Hayır de be kardeşim!

Karşı çıkıp diklenmenin Türk insanı için bir iç boşalması olduğunu düşünürüm… Mantıklı ya da duygusal, iş için ya da laf olsun diye her hangi bir düşünce, girişim, olay, karar, gelişim ve uygulamaya el kaldırıp karşı çıkmanın, insanımızın doyuma ulaşmak, kendisini olur olmaz durumlarda ve zamanlarda kanıtlamak ve ‘Buradayım, ben de varım!’ demek isteğinin kabaca bir göstergesi olduğuna yürekten inanırım.

Psikologlar, karşı çıkma dürtüsünü başkaldırma dışında, etki ve tepkinin düşünce atlanarak çarpışması olarak tanımlıyorlar… Yani baskı altındaki bir insanın tepkisini ani ve sonucunu algılamadan ortaya koyması… İstemsiz, düşünce dışı kontrolsüz eylem…

Bu eylemin kökeninde, önemli bir davranış bozukluğu yatar…

Özgüvensiz insan, karşısındakine asla pay vermez…

Karşı çıkış da, bu yetişme bozukluğundan kaynaklanmakta…

Köşedeki bakkala güvenmemekle büyütülüyoruz önceleri… Bakkal amcanın veresiye defterine, aldığımız bir ekmeği iki olarak yazma olasılığına karşı dikkat çekilerek doluyor kulaklarımız… Sonra, okulda arkadaşlarımız, kapıdaki simitçi, sınıftaki hocalarımız, bir dolu akrabamız, ev sahibimiz, güvensizliğimizin algı alanına giren ayrılmaz yaşam parçalarımız oluyor… Bazı sabahlar perde arasından bakıp gökyüzüne, berrak maviliğe yükleriz kara düşünceli kuşkularımızı…

Ya yağmur yağarsa!”

Bizler böyleyiz…

Olur, olmaz bir sevgi kırıntısı düşmeye görsün içimize, güvensizliğimiz, yerini aslanlar gibi kükremeye bırakır ki inanamayız… Hayret ki ne hayret!

Demek ki büyümüşüzdür; ayna öyle gösteriyor... Belki de sevmişizdir; yüreğimiz öyle atıyor… Bakışlarındaki mavi sonsuzluğa yelken açtığımız aşkımıza, gün geçtikçe korkarak bakıyoruz…

Ya beni aldatır, ya terk derse?”

Hastanedeki doktor, davamıza çıkan yargıç, savunacak avukat, karakoldaki polis, bankadaki memur, apartmanın görevlisi, tuttuğumuz takımın Brezilyalı futbolcusu, maçın hakemi… İş yerindeki amir, şef, çaycı…

Kim bilir ne götürdüler… Onun bunun adamı, ne beklersin ki?”

İşte önce kendimize, doğal olarak birlikte yaşadığımız insanlara güvenmek zorundayız… Kuşku duymamamız gereken kişilerin kararlarına, düşüncelerine, ilişkilerine, sevgilerine, yaptığı işlere güvenmek demek, topluma saygı duymak demektir…

Bir başkası için de biz, ‘bir başkası’ değil miyiz?

Kişi mutlak kendisine davranıldığı gibi davranır karşısındakine… Toplumsal bir kural bu… Ne görürse onu yansıtır… Bu sivriliği törpüleyip sevgi yumuşaklığına dönüştürmek, kişisel ve toplumsal laik ve yansız eğitimin, aile içi görgü derinliğinin işidir…

Gençten yetişkine güven duymayı, beraberinde biriken korkuyu ve karşı çıkmayı alışkanlık edinip duygularımıza siper etmek, toplumsal gelişimimize ne kazandırabilir? Toplumsal bölünmeler, kırıklıklar, ayırımcılık, haksız olanın ‘haklı’ çıkması, “Benim dediğim ve yaptığım doğrudur” bilgeliği, televizyon ve gazete cahillerinin çoğalması, yaşamımızın önündeki ortaçağ engeli değil midir?

Mahalle bakkalıyla başlayıp yaşamın derinliklerine dek işleyen güvensizlik ve karşı durmanın yol haritası böyle küçükten çiziliyormuş…

Salt kendisinin haklı olduğunu olur olmaz kanıtlama yollarıyla dayatan, el kol kaldırarak bilinçsizce kişiliğini öne çıkarmaya çalışan bunca insan yaşıyor aramızda… Toplumsal isteri haline gelen bu davranışın kökünde kolay ve haksız kazanılan paranın, bilgi cehaletinin, vurdumduymaz yurttaşlığın, yabancı hayranlığının, aşağılık duygusunun, din siyasetinin, talan ve yalanın, köklü hemşeri dayanışmasının olduğunu bilmemek mantıklı olmasa gerek…

Kendimize olan güveni, toplum için de duyumsayan, başkalarının davranışlarına, kişiliğine ve düşüncelerine saygılı barışçıl çağdaş bir kuşak yetiştirmek zorundayız… Dünyanın süper liginde yer almak istiyorsak feodal yapıyı elbirliği ile kırmalıyız…

Birbirimizin üzerine basarak yükseleceğini sanan küçük insanların yaşadığı ülkelerin yaşı, altta ezilenlerin ömründen az olur!

Karşı koyma ve direniş haklının hakkıdır; haksız hakkına razı olduğunda kavga da bitmiş olur…

Hasan TEOMAN / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Teoman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2022’nin en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?
Tüm anketler