İsrail Geçmişinde Kendisine Yapılanı mı Yapıyor?

İsrail Geçmişinde Kendisine Yapılanı mı Yapıyor?

Struma Gemisi

24 Şubat 1942 Yılında Avrupa’nın göbeğinde insanlığı utandıran bir olay olmuştu.

“Struma Faciası”

Bu faciada Türk hükümeti yıllarca töhmet altında kalmış, arşivlerin ışığı olayın iç yüzünü yıllar sonra ortaya çıkarmıştı.

ROMANYA DA YAHUDİLERE SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI UYGULANDI

İkinci Dünya Savaşında Nazilerden kaçan Yahudilerin, Romanya’nın Köstence limanından yola çıkan Struma gemisinin İstanbul Açıklarında Torpidoyla batırılması sonucu içinde bulunan 767 yolcusuyla batırılması olayıdır. Bu olayda sadece iki kişi kurtulmuş, ancak bunlardan sadece birisi sağ olarak kurtarılabilmiştir.

Romanya’da Yahudiler geç saatlerde evde olmak zorundaydılar. Bazı günlerde dışarı çıkma yasağı uygulanıyordu. Sarı yıldız taşıma zorunluluğu da getirilmiş, sosyal haklar ellerinden alınmıştı. Göç kararı da böyle bir durumda planlanmıştı. Türkiye’yi Transit yol olarak kullanarak Karadeniz’den Filistin’e kaçak yollarla geçmeyi planladılar. Böylece Dünya kamuoyunun dikkatini çekecek “Struma Olayı”  gerçekleşecekti

Romanya’nın Köstence Limanı, II. Dünya Savaşı esnasında Avrupa’dan Filistin’e kaçmaya çalışan Yahudiler için çok önemli bir yerdi.Binlerce Yahudi, İngiliz Hükûmeti tarafından o dönemde kendilerinin Filistin’e gitmelerine engel olmak için uygulanan sıkı yasaklara rağmen Avrupa’nın büyük bir bölümünü işgal altında tutan Almanların eline geçmemek için deniz taşıtları ile Köstence’den İstanbul’a ulaşmaya çalışıyordu.

1941 yılının Aralık ayında 767 Yahudi’yi, Panama bandıralı bir Bulgar gemisi olan Struma’yı bir kuruluş kiralamış ve Köstence’de Struma adlı gemiye bindirmişti. Gemidekilerin amacı, önce İstanbul’a ve orada İngiliz resmi makamlarından alınacak izinlerin ardından da deniz yolu ile Filistin’e ulaşmaktı.

KAMARALARDA İNSANLAR BALIK İSTİFİ DOLDURULMUŞTU

Başlangıçta lüks bir İngiliz markasının buharlı yatı olarak inşa edilen Struma, 23 Haziran 1867 tarihinde denize indirilmişti. Denize indirilişinden uzun yıllar sonra Dizel motoru ile Tuna Nehri boyunca canlı hayvan nakleden bir gemiye dönüştürülmüş, Boyu 45,3 metre olan geminin eni ise 6 metreydi.

Normal şartlarda en fazla 150 kişiyi taşıyabilecek kapasitesi vardı. Dolayısıyla Köstence’den ayrıldığında gemide kapasitesinin çok üzerinde insan bulunuyordu. Ayrıca bu yaşlı gemide sağlık hizmeti ve hijyen de yoktu.

12 Aralık 1941 tarihinde yola çıkan Struma, Avrupa’daki savaştan kaçmaya çalışan Yahudileri Filistin’e götürmek maksadıyla Köstence’den hareket eden son gemi olacaktı.

Yolculara, geminin İstanbul'da duraklayıp Filistin'e gitmeleri için kendilerine göçmen vizeleri verileceği söylenmişti. Sadece 20kg bavul hakkı tanınmış, gümrük görevlileri birçoğunun değerli eşyalarına ve hatta yiyeceklerine el koymuştu.Güverte altındaki her biri 40 ile 120 kişi arasında yolcuya ayrılmış kamaralarda insanlar balık istifi yatmak durumundaydılar.

Daha Limanı terk edemeden geminin makineleri arızalandı, bu nedenle bir römorkör yardımıyla limandan çıkartılabilmişti. Ancak bu yeterli değildi, çünkü Köstence limanı açıkları mayınlanmıştı. Bu mayınlı bölgenin dışına da çıkartılması gerekiyordu.

Bir Romen gemisi eşlik etti ve mayınlı bölgenin dışında gemi bırakıldı.

Arızalı geminin onarılması için gemi kaptan ve mürettebatı olağan üstü çaba harcıyorlardı. Deniz durumu iyi değildi ve gemi başıboş Karadeniz dalgalarına karşı koyamıyor, sürükleniyordu. S.O.S (İmdat) çağrıları yapılıyor ancak seslerini duyan ve yardıma gelen kimseler olmamıştı. Gece boyunca başıboş sürüklenip durmuşlardı.

Ertesi gün bir Romen römorkör bu çağrıları duymuş ve yardıma gelmişti.

Arızanın giderilmesi için römorkörden yardım etmelerini istediler.

Ücreti karşılığında yardım edeceklerdi.

Ancak kimsede hiç para yoktu,

Bazılarının parmaklarında alyansları vardı, hepsi toplandı ve geminin makinelerinin tamiri bu şekilde yaptırılabildi.

TÜRK HÜKÜMETİ AVRUPANIN İSTEĞİNİ KABUL ETMEDİ

Nihayet yola çıkılmıştı,

Sadece iki gün yol alabilmişlerdi, makineler 15 Aralık’ta tekrar arızandı.

Gemi İstanbul’da Sarayburnu açıklarında demirlemek zorunda kaldı.

Normalde 14 saat olması gereken yolculuk tam üç gün sürmüştü

Bundan sonrası daha da zordu.

Filistin’de Araplar ile Yahudiler arasında artan gerginlikler nedeniyle İngiliz hükümeti Avrupa’dan bölgeye gelecek olan Yahudi göçünü olduğunca azaltmak gayretindeydiler. Türkiye’den Struma’nın yoluna devam etmesine izin vermemesi istendi.

Türk hükümeti bu isteği kabul etmedi.

Kabul etmeme kararını, Ağustos 1938’de çıkarılan ve “Tebaası oldukları devlet arazisinde yaşama ve seyahat bakımından baskılara tabi tutulan Musevilerin, bugünkü dinleri ne olursa olsun, Türkiye’ye girmeleri ve ikametleri yasaktır.” şeklinde hüküm içeren2/9498 Numaralı Kararname’ye dayandırdı.

Bu nedenle İngiliz hükümeti ile Türk hükümeti arasında müzakere başladı.

Struma İstanbul Limanı’nda yaklaşık 72 gün bekleyecekti.

Gemideki insanlar açlıkla, pislik ve soğukla mücadele ettiler. Bekleme süresi boyunca Türk Kızılay’ı ve İstanbul’daki Yahudiler tarafından gemidekilere insani yardım malzemeleri ulaştırılması ile zor şartlarda yaşam mücadelesi verdiler.

Bu sırada İngiliz Hükûmeti Balkanlar'dan bu tür göç girişimlerinin tekrarının önüne geçilmesi ve bu tür girişimde bulunanlara bir ders ve ibret olması için Türkiye’ye geminin Köstence’ye gönderilmesi için baskı yaparken, Almanya ise İstanbul Başkonsolosu aracılığıyla, gemide salgın hastalık olduğu ihbarını yaparak yolcuların karaya çıkarılmaması için girişimlerde bulunmuştu.

İNGİLİZ HÜKÜMETİYLE GÖRÜŞMELER ÇIKMAZA GİRİYOR

Haftalar süren müzakerelerden sonra İngiliz hükûmeti, süresi dolmuş Filistin vizesi bulunan birkaç yolcunun Filistin'e gitmesine izin verdi. Martin Segal ve ailesi de ABD'nin ricası üzerine Vehbi Koç'un aracı olup Türkiye hükûmeti nezdindeki girişimleriyle gemiden indirildi. Ayrıca, Madeea Solomonovici adlı bir kadın düşük yaparak İstanbul'daki bir hastaneye kaldırılmıştı Böylece toplam 9 yolcu gemiden çıkabilmişlerdi.

BÜYÜK BİR PATLAMA İLE GEMİ BATTI

İngiltere ve Türkiye arasında gemide kalan yolcuların geleceği ile ilgili müzakereler çıkmaza girince, 23 Şubat 1942 günü Türkiye hükûmeti geminin Türkiye sınırları dışına çıkarılması için hareket geçti. Önce küçük bir grup polis gemiye çıkmaya çalıştıysa da mülteciler buna izin vermediler. Ardından yaklaşık 80 kişilik bir polis gücü Struma'yı motorlu teknelerle kuşatarak yaklaşık yarım saat süren bir direniş sonunda gemiye çıkmayı başardı. Geminin demir alması sağlanıp bir römorköre bağlanarak İstanbul Boğazı'na ve oradan Karadeniz'e Şile açıklarına çekilerek uluslararası sularda serbest bırakıldı, 24 Şubat 1942 tarihinde ise uzun yıllar nedeni çözülemeyen büyük bir patlamanın ardından da battı.

İsrail Geçmişinde Kendisine Yapılanı mı Yapıyor?

Basında Struma olayı.

Gemiden Sadece David Stoliar adlı 19 yaşında bir yolcu ve Ivanof Diko isimli ikinci kaptan sağ kurtuldu. Stoliar ve Diko sabaha kadar bir ahşap parçaya tutunarak hayatta kalmaya çalıştılar.

İkili bu sırada donmak üzereydi.

Daha sonra tüm umutları tükenen Diko kendini akıntıya bıraktı ve yaşamına son verdi.

Stoliar ise ölmek üzereyken Türkiye'ye ait 12 kürekli kurtarma kayığı tarafından bulundu ve karaya çıkartıldı.

Uzun yıllar geminin neden battığı bilinemedi. Sağ kurtulan tek yolcu olan David Stoliar, İsrail Silahlı Kuvvetler Radyosuna verdiği bir demeçte geminin Türkiye'ye ait bir torpido botunun açtığı ateş ile batırıldığını iddia etti. Ancak 1960'larda Sovyet arşivlerinden çıkan belgeler ışığında Struma'nın Sovyet denizaltısı Ş-213 tarafından torpido ile vurularak battığı anlaşıldı. Aynı denizaltı 23 Şubat akşamı Türkiye'ye ait kargo gemisi Çankaya'yı da batırmıştı.

SOVYET ASKERİ ARŞİVLERİ OLAYI AYDINLATTI

Struma'nın batırılması olayı Sovyet askerî arşivlerine şu şekilde işlenmişti:

“24 Şubat 1942 sabahı Teğmen D. M. Denejko ve Siyasi Komiser A. G. Rodimatzav komutasındaki Ş-213 denizaltısı, 7 bin ton ağırlığında ve korumasız vaziyetteki düşman gemisi Struma'ya rastladı. Denizaltıdan 1118 metre mesafeden atılan torpido hedefini vurdu ve gemiyi batırdı. Harekât sırasında Astsubay Başçavuş V. D. Çernov, takım komutanı Çavuş G. G. Nusov ve torpido operatörü Er I. M. Filtov üstün cesaret örneği sergilemişlerdir.”

Struma’nın batırılması Yahudileri derinden sarstı ve İngiltere’nin izlediği Filistin politikası uluslararası camiada geniş çaplı eleştirilerle karşılaştı.

O dönemde Yahudi Ajansı'nın başkanı ve daha sonra İsrail’in ikinci Başbakanı olan MosheSharett, Filistin Hükûmetinin başında bulunan John Macpherson’a bir mektup yazarak, Yahudi olmayan kişilerin herhangi bir kısıtlamaya tabi olmaksızın Filistin’e girmesine izin verilirken savaş ortamından kaçan Yahudilere ayrımcılık yapılmasını kınamıştı.

Sonuçta; Uzun yıllar Türkler tarafından batırıldığına inanılan Struma’nın, Sovyetlerce batırıldığının anlaşılmasıyla birlikte dünya kamuoyu önünde Türkiye üzerine yapıştırılan utançtan kurtarılmış oluyordu.

İSRAİL TARİHİNİ UNUTTU MU?

Bu gün İsrail ile Filistin arasında yapılan savaş(!) yıllar önce dünyanın Yahudilere yaptığı zalimliği ve “Soykırım” girişimi akıllara “Acaba İsrail geçmişini unuttu mu”, ya da “İsrail Yahudi halkının bir nevi intikamını mı alıyor” sorusunu getirmiyor mu?

Refazettin Çığır / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Refazettin Çığır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi