Yurtta Barış Dünyada Barış

Yurtta Barış Dünyada Barış

Bir ferdi ve sahibi olmakla onurlandığım Türkiye Cumhuriyeti’nin, kurucumuz, büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sloganının dünyada ilk ve tek olmasıyla gurur duyduğumu ve en derinden sahiplendiğimi yinelemek isterim: “Yurtta barış dünyada barış”

Böyle bir “insani” fikir ancak büyük bir insandan, büyük bir “DEHA” dan çıkabilirdi. Öyle ki: onun yaptığı çağdaş devrimlerle ülkeye verdiği o müthiş geniş görüşlülük (vizyon), hepsi hesaplanmış, düşünülmüş hareketlerdir. Türk milleti onun için asil bir millettir ve tarih boyunca bir boyunduruk altında kalmayı kabul etmemiş onurlu bir millettir.

Hiç düşündünüz mü?

Mesela: Sümerbank neden Sümerbank’tır?

Mesela: Etibank neden Etibank’tır?

Savaş ve barışın” kelime anlamının ne olduğunu elbette ki biliyoruz. Ancak Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu kelimeleri nasıl anlam kazandırdığını bilmeden, bu muhteşem, insancıl, devrimci sloganın anlamının değeri yerli yerine oturmuş sayılmaz.

Önce bu sihirli sloganın anlamını kendimce açıklamakla başlamış olayım:

Savaş;

Savaş kavramı kural olarak devletler veya uluslararasındaki güçlerin kendi çıkarları yönündeki, açık ve ilan edilmiş silahlı çatışmaları ifade etmek için kullanılmaktadır.

Barış;

Barış kelimesi genel anlamda düşmanlığın olmaması anlamında kabul görülür. Başka bir anlatımla kötülükten, kavgalardan, savaşlardan kurtuluş, uyum, birlik, bütünlük, sükûnet, sessizlik, huzur içinde yaşamak olarak da tanımlanabilir.

İÇ VE DIŞ POLİTİKANIN TEME DAYANAĞIDIR…

"Yurtta barış, dünyada barış" ifadesi, dünyada ilk defa Mustafa Kemal Atatürk tarafından 20 Nisan 1931'de seçim dolayısıyla millete beyannamesinde dile getirilmiştir. (Mehmet Gönlübol, Atatürk’ün Dış Politikası; Amaçlar ve ilkeler, Atatürk Yolu, 1981, s. 269.)

"Cumhuriyet Halk Fırkasının müstakar umumî siyasetini şu kısa cümle açıkça ifadeye kâfidir zannederim: Yurtta sulh, cihanda sulh için, çalışıyoruz." (Atatürk’ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, C. IV, (1917-1938), s. 549-552.)

Bu ilke 1961 ve 1982 Anayasalarında da yer alan Türkiye Cumhuriyeti'nin temel dış politika genel kural ve politikasıdır. Devlet yönetiminde ve her türlü devlet faaliyetlerinde yönlendirici bir nitelik taşıyan, “Yurtta barış, dünyada barış'' ilkesi, sadece bir parola değil, aynı zamanda bir üstün hukuk kuralıdır. “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi bir taraftan yurt içinde huzur ve sükûnu, güven içinde yaşamayı, diğer taraftan da milletlerarası barış ve güvenliği hedef tutar, ilke, hem iç politikanın, hem de dış politikanın temel dayanağıdır.

Dünyada olabilecek herhangi bir rahatsızlığın herkese zarar verebileceğini, bu yüzden de milletlerin diğer milletlerin sorunlarına kayıtsız kalamayacağını ifade eden Atatürkçülüğün bütünleştirici ilkelerindendir. “Yurtta barış, dünyada barış” en geniş ve yaygın anlamıyla teknik bir deyim olan kolektif güvenliği, milletlerarası barışın korunmasını ve devamlılığını da ifade eder.

Atatürk’ün dünyanın da tanıdığı, kabul ettiği bir entelektüel şahsiyet, en büyük askeri “deha” ların ve komutanların en önde gelenleri arasında haklı bir yeri bulunmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ise tartışmasız en büyük komutan ve liderdir. Girdiği bütün savaşlardan galip çıkmış, kısacık ömrüne sığdırdıklarına bakınca tartışılması bile düşünülemez bir şahsiyettir.

Mahatma Gandhi der ki:

Mustafa Kemal İngilizleri yeninceye kadar tanrıyı da İngiliz zannediyordum” der.

Ömrü cephelerde, savaş meydanlarında geçmiş bir insan böyle bir çağrıyı neden yapmış olabilir?

Atatürk:

Ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe, savaş bir cinayettir” der.

Onun için; savaş zorunlu ve kaçınılmaz olmalıdır. Milletin hayatı tehlikeyle karşı karşıya kalmadıkça savaş bir cinayettir.

Türkiye’nin coğrafi koordinatları dikkate alındığında, ülkemiz dünyanın en stratejik konumunda yer almaktadır. Emperyalist devletlerin iştahla baktığı bir coğrafyada savaş çığlıkları atanların da olabileceğini her zaman dikkate almak gerekir. Ordumuzun dünyanın en güçlü orduları içinde olması boşuna değildir.

Eğitimli,

İyi yetişmiş,

Üstün bir yurt sevgisi olan,

Atatürk ilkelerine bağlı bir ordudan bahsediyorum, yani Atatürk’ün ordusundan.

ÜLKE GÜVENLİĞİ GÖZ ARDI EDİLEMEZ…

Suriye iç savaşı 15 Mart 2011’de başladı. Sayılarını tam olarak bilmiyorsak da yaklaşık son 10 yıldır da milyonlarca Suriyeli sığınmacı ülkemizde yaşıyor. İnsani bir komşuluk ilişkilerinden daha fazla bir özveriyle onları ülkemizde barındırmaya devam ediyoruz. Bu savaştan kaçan komşularımızın bize maliyeti halkımızın yaşam kalitesini tehdit eder boyutlara ulaşmış olması bilinmeyen bir sır değildir. Afganistan ve diğer bazı doğu, Ortadoğu ve Afrikalı kaç kişi bunlara ilave oldu o da bilinmiyor. Bunlardan kaç ailenin kaç çocuğu Türkiye’de doğdu, kaç kişiye vatandaşlık hakkı verildi? Tam olarak onu da bilemiyoruz.

Son günlerde meydanlarda İsrail-Filistin savaşını protesto için “Yeşil bayrak” taşıyarak sokaklarda boy gösterip, cumhuriyet karşıtı slogan atan onca insanın ortaya çıkmasındaki zamanlama çok anlamlıdır. Gösterilerde, içinde yer alan bu sığınmacıların mutlaka etkisi vardır da, bazı hilafet özlemcilerinin bu durumu fırsata çevirmeye çalıştıkları da apaçık ortadadır. Bu yöndeki çabalara üç beş oy için hükümetimizin bakış açısı ve güvenlik güçlerimizin sempatik yaklaşımı ile müsamaha göstermesi cumhuriyet rejimi için büyük tehlikedir.

Che Guevara’nın dediği gibi: “Aslanların sessiz kaldığı yerlerde, kuşlar kartallar volta atar; ama bilmezler ki aslan o sessizliği bozarsa, kıyamet kopar.”

Bütün bu olaylar salt bir İsrail-Filistin savaşının basit bir gösterisi gibi ortaya sürülse de, seçimler dolayısıyla, son yıllardaki siyaset anlayışımızın erozyona uğramış halinin ortaya çıkardığı, en hafifinden bir sorumluluk eksikliği olduğunu düşünüyorum.

Ülkenin sağduyuya ihtiyacı vardır.

Türk halkı, cumhuriyet ilkelerine ve devrimlerine sahip çıkarak 100'ncü yılında rejimin değiştirilmesine izin vermeyecektir.

Ülkenin reçetesi bellidir:

Çare Atatürk ilkelerindedir,

Çare Atatürk’ü düşünmek,

Atatürk gibi düşünebilmektedir.

Refazettin Çığır / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Refazettin Çığır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi