BAL'a veda 4.Lig'e selam mı?

Bakıyorum illere o kadar çok para akıtan ama düşme ihtimali daha şimdiden gündeme gelen takımlar var. Ondan mı geliyor acaba 4.Lig ? Merak işte. Çok kötü, sporla ilgisi olmayan sadece paranın döndüğü bir ortam var şu an BAL'da. 'Gayya Kuyusu' diyeni var.

En başta güzel haberi vereyim. Olasılık, duyum, varsayım, olabilir. BAL yani Bölgesel Amatör Lig kaldırılarak, 4.Lig tekrar başlayacak. Kazan kaynamaya başladı. Vardır bunda da bir hikmet. Haydi hayırlısı. Etkili yetkililerin vardır, bir bildiği. Malumunuz 3.Lig'in bir altı. İlinde son sırayı alan ekipler, düşüyor. Bakıyorum illere o kadar çok para akıtan ama düşme ihtimali daha şimdiden gündeme gelen takımlar var. Ondan mı geliyor acaba 4.Lig ? Merak işte. Çok kötü, sporla ilgisi olmayan sadece paranın döndüğü bir ortam var şu an BAL'da. 'Gayya Kuyusu' diyeni var. Yarı amatör yarı profesyonel. Böyle saçma mantık mı olur. Ya profesyonel olursun ya da amatör. Adında amatör ifadesi olsa da. Kaldırın şu BAL'ı gitsin. Çok ballı bir lig. Bu kadar şans yeter. Çok denedi.

YAŞASIN TÜRKÇE

Canıma tak etti. Bu kadar tolerans yeter. Değiştirin artık şu konuşma dilinizi, yazım üslubunuzu. Güzel Türkçemiz yerlerde. Başka dilimiz yok ki. Metrodayız. Yanındakiyle 15 dakikadır aralıksız konuşuyor. Dinlemiyorum ama duyuyorum. Anlatıyor da anlatıyor. Aynı laflar. Sadece fiiller, sıfatlar yer değiştiriyor o kadar. Karşısındaki bayılmak üzere. Aslında dinlemiyor. Cevap bile veremiyor. Arkadaşın diline vurmuş. Sürekli kendi konuştuğu halde. 'Bi'şey söylücem' demez mi ? Daha ne söyleyeceksin be mübarek. Pek kibarmış, izin istiyor. Konuşmak için. Bu lafım bitmedi devam edeceğim bekle demenin değişik bir jargonu. 'Ne dicektim' diyor, ne bilelim biz. 'Bi'şey sorucam' diyor, yanıtını bildiği sorular. Önce kendi yanıtlıyor, çok bilgili ya. Ah bir de daha anlaşılmadan gülmeye, kahkahaya başlıyor ya. Gül tamam da. Biz de bir anlasak. Gülmezsek, sert bakış gelir. Soru değil aslında. Nefes almak. Böyle devam eder, gider. Daha da kibarları var. Vurgulayarak uzun uzun, 'Bir şey söyleyebilir miyim'. Günde iki üç kez. Şart olan yerde kullansa amenna. 5-6 cümlede bir, reklam arası gibi aynı soru cümlesi gibi. Ama değil, standart ağız kalabalığı. 'Yeter, söyleme' desem, susacak sanki. Yok öyle bir şey. İnternet dili bu, Türkçe değil. Başka bir dünya, başka bir dil.

OKUMAZSAN YAZAMAZSIN

Okumak yok, gazete, kitap okumak yok. Varsa yoksa internet. Başparmağımız uzadı gitti. Yukarı, aşağı oynatmaktan. Hal böyle olunca Türkçe konuşan yok. Peki konuşan böyle de yazanlar, yazdığını sananlar ? Arkadaş sosyal medyada yazacağı toplasan 8-10 kelime. O da yanlış, hatalı. Üç dört kez okuyorum, anlamıyorum. Altına bir de yorum yazmıyorlar mı? Anlamışlar gibi. Hiç sanmıyorum. Türkçe imla kuralları zaten yerlerde. -de -da bitişik, özel isimlerin başı küçük harf, üstten ayraç yok. Bilen de yok. Bunlar yetmediği gibi. 12 kelime olması gereken cümle, nasıl beceriyorlarsa 5 kelime. Sıkış tepiş. Hep beraber, omuz omuza. Bir de okumadan paylaşmasalar. Ağlıyor kelimeler. Bir oku da öyle paylaş Allah aşkına. Yaş almış büyüklerimize lafım yok. Onlar daha titiz. Orta yaştakiler tam bir facia. Uyaran da yok, düzelten de. Öyle gidiyor.

TŞK DE NE DEMEK ?

İnternet icat edildi... Herkes yazar oldu, yani yazar oldu. Ya konuşmadan ya da yazmadan duramıyorlar.  Bu işin uleması değilim. İyi, doğru, güzel yazmak için gayretim var, özen gösteriyorum. Başka Türkçemiz yok ki. Dönüşü olmayan yoldayız. Dün Öğretmenler Günü idi. Başta Atatürk'üme ve tüm öğretmenlerime saygıyla, şükranla. Şimdi internet dilimiz oldu. Türkçemizi bozmak için en iyi yöntem. Kankaya 5 cümle yazıyorum. Verdiği cevap da 'Tşk'. O kadar. Tşk ne yahu ? Teşekkürler imiş meğer. Devir hız devriymiş ya. Hızdan sadece korkmayın. O kadar hızlı ki. Görsen koronaya, kansere çare, şifa bulacak. Oyundan bekliyorlar. Gençlikleri gidiyor elden haberleri yok. Büyülenmiş gibiyiz, bu kafayla gidiyoruz. Rauf Tamer'in yazdığı gibi 'o kafa'. Geri geldi.

BEĞENME, OKU, TAKİP ET

Vatandaş olsun, medya olsun haber yapıyor, yazıyor. Küçümsemek değil derdim, Türkçemizi kurtarmak. Cümleye bakar mısınız ? 'Yere düşen hakemi tekme tokat dövdüler'.  Böyle bir laf mı var ? Sözüm ona kendi gibi insan olan, hakeme saldırıldığı bilgisini veriyorlar. Hiç de kibar ve haber dili değil. Yere de tekme ve tokatla düşürdüler zaten.  Keşfe gerek yok. Tekme tokat kelimeleri yan yana kullanılınca da 'oh olsun canıma değsin' havası veriyor. Hem de 1 kişiye 10 kişiyle saldırarak. Delikanlılık mı bu ?Elinde sadece bayrak sopası var o kadar. O da plastik, eskisi gibi meşe ağacından olanından olsa, gam yemem. O kadar çok cümle, başlık, ifade var ki. Buyrun bir tane daha. 'Hırsızlar polisin elinden kaçmayı başardı. Sansür olacaksa, böyle ifadelere olması gerek. Türkçemiz tam uygulansa, sorun yok. Başarı ? Neyin başarısı ? Hırsız polisi sollamış, geçmiş. Daha üstünmüş yani. Tövbe tövbe. Çalmaya özendirir gibi. Öğreten, özgür denilen internet ortamı, öğretmen (!) Onlar oldu yani. Hem de çok sayıda. Bir şey öğrensek gam yemeyeceğim. Ha pardon. En azından güzel Türkçemizin değerini anlıyoruz. Her şerde bir hayır vardır. Türkçemiz tamamen elden gitmeden.

'1 NUMARA' OGÜN KARDEŞİM

Çevre geniş olunca her gün bir kaybımız oluyor. Yetişmekte zorlanıyorum. Altınordu, İzmirspor ile Hilalspor'da futbolculuk maceram oldu. Her genç gibi. Gittim, çok çalıştım ama dikiş tutturamadım. Sol ayağım iyidir. Çok klas topçu değildim, kabul ediyorum. Kazma da değildim ama. Be mübarek ekipler, hepsi mi iyi olur. Antrenmanda varım, hazırlık maçlarında varım, ilk 11'de yokum. Çünkü daha klas oyuncular vardı, kıskanmadım. Üç ekipte de aynı şeyleri yaşadım. Baktım olmuyor, zorlamanın anlamı yok. Spordan kopmamak için önce yazmaya, ardından da düdük çalmaya başladım. Böylesi benim için daha iyii daha hayırlısı oldu, sanırım. O kadar kaliteli isimler vardı ki. Haksızlık olmasın, adlarını yazmayayım. Altınordu'da Hulusi Erdal, İzmirspor'da Halil Bıçakçı, Ali Şahin, Sabahattin Koludar, Hilalspor'da da Ünal Köksal hocalarımdan çok şey öğrendim. Vefat edenlerimize rahmetle, yaşayanlarımıza sağlıkla huzurla. İşte o dönemin, kadroya giremediğim İzmirspor'un kalecisi idi, dal gibiydi. Ogün Uçak kardeşim, sonra da kaleci antrenörü oldu nice sayıda 1 numara yetiştirdi. Kalp krizi sonucu kaybettik, yaşıtımdı. Çok erkendi daha, rahmetle, saygıyla.

www.haberhürriyeti.com / Metin AYDINOĞLU /a [email protected]



# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Metin Aydınoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2022’nin en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?