Mübadele, yakın tarihimizin dramıdır

Hiç kuşku yok ki, mübadele, dünyada eşi görülmemiş bir uygulamadır. Türk Bağımsızlık Savaşı’nın sonunda, iki milyona yakın insan, zorunlu olarak bulundukları topraklardan koparılmış ve doğup büyüdükleri yerlerden binlerce kilometre uzaklıktaki yeni topraklara zorunlu olarak yerleştirilmişlerdir. Bu olgu, elbette değişik yönleriyle irdelenmelidir. Hele Türkiye açısından, yaşamsal bir önemi olduğu bile söylenebilir. Türkiye’nin, böylesine bir göçten örnekten alınacak elbette büyük dersler vardır.

Her büyük göç olayında, elbette, toplumsal yönden bir asimilasyon süreci yaşanıyor. Göç eden topluluk, içine katıldığı toplumla bir uyum süreci yaşıyor; göç ettiği topluma, kendinden bir şeyler katarak, onu değişime zorladığı gibi, kendisi de, vardığı toplumdan yeni şeyler alıyor ve değişime uğruyor.

Genel olarak bakıldığında, Yunanistan mübadele olgusu, bir dönemin sonu olarak nitelendirilirken, Türkiye, yeni bir başlangıç olarak algıladı. Türkiye’de uzunca süre bir suskunluk yaşanırken, Yunanistan’da anı türü yapıtlar yazıldı. Zaman içinde bizde de, edebiyatta yer bulmaya başlandı. Kemal Tahir, Aka Gündüz, Yakup Kadri, Yaşar Kemal’e dek yazarlar bu konuyu irdeleyen yapıtlar vermeye başladılar. Ancak bunlar kendi soylarının yaşadıkları değil, duydukları ya da okuduklarını içeriyordu. Romanlara yansıyan bu konu, sinekten yağ çıkarırcasına, kıt ve sığ idi. Mübadele konusu bu boyutuyla gerçekten de Türkiye’de bir ilkti. Aşırı milliyetçilik duyguları, zorunlu göçün derinliklerini yazmaya pek olanak tanımamıştı.

Mübadele araştırmalarının Türkiye’de başlaması 3. kuşak mübadillerin köklerini arama çalışmalarıyla tarihlendirilebilir. Türkiye’de I. kuşak göçmenler tarafından yazılmış göç öyküleri ve destansı anlatımlar yoktur. Göçmenlerin bu süreç içinde yaşamış olduklarını yazmamış ya da yazdırmamış olması Türkiye için kayıptır. İşte bizler bu açığı kapatmak için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Özellikle göç alan bölgelerdeki mübadil torunları anılarını ve geçmişten edindikleri aktarımları kitaplaştırarak Mübadeleye katkı sunmaktadırlar.

Mustafa Kemal Paşa’ya Selam Söyle” kitabım da gazeteciliğimin ve yazarlığımın süzgecinden geçerek sizlere ulaşan bir öyküler bütünüdür. Yazacak çok şeyin olmasının yanı sıra salt bununla yetineceğim düşünülemez. Mübadil torunu olmamız daha çok yazacak şeyimiz olduğunu gösteriyor.

Mustafa Kemal Paşa’ya Selam Söyle” kitabım, çarpıcı betimlemeleriyle yüz yıl öncesinin yaşanmışlıklarını anlatıyor. Müslüman Türklere yapılan baskılar artmış, halk sokağa çıkamaz olmuştu. Göçün yaklaştığı günlerde Girit sokaklarındaki manzarası şuydu:

Akdeniz’in kıyısındaki kasabanın dar sokaklarında gümbürtü, ellerinde gazeteler… Her kahvenin bedeni kazana dönmüş, içindekilerle birlikte kaynıyor. Halk durduğu yerde su gibi yerinde fokurduyor. Evlerde aş, yüreklerde dert pişiyor. Rumlar bağırıyor, gazeteler yazıyor:

Müslümanların suyu ısındı!’

Girit Müslümanlardan temizleniyor!’

Zeus’un torunu Venizelos sen çok yaşa!’

Lozan’da imzalar atıldı…’

Türkler gidiyor!’

Defolun Ada’dan!’

***

DOĞDUĞU TOPRAKLARA YABANCI OLANLAR

Bin yaşındaki kadın, evinin dar penceresinden tüm olanları, sevinip gülenleri, ağlayıp şükredenleri, evden yükselen alevleri, savrulan külleri ve de sonra yatışıp sabaha karışan kıyımın sessizliğini, çökmüş yanaklarına süzülen yaşları silerek izledi. Elinde tuttuğu kahverengi küçük kutuyu öpüp, odasının en kuytu bölmesine sakladı. Kızı gibi sevdiği Fate kadını düşündü. Güzel Elenor’a baktı; dizine yatmış ağlıyor, annesinden, çok uzaklardan gelmesini umduğu ‘Kurtuldum’ sesini bekler gibi oluyordu. Sarı saçlı güzel kız, bu köyde bin yaşındaki bu kadına kutsal bir emanetti bundan böyle!”

***

YOKSUL VE ZAVALLI BİR HALKIN UMUTSUZLUĞU...

İki ucundan çekiştirilen bu insanların bedenleri ortadan ikiye bölünmenin demine varmıştı. Anadolu toprağı saçlarından, Girit ayaklarından asılmış çektikçe çekiyordu; bedenlerin bin bir yakasından kan damlıyordu. Gözler, sonsuz mavilikten yükselecek gemi bacalarını bekler olmuştu. Ada’nın Müslüman köyleri nice Haydaraki’lerin etek dibine çömelmiş, yazgılarını değiştirecek mucize yükselişleri bekliyorlardı.”

“Mustafa Kemal Paşa’ya Selam Söyle” İmparatorluğun ardından doğdukları topraklara yabancı olanların öyküsüdür. Tarih hata yapanları asla bağışlamıyor; acıları çeken hep zavallı halklar oluyor...

***

EDİNMEK İSTEYENLERE...

Üçüncü kitabım, Mustafa Kemal Paşa’ya Selam Söyle” kitabımı almak isteyenler, Doğu Kitapevinden ve internetteki kitap satış noktalarından ulaşabilirler. Ayrıca, WhatsApp üzerinden, mailimden ve telefonla beni arayan okurlarıma ödemeli olarak gönderebilirim. Saygılarımla...

Hasan TEOMAN

Cep: 0539 432 53 91

Mail: [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Teoman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2022’nin en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?
Tüm anketler