İnanır Mısınız?

Hediyeleri noel babanın getirmediğini öğrendiğinizde kaç yaşındaydınız. Daha önce duyduğunuz okuduğunuz bir şeyin bildiğinizden farklı olduğunu deneyimlemişsinizdir. Bir TED konuşmasını dinlerken benzer bir deneyim yaşamıştım. Genel olarak doğru bildiğimiz bir yanlışı sanki doğruymuş gibi tekrar anlatıp sonunda aslında size yalan söyledim, gerçek bu değil dediğindeki hissiyatımı unutamıyorum. Kandırılma hissi. Zaten bildiğini düşündüğün şeyin pekiştirilmesi ile artan bilgiye olan güven hissiyatının birden yerle bir oluşu.

Size dinlemeniz için bir şarkı bırakacağım; Ağlatan Kafe

Bu ezgiyi keman çalan bir arkadaşımdan dinlemiştim, çok detayına girmeyeceğim, şöyle bir hikaye ile süsledi; Bir müzisyen genç, düğünlerde akordeon çalar, bir kız görür aşık olur. Babasından ister kızı ama babası çalgıcıya verecek kızım yok deyip gönderir. Oğlan alır çalgısını vurur kendini yollara, düğünlere çağırırlar gelmez. Gel zaman git zaman bir büyüğü çok ısrarcı olur bu düğünde çalman lazım diye ikna eder. Düğün vakti çalgısını çalan genç gelin ve damatı görür, gelin aşık olduğu kızdır ve bu ezgiler çıkar ortaya.

Gelin görün ki işin aslı böyle değildir. Bir hikaye kulaktan kulağa geçerken ya da bilerek bozulabilir. Hikayenin aslını (bundan da emin olmak çok zor) öğrendiğim zaman aynı burukluğu tekrar yaşamıştım. Bana hikayeyi anlatan arkadaşımı da suçlayamam ona da öyle anlatılmış olabilir.

Kulaktan kulağa oynamışsınızdır ve A'nın nasıl da Z olduğunu çoktan biliyorsunuzdur. Bilgi aktarım sırasında dikkatli olunmazsa bozulmaya uğrayabilir. Bile isteye hatalı bilgi üretilebilir. Bunun sonuçlarını ise o bilgiye inananlar yaşar, bu ufak bir hayal kırıklığı da olabilir, hayati de olabilir.

Stratejik bir planlama yaparken elde ettiğiniz bilgiler doğru değilse yanlış hesap Bağdat'tan döner sözünde olduğu gibi sizi çaresiz bırakabilir. Düşmanın nereden geleceği konusunda yanılmak sizce de çok büyük bir hata olmaz mı?

Bazen bilgi tek başına da yeterli olmuyor, bilgiyi alıp yorumluyoruz. Size muhteşem bir örnek vereyim. İkinci dünya savaşında amerikan bombardıman uçaklarının zırhlandırılması ve kayıpların en aza indirilmesi için istatistikçilerden oluşan bir ekip görevlendirilir. Aralarında Abraham Wald'ın da bulunduğu ekip geri dönen uçakların gövdelerindeki izleri incelediler. Mermi deliklerinin en fazla olan yerleri güçlendirmeleri gerektiğini düşünüyorlardı oysa ki Wald daha farklı düşünüyordu. Bu uçaklar aldıkları hasarlara rağmen ülkeye geri dönebilmişlerdi, oysa kritik hasar alan uçaklar düştüğü için geri gelemiyordu. Yani güçlendirilmesi gereken alan mermi delikleri olan alanlar değil, mermi delikleri olmayan alanlardı. Bu çalışması daha sonra Hayatta Kalma Önyargısı olarak tarihe geçti.

Bildikleriniz, duyduklarınız ya da gördükleriniz doğru mu? gerçek mi? Bu bilgileri doğru mu yorumluyorsunuz, gözden geçirmeniz gerekebilir.

Fehmi ATİCAN | [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fehmi Atican - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2022’nin en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?
Tüm anketler