İkisi de Aday Olmayabilir

Önümüzde seçim var.

Tüm siyasiler şu anda oyun kurucu durumunda.

Siyasiler oyun kurabilir, siyasetin doğasında bu tür ahlaki sorun üreten atraksiyonlar vardır.

En önemli sorun ise yargının bu oyunlara alet edilmesi.

Şimdi sorun İstanbul Büyükşehir Belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’na yargının verdiği ceza.

Kimileri, "Erdoğan, İmamoğlu’nun yolunu kesmek için bu yola başvurdu" diyor.

İmamoğlu için şimdiden bir mağduriyet hesabı yapılmaya başlandı bile.

Gerçekten bir mağduriyet oyunu mu var? Erdoğan, Türk seçmeninin mağdurdan yana olduğunu çok iyi bilir.

Kendisi bir mağduriyet öyküsüyle siyasetin en zirvesine tırmanmış, her seçim öncesi yine bir başka mağduriyet senaryosunu ortaya koymuştur.

Hatırlayın, Türkiye’nin her yerine "Uzun adamı seviyoruz" pankartları asılmıştı.

Bir dönemin "her şeyi bilen adamı" olan ünlü bir GYM ve bugünün "ahtapotu"nun, "Muhtar bile olamaz" yazısının kendisini nerelere tırmandırdığını en iyi bilen de Sayın Erdoğan’dır.

Hatta Sayın Erdoğan her seçim öncesinde sık sık bu "muhtar" metaforunu kullanmıyor mu?

Bir başka mağduriyet öyküsü ise yıllar önce seçime 2-3 ay kala bir genelkurmay başkanının "sözde değil, özde" diye başlayan e-muhtıra vermesi ve bunu bir seçim malzemesi olarak kullanması gibi.

Yine en iyi Sayın Erdoğan hatırlayacaktır; İmamoğlu’nun 15 bin oy farkla kazandığı İstanbul seçimini iptal edince farkın 800 bine çıktığını.

Şimdi asıl soru şu; Sayın Erdoğan mağduriyet edebiyatına yol açarak ne yapmak istiyor? Bu, 6’lı masayı İmamoğlu’nun adaylığına zorlamaya yönelik olabilir mi?

Bu senaryo şu soruyu da beraberinde getiriyor: Cumhurbaşkanı, karşısında güçlü bir adayın çıkması gibi bir seçeneği neden kullansın ki?

Öte yandan yargı kararı sonrasında oluşan tablo CHP içinde ciddi sorunlara yol açtı.

Bir Karadeniz gezisi sırasında İmamoğlu’nun yanında ağırladığı gazetecilerin kimliği üzerinden CHP’de başlayan "güven" bunalımı Saraçhane mitingi ile daha bir ete kemiğe büründü.

Parti içindeki bazı güçlü gruplar, "Erdoğan seçimi Kılıçdaroğlu’nun kazanmasını istemiyor. İmamoğlu kazanırsa yine aynı hataları bu kez daha sık tekrarlar ve toplumun desteğini kaybeder ve başarısız olur. 2 yıl sonra yeniden seçim yapılır. Bu kez biz kazanırız" yorumunu yapıyor ve İmamoğlu’nun adaylığına şiddetle karşı çıkıyor.

Yine İmamoğlu'nun adaylık olasılığına ilişkin ısrarlı sorulara karşı bazı kurmaylar, masanın geleceği açısından da kritik bir yorum olan; "İmamoğlu aday olmak isterse partisinden istifa edip İYİ Parti'den olabilir" çıkışını yaptı.

Bir başka söylenti de İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olmak gibi bir isteğinin olmaması. 

Aslında iddia yeni değil; İmamoğlu’nun gençlik arkadaşı gazeteci Fatih Portakal’ın, "Amaç cumhurbaşkanı olmak değil, CHP Genel Başkanı olmak" iddiasının perde arkası da aralanmaya başladı.

CHP şimdi kaynayan kazan. 

İmamoğlu’nun, Kılıçdaroğlu’nun olası Cumhurbaşkanlığı adayı sonrası boşalacak genel başkanlık koltuğu için, kulis faaliyetlerine başladığı artık dillere düştü.

Bu kulis faaliyetlerinde çok sıkı pazarlıklar döndüğü de söyleniyor.

Sızan bilgilere göre; İmamoğlu parti içinde aradığı desteği bulamamış, ona olan güvensizlik sürüyor.

Kılıçdaroğlu’nun daveti ile grup toplantısına da katılsa İmamoğlu hala CHP iç bünyesinde  itibar görmüyor.

Gördüğü kısmi destekse kerhen verilmiş bir destek.

Elbette şu soru akla gelebilir: Cumhurbaşkanı adaylığı nedeniyle Kılıçdaroğlu parti başkanlığından ayrılır mı?

Elbette ayrılması şart değil ancak Kılıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı’nın partili olmasına karşı; bu adaylık sürecini de kapsıyor.

Yani verdiği söz nedeniyle etik olarak genel başkanlığı bırakacak. Aksi halde ciddi itibar kaybına neden olabilir ve seçim alanlarında bu onun önüne fena halde yıpratma aracı olarak çıkacaktır.

Şimdi gelelim asıl soruna: Büyük ihtimalle Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan ve Kılıçdaroğlu yarışmayacak.

Anketlere göre, karşısına hangi aday çıkarsa çıksan Erdoğan yeterli oy desteğini bulamıyor.

Bildiğimiz, Erdoğan’ın oportünist kimliği, kaybetmesi kuvvetle muhtemel bir yarışa girmeyecektir. Son anda sağlık sorunları nedeniyle parti içinden bir başka aday çıkaracaktır.

Kılıçdaroğlu için Cumhurbaşkanlığı mutlaka hayal ettiği bir makam ve onur. Kendi hazırladıkları anayasa gereği ki seçimi kazanırlarsa devreye girecek olan bu yasa gereği etkisiz ve yetkisiz Cumhurbaşkanı görev sonrasında siyasete veda ediyor.

Eğer aday olursa bu Kılıçdaroğlu'nun siyasete vedası anlamı taşıyacak, seçimi kazanırsa devre sonu siyasetten emekli olacak, kazanmadığı takdirde seçimi kaybetmiş bir lider olarak parti genel başkanlığına dönmesi imkansızlaşacak.

Açık bir şifre ile CHP’nin aday profilini çizelim; bu da Ankara’ymış gibi görünüyor. İmamoğlu iddiası sürerse 6’lı masa bir süre daha devam eder, sonra İP’siz yol almaya çalışır.

Yani ittifak, topal ördek durumuna düşer.

Tüm bu senaryolar yanlış çıkabilir mi?

Elbette, burası Türkiye.

Zaten bu senaryolar kimsenin aklına gelmeyenler.

Ama bu isimler aday olacaksa Türkiye’nin niçin böyle sık sık darboğaza düştüğünün açık bir göstergesi olacaktır.

Ama siyaset böyle garip bir şey işte.

Mehmet Aycan / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Aycan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2022’nin en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?
Tüm anketler