Perşembenin Konusu: KIZILDERİLİ

DOĞANIN FELSEFESİ

Milat’tan önce 20.000 – 10.000 yılları arasında Asya’nın yerleşimcileri çeşitli nedenlerle dünyaya yayıldı.

Kuzey ve Güney Amerika’ya gelenler Türk.

Kuzey Amerika’ya gelenler Kızılderili Türk.

Güney Amerika’ya gelenler Maya, İnka ve Aztek uygarlığını kurdu.

Piramitler ortak kültürlerinin kanıtlarından.

Aztek, İnka, Maya, Mısır, Akad ve Asya piramitleri hep aynı mimari anlayışta yapıldı.

Daha da dikkat çekeni Mısırlılar ve İnka’lar arasındaki dünyayı ve yaşamı algılayıştaki benzerlikler. Benzerlikler bir ortak coğrafik yer adlarında da var: Ova.

Türkiye’de Yalova - Yalı Ovası; Amerika’da – İowa (Kızılderili dilinden Ayı Ovası; Rusya’da – Moskova. Mosk sözcüğü çok eski olabileceği için karşılığı kökenbilim sözlüklerinde yok. Belki şu yol izlenebilir. İtalyanca’da sivrisinek mosquito demek. Dilbilimciler İtalyancanın kökeninin öntürk olarak nitelendirilen Etrüskçe. Bu anlamda Mosk - ova Sivrisinek Ovası olabilir. Tek yumurta ikizi gibi benzerlikler bir başka yazının konusu olabilir.

Tarihi bulgular Kızılderililer’in Avrasya'dan geldiklerini gösteriyor. Delawares, Iroquois, Seneca, Cayuga, Mohawk, Lakota ve Algonquin gibi kabileler Avrupalıların gelişinden cok daha önce Amerikan topraklarına yerleşti. Bering Köprüsü üzerinden Amerika’ya ulaştı. Günümüz Amerikan nüfusunun yaklaşık %1,7'sini oluşturuyor Kızılderililer.

Kızılderili kültürlerinin oluşturduğu doğa felsefesinde insanın belleği, çevre ile çok etkin, bir bilinçli etkileşime girer.

Amerikan yerlileri Kızılderililer’in yazılı tarihi yoktu. Ancak doğayla uyumlu yaşamak geleneklerinin, bir anlamda tarihlerinin de kalıcılığını sağladı.

Kızılderililerin animizm’i - canlıcılığı dünyadaki herşeyin insan gibi kendi ruhlarının olduğu anlayışına dayanmaktadır. Yalnızca bitkiler ve hayvanlar için değil fırtınalar, yağmurlar, dağlar, ormanlar ve nehirler için de geçerlidir bu algı.

Kızılderililer’inin felsefesi, soyut kavramları açıklamak için zengin benzetmeler kullanımıyla dikkat çeker. Aztekler felsefeyi basit ve kullanışlı terimlerle düşündüler. Evren’in canlandırıcı ve sürekli devindirici kuvveti Nahuatl idi. Nahuatl panteizmin yani Tanrı ile Evren’i bir, aynı ve özdeş kılmanın simgesidir.

Güneybatı’da “barışçıl İnsanlar” anlamına gelen Hopi kızılderilileri yaşamının güzel şeylerini korumak için, Hopi yolunu - Hopivotskwami ​​- Hopi Yaşam Yolu'nu izledi. Hopi felsefesinde tüm yaşam bir yolculuktur ve her insan öbeğinin alçakgönüllü, işbirliği ve saygı ile izlenmesi gereken bir yolu vardır. “Hopivotskwami” Hopi toplumunun ve kültürünün her parçasını içerir ve Hopi'nin günlük yaşamlarını işleyen kapsamlı bir felsefedir.

Yalnızca kişilerarası ilişkilerde değil, aynı zamanda doğa ile etkileşimlerde, örneğin yeterli yağış ve iyi bir hasat sağlanması gibi olumlu sonuçlara yol açacağına inanırlar.

Geçmişi bugüne bağlayarak ve yağmur, bol ürün, sağlık ve esenlik sağlayan doğaüstü varlıklarla işbirliği, Hopi'ye sık sık sorunlu bir dünyada güçlü bir güvenlik duygusu verir.

Kızılderili kültürlerinde bilgiyi elde etme ve işleme yöntemleri Batı felsefesinden ayrıdır. Bilgilerin kaynağı doğadır.

Doğayı açıklamalarında – felsefelerinde birden çok bilme yolu bulunur. Algıları açıkladığı için dil önemlidir. Bilginin edinildiğini düşünmeleri, benzersiz simgeler ve doğa ile yakın bağlantı yoluyladır.

Bilinç, akılcılık ve yoğun olarak çalışılan diğer psikolojik durumlarla ilgili olarak, karmaşık gelen Kızılderili dilinin doğal yapısını, bilginin elde edilmesinde anlamak gerekir.

Doğa ile Kızılderili kültürü içinde bilginin yorumlanması arasında da güçlü bir bağlantı vardır. Doğa ile etkileşime girme süreci, yaşamda kalmak için gereksinmelerden değil, aynı zamanda derin bir saygı ve toprağa da kimliklerinin büyük bir parçası olarak geçer.

İlacın nasıl toplanacağını, etkili biçimde gıda üretmek için hava koşullarının nasıl tahmin edileceğini ve ekolojik bağımlı bir topluluğun parçası olarak büyümek ve gelişmek için arazide nasıl gezinileceğini anlamak, yaşamak için zorunludur.

Kızılderili bilgisi belirli bir alanda bulunan canlılar ile bunları saran çevrenin karşılıklı ilişkileri ile oluşan ve süreklilik gösteren doğadan gelir.

Kızılderililer yararlı bilginin ancak öznel olmakla birlikte, o yer ve zaman için geçerli olan bireysel deneyim yoluyla elde edilebileceğine inanır. Çevre ile etkileşim yöntemi hiçbir zaman durağan değildir. Sürekli yenilenir ve kuşaklar boyunca taşınır. Bu, bir topluluğun bireysel deneyimleriyle biçimlenen bir bilgi ağı yaratır.

Deneyimin ve durumun öznelliği, her Kızılderili topluluğun inancını ötekinden üstün kılmaz. İkisi de aynı biçimde görülür ve bilgi toplamak için eşit derecede yararlıdır. Dünyanın nasıl var olduğunu yöneten hiçbir evrensel yasa olmadığı için dünyada her şey olanaklı görülüyor. Her insan kendi ortamında ve koşullarında geçerli ve anlamlı olan kendi inançlarını türetebilir.

Kızılderili felsefesi dünyadaki gerçeği araştırmanın temeli için, kararlılığın mutlaklarda değil, dünyanın karmaşıklığındaki tutarlılıklarda bulunduğunu savunur.

Evren sonsuz ve sınırsız olarak kabul edilir. Başlangıcı ve sonu olmayan sürekli kararlı biçimde devinir. Zaman boyut da değildir Kızılderili Felsefesi’nde. Yalnızca bir devinim ölçüsüdür. Güneşin, ayın ve yıldızların devinimleri önceden kestirilebilir.

1854’te ABD Başkanı Franklin Pierce yazdığı mektupta Amerika’ya gelen beyaz göçmenlere toprak bulmak amacıyla Kızılderililerden toprak ister.

Kızılderili Doğa Felsefesi’ni anlatan mektubundan alıntılar;

Büyük Şef bize dostluk ve iyilik dilekleriyle birlikte bizden topraklarımızı satın almak istediğini bildirmiş.”.

Merak ediyoruz ki gökyüzünü ve toprağın sıcaklığını nasıl satın alabilir ya da satabilirsiniz? Bunu anlamak bizler için çok güç.”

Bu toprakların her parçası halkım için kutsaldır. Çam ağaçlarının parıldayan iğneleri, vızıldayan böcekler, beyaz kumsallı sahiller, karanlık ormanlar ve sabahları çayırları örten buğu; halkımın anılarının ve geçirdiği yüzlerce yıllık deneylerin bir parçasıdır. Ormandaki ağaçların damarlarında dolaşan su, atalarımızın anılarını taşır; biz buna inanırız.”.

Biz dünyanın parçasıyız ve o da bizim parçamız. Güzel kokan çiçekler bizim kız kardeşlerimizdir; geyik, at, büyük karta ise, bizim erkek kardeşlerimiz. Kayalık tepeler, çayırlardaki ıslaklık, tayın vücut ısısı hepsi aynı aileye aittir.”.

Çünkü bu toprak bizim için kutsaldır. Dereler ve nehirlerden akan, parıldayan sular, sadece su değil atalarımızın kanlarıdır.”.

Beyaz adamın kurduğu kentleri de anlayamayız biz Kızılderililer. Bu kentlerde huzur ve barış yoktur. Baharda yaprakların açılışını ya da böceklerin kanat vuruşlarını duyacak yer yoktur.”.

İnsan bir su birikintisinin etrafına toplanmış kurbağaların, ağaçlardaki kuşların ve doğanın seslerini duymadıkça yaşamın ne değeri olur?”.

Şu gerçeği iyi biliyoruz: Toprak insana değil, insan toprağa aittir. Ve bu dünyadaki herşey, bir ailenin üyelerini birbirine bağlayan kan gibi ortaktır ve birbirine bağlıdır. Bu nedenle de dünyanın başına gelen her felaket insanoğlunun da başına gelmiş sayılır.”.

Ve şöyle diyor Kızılderili Reis Seattle:

* * *

Murat B. Tepebaşılı

*

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2022’nin en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?