Dezenformasyon

“… Her canlı bir gün ölümü tadacaktır…”

Benim düşüncelerime yol açan derin anlamlar taşıyan bu söz, her an için hatırladığım ve çok beğenimi alan bir söz… Bu söz fani olan insanlar için söylenen bir söz. Oysa fani olan insan henüz 14 maddesi kabul edilen ve adına da “bilgi çarpıtma yasası” denilen, aslında “sansür yasası” olarak, haber alma özgürlüğünü yazılarına dökmeye çalışan gazetecilerin elinden bu özgürlüğü almakla iş bitmiyor. Bu girişim bana yıllar öncesini hatırlattı!

Yıl 1878 ve II. Abdülhamit dönemi;

O günlerde “Yıldız Sarayı Başkâtipliği”nden Matbuat Müdürlüğü'ne 9 Maddelik bir yönerge gönderiliyor. O günlerde hazırlanan bu maddelerle “Sansür Yasası” yürürlüğe girmiş oluyor:

- Her şeyden önce padişahımızın değerli sağlığına ürünlerin durumuna, ticaretin ve sanayinin gelişmesini bildiren haberlere öncelik verilmesi,

- Bir vali veya mutasarrıfın hırsızlık yaptığı, para yediği, adam öldürdüğü veya ayıplanacak bir iş yaptığı söylenecek olursa saklanması,

- Milli Eğitim Bakanlığı’nın ahlak açısından onaylamadığı hiçbir romanın veya yazı dizilerinin kesinlikle yayınlanmaması,

- Kişilerin ve vilayet ahalisinin yolsuzlukları bildirmek için hükümdara verdikleri dilekçelerin yayınlanması yasaktır…

Yıllar önce yayımlanan “İstibdat Yasası” kısaca sansür yasasıydı. Ve şimdi yineleniyor…

Bazı gazeteciler “İstibdat Yasası” yürürlükteymiş gibi zaten davranıyorlar.

Halkın sorunları, dertleri varken, zengin sofralarında eğleniyorlar.

Gazetelerinde pembe tablolar çizmek için çok efor sarfediyorlar.

Oysa salaş yerlere gitseler oralarda konuşanlardan sağaltım alsalar!..

Gerçek gündemi yakalasalar kimin için fayda sağlar diyorsunuz?..

www. haberhurriyeti.com/mustafagokcek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

03

Abdurrahim Çokgüngör - 1*Acaba 1878 yılı ne ifade eder konusunda gerçek ve tam bilgi sahibi olan kaç kişi var? O tarihte çökmekte olan daha doğrusu çöküşün finalini sergileyen bir devletin çıkardığı yasa bugün için emsal olamayacağı kadar tartışma konusu olarak eleştirilemez? Çünkü şartlar olağanüstü. 1854’te İngiliz’e hakim İngiliz olmayan aklın Osmanlı ve Çarlık Rusyası için ne tezgahladığı hakkında okumuşluğunuz var mı? Bizi Kırım Harbi’ne sokan tezgahın başa getirdiği belalar sonrası yönetimin korkuya kapılarak bazı tedbirlerin alması olağanüstülük sebebiyle meşrudur. Kabul edilebilir. 1878 tarihi Kırım fitnesinin yol açtığı tezgah sonucu Rus Orduları 1879 Yeşilköy’e kadar gelmişti. İngiliz’den önce Rus işgaline uğrayacaktı İstanbul. Olağanüstü değil fevkalade olağanüstü bir hal varken bugün beğenmezsek de devletin bekası için alınan tedbirler manzumesinde Sansür Kanunu da kabul edilebilir. Çünkü şartlar olağanüstü. Ve işin garip ve hazin yönü o ağır şartları fitneyle hazırlayan Batı zihniyetin despotluğunun işgaline sonradan uğrayan bizler o zamanın şartlarını bilmeden şimdi ağza sakız yapılması hoş karşılanamaz.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 12 Ekim 23:49
02

Abdurrahim Çokgüngör - 2* Demokrasilerin şaşmaz garip bir hali var. İktidar yapar muhalefet karşı çıkar. Bu moda. Ve belki demokrasinin bir zayıf yönü gayri memnunları istismar edilebilmesi ile lafazanların ve beceriksizlerin iktidar olabilmesi. Biz bunu çok yaşadık değil mi? Yazınıza bir ayet girdiniz. Ben de size dini bir kural vereyim. Kişi kişilerin baskı ve istibdadından kurtulmadıkça Allah’ın gerçek kulu olamaz. Yani kişisel hürriyet olmadıkça Allah’a gerçek manada kul olunamaz. Yani istibdadın kabul edilebilir bir yönü yoktur. Ama sadece Abdülhamid’e istibdat suçlaması yönetilirken o sırada toplumun her kesiminde siyasi ve devlet etkisi dışında toplumun her alanında istibdadın hüküm sürdüğünü bilir misiniz? Şimdi Abdülhamid’in ufukta ki tehlikeyi sezerek istibdat uyguladığı doğru. Ama Hümayunu yani çoğu askeriyeden oluşan Hümayunu herke öz ardı ediyor. Bir müstabid var, ama çevresi masum değil ki. Herkes suçu ona yöneltmesi doğru değil. Sultan müstebid tamam, ama 31 Mart’ta Selanik’ten gelen işgalci askeriyeye kardeş kanı dökülmemesi için elindeki güçlerle karşı koma emri vermedi. Demek istediğim zamanın şart ve ahvalini bilmeden ahkam kesmek batılı vesayetin anlayışının zihinlerimizi işgal etmesinin bir başka versiyonudur.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 12 Ekim 23:47
01

Abdurrahim Çokgüngör - 3*Önemli bir din adamı 1911'de zamanın cehalet ve bürokratik despotluğunu yaşamış biri olarak zamanımıza kast ederek fen ve ilmin gelişmesi ile hem cehaletin hem de istibdadın kırılacağını ifade eder. Bir nevi kehanet ama bir ilim adamı için değil. Bugün iletişim araçları dünyayı bir köy haline getirdi. Ve küresel güçler, milli yönetimlerin yerine geçip sosyal medya ve benzerleri ile büyük tehlike oluşturuyor. Batıda kaç ülkede küresel güçlerin adayları iktidar oldu? Hiç incelediniz mi? Reagan-Thatcher-Sarkozy ve emsalleri. Son örneği Macron. Nerden çıktı bu adam? Bu iktidarlara tepki olarak Batıda aşırı sağ pirim üzerine pirim yapıyor. Bugün milli varlığımıza kast eden güçler her çeşit iletişim araçları ile milli iradeyi etkilemek için büyük gayret içinde. İnanın bugün Batıda 1918 kafasında olan çok ülke var. Var değil hala o tezgahın peşinde. Sorayım size bölgemizdeki terör örgütlerine silah ve finans sağlamayan siyasi ve askeri müttefikimiz bir batılı ülke var mı? İşte bu şartlarda yalancı, sahtekar, fitneci, algıcı, komplocu odaklarla ülkemizi kuşatanlara karşı yasal tedbir almak haktır. Muhalefet de haktır ama, bekamızı ters düşmemek şartıyla. Dezenformasyon bizim başımıza musallat olan 200 yıllık bir beladır. Abdülhamid’i bile yedi. Bizi de yerse şaşmamak lazım. Biz misyonu olan bir milletiz. Bu misyonumuz devam edecek. Her nevi dezenformasyona rağmen. Çünkü ayağa kalktık.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 12 Ekim 23:44


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2022’nin en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?