Özgürce Yazabilmenin Keyfini Hiç Yaşamadım

Seyfettin Araç’ın ikinci romanı Unutulmuş Topraklar kısa sürede ikinci baskıya ulaştı. Türkiye’de sonsuz özgürlük diye bir şeyin olmadığını söyleyen Araç, “Bir tweet atmanın bile suç sayılabildiği bir zamandan geçiyoruz” diyor…

Özgürce Yazabilmenin Keyfini Hiç Yaşamadım

İKİNCİ romanınızı yayımladınız ve büyük ses getirdi. Unutulmuş Topraklar'a bir okur gözüyle baksanız onu hangi kategoride değerlendirirsiniz?

‘Gerçek yaşam, Roman, Edebiyat, Dram, Toplumsal, Eleştirel’ gibi birçok kategoride değerlendirilecek bir roman. Çünkü benim romanlarım salt edebiyat anlatan, kahramanların ruh dünyalarını okuyucuya sunan romanlar. Son dönemlerde gerçek edebiyat yerini ne yazık ki kişisel gelişim gibi türlere verdi, kaldı ki bence bu bir tür bile değil.

OKUYUCUYU ŞAŞIRTIYORUM

Özgürce Yazabilmenin Keyfini Hiç Yaşamadım

Bir yazarı unutulmaz yapan nedir? Bazı yazarlar yapıtlarının önüne, kimi kitaplar da yazarlarının önüne geçer. Siz hangisini tercih edersiniz?

Bence bir yazarı unutulmaz yapan tarzıdır. Yapıtları tarzının gölgesinde kalan birçok yazar okudum, birçok yazar tanıdım. Benim, kişisel olarak yapıtlarımın önüne geçmek veya yapıtlarımın çok sevilip ismimin önüne geçmesi gibi düşüncelerim olmadı. Ben bir tarz yaratmaya çalışıyorum. Benden önceki yazarların yapmadıkları, yeniliğe çok açık olmadıkları gerçeğini de bertaraf etmeden. Tanıdığım en iyi yazarlar tasvir konusunda uzmanlardı; eşya, doğa, insan, şehir, birçok detayı tasvir etmek gibi. Ben ise farklı bir tarz benimseyip, yarattığım karakterlerin iç dünyalarını, fikirlerini, hissiyatlarını ruh durumlarını tasvir etmeye çalışıyorum. O yüzden uzun uzun diyaloglarla okuyucuyu şaşırtıyorum.

Roman ve şairin mutlaka bir ideolojisi vardır. 19. yüz yılın klasiklerini yazan büyük yazarlarında elbette bir dünya görüşü vardı. Onların evrenselliği yakalaması, sonrasında sayısız yazarın unutulmaya mahkum olması! Sizce neydi klasiklerin sihri?

Özgürce Yazabilmenin Keyfini Hiç Yaşamadım

İdeolojisi olmayan yazarın hiçbir şeyi yoktur. Duruşu olmayan insanların hayat gailesi ne olabilir ki? Kaldı biz yazarlar topluma öncülük etmek zorundayken hem de. Klasiklerin, klasik olabilmesi için biliyorsunuz birkaç nüans önemli. Bence klasiklerin sihri birçok detayda gizli. Dünyayı yakalayan ve dünya ideolojisine yön veren bir çağda yaşamış olmaları en önemli etkenlerden diyebilirim. Sonrasında toplumsal olayları ete kemiğe büründürme konusunda başarılı olmaları. Sistem eleştirisinde korkusuz kalemler olmaları. Misal Gogol’un Palto eseri için bir şaheser diyebilir miyiz? Elbette ki diyebiliriz. Peki, Palto yüzlerce sayfalık bir roman mı? Pek tabii ki hayır. Ama az önce saydıklarımın tamamı Palto’da okuyucuyu yakalayıp derinden etkilemiştir. Ülkemizden Nobel ödüllü bir yazar çıkmasına rağmen bir klasiğin çıkmaması, çıkamaması çok kötü ve asıl önemli olan bunu sorgulayabilme kudreti.

BENİ BEN YAPAN ÜÇ KİTAP

Özgürce Yazabilmenin Keyfini Hiç Yaşamadım

Uzun süre bir inziva ya da tecrite zorlansanız yanınıza alacağınız üç kitap hangileri olurdu?

Umarım öyle bir durumda kalmam. Ama siz sordunuz diye ve ben de kaldım diye cevaplarsam, başucu kitaplarımdan üç tanesini seçerim. Yazarlık yolculuğumda bana rehber olan, beni ben yapan üç kitap; Tutunamayanlar ilk kitabım olur, Suç ve Ceza ikinci kitabım ve Anna Karenina üçüncü kitabım olur.

Türkiye'de yazarlar özgürce kalem oynatabiliyor mu?

Türkiye’de hiç kimse sonsuz özgürlüğe sahip değil. Yazmanın sonsuz özgürlüğünü edebiyat romanlarında yaşamaya çalışıyoruz pek tabii ki ama sansür her yerde var maalesef. Bir tweet atmanın bile suç sayılabildiği bir zamandan geçiyoruz. Ben özgürce yazmanın keyfini, sistem eleştiri yapabilmenin keyfini hayatım boyunca yaşamadım.

Unutulmuş Topraklar'da öykü, dört yetim yatılı okul çocuğunun arkadaşlığına yaslanıyor. Ve oradan büyük dramlar, hazin olaylar çıkıyor. Bu olayların tamamı ta başından beri kurgulamış mıydınız yoksa, öykü yazdıkça genişledi ve okuduğumuz halini mi aldı?

Unutulmuş Topraklar gerçek bir olaya dayanıyor. Kurgu olan yerlerin tamamını romanın güzelliğine zarar vermeden, dili ve öyküyü basitleştirmeden yapmaya çalıştım. Fakat bir karakterimiz daha vardı, onu çıkarmak zorunda kalınca genişletmek zorunda olduğumuz bir iki detay oldu. Ama birden çok kahramanın ve dönemin olduğu bu romanı takdir edersiniz ki genişletmeye pek ihtiyaç da duymazsınız. Yorulduğum zaman, içinden çıkılmaz zamanlarda kısalttığım oldu ama genişletme konusunda biraz ketumum sanırım.

Özkan Saçkan / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Özkan Saçkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi