Tarihe Mal Olmuş Bir Yassıada Vardı!

Tarihe Mal Olmuş Bir Yassıada Vardı!

Yassıada’nın eski hali

Günümüzdeki adı “Demokrasi ve Özgürlükler Adası” ya da önceki adıyla “Yassıada” veya eski Yunanca “Plati” olarak bilinir.

Marmara Denizi'nde İstanbul'a yakın küçük bir adadır. Biri sivri, diğeri yassı görünümlü olan, birbirine yakın iki metruk adadan yassı olanıdır. Eni 185, boyu 740 metre, yüzölçümü 18,3 hektar olan adanın arazisi düzdür, ancak sahilleri genellikle denize dik olarak iner. Sivri adaya 0,9 deniz mili (1,66 km), Burgazada'ya 2,67 deniz mili (4,94 km) ve Kadıköy kıyısındaki Fenerbahçe Adası'na 6,27 deniz mili (11,6 km) uzaklıktadır.

SİYASİ TARİHİMİZE DAMGASINI VURDU…

27 Mayıs Darbesi döneminde burada gerçekleştirilen bir mahkemede Demokrat Partililerin (DP) yargılandığı “Yassıada Yargılamaları” ile de tanınır. 1968 yılında bir süre beni de misafir etmiş bir adadır. Ancak hemen açıklama getireyim; benim misafirliğim ne turistik, ne de siyasi değildir. Benimkisi Deniz Kuvvetlerindeki eğitimimle bağlantılıdır.

TARİHSEL GELİŞİMİ…

Doğu Roma İmparatorluğu döneminde 4. yüzyıldan itibaren bir sürgün yeri olarak kullanılan Yassıada'ya, Bizans İmparatoru Theofilos, Platea Manastırı diye bir manastır inşa ettirmiş, 860'ta bu adada sürgün olarak kalan patrik İgnatios da bir kiliseyi adanın tam ortasına ettirmiştir. Daha sonraları bu kilisenin altındaki dehlizler zindan olarak kullanıldı. 12. yüzyılda Latinlerin ve 15. yüzyılda Rusların istilasına uğradı.

OSMANLI İMPARATORLUĞU DÖNEMİ…

İstanbul'un Fethi'nden sonra uzun süre adayla ilgilenen olmamıştır. 1859'da adayı satın alan Birleşik Krallığın İstanbul sefiri Sir Henry Bulwer, sahilde burçları olan kaleye benzer bir bina ile adanın ortasına enteresan bir mimari üslupta, şato büyüklüğünde bir köşk inşa ettirdi.

Bulwer 1837 yılında Birleşik Krallık'ın İstanbul Büyükelçiliği kâtipliğinde bulunurken önemli bir ticaret anlaşması imzalamıştır. St. Petersburg, Madrid, Washington D.C. ve Floransa'dan sonra tekrar Mayıs 1858'de İstanbul'a gönderilmiş ve 1865 yılı Ağustos ayına kadar Büyükelçi olarak kaldığı sırada, dört tarafı kayalık, ıssız yeri beğenerek Sultan Abdülmecit'in de onayını alarak Yassıada'yı satın almıştır.

Lüks eşyalar taşınarak burada küçük bir şato şeklinde, biri batı tarafında, biri ortada olmak üzere iki bina, limonluk inşa ettirir ve asma kütükleri diktirip bahçe kurdurur. Bahçıvanlardan üretimi sorarken, bir taraftan da misafirlerini karşılar. Bahar ve yaz ayları bitince, İngiliz elçisinde birden bir sıkıntı görülür. Bunun üzerine Londra'da Times gazetesine ilan vererek ada satışa çıkarılır. Osmanlı Hükûmeti için bu hiç de uygun bir davranış değildi. Kendisine epeyce dil döküldükten sonra bu kararından vazgeçirilir.

Burada dikkate değer bir rivayet de şudur:

İnşaat yapılırken lahit içinde çok değerli mücevherler çıkar, bunun üzerine Osmanlı hükûmeti Bulwer'den adayı bir Türk'e satmasını ister. Bu kez arazi, bahçe, bağ ve binalar Mısır Hidiv'i İsmail Paşa'nın ilgisini çeker ve satın alır. Fakat o da, kısa bir süre sonra, bu şehirden uzak olan Yassıada'dan sıkılır. Ada’nın tekrar birkaç bekçi ve martılardan oluşan ıssız günler başlar.

DENİZ KUVVETLERİ SATIN ALIYOR…

Ada, 1947 yılına kadar ıssız kalmaya devam ederken, 1947'de Deniz Kuvvetleri tarafından satın alınmış, 1949'da da inşaata başlanmış ve 1952’de modern bir deniz eğitim tesisi kurularak eğitim hizmetlerine açılmıştır. Komutanlık kuzey iskele yanındaki, bugün de duran Bulwer'in şato tipi yuvarlak köşkünü muhafaza ederek, subay ve erler için yüksek katlı lojmanlar, spor sahası, tesisler, buz deposu, yemekhane, silahhane gibi birçok yeni bina yaptırdı. 27 Mayıs Darbesi'nden (1960) sonra burada kurulan mahkemelerde Demokrat Partililer yargılanmıştır. Mahkeme sonunda idam cezasına mahkûm edilen 15 sanıktan Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu'nun cezaları İmralı Adası'nda infaz edildi. Davaya bakan hâkim ve savcılar kaldıkları Heybeliada Panorama otelinden buraya gemi ile gelip gitmişlerdir. Yassıada Yargılamaları bittikten sonra, ada yeniden Deniz Kuvvetlerine teslim edilmiş ve buradaki eğitim faaliyetleri de 1978'e kadar sürmüştür.

FAKÜLTE OLDUĞU GÜNLER…

Deniz kuvvetleri de burayı boşalttıktan sonra adanın ıssız günleri yeniden başlamıştı. 1993'te İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi için uygun bir çalışma yeri olarak görüldüğünden, enstitü buraya taşındı. Günde iki kez şehir hatları vapurları, hoca ve öğrencileri getirip götürmesine rağmen, uzaklık, gerekli ihtiyaçların karşılanmasını zorlaştırdığı için 1995’te fakülte de bu adayı terk etmişti.

TURİZM ADASI OLUYOR…

Bu son terk’ ten sonra, ada yıllarca metruk halde kaldı ve 2013 yılında darbenin adını silmek için adaya İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın önerisi ve İBB Meclisi kararıyla “Demokrasi ve Özgürlükler Adası” adı verildi. Ada bu sefer de, turizme açılmak amacıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından kurulan bir şirkete “Yap-İşlet-Devret” yöntemiyle 29 yıllığına kiralandı.

Yeni sahipleri tarafından tesislerin temeli, 14 Mayıs 2015’te zamanın Başbakanı Ahmet Davutoğlu tarafından atıldı. 27 Mayıs 2020’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Devlet Bahçeli’nin hizmete açtığı ve 140 milyon dolarlık (Bir iddiaya göre de 200 milyon dolar) harcamayla yapılan tesisler, 18 Ocak 2023’te Kültür ve Turizm Bakanlığı’na iade edildi. Daha sonra da yıllık kirası 4,2 milyon TL’den 20 yıllığına Albayrak Gurubu’na ait Birun Ada Otelcilik Turizm A.Ş’ye kiralandı.

Adada 125 odalı Katre Island Hotel, 30 betonarme bungalov, 600 kişilik konferans salonu, 1200 kişilik cami, sergi salonunun yanı sora, 27 Mayıs Müzesi, Demokrasi ve Özgürlükler Müzesi ile Adnan Menderes Müzesi gibi üç ayrı müze bulunuyor.

Tarihe Mal Olmuş Bir Yassıada Vardı!

Demokrasi ve Özgürlükler Adası

MAHKEME SALONU MÜZE OLARAK KALABİLİRDİ…

Adaya ulaşmak çok kolay değil, bu nedenle adanın ziyaretçileri konumundaki insanların Adayı betona boğmuşuz, yeni müzeler yapana kadar mahkeme salonunu, hapishaneyi ve hücreleri aynen koruyup o şekilde ziyarete açsak daha anlamlı olmaz mıydı? Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) ve Türkiye Otelciler Birliği (TUROB) gibi meslek kuruluşlarından ve turizmi bilenlerden fikir alınsaydı ve böyle sonuç vermeyen bir hataya düşülmeseydi daha iyi olurdu eleştiri ve yorumları yapılmıştır.

Adaya gitmek çok zahmetli ve kişi başı ücretler fazla bulunuyor. Otelin gecelik fiyatının yüksek oluşu, müzelerin hafta içinde kapalı sadece hafta sonları açık oluşu gibi nedenlere yapılan bunca masraf ve değiştirilen “Ada dokusu” istenilen amacı karşılayamadığı yönünde bir inanış oluşmuş. Bütün bu olumsuz ve mesafeli düşüncelerden de anlaşılıyor ki, böyle bir yeri turizm amaçlı inşa ederken aceleye getirilmiş, yanlış planlama yapılmıştır.

Hâlbuki ki adayı betona boğmadan, yeni müzeler yapana kadar mahkeme salonunu, hapishaneyi ve hücreleri aynen koruyup o şekilde ziyarete açmak daha anlamlı olabilirdi.

Kaynaklar:1-Wikipedia, 2-https://www.turizmguncel.com/,

Refazettin Çığır [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Refazettin Çığır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

01

Zeki Erdoğan - Teşekkürler Syn. Abim, Yassıada günlerimizi hatırladık, bundan ziyade Yassıada tarihini detaylı öğrenmiş olduk, kaleminize sağlık… selamlar saygılar….

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 10 Aralık 22:46


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi