Günün İçinden – 06.12.2023

Günün İçinden – 06.12.2023

Güzel bir gün, günler, haftalar tüm neşeyle sizlerin yanında olması dileğimle günaydın…

Tebessüm;

ÇIKARMAYA ÇALIŞIYOR

Delinin biri kuyuya bir taş atmış yüz akıllı çıkarmaya çalışmış, çıkaramamış. Sonunda delinin diğeri ilk deliye bu akıllıların ne yaptığını sormuş. Birinci deli de :

-Elimdeki taşı kuyudan çıkarmaya çalışıyorlar, demiş.

ÇORAPLAR

Akıl hastanesinde doktor, davranışlarını normal bulduğu hastaya niçin hastanede bulunduğunu sorar.

Hasta:

-Pamuklu çorapları yünlülere tercih ettiğim için, diye cevap verir.

Şaşıran doktor:

-Bunun anormallik neresinde? Ben de pamuklu çorapları tercih ederim, der.

Hasta sevinçle karşılık verir:

- Çok memnun oldum doktor. Sizinkiler limonlu mu, yoksa sirkeli mi?

KARŞIDAKİ DUVARIN ÇİVİSİ

Delinin biri, çiviyi tersine çevirerek sivri tarafına vura vura duvara çakmaya başlamış.

Onun bu halini gören başka bir deli işe karışmış:

-Baksana, yahu! Sen yanlış bir iş görüyorsun. Bu çivi karşıki duvarın çivisi olacak galiba, demiş.

Yorum

Çam Süsleme Geleneği

Hıristiyanların İsa’nın doğuşu olarak kutladığı Noel, çok eski Türklerin yeniden doğuş bayramıdır. Türklerin, tek tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre, yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı bulunuyor. Buna ‘ hayat ağacı’ diyorlar. Bu ağacı, motif olarak bizim bütün halı, kilim ve işlemelerimizde görebiliriz.

Türklerde Güneş çok önemli. İnançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 Aralık’ta gece gündüzle savaşıyor. Uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek zafer kazanıyor. İşte bu Güneş’in zaferini, yeniden doğuşu, Türkler büyük şenliklerle akçam ağacı altında kutluyorlar. Güneş’in yeniden doğuşu, bir yeni doğum olarak algılanıyor.

Bayramın adı NARDUGAN (Doğan Güneş). Güneşi geri verdi diye Tanrı Ülgen’e dualar ediyorlar. Duaları Tanrı’ya gitsin diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar, dallarına bantlar bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar Tanrı’dan. Bu bayram için evler temizleniyor. Güzel giysiler giyiliyor. Ağacın etrafında şarkılar söyleyip oyunlar oynuyorlar. Bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır, uğur gelirmiş.

Bu yüzden bu olayın Türklerden Hıristiyanlara geçtiği ve bunu da Hunların Avrupa’ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor. İsa’nın doğumu ile ilgisi yok. “Doğum, güneşin yeniden doğuşu…”.

Bir yazar / Bir öykü

JACK LONDON

Demir Ökçe

Cesur insanların ölümünü seyretmek, korkakların hayatları için yalvardığını işitmekten daha kolaydır.”

Modern despotik romanın en erken örneklerinden biri olarak değerlendirilen ve bilim kurgu öğeleri de taşıyan Demir Ökçe, oligarşinin Amerika'daki yükselişiyle birlikte yaşanan acımasız sınıf savaşını konu alır. Jack London'ın sosyalist görüşlerinin en açık şekliyle ifade edildiği bu roman, yirminci yüzyılın başlangıcının çalkantılı ruhunu ürpertici bir dille aktardığı gibi yazıldıktan seneler sonra yaşanan faşizmin yükselişi ve otoriter hükümetlerle ilgili isabetli öngörülerde bulunur.

Hakkında

12 Ocak 1876 ' da San Francisco ' da doğmuştur. 22.11.1916 yılında da ölmüştür.

ABD'li gazeteci ve roman yazarı. Vahşetin Çağrısı, Martin Eden, Demir Ökçe, Beyaz Diş ve Deniz Kurdu başta olmak üzere elliden fazla kitabın yazarı olan Jack London, Dünya ticari dergi romanının öncüsü ve yazarlıktan yüksek gelir elde etme başarısını amaçlayan ilk Amerikalılardandır.

Jack London, özellikle yerel kütüphanede kitap okuyarak kendi kendisini eğitmiştir. 1885'te, Ouida'nın eğitimsiz bir İtalyan köylü çocuğunun opera bestecisi olarak ün kazanmasını anlatan romanı Signa'yı okudu. Bu romandaki karakter onun edebiyat alanındaki kendi hedeflerine ulaşması açısından prototipi olacaktı. 1886’da Oakland Yerel Kütüphanesi’nin sempatik kütüphanecisi Ina Coolbrith’ı (sonraları Kaliforniya’nın ilk prestijli şairlerinden ve San Fransisco edebiyat topluluğunun önemli bir şahsı olmuştur) keşfetmesi Jack London için önemli bir gelişme olmuştur.

London 1889 yılında Hickmott konserve fabrikasında günde 12-18 saat çalışmaya başladı. Bu ağır iş koşullarından kurtulmak için siyahi sütannesi Virginia Prentiss’den borç para alarak French Frank adındaki bir istiridye korsanından Razzle-Dazzle adlı şalopayı satın aldı. Böylelikle o da bir istiridye korsanı oluyordu. John Barleycorn'da French Frank’ın metresi Mamie’yi kaçırdığından söz edilir. Birkaç ay sonra yelkenlisi tamir edilemeyecek düzeyde zarar gördü. Bu olaydan sonra safını değiştirerek Kaliforniya Balık Devriyesi'nin bir üyesi oldu. Serserilik ve denizcilik deneyimlerinden sonra Oakland'a döndü ve Oakland Lisesi'ne kaydoldu. Burada Aegis isimli okul dergisine birkaç yazısıyla katkıda bulunmuştur. Bu yazılardan yayınlanan ilk eseri "Japon Kıyılarında Tayfun", denizcilik deneyimlerinin bir meyvesidir.

Jack London umutsuzca Berkeley Üniversitesi'ne katılmayı istedi ve 1896 yılında yoğun bir yaz dönemi ders çalışmasından sonra başardı; fakat maddi zorluklar yüzünden 1897 yılında ayrılmak zorunda kaldı ve bu yüzden hiçbir zaman diploması olmadı. Öte yandan Kingman'a göre Jack'in üniversitedeki öğrenci yayınlarında yazısı olduğuna dair hiçbir kayıt yoktur.

25 Temmuz 1897'de London, kayınbiraderi James Shepard ile Klondayk Altın Avı'na (Klondike Gold Rush) katılmak üzere denizlere açıldı. İlk başarılı öykülerini de burada yazacak olan London için Klondayk dönemi sağlığı açısından pek de iyi gitmedi. Klondayk'taki diğer birçok kişi gibi o da gıda eksikliğinden iskorbüt hastalığına yakalandı. Bu hastalık dişetlerinin şişmesine ve ardından dört ön dişini kaybetmesine neden oldu.

Aynı dönemde karın ve bacak kaslarındaki ağrılar da ona ıstırap veriyordu. Neyse ki "Dawson City'nin ermişi" peder William Judge, ona ve onun gibi çeşitli hastalıklarla boğuşan birçok insana barınacak yer, yemek ve ilaç temin etti. London'ın sağlığı bu sayede düzeldi ve belki de bir cizvit papazı tarafından hayatı kurtarılmış oldu. London, Klondayk'ın tüm güçlüklerine karşın hayatta kalmayı başardı. Bu çabası onun en iyi eserlerinden sayılan Ateş Yakmak adlı kitabını yazmasına esin kaynağı olmuştur.

Dawson'daki ev sahibi Bond ailesiydi. Marshall ve Louis; Yale ve Stanford'dan mezun maden mühendisleri, onların babası Hiram Bond ise şirket avukatlığının yanında zengin bir altın yatırımcısıydı. Bondlar, başta Hiram olmak üzere, aktif birer cumhuriyetçiydiler.

Jack Oakland'ı iş etiğine bağlı bir sosyal vicdan ve sosyalist eğilimler sahibi biri olarak terk etti ve sosyalizmin aktif bir destekçisi haline dönüştü. Ayrıca çalışma derdinden kurtulabilmenin tek çıkar yolunun eğitim alıp "beynini satmak" olduğu sonucuna vardı. Yaşamı boyunca yazmayı bir meslek, yoksulluktan çıkış yolu olarak benimsemiş, zenginliği mağlup etmenin vasıtası olduğunu ummuştur.

1898'de Oakland'a döndüğünde ciddi olarak yazdıklarını bastırma işine atıldı. Bu çabası "Martin Eden" adlı romanında akıllara kazınacak bir biçimde anlatılmaktadır. Yayımlanan ilk öyküsü "Yoldaki Adam"dı. Bu öyküsü için "Overland Monthly" ona yalnızca 5$ teklif edince Jack London yazarlık kariyerini sonlandırmanın eşiğine gelmişti. "The Black Cat", "A Thousand Deaths" adlı öyküsünü kabul ederek -bir öyküsü için aldığı ilk para olan- 40$'lık ödemeyi yapınca kendi cümleleriyle, "literally and literarily I was saved" yani "harfi harfine ve edebi olarak kurtarılmıştı".

Jack London yazarlık kariyerindeki zamanlama konusunda şanslıydı. Tam da düşük maliyetli dergi üretimini mümkün kılan yeni basım teknolojilerinin döneminde başlamıştı. Bu durum geniş kitleleri hedefleyen popüler dergilerin patlamasına ve büyük bir kısa öykü pazarının oluşmasına sonuçlandı. 1900'lerde yazarlıktan 2.500$ kazandı, bu miktar günümüzün parasıyla 75.000$'a eşdeğerdir. Kariyeri yolunda gidiyordu.

Dergilere sattığı çalışmalar arasında aynı öykünün iki ayrı basımı olan "Batarde" ya da "Diable" olarak bilinen bir kısa öykü de vardı. Zalim bir Fransız asıllı Kanadalı köpeğini vahşileştirir. Köpek intikam için onu öldürür. London, bir köpeği kötülüğün simgesi olarak gösterdiği için eleştirilmiştir. O da eleştirilere karşı adamın hareketlerinin hayvanın davranışının asıl sebebi olduğunu dile getirmiş bunu da bir diğer kısa öyküsünde göstermiştir.

Saturday Evening Post için yazdığı "Vahşetin Çağrısı" adlı bu öykü Santa Clara vadisindeki bir arazide başlar ve Buck adındaki St.Bernard-çoban köpeği kırması bir köpek üzerine kuruludur. Aslında açılış sahnesi Bond çiftliğinin bir tarifidir ve Buck da Dawson'da ev sahipleri tarafından ödünç verilen bir köpeğe dayanmaktadır. London, Marshall Bond'u California'da ziyaret etti, 1901'de San Fransisco'daki bir politik konferansta tekrar karşılaştılar.

Şair George Sterling ile Oakland'ın Lake Merritt bölgesinde kiralık villasında yaşarken tanışan London ve Sterling zamanla birbirlerinin en iyi arkadaşı oldular. 1902'de Sterling London'a California Piedmont'daki kendi evinin yakınlarında bir ev bulması konusunda yardımcı oldu. London, mektuplarında kargaburnu ve klasik karakteri nedeniyle Sterling'e "Greek" diye hitap etmiştir ve bunları "Wolf" adıyla imzalamıştır. Sonradan London Sterling'i; otobiyografik eseri Martin Eden'de Russ Brissenden karakteriyle, "Ay Vadisi’nde ise Mark Hall karakteriyle betimleyecekti. Daha sonraki yaşamında London geniş kapsamlı şahsi kütüphanesine kendini adadı. London 15.000 ciltlik bu kütüphaneye "Benim Ticaret Araçlarım" derdi."

Jack London'ın ölümü tartışmalara yol açmıştır. Pek çok eski kaynakta intihar olarak anlatılmıştır. Çok acı çektiği ve morfin aldığı biliniyordu, kazayla aşırı doz olması da ihtimaller dâhilindedir.

Bir şair / Bir şiir;

ABDURRAHİM KARAKOÇ

Mihriban(aşk)

Sarı saçlarına deli gönlümü

Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban!

Ayrılıktan zor belleme ölümü

Görmeyince sezilmiyor Mihriban!

Yâr deyince kalem elden düşüyor

Gözlerim görmüyor aklım şaşıyor

Lâmbamda titreyen alev üşüyor

Aşk kâğıda yazılmıyor Mihriban!

Önce naz sonra söz ve sonra hile

Sevilen seveni düşürür dile

Seneler asırlar değişse bile

Eski töre bozulmuyor Mihriban!

Tabiplerde ilaç yoktur yarama

Aşk değince ötesini arama

Her nesnenin bir bitimi var ama

Aşka hudut çizilmiyor Mihriban!

Boşa bağlanmamış bülbül gülüne

Kar koysan köz olur aşkın külüne

Şaştım kara bahtın tahammülüne

Taşa çalsam ezilmiyor Mihriban!

Tarife sığmıyor aşkın anlamı

Ancak çeken bilir bu derdi, gamı

Bir kördüğüm baştan sona tamamı

Çözemedim çözülmüyor Mihriban!

Hakkında

7 Nisan 1932 tarihinde Kahramanmaraş ili, Elbistan ilçesine bağlı Ekinözü (Celal) köyünde dünyaya geldi. Küçük yaşlarda şiire merak sardı. Bu, aileden gelme bir merak diyebiliriz. Çünkü dedesi, babası ve kardeşleri de şairdirler.

İlk yazdığı şiirleri 2 kitap olacak hacimde iken beğenmeyip yaktı ve 1958 yılından itibaren yazdıklarını 'Hasan'a Mektuplar' ismi altında 1964 yılında 10.000 adet bastırdı. FEDAİ yayınları arasında çıkan bu eser kısa zamanda tükendi ve 2. baskısını yine 10.000 adet bastırdı. 1958 yılında bulunduğu kasabada belediye mesul muhasibi olarak memuriyete girdi.1981 yılı Mart ayında emekli oldu.

Serdengeçti, Töre-Devlet, Ocak, Yeni Düşünce, Yenisey, Alperen yayınları olarak şimdiye kadar 12 şiir kitabı, bir tane de makalelerinden derlenen nesir kitabı çıktı. 1985 yılından sonra gazetecilik yaptı. Bir ara politikaya girdi ve ayrıldı. Niçin girip, niçin ayrıldığını bir röportajda şöyle cevaplandırdı: 'Allah rızası için girmiştim, Allah rızası için ayrıldım'. 30 yılı aşkın bir zaman içinde kitapları baskı üstüne baskı yenilemektedir. Bilhassa 'Vur Emri' adlı kitap günümüz şairlerinin hiç birisine nasip olmayan kabulü görmüştür. 7 Haziran 2012 tarihinde Hakk'a yürüdü.

Dipnotum

Neden ‘F’ Klavye? (‘Q’ klavyeyi kullananlar verimlilikte geri kalıyor…)

‘F’ Klavye, dünyanın en bilimsel klavyesidir. Bu özelliğine Türkçenin matematikselliği ve bilimselliğin fiziksel gerekleri de eklenince ortaya mükemmel bir klavye çıkmıştır.

Klavye Türkçeye uygun olarak hazırlanmıştır. Türkçede en çok kullanılan harfler, klavyenin ortasına (en güçlü parmakların bastığı alanlara) dizilmiş, daha az sıklıkla kullanılan harfler kullanım oranlarına göre kenarlara doğru yayılmıştır. Bu şekilde mümkün olan en yüksek yazma hızı sağlanmıştır. ‘F’ klavye sadece Türkçe değil, İngilizce, Fransızca gibi başka Latin dillerinde de hızlı yazmayı sağlayan bir klavyedir. Dünya şampiyonlarında alınan çok dilli yarış dereceleri ve rekorları bunun kanıtıdır.

Türkçeye uygun olmayan, fakat ülkemizde bilinçsizce kullanılan ve hatta İngilizceye bile uygun olmayan1873 model ‘Q Klavye’ kullanmanın hiçbir avantajı yoktur. Şimdiye kadar hiçbir İngiliz ve Amerikalı ‘Q’ klavyeyle anadillerinde dünya şampiyonu olamamışlarken, Türkler bugüne kadar ‘F’ Klavye sayesinde 25 rekorlu 59 şampiyonluk kazanmışlardır. Q klavyeyi, bu klavyeyi kullanan uluslar bile beğenmemektedir. Q klavyede harfler kullanım sıklığına göre değil, mekanik yazı makinelerinde harf çubuklarının birbirine takılmaması amaçlanarak dizilmiştir.

(bu yazıya yarın kaldığım yerden devam edeceğim).

TARİHTE BUGÜN ÖNEMLİ OLAYLAR

* 963 - VIII. Leo, Papa seçildi.

* 1240 - Moğol Hanı Batu, 28 Kasım'dan beri kuşatma altında tuttuğu Kiev şehrini fethetti. İleride kentin nüfusu 50 binlerden 2 binlere düşecekti.

* 1492 - Kristof Kolomb altın araştırmaları yapmak için Santa Domingo adasına vardı.

* 1768 - Encyclopedia Britannica'nın ilk baskısı yapıldı.

* 1790 - ABD Kongresi, New York'tan Philadelphia'ya taşındı.

* 1862 - ABD Başkanı Abraham Lincoln, Minnesota'daki Sioux isyanına katılarak tutuklanan 303 kızılderiliden 39'unun asılmasına karar verdi idamlar 26 Aralık'ta infaz edildi.

* 1865 - ABD anayasasına köleliği yasaklayan madde eklendi.

* 1877 - Washington Post gazetesinin ilk sayısı yayımlandı.

* 1877 - Thomas Edison ilk ses kaydını gerçekleştirdi.

* 1917 - Finlandiya, Rusya'dan bağımsızlığını ilan etti.

* 1917 - Halifax'da (Kanada) bir cephane deposu patladı: 1900'den fazla kişi öldü, şehrin bir kısmı harabeye döndü.

* 1922 - İnsülin ilk kez Kanada’da bir hastanede hastalar üzerinde denendi.

* 1922 - Mustafa Kemal, Ankara'da görüştüğü Hakimiyeti Milliye ve Yenigün gazetelerinin muhabirlerine, Halk Fırkası'nı kuracağını açıkladı.

* 1922 - İrlanda Bağımsız Eyaleti kuruldu.

* 1937 - Türkiye, 1927’de imzalanan Türkiye-Suriye iyi komşuluk sözleşmesini feshetti.

* 1938 - Fransa ve Almanya dostluk anlaşması imzaladı.

* 1940 - Yunanistan, Arnavutluk'ta Premete kentini işgal etti.

* 1959 - ABD Başkanı General Eisenhower, resmi bir ziyaret için Türkiye'ye geldi.

* 1971 - Hindistan, Pakistan'dan bağımsızlığını ilan eden Bangladeş Demokratik Cumhuriyeti'ni tanıdığını açıkladı. Pakistan Hindistan'la bütün diplomatik ilişkilerini kesti.

* 1981 - Kılık kıyafet yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlandı. Okullarda başörtüsü ve sakal yasaklandı.

* 1983 - MGK yönetimi sona erdi. Konsey, çıkardığı son yasayla kendi dönemlerini kötüleyen ya da küçük düşüren her türlü yazılı ve sözlü beyanı yasakladı.

* 1989 - BBC Televizyon kanalının dünyanın en uzun süredir devam eden bilim kurgu dizisi olan Doctor Who'yu yayından kaldırdı. Bu Doctor Who Klasik Serisinin sonu oldu. 12 Mayıs 1996 yılında televizyon filmi yayına girdi. Günümüz serisi ise 26 Mart 2005 yıl

* 1994 - THY'nin Boeing-737 tipi bir yolcu uçağı Van'da düştü: 56 kişi öldü.

* 1997 - Antonov tipi bir Rus kargo uçağı, Irkutsk-Sibirya'da evlerine arasına düştü: 67 kişi öldü.

* 1998 - Hugo Chávez Frías, Venezuellada başkan seçildi.

* 2008 - Atina'da Aleksandros Grigoropulos adlı 15 yaşındaki genç polis kurşunu ile vuruldu bu *a tepki olarak ülkede 2008 Yunanistan ayaklanmaları başladı.

* 2012 - Onur Akay'ın önerisiyle sanat güneşimiz Zeki Müren'in doğum günü 6 Aralık ilk defa Türk Sanat Müziği Günü olarak kutlanacak.

TARİHTE BUGÜN DOĞANLAR

* 1642 - Johann Christoph Bach, Alman besteci (ö. 1703)

* 1778 - Joseph Louis Gay-Lussac, Fransız fizikçi ve kimyacı (ö. 1850)

* 1805 - Jean Eugène Robert-Houdin, Fransız sihirbaz (ö. 1861)

* 1863 - Charles Martin Hall, ABD'li kimyacı (ö. 1914)

* 1877 - Paul Bonatz, Alman mimar (ö. 1956)

* 1890 - Dion Fortune, İngiliz okültist ve yazar (ö. 1946)

* 1931 - Zeki Müren, Klasik Türk müziği sanatçısı. Besteci, söz yazarı ve oyuncu. (ö. 1996)

* 1942 - Peter Handke, Avusturyalı yazar

* 1956 - Randy Rhoads, ABD'li müzisyen (ö. 1982)

* 1961 - Emin Şenyer, Türk Karagöz sanatçısı

* 1967 - Judd Apatow, ABD'li yapımcı,senarist ve yönetmen.

* 1969 - Hakan Yılmaz, Türk dizi ve film oyuncusu.

* 1976 - Paola Paggi, İtalyan voleybolcu

TARİHTE BUGÜN ARAMIZDAN AYRILANLAR

* 343 - Aziz Nikolas ya da Noel Baba olarak da bilinen ve Antalya'nın Kale ilçesine bağlı Demre beldesinde yaşayan Aya Nikola 65 yaşında öldü.

* 1889 - Jefferson Davis, ABD'li general ve siyaset adamı (d. 1808)

* 1892 - Ernst Werner von Siemens, Alman kâşif ve sanayici (d. 1816)

* 1921 - Said Halim Paşa Osmanlı devlet adamı (d. 1863)

* 1936 - Leyla Saz Hanım Türk besteci ve yazar (d. 1845)

* 1961 - Frantz Fanon, Fransız düşünür (d. 1925)

* 1967 - Cavid Erginsoy, Türk fizikçi ve bilim adamı. (d. 1924)

* 1972 - Adnan Veli Kanık Türk yazar, gazeteci (d. 1916)

* 1984 - Viktor Şklovskiy, Rus yazar ve eleştirmen (d. 1883)

* 1988 - Roy Orbison, ABD'li şarkısı, gitarist ve şarkı sözü yazarı (d. 1936)

* 1990 - Tunku Abdülrahman, Malezya başbakanı (d. 1903)

* 2002 - Philip Berrigan, ABD'li barış eylemcisi (d. 1923)

www.HaberHürriyeti.com / MustafaGökçek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi