Ankara’ya Yağmur ve Hüzün Yağıyordu

Ankara’ya Yağmur ve Hüzün Yağıyordu

Ankara’nın Yüksel Caddesi, Türkiye’nin “diklenme” merkezidir. Kitap, simit, çay, kahve, salep, tütün, mısır, kestane kokar. Sürüsüne bereket, her ağaçta onlarca kuş tüner. Sokak köpeklerinden yana da nasibini almıştır. Kızılay’ın en kalabalık ve en hareketli caddesidir. Alametifarikası; İnsan Hakları Anıtı ile Mülkiyeliler Lokali’dir.

Ankara birkaç gündür yağışlı. Kurak günlerin acısını çıkartıyor. Hava sert, damlalar iri. Yüksel’de yürünecek, bir bankta oturup gözlem yapılacak günler geride kaldı. Lapa lapa kar yağdığı günleri özledik. Yerde diz boyu kar olsa, Yüksel’i, Konur’u, Selanik ve Karanfil’i adımlasak, kıtlıktan çıkmış gibi kara hücum etsek.

Ankara’ya Yağmur ve Hüzün Yağıyordu

Yüksel Caddesi’ne her gidişte önce Turhan sonra Dost Kitabevi’ne uğrarım. Yeni çıkan kitaplarla ilgi alanım olan bölümlerdeki yayınlara bakarım. Yine öyle yaptım. Dost’tan çıktıktan sonra da Doğru Kumrular’a, Bambu Sahne’ye. Yeni keşfettiğim mekânın tadını çıkarmak gerek.

Bambu Sahne’nin konukları Devinim Tiyatro ekibiydi. “Sevdadır” adlı müzikli oyunu izleyeceğiz. Salon lebalep. Oyun, şair Arkadaş Z. Özger’in hayatından ve şiirlerinden yola çıkılarak kurgulanmış. Biyografik kesitler de içeriyor.

Ankara’ya Yağmur ve Hüzün Yağıyordu

Bir Şair Arkadaş

Oyunun adı, Arkadaş Z. Özger’in ölümünden çok sonra şiirlerinin toplandığı kitabına verilen isim: Sevdadır. Oysa Arkadaş, "Ne zaman yayımlarsam yayımlayayım adı 'Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası' olacak!" dediği şiir kitabını, beklenmeyen ölümü nedeniyle yayımlama olanağı bulamadı. Öldüğünde henüz 25’indeydi.

Ankara’ya Yağmur ve Hüzün Yağıyordu

Bambu Sahne’nin koltuğuna gömüldüm. Ne yağmur var ne soğuk. Sıcak bir ortam ve ben rahatlığın kucağına yumulmuşum. Şiva yine yerinde, tüy yumağını yaymış, çaktırmadan, kısık gözleriyle her seyirciyi yerine oturuncaya kadar takip etti.

Sevdadır’ın kurgu ve rejisi Ahmet Yapar, müzik düzenleme Kemal Evren Kalaycıoğlu ve İlhan Gündiyar, heykel tasarım ve uygulama Sevcan Karadağ, sinevizyon Kübra Özgün ve Burak Efe Meyilli. Tek kişilik oyunda Arkadaş Z. Özger’i canlandıran oyuncu Hüseyin Oçan.

Ankara’ya Yağmur ve Hüzün Yağıyordu

Ahmet Kaya’nın seslendirdiği “Alnında Dağ Ateşi”ni ilk duyduğumda, İsmet Özel şiiri sanmıştım. Meğer Arkadaş Z. Özger’inmiş. Arkadaş’ın şiirlerini biliyordum. Onun bir şiirindeki “Ben az konuşan çok yorulan biriyim” dizesini hiç unutmadım. Şu dizeleri de çok sevmiştim:

“Hiç namaz kılmadım şimdiye kadar /
Annemi ve Allah’ı da çok severim / 
Annem de Allah’ı çok sever / 
Biz bütün aile zaten biraz / 
Allah’ı da kedileri de çok severiz.”

Özger’in “Beyaz Ölüm Kuşları” şiirindeki “Sonra bir gün anneler de ölür / 
böcekler ve kertenkeleler ölür / 
boşalır suyu havuzun kum seddi yıkılınca / 
sivrisinekler ve kağıttan kayıklar ölür / 
sonra o gün çocuklar da ölür
(…)
sonra bir gün anneler de ölür.”

dizeleri, Sezai Karakoç’un “Anneler ve Çocuklar” şiirini hatırlatır. “Anne ölünce çocuk / 

Çocuk ölünce anne.” Yine Sezai Karakoç’un “Balkon” adlı şiirinden de esintiler taşır. “Çocuk düşerse ölür çünkü balkon /  Ölümün cesur körfezidir evlerde.”

Arkadaş’ın ölümü trajiktir. O, 29 Nisan 1973 sabahı Ankara'da, sokakta ağır yaralı bir halde bulunur. Numune Hastanesi'nde 5 Mayıs 1973’te hayatını kaybeder. Beyin kanamasından öldüğü belirlenir. Yakınlarıyla arkadaşları onun ölümünü, SBF Yurdu’nun basılması sırasında başına aldığı ağır darbelere ve polis işkencesine bağlamışlardır.

Ankara’ya Yağmur ve Hüzün Yağıyordu

İnsan Hakları Anıtı Oyuncu Olur mu?

Oyun, Ahmet Kaya’nın “Alnında Dağ Ateşi” şarkısıyla başladı. Sevdadır’da, Hüseyin Oçan Zeki Müren şarkıları ve Arkadaş Z. Özger’in şiirleriyle bizi başka bir dünyaya götürdü. Arkadaş olup seyirciye içini döktü. 

Kumrular’da bir tiyatro salonunda yumuşak koltuklarda otururken, sahnede Yüksel Caddesi vardı. İnsan Hakları Anıtı da sahnedeydi ve  adeta ikinci oyuncuydu.

Olay, Yüksel Caddesi’nde ve İnsan Hakları Anıtı’nın yanında geçiyor. Bir başkent yapıtı; Ankara’ya övgü düzülü cümleler var. Arkadaş’ı canlandıran Hüseyin Oçan, “Ankara’ya gri şehir diyorlar. Ankara gri değil. O, sevenlerine renklerini gösterir. Ankara rengârenk, kendine özgü bir şehir” diyerek, başkent güzellemesi yaptı.

“Sevdadır”ın başlarında İnsan Hakları Anıtı’nın önündeki pankartta “6. Filo Defol” yazarken, bu slogan yerini daha sonra “Kahrolsun Bağzı Şeyler”e bıraktı. Zamanın ruhu. Her şey değişir, değişecek. Esas olan protesto, tepki vermek. Dün “6. Filo Defol”, bugün “Kahrolsun Bağzı Şeyler” sloganları bunun kanıtı.

İnsan Tavır Koyabilen Canlıdır

“Anmak için anımsamak gerekir” cümlesini de Arkadaş rolündeki Hüseyin Oçan’dan duydum. Unutulan öyle çok kıymetlimiz var ki! Arkadaş Z. Özger’in iç dünyasındaki fırtınalara, dışlanmışlığın üzüntü ve tepkisine, anlam arayışına, baskı ve zulme karşı çıkışını Hüseyin Oçan öyle bir performansla sundu ki, seyircilere duygusal iniş çıkışlar yaşattı.

Oyunda  “Keşke şu da olsaydı” diyebileceğim bir eksiklik görmedim. Hüseyin Oçan’ın oyunculuğunu pek beğendim. Kendi zihnindeki Arkadaş’ı canlandıran Hüseyin Oçan, ilk kez bu oyunda şarkı söylemiş.

Fuaye Ankara’yı Duydunuz mu?

Oyundan sonra Fuaye Ankara topluluğunun sohbeti vardı. Kurgu ve reji Ahmet Yapar ile Hüseyin Oçar, oyuna ilişkin soruları yanıtladılar. Ahmet Yapar, oyunun yaratım sürecini anlattı. Hüseyin Oçar ise rolün kendisine yüklediği ağırlığın altında ezilmek yerine, Arkadaş olup yükünü hafiflettiğini söyledi.

Ankara’da bir grup tiyatro sever, Fuaye Ankara adıyla bir topluluk, daha doğru ifadeyle iletişim zinciri oluşturmuşlar. İlk kez duydum. Akıl edeni, topluluğu hayata geçirenleri ve zincirin halkalarını oluşturan pırıl pırıl gençleri yürekten kutluyorum. 

Fuaye Ankara topluluğu bir oyun seçiyor. Oyunu birlikte izliyorlar ve oyun sonrası fuaye etkinliği gerçekleştiriliyor. Önce tiyatro ekibiyle tanışma, ardından tiyatro ve oyun üzerine diyaloglar başlıyor. Ocakbaşı sohbeti gibi. Topluluğu tanımaktan mutlu oldum. Katılmak isteyenlere müjdem var. İndirimli bilet alabiliyorlar. Davet edildikleri oyunlar da olmuş.

Hüseyin Oçan ve Ankara’da Sanat

Sanatçı Hüseyin Oçan, lisans eğitimini Selçuk Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü'nde almış. Yüksek lisans eğitimini ise bir süre akademisyen olarak çalıştığı Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro ASD'da tamamlamış. Buradaki görevinden 2018’de ayrılmış. Halen lisansüstünde doktora eğitimine devam ediyor.

Hüseyin Oçan, mezun olduğu 2012 yılından itibaren Ankara Devinim Tiyatro ve Bambu Tiyatro'da tiyatro çalışmalarını sürdürüyor. Oyuncu Ankara Devlet Tiyatrosu bünyesinde de görev almış. Çeşitli dizi ve kısa filmlerde oynamış. Oyunculuk dersleri veriyor. Önümüzdeki haftalarda Ankara’dan ayrılabilir. Düzce Devlet Tiyatrosu’ndan haber bekliyor.

Ankara’da sanat doludizgin. Seçenek çok. Sanata vakit ayırmalı. Sanatla güzellikleri çoğaltacağız. Sanatla güzelleşeceğiz. Hayat kısa, sanat uzun.

Ahmet TEK / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Ahmet TEK - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi