Bizsiz Hayat

Bizsiz Hayat

Kendimizi yararsız hissettiğimiz, anlamsız bir yaşamın içinde yok olup gittiğimizi düşündüğümüz zamanlar olur bazen. Değersiz olduğumuzu, sevilmediğimizi hissederiz. "Kimse beni anlamıyor" diye kaygılanırız.

İsteklerimizin gerçekleşmemesinden, bir köşede yapayalnız kalmaktan korkarız. Karşımıza çıkan olumsuzluklar neden sadece hep benim başıma geliyor diye sorgularız. Kaderin ağlarını ören Tanrı'ya yakarır, cevap ararız çaresizce. Ama o cevabı bulamayız çoğunlukla.

Ailesinden, arkadaşlarından, bulunduğu çevreden, işinden, yaşadığı yerden kaçıp kurtulacağımızı, belki de her şeyin düzeleceğini zannederiz. Çevremizdeki olumsuzlukların kaynağı olduğumuzu düşünürüz kimi zaman.

İşte bu ruh hali içindedir kahramanımız; baş rollerini James Stewart ve Donna Reed'in oynadığı eski bir Amerikan yapımı filmde, olay küçük bir kasabada geçer. Kahramanımız George Bailey'in bütün hayali dünyayı dolaşmaktır. Art arda gelen olaylar sonucunda kasabayı terkedememiş, babasının pek de iyi olmayan işlerini devralmak zorunda kalmıştır. Sevdiği bir karısı ve çocukları vardır. Ancak işler hiç iyi gitmez. Gittikçe zorlaşan koşullar, hayal kırıkları, borçlar, onu intiharin eşiğine getirir. Bir gece kasabadaki bara gidip sarhoş oluncaya kadar içer ve kendini köprüden nehrin soğuk sularına bırakır.

Bu arada gökyüzünde beliren ışıkların arasından konuşmalar duyulur. Tanrı, bu umutsuz adama bir şans daha vermek için ikinci sınıf bir meleği görevlendirir. "Eğer bu adama yeniden bir yaşama isteği verir intihardan vazgeçirirsen, sana o çok istediğin iki kanadı verir, seni birinci sınıf melek yaparım" der ve tonton bir ihtiyar olarak meleğimizi yer yüzüne yollar. Bugüne kadar istediği kanatlara kavuşamayan meleğimizin görevi çok zordur.

Çaresiz, borç içinde yüzen, hayalleri dünyayı gezmek olan ama küçük bir kasabaya sıkışmış kalmış birini intihardan vazgeçirmek ve hayatı sevdirmek. Ne görev ama!

Polisler onu sudan çıkardığında bizim tonton melek de orada görünür. İkna çabaları ilk başta pek başarılı olmasa da melek ona bir teklifte bulunur. Kendisi hiç doğmamış ve bu dünyaya hiç gelmemiş olacaktır. Eğer George olmasaydı dünya nasıl olacaktı?

Her türlü olumsuzluğun sorumlusu olarak kendisini gören bu adam anlaşmayı kabul eder ve kasabaya doğru yürürler. Kasaba bakımsız, karanlık ve kötü görünüyordur. Etrafındaki dostları ona yabancı gözlerle bakar ve kimse onu tanımaz. Eşi, kütüphanede çalışan yaşlanmış bir kadındır artık. 9 yaşındayken suda boğulmaktan kurtardığı kardeşinin mezarını kilisenin bahçesinde gördüğünde dehşete kapılır. Kendisi bu dünyaya gelmediği için kardeşini kurtaramamış ve o boğularak ölmüştür. Yakın bir kız arkadaşına borç verip onu ekonomik sorunlarından kurtaramadığı için o artık bir hayat kadınıdır. Babasının işini devralan George olmadığı için, birçok insanı iş sahibi yapamamış, yardım ettiği birçok komşusu o yardımlardan mahrum kaldığı için evlerini kaybetmiş, berbat bir hayata razı olmuşlardır.

Melekle yaptığı anlaşmanın üzerinden geçen 5 dakika içinde gördükleri dehşet vericiydi. Gördüklerine inanamıyordu. Farkında olmadan ne çok insanın hayatına değmişti. Varlığı ile o hayatları nasıl değiştirdiğini, en önemsiz kişilerin bile hayatına nasıl dokunduğunu hayretle farkediyordu. Frank Capra'nın bu filminde hayatın, birbirine bağlı dönen bir makinenin dişlileri gibi her şeyin birbirine bağlı olduğunun gerçeğini ortaya koyuyordu. En küçük dişlinin bile bu büyük makina için ne denli önemli olduğunu ve herkesin sandığınızdan daha büyük bir rolü ve değeri olduğunu anlıyordunuz.

George, meleğimiz sayesinde bu gerçeği görünce intihardan vazgeçiyor ve eski hayatına dönüyordu. Kanatsız meleğimiz de kanatlarına kavuşarak birinci sınıf melek olmuştu artık.

Kendisi için değersiz ve anlamsız gözüken hayatın aslında birçok insan ve kendisi için ne kadar değerli ve anlamlı olduğunu anlıyordu George.

Eğer Tanrı bize 2.sınıf bir melek gönderip, bizsiz bir hayati gösterseydi neler görürdük acaba?

Merak etmiyor değilim :)

www.haberhurriyeti.com / Vedat ALTUNDAĞ / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Vedat Altundağ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

02

Hasan Dağaloğlu - Değerli kardeşim yazılarını zevkle okuyorum.

Allah sağlık sıhhat versin.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 16 Ocak 12:41


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi