Ucuz Gıda Gariban Market'le Mümkün

Bugün bir arkadaşım Yerel yönetimlerin marketçilik yapması gerektiğini anlatan bin yazı kaleme almış... Yazısını okuyunca 20 Haziran 2014'te, yani 8 yıl önce kaleme aldığım ve Haber Hürriyeti Gazetesinde Manşetten çağrı yaptığım bir yazım aklıma geldi. O yazımdan esinlenen, bir şeyler yapmaya çalışan Başkanlar çıktı. Ama hiç kimse "İbrahim Kardeş bu nasıl bi şey, Nasıl olacak bu iş" diyen olmadı... Neden olmadı biliyor musunuz? Kendilerine siyasi rant/paye/proje çıkarmak istediler de ondan. Her gün "yoksulluğa nasıl çözüm bulabiliriz doğaya ve insanlığa nasıl faydalı olabiliriz" diye okuduğu haberlerden ders çıkarmaya çalışan en önemlisi etik kurallardan şaşmayan Şubat ayında Gazetecilikte 50 yılını dolduracak birine danışmak işlerine gelmiyor da ondan. Hiçbir zaman akçeli işlere bulaşmıyoruz da ondan. Şimdi ricam 8 yıl önce yazdığım yazıya göz atmanız ve fikirlerinizi açık açık yazmanızdır. "Ben bir yol biliyorum karanlıktan aydınlığı çıkan" ama demek ki benim yolum yol değil!!!! Ne dersiniz?

İŞTE 8 YIL ÖNCE KALEME ALDIĞI O YAZI (Makale Yazısı-20 Haz 2014 - 10:49) OKUMAK İSTEMEZSENİZ SESLİ OLARAK DA DİNLEYEBİLİR SİNİZ?

https://www.haberhurriyeti.com/makale/3347843/ibrahim-irmak/gariban-market

Siz Tanzim Satış (Tansa) mağazalarının kuruluş hikâyesini bilir misiniz?

Şimdiki adıyla TANSAŞ olan devasa hipermarket zincirinin yola çıkış hikâyesini.
1973 yılında tüketicilere ucuz et gıda ve kömür sağlamak isteyen İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Halkçı Başkanı merhum İhsan Alyanak tarafından kuruldu TANSA.
Amaç halka ucuz ürün temin etmekti.
Bunun için ilk önceleri eski otobüslerden gezici marketler yapıldı. Her gün bir semte gidip orada bakkal fiyatının yarısına gıda maddeleri satılıyordu.
Öyle bir talep gördü ki o gezici minibüs marketlerin önünde kuyruklar oluştu.
Bir araçla başlanan iş, peş peşe üç-beş-10’a çıktı.
Yetmiyordu.
Gezici market araçlarının sayıları artırılıyor ama taleplere cevap verilemiyordu.
Sonra işyerleri açılmaya başlandı.
Bakıldı ki müthiş talep var… Halk ucuz ve kaliteli ürünlere hücum ediyor tamam denildi.
İzmir’de parkların içlerine bile halka ucuz gıda maddeleri satsın diye TANSAŞ marketleri kuruldu.
Kimse sesini çıkarmadı.
Parkların alanları küçülüyor, kentlinin nefes alacağı yerler daralıyordu ama… Ucuz ürün cebe katkı koyuyordu.
TANSA’lar önceleri TANSAŞ adı altında marketlere, sonra da hipermarketlere döndü.
Müthiş prim yapmış, marka olmuştu TANSAŞ.
Devasa şirketlerin gözü nakit paranın oluk oluk aktığı dev gıda zincirine çevrildi.
Halka katkı olsun diye kurulan TANSAŞ, belediyeye para lazım diyen bir başkan tarafından satıldı maalesef.
O Başkan’ın adı da Burhan Özfatura’ydı.
Özfatura, satıştan Belediyeye para buldu ama… O günden itibaren de halkın cebindeki gıdaya harcadığı para da fazlalaşmaya başladı.
Halk fakirleşirken, dev şirket zenginleşmeye başladı.
Yapacak birşey yoktu.
Serbest piyasa düzeni böyleydi.
Kar amacı gütmeyen o belediye kuruluşu şimdi Belediye’nin elinde olsaydı… Neler olurdu bir düşünelim mi şimdi?

ÜRÜN SATIŞ SÖZLEŞMESİ

Yukarıdaki satırların kafamda şimşek gibi çakmasına neden olan olay Cumartesi günü Aziz Kocaoğlu’nun Ödemiş Bademli’deki kooperatifle ürün satış sözleşmesi imzalamasıydı.
İzmir Bütünşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, “Bu sözleşmelerle yerel kalkınmayı destekliyoruz. Önceliğiniz ürettiğiniz ürünleri en yakın şehre ulaştırmak olmalı. Zira uzak illere satışda ürünlerin üstüne nakliye maliyeti biniyor ve fiyatları çok artıyor” diyordu.
Çok haklıydı Başkan Kocaoğlu.
Zira İzmir Bütünşehir sınırları içinde müthiş havzalar var.
Mesela benim de doğduğum yer olan Küçükmenderes Havzası o kadar verimli ki bire bin ürün veriyor topraklarımız.
Nerede ise tüm Türkiye’yi besleyecek ürün çeşitliliği var benim memleketimde.
Üstelik 4 milyon kişinin yaşadığı İzmir’e de çok yakın.
O ürünler İzmir’de pazar bulursa eğer…
1-İzmir’de ürün fiyatları daha da ucuzlar.
2-Ürettiğini çürütmeden satan üretici de kazanır.
3-Para kazanan köylünün, çiftçinin çocukları karnını doyurmak için şehrin yolunu tutmaz.
4-Güzel İzmir’de yeni varoşlar doğmaz.
5-İzmir’de ucuz ve sağlıklı ürün bulan halk mutlu, gelecekten de umutlu olur.

MUTLULUĞUN REÇETESİ

Başkan Kocaoğlu’nun yerelde kalkınma modeli çok doğru.
Bu model tüm Türkiye’ye bence model olmalı.
Hatta bu model devlet politikası haline getirilmeli.
Fakir fukarayı, garip gurebayı, ele güne, muhtaç etmemenin modelidir bu.
Toprağından koparılmayan insanlar üretir.
Alın teri döküp, çoluğuna çocuğuna helal ekmek yedirir.
Yeter ki ürettikleri değerini bulsun.
Bu model geliştirilirse, İzmir Bütünşehrin sınırları içindeki ürünler halkla buluşursa, inanın tersine göç de başlar.
Köyünde mutlu olan insanın kentte işi olmaz.
O trafiği, stresi, yalan dolanı bir gün bile çekmez.
Bunun ilk ayağı üreticinin malını değerinde satmasıdır.
İkinci ayağı ise o ürünlerin halkla kolayca buluşmasının yolunun bulunmasıdır.
Bunun için TANSAŞ modeli harika bir araçtı.
O tren Özfatura yüzünden kaçtığına göre, yeni modeller mutlaka bulunmalıdır.
Benim önerim Gariban Marketler’in kurulmasıdır.
Ne dersiniz sayın Belediye Başkanları…
Görev size düşmüyor mu?

İBRAHİM IRMAK /
Çevre konusunda her türlü olumsuzluğu bize bildirebilirsiniz…Tabi güzellikleri de

[email protected] tel:0533 414 24 57 - 0232 246 82 46

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar İbrahim Irmak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

02

Murat Kemaneci - Merhaba,

Genelde yerel yönetimler sosyal belediyecilik adı altında direkt oya dönüşecek üniversite kursu açma, okul servisi finanse etme, kaçaklarına göz yumdukları otelci veya işadamlarına "hayır" işleri yaptırma, vs vs işleri seviyorlar.

Yerel yönetimler sermayeyi seviyor. İlçelerin seçim kampanyalarında bile on milyonlarca liranın harcandığı memlekette sermaye ile ilgi geçinmenin iktidarlarını sürekli kılacağına inanıyorlar. İçlerinde her şeyi siyasi (diyelim) ranta çeviren bir dönüştürücü var adeta.

TANSAŞ büyük bir hizmetti bana göre ve Kemer'de artık sermayenin elinde olduğunu bilmemize rağmen oradan alışveriş etmeye çalışıyorduk. Bir gün gittik, tabelası değişmiş.

Böylece TANSAŞ'ın nostaljisini bile yok ettiler. Her yer 3 harfli 5 harfli zincir market doldu.

Sermayeyle iyi geçinmeye çalışan yerel yönetimler, sermayenin elindeki belediye ile iyi geçinmeye çalışan gazeteciler, senin kaygılarını paylaşmayacaktır. Sana sormayacaktır bildiğin sebeplerden.

Muhalif görünenlerle iktidardakiler aynı kaynaktan besleniyor. Yoksulluk ve cehalet.

Tek yolun ne olduğunu ise herkes biliyor da gidecek yerleri ağrıyor.

Sevgiler, yüreğine sağlık.

MuKe

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 11 Aralık 18:59
01

Ksk Nuri - İbrahim bey, market işletmek belediyelerin asli görevi değildir. Ne yazık ki ülkemizde uzun yıllardır, devletin ilgili bakanlıkları, kurum ve kuruluşları kendi üzerlerine düşen görevi layıkıyla yapamadıkları için vatandaşımız ekonomik sıkıntılar çekmekte doğal olarak da belediyeler kendilerine bu durumu vazife görerek market işletmenin tanzim satışı yapmanın uygun olacağını zannetmiştir. Belediyelerin üreticileri, çitfçiyi, kooperatifleri destekliyor olması doğrudur, yerindedir ve olması gerekendir ancak ürün satışı yapmak uygun değildir, doğru değildir, yersizdir. İki durum ve olay arasında belirgin farklar vardır. Kaldı ki market işletmek çöp toplamak, yol süpürmek, sosyal yardım dağıtmak kadar basit bir iş değildir. Karmaşık, komplike ve teferruatlı bir iştir. 90'lı yıllarda yapılan marketçilik ile bugün yapılan marketçilik arasında Çin ve İzlanda kadar fark vardır. Bunun son örneğini Karşıyaka Belediyesi Kent AŞ marketleri ile hepimiz gördük. İş yapamayan mağazalar sonunda kapatıldı. Belediye tüm imkanlarını kar amacını bir yana koyalım sırf zararına bu işi yapmasının bir anlamı yok. Neticede zarar eden kamu işletmesinin zararı yine vatandaşın cebinden çıkıyor. Atılan taş ürkütülen kuşa değmiyor.

İşin özeti; belediyeler üreticileri, çiftçileri desteklemeye devam etsinler, market işine hiç girmesinler.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 10 Aralık 20:38


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2022’nin en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?
Tüm anketler