Datça, Datça Olalı Böyle Zulüm Görmedi

Datça, Datça Olalı Böyle Zulüm Görmedi


Müzik tarih boyu insan ruhunun gıdası kabul edildi.
MÖ 400'lerde ünlü filozof Platon müziğin ahenk ve ritim ile ruhun derinliklerine etki ederek, insana hoşgörü ve rahatlık verdiğini savunmuştu.
Ünlü hekim Hipokrat da Asklepion'da özellikle sinir hastalarına karşı müziği bir tedavi aracı olarak kullanmıştı.
Antik Knidos'un efsane hekimi Euryphon vurmalı müzik aletleriyle akciğer hastalıklarını tanımlayabiliyordu.
Ege ve Akdeniz'deki antik kentlerde müzik için Odeon denilen özel yapılar vardı. Bunlar üstü kapalı ve basamaklı yapılardı. Genellikle yerleşim yerlerinden daha uzak bir alanda inşa edilirdi. Amaç insanların evlerinde Odeon'da söylenen şarkılardan, okunan şiirlerden rahatsız olmamaları idi. Ki o çağda elektronik müzik aletleri bile yoktu.
Örneğin Knidos antik kentinin odeonu halkın yaşadığı Kap Krio adasında değil, ana karada deniz kenarında inşa edilmişti.

Binlerce yıldır insanlığa mutluluk veren müzik sanatı ne yazık ki Datça'da zulme dönüştü.
Nedeni elektronik sistemlerle desibeli çok yüksek düzeyde çalınan ve çevrede oturanlara büyük rahatsızlık veren müzik yayını.

İki yıl önce Datça Belediye Başkanı Gürsel Uçar ile bir röportaj yapmıştım.
O da bu durumdan rahatsız olduğunu söylemiş ve "Müziği susturmak gibi bir amacımız olamaz ama halkı rahatsız edecek kadar yüksek sesli müziğe de izin veremeyiz. Bu konuda yasaların bize verdiği tüm yetkileri kullanacağız. Yönetmeliklere herkes uyacak. Özellikle meskun mahalde böyle bir şey kabul edilemez. Datça'da yüksek desibelli müziğe izin vermeyeceğiz" demişti.

Aradan 2 yıl geçti, maalesef Başkan Uçar'ın söylediklerinin aksine desibel daha da yükseldi.
Bugün limanda, Ilıca'da, Eski Datça'da, Palamutbükü'nde Taşlıktan Kargı'ya giderken çok yerde akşamları müzik terörü esiyor.
Bir yere oturup, dostunuzla iki kelam edemezsiniz.
Bırakın baş başa kelamı, telefonda bile konuşamazsınız.
Üstelik bu işletmelerin çoğunun müzik ruhsatı yok, bazılarının iptal edilmiş, bazıları ise kaçak.
Bu bölgelerdeki işletmeler birbirine yakın olduğu için tam bir kakafoni.
Desibel yükseltme yarışındalar.
Datça'da adeta orman kanunları geçerli.
Bir yetkili de çıkıp, "Ruhsatın yok, müzik yayını yapamazsın arkadaş" demiyor, diyemiyor.

Adam Ilıca koyuna kaçak kamping yapıyor, gündüz halka ait plajda para basıyor, akşam da müziği sonuna kadar açıp yeri göğü inletebiliyor.

Adam müzik ruhsatı iptal edilmesine rağmen susmuyor, aksine şikayet edene "bize kimse karışamaz, artık burası böyle, beğenmeyen Datça'dan gitsin" diye meydan okuyabiliyor.

Adam, kıs kıs gülerek "benim çevrem geniş. Zabıtanın geleceğinden haberim oluyor, o akşam müziği kesiyorum, zabıta gidince veriyorum coşkuyu" diyebiliyor.

Adam, hepi topu 15 m2'lik mekanının önündeki kamu arazisini belediyeden kiralıyor, 15 masa koyacağı yere 30 masa koyuyor, caddeyi yolu kapatıyor ve bunu normal bir hakmış gibi görebiliyor.

Nasıl olsa karışan, eden yok.
Nasıl olsa bir yaptırım yok!
Bu işletmelerin çoğu meskun mahalde üstelik.
Oralarda yüzlerce insan oturuyor.
Onlarca otel, cafe, restoran var.
Evinde yaşayan, otelde konaklayan, cafede oturan derdine derman arıyor ama yetkililer sağır sultan.
Aşındırmadıkları kurum, çalmadık kapı bırakmıyorlar.
Maalesef çıt yok.
İnsanlar Datça Belediyesi, Muğla Büyükşehir Belediyesi, Muğla Valiliği, Muğla Çevre İl Müdürlüğü ve Datça Emniyeti arasında mekik dokuyor.
Ama bu kurumlar topu birbirine atıyor.
Yüzlerce dilekçe veriliyor, cevap alınamıyor.
Cimer'e yazıyorlar, sonuç yok.
Anlat derdini Marko Paşa'ya!

Geçen hafta Datça Belediye Başkanı Gürsel Uçar ile yine bu konuyu konuştuk.
Bana "zabıta kadromuzu genişlettik. Artık sürekli bu işletmeleri denetleyeceğiz. Ya yönetmeliklere uyarak yayın yapacaklar, ya da her türlü cezaya razı olacaklar" demişti.
Bunları yazıp, takipcisi olacağımı belirtmiştim.
10 gündür takipteyim.
Başkanın sözü uçtu.

Ilıca kamping bırakın yıkılmayı müzik terörü estiriyor.
Müzik ruhsatı olmayan işletmeler bırakın denetlenmeyi, desibeli zirveye çıkarıyor.
Çünkü zabıta göndermekle sonuç değişmiyor.
Para cezaları bile tahsil edilemiyor.
Aynı saz, aynı terane.
Yetkililerin paylaştığım videoları izlemesini isterim.
Eğer normal diyorlarsa, söylenecek bir şey yok.
Kapatın o kurumları.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Sedat Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi