı, 7 işçi öldü.

* 1994 - Güney Kaliforniya'da 6,7 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi: 61 kişi öldü, 20 milyar dolar hasar olduğu tahmin ediliyor.

* 1994 - 21 Ocak'ta fırlatılması planlanan ilk Türk uydusu Türksat 1A'yı taşıyacak Arien füzesi arızalandı. Fırlatma işlemi 10 gün ertelendi.

* 1995 - Avrupa Parlamentosu, Saharov Ödülü'nü cezaevinde bulunan eski DEP milletvekili Leyla Zana'ya verdi.

* 1995 - Japonya'nın Osaka-Kobe bölgesinde 7,2 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi: 6 binden fazla kişi öldü.

* 2000 - İstanbul'da bir villaya operasyon düzenleyen polisle çıkan çatışmada, Hizbullah'ın elebaşı Hüseyin Velioğlu ölü ele geçirildi. Genişletilen operasyonda, mezar evler ortaya çıkarıldı ve çok sayıda Hizbullah mensubu yakalandı.

* 2005 - İstanbul'da 97 şehit asker ailesi ve malul gaziye Cumhurbaşkanlığı Devlet Övünç Madalyası ve Beratı verildi.

* 2007 - Kuzey Kore'nin nükleer denemesi üzerine Chicago Üniversitesindeki sembolik Kıyamet Günü Saati 11:55'e ayarlandı (12 Kıyamet demektir) Saat soğuk savaş boyunca 18 kez değiştirilmiştir.

* 2012 - KKTC'nin kurucu cumhurbaşkanı Rauf Denktaş son yolculuğuna uğurlandı.Kıbrıs'taki Selimiye Camii'sinde kılınan cenaze namazı ardından top arabasına yüklenen naaşı gökkuşağının altından geçerek Cumhuriyet Parkı'ndaki anıt mezara defnedildi.

TARİHTE BUGÜN DOĞANLAR

* 1706 - Benjamin Franklin, ABD'li bilim adamı ve siyasetçi (ö. 1790)

* 1771 - Charles Brockden Brown, ABD'li romancı ve gazete yazarı (ö. 1810)

* 1820 - Anne Brontë, İngiliz romancı (ö. 1849)

* 1884 - Sergei Gorodetsky, Rus şair (ö. 1967)

* 1899 - Al Capone, dünyanın en ünlü gangsteri (ö. 1947)

* 1901 - Aron Gurwitsch, Litvanya asıllı, amerikalı filozof. (ö. 1973)

* 1905 - Guillermo Stábile, Arjantinli futbolcu (ö. 1966)

* 1927 - Eartha Kitt, Amerikalı siyah sahne ve sinema oyuncusu.

* 1931 - James Earl Jones, Shakespeare'in Othello'sundaki performansıyla ünlü Amerikalı oyuncu

* 1933 - Dalida, İtalyan şarkıcı (ö. 1987)

* 1942 - Muhammed Ali, Üç kez dünya profesyonel boks şampiyonluğunu elde eden tek boksör

* 1949 - Andy Kaufman, ABD'li komedyen ve aktör (ö. 1984)

* 1949 - Mick Taylor, İngiliz şarkıcı, şarkı yazarı ve gitarist (John Mayall & the Bluesbreakers ve The Rolling Stones

* 1962 - Jim Carrey, ABD'li sinema oyuncusu

* 1964 - Michelle Obama, ABD'li avukat ve Amerika Birleşik Devletleri 44. Başkanı Barack Obama'nın eşi

* 1968 - Svetlana Masterkova, Rus atlet

* 1969 - Tiësto, Hollandalı DJ ve prodüktör

* 1972 - Levan Varşalomidze, Gürcü siyasetçi

* 1980 - Zooey Deschanel, ABD'li şarkıcı, şarkı yazarı ve aktris

* 1982 - Dwyane Wade, ABD'li basketbolcu

* 1984 - Calvin Harris, İskoç şarkı yazarı, DJ ve prodüktör

* 1984 - Filip Holosko, Slovak futbolcu

TARİHTE BUGÜN ARAMIZDAN AYRILANLAR

* 395 - I. Theodosius, Roma imparatoru (d. 347)

* 1598 - I. Fyodor, Rus çarı (d. 1557)

* 1751 - Tomaso Albinoni, İtalyan besteci (d. 1671)

* 1893 - Rutherford B. Hayes, Amerika Birleşik Devletleri'nin 19. başkanı (d. 1822)

* 1932 - Ahmet Derviş, Kurtuluş Savaşı komutanlarından (d. 1881)

* 1936 - Rudyard Kipling, Nobel Edebiyat Ödülü sahibi İngiliz yazar (d. 1865)

* 1944 - Sait Köknar, tiyatro sanatçısı (d. 1901)

* 1954 - İsmail Habib Sevük, eğitimci ve edebiyat tarihçisi (d. 1892)

* 1957 - Ratip Aşir Acudoğlu, Menemen'de Kubilay Anıtı'nı yapan heykeltıraş

* 1958 - Ord.Prof. Mustafa Şekip Tunç, Türkiye'de modern psikolojinin kurucusu (d. 1886)

* 1961 - Patrice Lumumba, Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nin ilk başbakanı (d. 1925)

* 1985 - Âşık Davut Sulari, Türk halk müziği sanatçısı (d. 1925)

* 1985 - Muzaffer Hacıhasanoğlu, yazar

* 1987 - Hadi Hüsman, eski Gümrük ve Tekel Bakanlarından

* 1996 - Şoför İdris, TKP'li sendikacı (d. 1914)

* 1997 - Clyde Tombaugh, Plüton'u keşfeden ABD'li gökbilimci (d. 1906)

* 1998 - Gökhan Semiz, Grup Vitamin solisti, söz yazarı, besteci, müzisyen, tiyatro sanatçısı (d. 1969)

* 1999 - Ergun Balcı, gazeteci

* 2000 - Hüseyin Velioğlu, Hizbullah örgütü ve İlim grubunun siyasi lideri (d. 1952)

* 2002 - Peter Adamson, aktör (d. 1930)

* 2003 - Richard Crenna, ABD'li aktör (d. 1926)

* 2005 - Virginia Mayo, ABD'li aktris (d. 1920)

* 2005 - Yıldırım Gencer, Türk sinemasının en önemli karakter oyuncularından

* 2005 - Zao Ziyang, Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi eski Genel Sekreterlerinden

* 2007 - Art Buchwald, ABD'li politik mizahçı, Pulitzer ödüllü gazeteci (d. 1925)

* 2008 - Bobby Fischer, ABD'li satranç ustası (d. 1943)

* 2013 - Mehmet Ali Birand, Türk gazeteci, yazar (d. 1941)

* 2014 - Beliğ Beler, Türk siyasetçi (d. 1925)

www.HaberHürriyeti.com / Mustafa Gökçek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi