Yaşasın Kötülük!..

Düşünürken, konuşurken, yazışırken falan, nedense hep ısrarla atladığımız, gözden kaçırdığımız veya görmezden geldiğimiz bir nokta var dikkatimi çeken...

Ama öncelikle şu soruya yanıt vermek gerekiyor:

Bundan beşyüz, bin, üçbin, onbin yıl öncesinin koşullarında yaşamak ister miydin?..

İsteyecek olan vardır elbette. Ama büyük çoğunluk kesinlikle istemeyecektir sanırım...

Değil mi?..

O halde haberin olsun; istemem diyorsan eğer, kötülüğü -kutsamasan da!- kabullenmen gerekiyor bir şekilde...

Evet ya, 'kötülük'!..

Neden mi?..

Çünkü, insanlığın bugünkü medeniyet seviyesine gelmesinin arkasındaki en büyük -hatta tek!- itici güç; o doymak bilmez açgözlüğü, bencilliği, çıkarcılığı, acımasızlığıdır aslında...

Kısacası, kötülüğüdür!..

Onca buluş, onca icat nasıl, neden, hangi amaçla yapıldı sanıyorsun?..

İyilik olsun, insanlığa faydası dokunsun diye mi?..

Hadi canım sen de!..

Sadece daha fazla güç, daha fazla servet, daha fazla egemenlik elde edebilmek için yapıldı onlar...

O buluşları ve icatları yapanların ve yaptıranların hemen hepsi, öyle ya da böyle bir çıkar beklentisindeydiler...

Eğer -hepimizin hayal ettiği gibi!- 'iyi' bir tür olsaydık, emin ol, hâlâ avcı-toplayıcılar olarak yaşıyorduk bugün... (Eh, 'iyi avcı' ne demekse artık!)

Haydi, o kadar da olmasın... Tarım toplumuna geçmiş de olabilirdik tabii; herkes kendi ürettiği buğdayı, şarabı, zeytinyağını, çanak çömleği, tekerleği, nalı (kılıç, mızrak zinhar yok!), incik boncuğu vs barış ve huzur içinde paylaşıyor olurdu herhalde...

Nasıl olsa, vahşi hayvanlar ve doğa olayları dışında korunacak hiçbir tehlike yok!..

Yönetici, asker, polis, ağa, derebeyi, kral, sultan falan da gerekmiyor. İyiyiz biz, yuvarlanır gideriz bir şekilde...

Eee, kimsenin kimsenin malında mülkünde, sahip olduğu hiçbir şeyde gözü yok zaten... (Aaa, 'sahip olmak' mı dedim?.. Ne ayıp!)

Nasıl? Güzel, değil mi?..

'Düşüncesi bile komik!' mi dedin?..

Yapma ama, iyiyiz biz!..

Doğrusu; ne iyiyiz, ne kötü. Sadece olmamız gerektiği gibiyiz...

Bir tür olarak, yaşamımızı sürdürmek için, iyi-kötü elimizden geleni yapıyoruz sonuçta...

Kendimizi doğadan soyutlamaya çalışıyoruz sürekli. Ancak, eninde sonunda, onun küçük -ve kırılgan!- bir parçasıyız...

Evrim yasaları bizim için de aynı. Türün devamlılığı için en güçlü, şartlara en uygun/uyumlu olanlar ayakta kalmalı, üremeli, çoğalmalı vs...

Öyle oluyor zaten. İstesek de, istemesek de... Beğensek de, beğenmesek de...

Doğa belgesellerinde sürekli izlediğimiz bu süreç, iş insanoğluna gelince değişir mi sanıyorsun?..

Ama şu var ki; tür olarak, kendimizi çok 'iyi' kandırıyoruz...

Bak işte, orası kesin!..

Murat Hiçyılmaz / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Hiçyılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2022’nin en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?
Tüm anketler