Persembenin Öyküsü: Gerginliğin İlacı

GERGİNLİĞİN İLACI

- Baylar bayanlar toplantı bitti. 08.00’den, 20.00’ye kadar Kahveleri söyledim. Şirket toplantımız yeni gelişmeler nedeniyle epey gergin geçti. Gerildik. Bu güç dönemde rakiplerimizin beklenmeyen ataklarına karşı yapacağımız çok şey var. Reklam ve halkla ilişkiler müdürü olarak özetliyorum. Gerilmek bir balonun şişmesine benzer bilindiği gibi. Çok şişirilmiş araba lastiği gibi olduk da diyebiliriz. Patlamamak veya karda kaymamak için biraz havamızı alalım. Gerginliğimizin ilacı gülmek. Toplantımızın son bölümü fıkralar. Sekiz fıkra seçtim. Haydi anlatıyorum…

Adam bir sevimli maymunla girer bara. Adam çay içerken maymun barın etrafında zıplamaya başlar. Tezgâhın üzerindeki fıstıkları alıp yer. Sonra iki muz yer. Ardından bilardo masasına. 8 numaralı topu alır ve yutar.

Bar sahibi sinirlenir;

- Maymunun ne yaptığını gördün mü?"

- Hayır, ne yaptı?"

- 8 numaralı topumu yuttu

- Şaşırmadım. Çok yaramaz. Bulduğu her şeyi yiyor. Merak etme zararını ödeyeceğim.

Parayı öder ve sırtında maymunla çıkar.

Bir ay sonra aynı müşteri aynı bara tekrar gelir. Gene çay söyler. Maymun tezgâhtaki kiraza doğru zıplar. Alır. Arkasına götürür. Tutar. Ve yutar.

Barmen;

- Maymununun ne yaptığını gördün mü? Kirazı arkasında tuttu sonra yedi.

- Geçen kez bilardo topunu yuttuktan sonra artık önce ölçülerini alıyor.

Köpek kasap dükkanına girer.

Sorar kasap;

- Ne istiyorsun?

Durur önünde bifteğin. Havlar iki kez.

Sorar kasap;

- Başka?

Durur önünde pirzolanın. Havlar dört kez.

Paketler iki biftekle dört pirzolayı kasap. Yerleştirir ağzına torbayı. Alır parasını köpeğin boynuna bağlı çantadan.

Şaşkınlıkla bakmaktadır bir müşteri. İzler köpeği. Kapı zilini çalar patisiyle köpek. Açar kapıyı sahibi.

Kapı önündedir adam;

- Ne harika, ne akıllı bir köpek.

- Ne akıllısı beyefendi! Salağın teki! Anahtarlarını bu hafta ikinci kez unuttu.

Ormancı kolaçan etmektedir ormanı. Karşılaşır ağlayan sincapla. Sorar;

- Neden ağlıyorsun?

- Bugün ayı bana telaşlanıp telaşlanmadığımı sordu. Hayır dedim, o da beni tuvalet kâğıdı gibi kullandı!

- Bu kötü!

Ertesi gün, aynı şey başına gelen çok üzgün bir kuşla tanışır.

- Bu korkunç!

Ertesi gün ormancı sincapla kuşu kahkahalarla gülerken görür.

- Neden böyle gülüyorsunuz?

Yanıtlar sincap; Bugün o ayı, kirpiye telaşlanıp telaşlanmadığını sordu."

Motorcu 130’la gitmektedir. Birden serçe ile karşı karşıya bulur kendisini. Kuştan kaçınmak için elinden gelen her şeyi yapar. Ama çarpışma kaçınılmaz!

Görür dikiz aynasında talihsiz serçeyi. Döner yerden alır. Götürürken evine küçük kafes satın alır. Uyandığında yemesi için biraz ekmek ve bir tabak su ile birlikte bırakır kafese.

Uyanır ertesi gün serçe. Görür kafesin parmaklıklarını, ekmek parçasını ve su kabını. Alır başını kanatlarının arasına ve haykırır:

- Kahretsin! Motorcuyu öldürdüm ve hapisteyim!

Postacı bir bahçeye girerken görür koskocaman tabelayı; “KÖPEĞE DİKKAT EDİN”.

Bakar çevreye. Bir daha bakar iyice. Bakar ki bir küçücük, minimancik köpek.

Çalar kapıyı postacı. Sorar verirken mektubu;

- Üstüme vazife değil ama köpek ağzını bile açamayacak kadar küçük. El kadarcık bu. Hani var da yok gibi. Tabelayı neden koydunuz?

- Kaç kez üzerine basıldığını biliyor musunuz?

Adam köpeğiyle bir bara girer, bir içki söyler. Barmen;

- Buraya köpekler giremez!

Yanıtlar adam gözünü kırpmadan;

- Rehber köpeğim benim. Görme özürlüyüm.

- Bağışlayın… Anlayamadım. Utandım.

"Affedersiniz," der barmen, "utandım, fark etmemişim!"

İçkisinden sonra bardan ayrılırken bir başka adam çihuhua ile bara girer.

Fısıldar yeni gelene:

- “Rehber köpek” de. Yoksa seni dışarıya çıkarırlar!

Teşekkür eder adam. Yönelir tezgâha doğru.

Durdurur eliyle barmen;

- Bara köpekler giremez!

- Rehber köpeğim benim. Görme özürlüyüm.

Sırıtır barmen;

- Sanmıyorum beyefendi. Çihuahualar körler için değildir!"

Başını sallar adam, bağırır;

- Ne? Kahretsin! Bana bir çihuahua mı verdiler?! Dolandırıldım!

Şehirlerarası yol. Kazada iki yaralı. Bir bayan, bir bay. Durur geçmekte olan polis arabası. Önce çağırır cankurtaran. İner sonra. Gidermen yarı devrik arabaya bildirir sonra kazayı merkeze. Varır. Girer arabaya. Çıkarır iki yaralıyı. Hemencik tamamlar ilkyardımı. Enkazın yanında bir maymun. Göstermektedir kendisini ve enkazı.

Sorar polis;

- Bana kaza hakkında bir şeyler mi söyleceksin?

Sallar başını evet anlamında maymun.

- Peki kazayı gördün mü?

Sallar başını evet anlamında maymun.

- Nasıl oldu?

Maymun yerden aldığı bir kuru dal parçasını koyar ağzına. İçiyormuş gibi yapar.

- Bana onların içtiklerini mi söyleyeceksin?

Sallar başını evet anlamında maymun.

- Başka?

Sigara içtiklerini belirtmek için dal parçasını ağzına götürür maymun. İçermiş gibi yapar. Ve başını döndürmektedir...

- Bana esrar içtiklerini mi söylüyorsun?

Sallar başını evet anlamında maymun.

Onay ister kafası karışan polis;

- Yani ikisinin kaza yapmadan önce içki ve esrar içtiklerine inanmamı mı bekliyorsun?

Sallar başını evet anlamında maymun. Sorar polis;

- Sen bunları nereden biliyorsun?

Ellerini arabanın direksiyon simidini tutar gibi kaldırıp sürer maymun.

Kargayla eşek uçağa biner. Uçak havalandıktan sonra karga önündeki servis düğmesine basar. Hostes gelir;

- Buyrun efendim ne arzu etmiştiniz?

Karga:

- Yok bir şey.

Hostes sorar.

- Peki neden düğmeye bastınız o zaman?

Karga:

- Hiiiç. Çeşitlik olsun.

Hostes kızıp gider. Kargayla eşek çok güler. Birazdan karga yine düğmeye basar. Hostes gelir;

- Buyrun efendim ne arzu etmiştiniz?

Karga "Yok bir şey" der. Sorar hostes:

- Peki neden düğmeye bastınız?

Yanıtlar karga;

- Hiiiç. Çeşitlik olsun işte.

Hostes yine kızar ve gider. Kargayla eşek yine çok güler. Az sonra bu kez eşek önündeki düğmeye basar. Gelir hostes:

- Buyrun efendim ne arzu etmiştiniz?

- Yok bir şey.

- Peki neden düğmeye bastınız?

Yanıtlar eşek:

- Hiiiç. Çeşitlik olsun işte.

Çok kızar bu kez hostes. Gider pilotun yanına. Anlatır durumu. Pilot:

- İkisini de atın gitsin.

Atarlar kargayla eşeği aşağı. Hemen uçmaya başlar karga. Seslenir aşağıya düşen eşeğe;

- Eşek kardeş uçsana

Yanıtlar eşek düşerken;

- Eee… Benim kanadım yok ki!

- Kardeşim! Madem kanadın yok. Ne demeye çeşitlik yapıyorsun?

Başını iki yana sallar genel müdür;

- Sanırım bu son fıkra da şirketin durumu içindi. Alacağımız kararlara göre ya karga olacağız ya da eşek.

Araya girer mali danışman;

- Ama eşekler biz insanlardan şanslı.

Sürdürür sözlerini meraklı bakışlar arasında…

- Eşek gibi çalışıyoruz. Eşek gibi alışveriş ediyoruz. Eşek gibi eve taşıyoruz. Eşek gibi saatlerce yemek hazırlıyoruz. Eşek gibi yiyoruz. Eşek gibi bulaşık yıkıyoruz. Eşek bizden şanşlı. Buldu mu çimeni…

Ve sürdürür sözlerini kahkahalarla…

“Hanımefendi doğru söylüyor.” der ve ekler satın alma müdürü;

* * *

Murat B. Tepebaşılı

*

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2022’nin en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?
Tüm anketler