Ben Senin Yerinde Olsam…

Ben Senin Yerinde Olsam…

"Ben senin yerinde olsam, şöyle yapardım!"

Ne kadar çok kullandığımız (ve duyduğumuz!) bir cümle, değil mi?..

Bir taraftan iyi niyetli, yardımsever, gayretkeş...

Diğer taraftan saçma, gereksiz, anlamsız...

Tamam da, sen benim yerimde değilsin ki arkadaş!..

Olamazsın...

Aynen benim de senin yerinde olmadığım, olamayacağım gibi!..

Evet, belki söylenene farklı bir pencere açar ve olayları, olguları daha değişik bir açıdan görmesini sağlar verilen 'öğüt'...

Belki...

Ama ötesi?..

Yani, 'Sen bu işi yanlış/eksik yapıyorsun, doğrusu benim söylediğimdir!' yaklaşımı, aynı zamanda bir büyüklenme, hakir görme, önemsememe tavrı da değil midir?..

Eh, her zaman değildir elbette, çünkü insanlar bunu çoğunlukla sevdiklerine yardım etmek, katkı vermek amacıyla yaparlar...

Niyetleri iyidir...

Ancak, böyle bir yönü de var işte!..

Herkes yaşamıyla, nitelikleriyle, seçimleriyle, alışkanlıklarıyla, deneyimleri ve birikimleriyle vesaire, tek ve biricik...

Dolayısıyla, kimse kimsenin yerinde olamaz, mümkün değil bu...

Öylesine aklıma geliverdi şimdi...

***

Bazı insanları birbirlerine çeken başat güç, aslında bir araya gelme ihtimallerinin zayıflığı, hatta imkansızlığı galiba…

Çünkü onlar içten içe biliyorlar ve hissediyorlar ki; aralarında aşılması çok zor sınırlar olduğunda ancak, birlikte geçirecekleri tek bir an bile çok kıymetli, çok anlamlı, çok derin, hayallerin dahi ötesinde, biricik ve yaşanası olacak… o ihtimalle gümbürdeyecek kalpleri hep, midelerinde kelebekler uçuşacak, köpür köpür kaynayacak kanları…

Ve bir bağımlılık misali, neredeyse bir saplantı derecesinde o masalsı kavuşma anını özlüyorlar, o ana dair olmadık hayaller kuruyorlar, ürperiyorlar, heyecanlanıyorlar, umuyorlar, umutlanıyorlar, sabırsızlanıyorlar, bekliyorlar sürekli…

Sanırım, o bitmez tükenmez özlem, o sınırsız hayaller, umutlar, beklentiler, heyecanlar ve ürpertiler asıl özel, değerli, biricik, vazgeçilmez kılan öylesi sıra dışı, meşakkatli bir ilişkiyi…

Gerisi mi?..

Hayatın olağan akışı işte!..

***

Farkında mısınız, tüm kibre boğulmuş zalimler, yaptıkları onca kötülüğe rağmen, acınası bir karikatür karakterine dönüşüyorlar sonunda...

Yani, en olmak istemedikleri şey oluyorlar...

Tüm çabaları öyle olmamak için aslında. Yaptıkları her şeyin ardında önemli, değerli, ağırlığı olan, ciddi, saygıdeğer bir insan olma çabası var...

Ama yetersizliklerinin, eksiklerinin, yanlışlarının, komplekslerinin -bilinçaltında da olsa- farkındalar...

Ezerek, aşağılayarak, sadece ben diyerek, tüm gücü kendilerinde toplayarak, açgözlülükle her şeye sahip olmaya çalışarak vesaire, bu zayıflıklarını kapatmaya uğraşıyorlar...

Olmuyor tabii...

Ve giderek, asıl olmaya çalıştıkları şeyin gülünç bir karikatürü oluyorlar işte!..

Değil mi?..

Murat Hiçyılmaz / murat_hicyilmaz@ yahoo. com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Hiçyılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi