Yaşamayı Kolaylaştırmak

Perşembenin Öyküsü: BULUŞLAR

Aylardan Temmuz. Günlerden ayın sonu.

Bir dağ kasabasındayız. Yolcu otobüslerinin mola verdiği yerdeyiz.

Önce ihtiyaç molası ya! Sonra lokanta bölümüne.

Tıkınırken aç karınlarımıza duyuyoruz bir anons:

100 kilometre ileride aşırı yağış nedeniyle toprak kaydı, yol kapandı. İki saat çaylarla ve kahvelerle konuğumuzsunuz.”.

Toplaştık kahve salonuna. Sordu bir hanım teyze: “Gecikeceğiz. Buluyorlar Herşeye bir çare. Yok mu toprak kaymasına bir buluş?”.

Bir bayan; “Bildiğim kadarıyla yok. Ama otobüs tam zamanında geldi mola yerine. Odometre nedeniyle. Aslolan da bu değil mi?”.

Sordu bir adam; “Nedir o?”.

- Odometre araba, otobüs gibi araçların ne kadar yol aldığını hesaplar. İki yer arasındaki uzaklığı ölçmek ya da bir aracın ne kadar yol aldığını hesaplamak için kullanılır bu düzenek.

Odometre elektronik, mekanik veya ikisinin birleşimi de olabilir.

Odometreye ilişkin ilk bilgiler antik Roma yapıtlarında var. Büyük İskender gittiği yolların uzunluğunu odometre ile ölçtürürmüş.

Antik Romalı mimar ve mühendis Vitruvius bu işlemi mekanikleştirdi. Bir araç geliştirdi. Düzenek araç tekerleğinin her bir dönüşünde, araçtaki keseye bir çakıl taşı düşüyordu. Bu da zamanın ve hızın verimli kullanılmasına neden oluyordu. İşte o nedenle de zamanında geldik buraya.

Geldi bir ses arkadan:

- Zamanı bilmek de çok önemli. Soruyoruz; “Saat kaç?”. Veya “kaç saatte gidilir?”.

Yanıtladı bayan;

- Saat 6 bin yıl önce eski Mısır’da kullanıldı. Güneş saati. Gün ışığında güneşin geldiği açıya göre gölgenin boyuna bakılırdı. Ne var ki, geceleri güneş olmadığı için çalışmazdı. Eski Mısırlılar buluşları su saatiyle bu sorunu çözdü. Kum saatini de eski Mısırlılar buldu.

Gece kap su ile doldurulurdu. Su kaptaki delikten12 saatte boşalırdı. Kabın içindeki işaretler saati gösterirdi. Sırası gelmişken diyeyim. Çölde tahıl ürünleri ve çöle dayanıklı öküzler yetiştirerek genetik biliminin atası oldular.

Ancak kum saati zamanı göstermez. Zaman ölçer. Boğazın genişliği ölçülmek istenilen zamana göre değişir. Bir miktar kum bu kabın içine konulmuştur. Boğazın genişliği, ölçülmek istenen zaman süresi içinde (saat, dakika gibi) kumun bir kaptan diğerine tamamen geçeceği biçimde düzenlenir. İlk mekanik saati 725’te Çin'li Yi Xing yaptı.

- Hanımefendi bizi buraya getiren tekerleği unutmayalım.

- Tekerlek yalnızca bir buluş değil. İnsanlık tarihinin üç büyük devriminden biri.

- Devrim mi?

- Ateş, eğitim ve tekerlek. Mağara resimleri var. Resimlerde nasıl avlanılacağı anlatılıyor topluluğa. Üç devrimden sonra gelenler, ardılları yalnızca buluşlar. Toplum olarak yaşamımızı kolaylaştıran buluşlar.

- Pusula…

- Pusula karada, denizde ve havada yönümüzü bulmaya yarar. Çinlilerin bulduğu söylense de tartışmalı. Mıknatıslı ucu manyetik kuzeyi gösterir. Ama aklınızda olsun. Karada pusulanız yok. Karıştırdınız yönünüzü. Arayın karınca yuvasını. Karınca yuvaları Güney’e bakar. Sağımız Doğu. Solumuz Batı. Yüzümüz Kuzey. Sırtımız güney.

Böyle bütün buluşlar insanları, toplumu yönlendiriyor, yaklaştırıyor. Bunlara takvimi eklemeden olur mu? Zamanımızı aşamalı olarak bölen bir ayraç. Bir kişinin, bir topluluğun, bir işin, bir ürünün yaşam süresini yıllara, aylara, haftalara, günlere ve saatlere bölen bir belirteç.

Sözgelimi insanın insan olmaya 18’inden başlıyor. Bu ra bir zaman dilimi. Böylece yaşamımızla herşeyin süreci kendi kurallarına uygun düzende işliyor.

Neolitik Çağ'da ayırt edilmiş zaman. İlk takvimler Orta Doğu'da yaşanan Tunç Çağı'na kadar gidiyor. Genellikle gökyüzü ölçü alınıyordu. Ay takvimi gibi. Güneş takvimi gibi. Çeşitli takvimler var. 12 Hayvanlı Türk Takvimi, Gregoryen Takvimi, Güneş Takvimi, Miladi Takvim, Rumî Takvim, Hicri Takvim gibi.

Hele cep telefonu! Nasıl da insanları oldukları yerden dünyanın her köşesine taşıdı! Alışveriştesiniz. Eşinizin istediği markadan kalmamış. Yetişiyor cep telefonu imdada. Soruyorsunuz eşdeğerini.

Evde değilsiniz. Arıyor kaynananız; “Yarın sizdeyiz.”. Veya yurtdışındaki arkadaşınızla görüşebiliyorsunuz.

Ama bir kusuru var. Çene güçlerini cep telefonuyla sınarken bizleri tutsak edenler de çıkabiliyor.

Ve bir dünya bilgiyi toplayıp işleyebildiğimiz bilgisayar. Aynı sıra o bir elektronik daktilo. Bilgisayar bilgileri saymıyor. Sayar Türkçe’de işlemek anlamını da taşıyor. Bildiğimiz gibi yalnızca bilgileri işlemiyoruz bilgisayarlarımızla.

Bağlanıyoruz dünyaya İnternet’le. Herkesle herşeyle buluşabiliyoruz. Bakın “buluş”abiliyoruz yükleminde de çıktı karşımıza buluş. Buluş aynı zamanda birbirini veya birden çok kişiyi bulmak. Biraraya getirmek demek burada.

İnternet yeni bilgilerle buluşmanın ortamına da yaratıyor. Ve tanıdık tanımadık herkesle. Yalnızca bugünkü bilgilerle değil, eski bilgilerle geçmiş dünyayla buluşuyoruz. Dünyadaki müzeleri gezebiliyoruz İnternet’te. İnsanları birbirine yaklaştırıyor. İnsanların ve toplumların birbirlerini tanımaları, tanışmaları kültürlerarası gereksinimlerden.

O sırada konuştu bir adam bakarak umutsuz ses tonuyla; “Sözünüzü balla kestim hanımefendi. Olmasaydı buluşlar, kolaylaşmazdı yaşamımız. Gelgelelim bir durum var zaman zaman yaşadığımız.” dedi. Baktı dinleyenlere. Sürdürdü sözünü:

 * *

Murat B. Tepebaşılı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2022’nin en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?
Tüm anketler