Bam Telime Bastınız...Kentsel Dönüşüm... Kentsel Bölüşüm Olmuş

Bam Telime Bastınız...Kentsel Dönüşüm... Kentsel Bölüşüm Olmuş

Bir avuç yeşil alan kalmamış etrafımızda...nefessiz bırakılmışız...
Çarpık dönüşüm... Şehir içinde yaşatılmaya mecbur bırakılmış bir insan olarak yazıma başlıyorum...
Nereye el attıysak kurutan, ağaçtan parktan, çiçekten, böcekten, kediden, köpekten nefret eden bir zihniyet cumhuriyetinin içinde sıkışmış kalmış bir ülkeyiz biz...
İnsan sevmeyen, kadın sevmeyen , özgürlüğün anlamını bilmeyen ve yaşatamayan bir milletiz biz...
Kadına şiddetin önüne geçilememiş, insan haklarına dair yasal düzenlemeyi bünyesinde oturtamamış bir ülkeyiz...
Ben burada hayvanları savunan bir yazı yazsam ne manası olur ki...
Öyle komik bir memleketiz ki...ismini verdiğimiz semtlerde bile mutasyona uğratıldık...

10 yaşındaydım.. İstanbul'da Ataköy'de oturuyorduk... Babam ve annem şehirden biraz uzak, bahçeli müstakil evlerin yapıldığı, dağın tek bir yamacına kurulan bir projeden ev aldığımızı söylediler...
Koca katlı binaların içinden bahçeli bir hayata geçiş yapmamız bizi çok heyecanlandırmıştı...
İçinde Kendine ait özel göleti, koşu alanları, oyun parkları, alışveriş merkezi...hepsi hayal gibiydi...
Sözünü ettiğim bölge Bahçeşehir...
Adı üstünde evler bahçeli...heryer ağaç, heryer yeşillik...
Bahçeli...
Ne zaman ki Bahçeşehir'e taşındık, bu bölgeye talep arttı...insanlar şehir hayatından kaçıp dağ, toprak, yeşil, hava ile temas yaptığı bir alana gelmek istedi...
O zaman Bahçeşehir, şehirden 35 dakika uzaktaydı...
Uzaktı...biz uzakta zannediyorduk... çünkü Bahçeşehir'e giderken her yer dümdüz...dağ tepe , tarlalar...
Şimdi ise Bahçeşehir İstanbul'u neredeyse merkezi haline geldi... Sadece uzaktan baktığında uzun uzun binaların olduğu...3-5 tane villaların göründüğü kalabalık bir merkez haline getirildi...anlayacağınız Bahçeşehir'in bahçeleri sadece adında kaldı...

Şimdi geldik gündem konumuz olan sokak hayvanlarına...

Bam telime bastınız...
Ben gönüllü bir sokak hayvan koruyucusuyum...
Belgelerde kağıtlar üzerinde değil ha, kendi içimde...onlara talibim...gönüllüyüm...
Ve ölene kadar da kendimi bu canlılara adayacağım...
İsteseniz de istemeseniz de biz gönüllü olanları onlardan uzaklaştıramayacaksınız..
Bu bağ başka bir bağ...
Belki de sizin anlayamayacağınız bir bağdır bu...

Niye semt ismini kullandım anlatmak isterim..
Bahçeşehir...hani bahçeli bir şehir olarak temeli atılan o bölge...
Şu anda belki de İstanbul'un merkezi olan yer...ve bu işime benzer birçok bölge...
Bahçelievler...
Yeşilköy...
Narlıdere...
Güzelbahçe...
Seferihisar...
Bu semtlerin isimleri sadece isim olarak söylersen öylesine işte...
Ama biz hislerimizi, anlamlarımızı yitirdiğimiz için kelimelerin ne olduğunu bile düşünmeye zaman ayırmıyoruz...
Bir saniye anlamının ne olduğunu düşünsek konumlandırabileceĝiz nerede olduğumuzu...

Bahçeşehir...
Burayı anlatıyorum çünkü dağbaşı olduğu zamandan bugüne kadar olan sürecin hakimiyim de ondan...
Bundan 30 yıl önce dağbaşıydı...
Hayvanların otlatıldığı, kurtların uluduğu, köpeklerin kedilerin avlanıp yaşamını sürdürmeye çalıştığı bir dağbaşıydı...
Şimdi o dağbaşı oldu bize şehir merkezi...
O uluyan, otlayan, avlanan hayvanlar merkezin içinde kaldı mı? Kaldı...
Ey insanoğlu...
Yok yok pardon...insanoğlu diye seslenmiyorum, düzeltiyorum...
Ey Türk insanı...
El attığın heryeri kurutuyorsun...
Dağı, toprağı, denizi, göleti, nehri, ovayı, havzayı altından girip üste koyuyorsun...
zamanında şehirde olan köpeği dağlara götürüp onu orada aç, susuz, yağmur, kar, sıcak demeden atıyorsun sonra sana şehirler dar geliyor, canın sıkılıyor, o dağlara taşlara da hadi şehir kuralım mantalitesiyle gidip ev yapalım diyerek geliyorsun...Bu sefer de diyorsun ki olduğumuz bölgelerde sokak hayvanları var, burada çeteler halinde dolaşamazlar, yaşayamazlar... tehlike arz ediyorlar, toplatılmalı...
Gerçekten mi?

Sizin düşünüp de, ulaşabildiğiniz tek çözüm yolunuz bu mu?

Yazık çok yazık...
İngiltere, Almanya, Norveç örneği vererek ahkam kesiyorsunuz ya...
İngiltere'de Norveç'de, Almanya'da sokaklarda sokak hayvanı bulamıyormuşsunuz..
Evet çok doğru...
Bulamazsınız...

Ama siz bunu söylemlerinizi çoğaltmadan önce ben izninizle sizlere bir soru sormak isterim...
Siz buna cevap verin bizler de hayvan haklarını korumaktan vazgeçelim...
( Ey Türk insanı ) diyorum tekrar sorumu sorarken...
Bizler Norveç, İngiltere, Almanya insan hakları statüsüyle karşılaştırılabilecek bir statüye ne zaman geldik? Geldik de bizlerin mi haberi yok?
Biz ne zaman o standartlara ulaştık da sıra hayvanlara geldi acaba?
Bizler, hepimiz, tümümüz, bütün bir ülke olarak Avrupa standartları içinde mi yaşıyoruz?
Ormanların içine kurulmuş, yesilliklerinin içinde kaybolmuş, görülmeyen evlerin olduğu bir memleket midir Türkiye?
Yüksek binaların sadece toplu çalışma yerleri olan şehir merkezinde olduğu, evlerimizin de şehir merkezinden uzağında, yeşilliklerin ağaçların arasında kaybolmuş bölgelerde olduğu yerlerde mi yaşıyoruz ve yaşatılıyoruz bizler acaba?

Herşeyimiz o standartlarda da sıra hayvanlarımızın yaşam alanlarına mı geldi?

Önce Norveç İngiltere Almanya 'da yaşayan ve yaşatılan hayvanların standartlarında bizim hayvanlarımıza da hak ve hukuk yasası tanıyın..ondan sonra oradaki hayvanların yaşam kalitesiyle buradakilerin kalitesini kıyaslayalım..."hep beraber yapalım bu kıyaslamaları..."

O hayvanların yeri şu an yaşadığımız tarlalar ovalar iken kimse çıkıp onların hakkını savunmadı...kalkıp dağbaşlarına attılar milyonlarca canlıyı...
O kadar gönüllü, kendilerini o hayvanlara adayan insanlar, dağbaşında yaşam mücadelesi veren bu canlılara kendi güçleriyle mama taşırken onların refahı düşünülmedi, ama ne zaman ki şehirler size dar geldi, dağbaşlarına da gidelim ev yapalım dediniz oraya atılıp unutulan hayvanlar o çarpık kentselleşmelerinin arasında sıkışıp kaldılar, o zaman aklınıza geldi öyle mi...
Aklınıza gelmedi...
Onların varlığı sizi orada da rahatsız etti...
Onların refahı için değil bu tartışmalarınız...
Yine kendi çıkarlarınız için...menfaatler doğrultusunda olan bitenler...

Ah insanoğlu ahhhh...
Kendi menfaatlerin için yapamayacağın hiçbirşey yok bu dünyada...
Keşke benim ülkemin de insanı Norveç İngiltere Almanya standartlarında yaşıyor olsaydı da sıra hayvanlarımızın yaşam standartlarına gelseydi...
Çok isterdim bu yazımda onlar için neler yapılabilir maddelerini yazabileyim, çok isterdim kurulabilecek barınakların kalite duzeylerinden bahsedebileyim...

Gerçekçi olalım...

İnsana değer olmayan bir ülkede kalkıp bana hayvanlar konusunda kimse bizlere Norveç İngiltere Almanya örnekleri vermesin...

O düzeye gelebilmemiz içen önce doğaya saygıyı öğreneceğiz, öğreteceğiz...
Sonra insana...

Doğa olmadan Bizler bir hiçiz...
Doğa bilinci olmayan bir ülke, bırakın Norveç İngiltere'yi, Uruguay ile bile kıyaslanamaz...

Biz doğayı sevmeyen bir toplumuz...
Yok etmek, tüketmek üzerine endekslenmişiz...

Yüzyıllar boyu tarımla geçimini sağlayan bir millettik biz...
Şehirler büyüdü...topraklar tükendi...alanlar bitti...
T-ü-k-e-t-t-i-k...
Tüketeceğiz...
Tükeneceğiz...

Bu böyle devam ederse hayvancılık da, tarım da tükenecek...
Tükendi de...
İşte daha da biteceğiz...buna mahkumuz...
Adım adım...

Nasıl çıkılır işin içinden bilmiyorum...
Ama gücünüzün tek yettiği bu hayvanların üzerinden o kirli düşüncelerinizi çekin lütfen...
Onların artık gideceği ne dağbaşı bıraktınız, ne ova, ne bayır...
Onlar bize ayak uydurdu...biz onlara ayak uydurmak zorundayız...
Çaresi mi ne olmalı?

Sahip çıkmak...
Madem öyle...
Norveç Almanya İngiltere standartlarında onlara barınaklar yapılsın...
Kıyaslama yapıyoruz madem...
Aynı standartlarda barınaklar istiyoruz...
Ne bir eksik ne bir fazla...
O düzeye gelmişiz ya...!!!
Bekliyoruz...
Büyük umutlarla...
Bakın bakalım barınaklara..
Norveç, İngiltere, Almanya....

Şimdiden iyi çalışmalar...

Hoşcakalin
Sağlıkla kalın

Burçin Yarkent

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burçin Yarkent - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi