Günün İçinden - 28.11.2023

Günün İçinden - 28.11.2023

Güzel bir gün dileğimle mutlu sabahlar ve tüm dostlarıma, okurlara günaydınlar…

Neşeli ve güleç yüzlü güzel bir hafta geçirmeniz dileğiyle, biraz tebessüm ederek yazıya başlayalım…

Tebessüm

HEPSİ BİRDEN

Oymak Beyi, izci adaylarını karşısına toplamış, onlara izciliğin ilkelerini anlatmaya çalışıyordu:

-Bakın çocuklar, dedi. Bir izci, her gün, hiç olmazsa bir kez birine yardımcı olmalıdır. Hastalara... Yaşlılara... Muhtaçlara... Her sabah okula geldiğiniz zaman size bir gün önce nasıl bir iyilik yaptığınızı soracağım. Tamam mı?

Ertesi sabah Oymak Beyi çocukları toplayıp sordu:

-Söyleyin bakalım... Dün ne gibi bir iyilik yaptınız?

Bütün çocuklar, hep bir ağızdan:

-Yaşlı bir kadının karşıdan karşıya geçmesine yardım ettik efendim.

Adamcağız şaşırdı:

-Hepiniz mi?

-Evet, efendim, hepimiz birden.

-Neden?

Çocuklardan biri cevap verdi:

-Kadın karşıdan karşıya geçmek istemiyordu, ondan efendim!

ELTİM GİLE GİDİYOM

Yeni ilçe olan bir köye trafik ışıkları yeni konmuş, ışıkların altında bir polis bekliyor ve halkın ışıklara uymasını sağlamaya yani bir çeşit trafik eğitimi vermeye çalışıyormuş.

O sırada, bakmış ki; bir kadın, elinde tuttuğu çocuğuyla, kırmızı yanarken karşıya geçiyor. Hemen seslenmiş:

-Hanım, hanım! Nereye?

Kadın dönüp:

-Vıy! Demiş. Sana ne? Eltimgile gidiyom.

DAHA ÇOK İSTİYOR

Çocuk, okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi telaşlandı:

-Oğlum ne oldu gözüne? Düştün mü yoksa?

-Hayır düşmedim. Arkadaşım Orhan'la dövüştük. Ben de yarın onun gözünü şişireceğim!

Annesi yatıştırmaya çalıştı:

-Sakın ha! Dövüşmek iyi bir şey değil. Ben sana yarın pasta çörek vereyim. Arkadaşına da ver, barışın. Güzel güzel oynayın olmaz mı?

-Olur, anneciğim, barışırız.

Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş olarak döndü. Annesi merakla sordu:

-Yine ne oldu?

-Arkadaşım yaptı, daha çok pasta, çörek istiyor!

Dipnotum

(dünden devamla…)

Denebilir ki Türkiye’de sağ edebiyat, hemen hiçbir ciddi başarı getirmemektedir. Hikâye ve romanımız, şiir gibi, bireyseli değil, toplumsalı konu edinmektedir. Köylü yazarlar yetiştikleri ortamın özelliklerini sanat eserlerine yansıtmaya devam etmektedirler. Türkiye haritasının en uzak köşelerinden ve çıkmazlardan gelen umulmaz edebiyat başarılarına sahibiz artık! Edebiyatın halklaşması tamamlanmış gibidir. Profesyonel kalemlerin çoğalışı, iyi bir yayın dünyasının iş bölümüne dayanmakta; yazar, okurunun parasıyla geçinme yolları bulabilmektedir. Sinema, radyo ve televizyon da yazı emeklerine dayanma gereğini duymaktadır. Çeşitli ödül ve armağanların yürürlükte oluşuyla, gazete haberinde büyüyen bir ilgiyle en yeni eserlerin çabucak çeşitli basımlara ulaştığını gözleye biliyoruz…

(yarın kaldığım yerden…)

Bir yazar / Bir öykü;

FAKİR BAYKURT

Hakkında

Fakir Baykurt 15 Haziran 1929 yılında Burdur'da dünyaya geldi. Köylü bir ailenin çocuğuydu. 1948 yılında Gönen Köy Enstitüsünü bitirdi ve köy öğretmenliği yaptı. 1955 yılında ise Ankara Gazi Enstitüsünden mezun oldu. Mezun olduktan sonra öğretmenlik ve ilköğretim müfettişliği yaptı.

Bilinen en önemli eseri Yılanların Öcü ile Bakanlık emrine alındı. ABD İndia Üniversitesi ders araçları konusunda eğitim aldı. Döndükten sonra Türkiye Öğretmenler Sendikasının kurucularından oldu. Türkiye Öğretmen Dernekleri Milli Federasyonunda genel başkan olarak görev yaptı.

1969 yılında öğretmen boykotlarında d*ı açığa alındı ve istifa etti. 12 Mart döneminde tutuklandı. Askeri Mahkeme tarafından uzun süre yargılandı ve beraat etti. Beraat ettikten sonra Almanya'ya gitti. Uzun sürede orada yaşadı ve 11 Ekim 1999 yılında burada vefat etti.

Fakir Baykurt edebi yaşamına şiirle başladı. Orhan Veli'nin izinden köy hayatı temalı şiirler yazdı. Şiirden sonra roman ve öykü yazmaya yöneldi.

İlk romanı Çilli ve sonraki tüm eserlerinde anı değil geniş dönemlerinin *larını işledi. Türkiye'deki köy hayatını devrimci bir bakış açısı ile yansıttı kitaplarına. Fakir Baykurt köy edebiyatı hareketinin öncülerinden biri oldu. Köy Enstitüsü mezunu olarak bu özelliğine sıkça rastlanmaktadır.

Romanların köy hayatı, köy hayatı sorunları ve bilinci gibi konulara yer alır. Bunun dışında sıklıkla ele aldığı diğer konu Göç’tür.

Fakir Baykurt'un en önemli eseri Yılanların Öcü sinemaya da aktarılmıştır. Bu eserinden sonra kaleme aldığı Irazca'nın Dirliği ve Kara Ahmet Destanı önemli bir üçleme oluşturmuştur. Bu eserinde Atatürk'ün devrimlerinin köylere inemediğini eleştirel bir dille anlatmıştır.

Tırpan ve Kaplumbağalar isimli romanı ise alegorik bir niteliği sahip eseridir. Köy edebiyatı hareketinin öncü isimlerinden biri olarak Türk edebiyatına büyük katkıları olmuştur.

On Binlerce Kağnı

Fakir Baykurt, öykülerinde köy yaşamının sertliği, yoksulluk, cahillik, taassup, batıl inanç, sömürü gibi sorunları ele alarak köylünün maddi ve manevi dünyasını toplumsalcı ve gerçekçi bir bakıştan işliyor. Gözlemlerden, canlı tanıklıklardan yola çıkan yazar, günlük konuşma dilini öyküye taşıyarak zaman zaman mizahi bir dil kullanıyor; bürokrasinin çarkları arasında sıkışan ama içinde de bir umudu barındıran “sıradan insanı”, yaşadığı yerin atmosferiyle birlikte çarpıcı bir biçimde betimliyor.

İlk basımı 1971’de yapılan On Binlerce Kağnı’yı yeniden okurla buluşturuyoruz:

“Dedikodu almış yürümüştü. Köyün içi çalkalanıyor. Kara Hafız’ı, Yüklü’deki kendirlerin arasında Çil Fadime’yle görmüşler. Kara Hafız acar adamdı zaten. Kendi karısını eskitmiş, onun bunun karısından geçinmeye başlamıştı. Çil Fadime de tavlı avrat. Kara Hafız çağırdı mı, koşuyor.

Ateş olmayan yerden duman tüter mi? Rüzgâr esmese çalı çıtırdar mı? Hafız’la Fadime’yi Harımlardaki kendirlerin arasında da görmüşler. Şimdi Urkuş’un Kuzuluk’ta buluşuyorlar. Üstelik kara Hafız, Fadime’nin kocasına büyü yapmış. Nefsi uyanmıyormuş artık. Fadime de yanıp tutuşuyormuş. Yangınını söndürmek için Urkuş’un kuzuluğa Hafız’dan önce varıyormuş.

Söylentileri herkes duydu köyün içinde. Ama kocasının kılı kıpırdamıyor. Belki bir o duymadı? Köyün kocakarıları, genç gelinleri, adamı görünce öksürüyor, sezdirmeye çalışıyor, ama öksürükten pısırıktan herkes anlamaz ki!”

Yorum

Ermeni sorunu

2023 yılında olduğumuza göre, 1915‘in üzerinden bir asırdan fazla bir süre geçmiş demek! Böyle bir ‘yuvarlak’ yıldönümünde Ermeniler 1915’te olanları dünyaya yeniden hatırlatmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklar. Dolayısıyla bu yılın hepimiz için sürekli bu konuda yüklü bir yıl olacağını tahmin etmek, kâhin olmayı gerektirmiyor. Ayrıca, süreç başladı ve ilk meyvelerini veriyor. Bu ayrıca Türkiye’nin Avrupa Birliği adaylığı çerçevesinde özel bir anlam kazanıyor. Türkiye’nin böyle bir çabası olmasa bu sorundan ötürü başı ağrımayacak diye bir durum elbette söz konusu değil! Gene ağrıyacak. Ama AB’ye sırt çevirmiş bir Türkiye (var olan konjonktürün koşullarını değerlendirerek söylüyorum) bununla birlikte birçok başka şeye de sırt çevirmiş olacağı için, bu gibi ağrılara fazla önem vermeyebilir…

(bu yazının devamı yarın…)

Bir şair / bir şiir;

CAN YÜCEL

Eğer

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,

Arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,

Yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,

Öylesine derince bakmasalardı eğer…

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de,

Kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer…

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman

Meydan savaşlarında korkular aşkı ağır yaralamasaydı eğer…

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,

Tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer…

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi kısacık kestirmelerin ardından,

Dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer…

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,

İhanetinden de onlar payını almasaydı eğer…

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,

Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer…

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım

Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse?

Evet sevgili,

Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,

Kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,

Mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer…

Hakkında

Can Yücel;1926 İstanbul *lu. Eski milli eğitim bakanlarından Hasan Âli Yücel'in oğludur. Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nde Latince-Yunanca okudu. Öğrenimine İngiltere'de Cambridge Üniversitesi'nde klasik filoloji okuyarak devam etti. Sanat tarihi dersleri izledi. Şair, çevirmen ve radyo görevlisi olarak tanındı. Çeşitli elçiliklerde çevirmenlik, Londra'da BBC'nin Türkçe b*ünde spikerlik yaptı (1953-1958) . Türkiye'ye döndükten sonra bir süre turist rehberi olarak çalıştıktan sonra bağımsız çevirmen ve şair olarak yaşamını sürdürdü. Nazım, nesir çevirileriyle de tanınan Can YÜCEL, şiir alanında ilk kitabı YAZMA (1950) dan sonra uzun bir süre biçim arayışlarıyla oyalandı.

Çeşitli edebiyat, kültür ve siyasi dergilerde; şiirleri, edebiyat ve tiyatro çevirileri ile siyasal konularda yazıları yayımlandı. 12 Mart döneminde Che Guevara 'nın "Gerilla Harbi" ve "İnsan ve Sosyalizm" kitaplarının çevirisi nedeniyle 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 1974 affıyla tahliye oldu. 12 Eylül sonrasında "Somut" dergisindeki "Hamileler" isimli şiiri edebe aykırı, müstehcen olduğu iddiasıyla para cezasına çarptırıldı. Aynı iddiayla "Rengâhenk" adlı kitabı toplatıldı.

Şairliğini, şiirin külhanca raconlarından yararlanarak siyasal inançlarıyla yoğurdu.

12 Ağustos 1999 tarihinde İzmir'de öldü, vasiyetine uyularak Datça'da toprağa verildi.

TARİHTE BUGÜN ÖNEMLİ OLAYLAR

* MS 23 - Çin'in başkenti Şian'da çıkan köylü isyanında imparator Wang Mang linç edildi.

* 1227 - Endülüs hükümdarı Abdullah el Adil suikaste uğradı.

* 1535 - İncil'in ilk eksiksiz İngilizce çevirisi Anvers şehrinde basıldı.

* 1582 - Papa XIII. Gregorius, Gregoryen takvimi benimsedi. Eski Jülyen takvimine 10 gün eklendiği için bir sonraki gün 15 Ekim 1582 olarak kabul edildi.

* 1675 - Hollandalı bilim adamı Christian Huygens cep saatinin patentini aldı.

* 1824 - 1821'de kazanılan bağımsızlığın ardından Meksika'da ilk anayasa ilan edildi.

* 1830 - Belçika Krallığı, Hollanda Birleşik Krallığı'ndan ayrıldı.

* 1853 - Osmanlı'nın Rusya'ya savaş ilan etmesiyle Kırım Savaşı başladı.

* 1883 - İstanbul'u Paris'e bağlayan Orient Express ilk seferine çıktı.

* 1904 - Almanya ile Osmanlı Devleti arasında telgraf anlaşması imzalandı.

* 1905 - Orville Wright, uçakla 33 dakika havada kalarak, uçakla ilk uçan adam unvanını kazandı.

* 1911 - İlk halk asansörü Londra'nın Earl's Court metro istasyonunda hizmete başladı.

* 1914 - Afyon ve Burdur'u etkisi altına alan büyük depremde 300 kişi hayatını yitirdi.

* 1922 - Himaye-i Hayvanat Cemiyeti adıyla Türkiye'deki hayvanları koruma amacı güden ilk dernek kuruldu.

* 1923 - Son işgal birlikleri İstanbul'dan ayrıldı.

* 1923 - Türk Ortodoks Patriği Papa Eftim, Kuvayı Milliye lehinde bildiri yayınladı.

* 1926 - Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girdi.

* 1927 - ABD'nin Güney Dakota eyaletinde Rushmore Dağı'na dört ABD başkanının dev portreleri oyulmaya başlandı.

* 1931 - Chester Gould tarafından yaratılan Dick Tracy komedi filminin ilk gösterimi yapıldı.

* 1940 - Adolf Hitler ve Benito Mussolini, Kuzey İtalya'daki Brenner Geçidi'nde buluştular.

* 1952 - II. Dünya Savaşı'nın Müttefik Genel Komutanı Eisenhower, 20 yıllık bir aradan sonra ABD başkanlığını kazanan ilk Cumhuriyetçi aday oldu.

* 1957 - Sovyetler Birliği'nin ilk yapay uydu Sputnik'i fırlatmasıyla ABD ile arasındaki uzay yarışı başladı.

* 1958 - İlk transatlantik jet servisi, Londra ve New York arasında seferlerine başladı.

* 1958 - Fransa'da Beşinci Cumhuriyet ilân edildi.

* 1959 - Dünya Serbest Güreş Şampiyonası Tahran'da yapıldı. Türkiye 57 ve 62 kiloda madalya aldı ve takım halinde dünya ikincisi oldu.

* 1964 - Antalya Belediyesi’nce düzenlenen ilk ‘Antalya Altın Portakal Film Festivali’ başladı.

* 1965 - Küba lideri Fidel Castro, Che Guevara'nın emperyalizme karşı savaşmak için Küba'dan ayrıldığını açıkladı.

* 1966 - Afrika'nın güneyindeki İngiliz sömürgesi Basutoland bağımsızlığını ilan ederek Lesotho Krallığı'nı kurdu.

* 1974 - Yunanistan'da Albaylar Cuntası'nın sona ermesinin ardından merkez sağcı Yeni Demokrasi Partisi kuruldu.

* 1978 - Ecevit başbakanlığındaki Türk hükümeti, 4 yeni Amerikan üssünün açılması (Sinop, Pirinçlik, Belbaşı ve Kargaburun) kararını verdi.

* 1984 - Mısır'ın halen kullanımda olan bayrağı kabul edildi.

* 1985 - GNU projesini desteklemek için ABD'de Özgür Yazılım Vakfı kuruldu.

* 1993 - Rusya Federasyonu'nda Boris Yeltsin'e bağlı ordu birlikleri, komünistlerin kapatma kararına karşı direndiği parlamento binasını bastı.

* 2001 - Kuzey Atlantik Konseyi 11 Eylül saldırısının ardından NATO'nun operasyon başlatması kararını verdi.

* 2002 - 39. Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Film ödülünü Nuri Bilge Ceylan'ın Uzak adlı filmi aldı.

* 2012 - Türkiye'nin Suriye tezkeresi 320 kabul, 120 ret oyla kabul edildi.

TARİHTE BUGÜN DOĞANLAR

* 1819 - Francesco Crispi, İtalyan devlet adamı (ö. 1901)

* 1822 - Rutherford B. Hayes, ABD`nin 19. Başkanı (ö. 1893)

* 1882 - Engelbert Dollfuß, Avusturyalı politikacı ve şansölye (ö. 1934)

* 1886 - Erich Fellgiebel, Hitler'e karşı yapılan 20 Temmuz suikast girişiminde yer alan Alman general (idam) (ö. 1944)

* 1895 - Buster Keaton, ABD'li sinema oyuncusu (ö. 1966)

* 1910 - Cahit Sıtkı Tarancı, Türk şair ve yazar (ö. 1956)

* 1916 - George Sidney, ABD'li film yönetmeni (ö. 2002)

* 1923 - Charlton Heston, ABD'li sinema ve tiyatro oyuncusu (ö. 2008)

* 1940 - Silvio Marzolini, Arjantinli futbolcu, teknik direktör

* 1941 - Anne Rice, ABD'li yazar

* 1946 - Susan Sarandon, ABD'li sinema oyuncusu

* 1963 - Ferhat Oktay Türk basketbolcu

* 1970 - Olga Kuzenkova, Rus çekiççi

* 1970 - Zdravko Zdravkov, Bulgar futbolcu

* 1971 - Duygu Akşit Oal, Türk eski milli tenisçi

* 1976 - Alicia Silverstone, Amerikalı akrtis, sinema oyuncusu ve manken

* 1976 - Jess Molho, Türk oyuncu ve sunucu

* 1976 - Mauro Camoranesi, İtalyan futbolcu

* 1984 - Lena Katina, Rus şarkıcı

* 1988 - Caner Erkin, Türk Milli futbolcu

* 1988 - Derrick Rose, ABD'li basketbolcu

* 1994 - Melis Tüzüngüç, Türk oyuncu

TARİHTE BUGÜN ARAMIZDAN AYRILANLAR

* 1669 - Rembrandt, Hollandalı ressam (d. 1606)

* 1818 - Josef Abel, Avusturyalı ressam (d. 1764)

* 1947 - Max Planck, Alman fizikçi (d. 1858)

* 1955 - Aleksandros Papagos, Yunan asker ve siyasetçi (d. 1883)

* 1964 - Ahmet Tarık Tekçe, Türk sinema oyuncusu (d. 1920)

* 1970 - Janis Joplin, ABD'li şarkıcı (d. 1943)

* 1984 - Muazzez Tahsin Berkand, Türk yazar (d. 1900)

* 1989 - Graham Chapman, İngiliz aktör ve yazar (d. 1941)

* 1990 - Agop Arad, ressam ve gazeteci (d. 1913)

* 2000 - Michael Smith, Nobel Kimya Ödülü sahibi, Kanadalı biyokimyacı (d. 1932)

* 2009 - Mercedes Sosa, Arjantinli şarkıcı (d. 1935)

* 2013 - Võ Nguyên Giáp, Vietnam Savaşı'nda komünist Kuzey Vietnam birliklerinin komutanı (d. 1911)

www.HaberHürriyeti.com/MustafaGökçek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi