Sayıştay iyi ki var


Sayıştay, kamu kurum ve kuruluşlarının 1 yıllık hesaplarını inceliyor. Yolsuzluk, usulsüzlük, vurgun öyle büyük ki, Sayıştay denetçileri rapor yazmaya yetişemiyor. Araştırma yapılan her yerden adeta bir usulsüzlük çıkıyor. 
Sayıştay raportörleri kimi zaman yapıldığı belirtilen köprüyü yerinde bulamıyor, kimi toplu konutu, kimi avansı, kimi paraları. 
TOKİ'nin "yaptık bitti" dediği, Bakanlık kayıtlarında inşa edildiği belirtilen, Hazine'nin olması gereken 67 bin 828 konut ortada yok.
Sağlık Bakanlığı hastaların tedavisi için SGK'dan 42 milyar 302 milyon lira almış. Sayıştay raporuna göre bu paranın nereye harcandığı bilinmiyor. 
İşsizlik Fonu'nda olması gereken 12 milyar lira, kayıp. 138 devlet kuruluşu tarafından, vakıf ve derneklere maddi yardımlar yapılmış ve bunlar gizlenmiş.

BİR YAĞMADIR GİDİYOR

Kamunun malı bilinen, varlığından şüphe edilmeyen, kayıtlarda gözüken 67 bin 828 konut yok. Var deniyor, ama kayıp. Ara ki bulasın. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kayıtlarında inşa edildiği yazıyor. Hazine'ye ait konutlar bulunamıyor.
Cumhurbaşkanlığı tarafından TBMM'ye sunulan 2022 Bütçe Kanunu gerekçesinde, kamunun konut sayısı 195 bin 114 adet görünüyor. Milli Emlak otomasyon projesinde kamu konut rakamı 127 bin 286 yazıyor. 
Denetçilerin raporunda 67 bin 828 kamuya ait konutun kayıp olduğu vurgulanıyor.
Bir yağmadır gidiyor. Devletin 138 kuruluşu vakıflara, derneklere yardımlar yapmış.  Hesaplarında yer almıyor. Köprü yapılmış gözüküyor, aranıyor, bulunamıyor.

SORUMLULUK ALAN YOK

Uzmanlar nereyi incelese pis kokular çıkıyor. Kimse bu konutlar nerede, araştıralım demiyor. Konutlar yapılmış, bitmiş, teslim alınmış. Sahibi kim, hangi kurumun tapu kaydında yer alıyor. Umursayan yok.
 Bütçe yaparken gerçek ortaya çıkınca, kimse sorumluluk almıyor. Devletin malını, mülkünü, parasını emanet ettiklerimiz kimler? Neredeler? Bilen yok. O sorumlular da kayıp. Hesap soracak yetkili bulunamıyor. 

DEREBEYİN CESARETİ

Sayıştay denetçileri ayrıca şu konulara dikkat çekiyor. Bazı kamu idareleri yasal zorunluluk olmasına rağmen faaliyet raporu yayınlamıyor. 
O yetmiyor. Bütçe hedef ve sapmaları arasındaki nedenleri de gerekçeleri ile açıklamıyorlar. 
Daha da ilerisi. Bütçe ile tahsis edilen ödeneklerin dışında harcanan miktarları raporlarında göstermiyorlar. Vah ki vah.
 Devlet bütçesindeki harcamaları kafalarına göre yapan, Sayıştay'a hesap değil, bilgi vermekten kaçınan derebeyler bu cesareti nereden alıyor?
Halkın vergilerinden oluşan bütçeleri sorumsuzca harcayan kamu yöneticilerini ortaya çıkaran Sayıştay iyi ki var.

Turgut Güngör / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Turgut Güngör - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

04

Abdurrahim Çokgüngör - 1*Doğru haber vermek gibi doğru yorum da doğruluğun gereğidir. Sorumsuz bir insanın sözü ve iddiası ne kadar geçerli ise, denetim raporları da öyle. O raporlar Sayıştay raporuna dönüşünceye kadar hukuki bağlayıcılığı ve değeri bulunmamaktadır. O zaman yazınızdaki iddialar havada kalır. Belki de yandaş yorum niteliğini kazanır. Türkiye’de denetim mekanizmalarını töhmet altında bırakacak iddialardan ve görüşlerden uzak tutmak gerekir. Raportör de sizin gibi muhalif biri olma ihtimali karşısında eleştiriyi hak eder. Lüften mevhum değil somut konular hakkında yorumda bulunun. Kaldı ki konutun yapılması, bitmesi, teslimi uzun bir aşamadır. İşlemin ortasında oturup yorum yapmak hatalı olur. Türkiye’ye eski Türkiye değil 1960’ta sadece 50 bin aracı olan veya 1970-74 arası toplam 4 yılda 4 miyar ihracatı 6..5 milyar dolar ithalatı olan bir ülke değil. Bu rakamlar şu anda Türkiye’nin 15 günlük rakamları. Yani işlem ve icraatı artık çok büyüktür ve de raporu da şıpşak hazırlanmaz. Hazırlansa bile ilgili makamın kararı esastır. Raportörün değil. Ayrıca bir önceki yazınıza hatırlatmada bulunmak isterim Türkiye’nin haber alma ve olaylar üzerinde yorum yapma yeteneği yeni yeni gelişiyor ve yorumcu sayısı 3-4 iken günümüzde 3-4 bine yeni nasıl ulaştı? O zaman olaylara bakış açımız bir anda 3-4 dereceden 360’a nasıl çıktı?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 11 Ekim 00:36
03

Abdurrahim Çokgüngör - 2*Size sorarım bir savaş dünya savaşı niteliğini nasıl kazanır? 40 veya 60 dünya devleti geliyor Körfez’i işgal ediyor (1991) hem de bir neocon-siyonist entrikasıyla. Yetmiyor bu kez 40 devlet bu kez 2003’te Irak’a giriyor. Afganistan’ı işgal ediyor. Türkiye buna ortak edilmesi NATO üyelik tarihinde ilk kez yeni bir iç mutabakatla uyulmuyor. Karşı atak BOP ile başlayıp ardından Arap Baharı tezgahıyla ısıtılıp bölge Irak’tan sonra Suriye etnik terör ateşi ile yakılıyor. Üstelik İsrail ve ABD’nin silahlandırdığı terör örgütleriyle (YPG-DAEŞ) genişleyen yangının alevleri geniş bir coğrafyaya yayılması bir dünya savaşı değil mi? Ve bu savaşta Rusya neye dayanarak bölgeyi girdi. ABD ile ne anlaşması sonrası? Kırım’ı ilhak ediyor sonra bölgeye geliyor. Ne anlaşmasına göre? Doğalgaz ve petrol paylaşımı konusunda. Sonra bu anlaşma bozulurken enerji tedarikçisi bir anda ABD oluyor. Değil mi? Peki bu onlarca devletin yaktığı bölgeyi kimin hortumu söndürmeye kalkıştı? Yani bir bölge planı için tezgahlanan terör devletçiklerinin oyunu bozuluyor. Türkiye değil mi? 2004 teskere kararı ve çuval ne anlam taşıyor? Ve milli savunması göz kamaştıran Türkiye bir anda iç karışıklıkla kumpas ve siyasi ve finansa darbelerine rağmen bir anda bölgenin başat aktörü oluyor. Neden? Niçin? Nasıl? Bilmek lazım. Dünya savaşının çok cephelidir. Her cephesi yarı bir hedefi güder..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 11 Ekim 00:33
02

Abdurrahim Çokgüngör - 3* Benim bildiğim en geniş kapsamlı dünya savaşı 1. Cihan Savaşı. 2. Cihan Savaşı 1. Cihan Savaşı ile maksadına ulaşamayan kimin körüklemesi ile çıktı. Sahneye ABD sokuldu. Peki o gizli tahrikçi niçin 1991 sonrası bölgemizi çok sayıda dünya devletinin katılımıyla yakıp yıkmaya başladı ne için? O güç kimi kendine vekil tutup da Rusya’nın bölgede plana uymayınca hele ki Türkiye’nin başat rolü üstlenmesi üzerine Ukrayna savaşa nasıl dahil edildi. Niçin? Hangi bölge planı için? Acaba Sovyetler 1991'de Ruslara ne toprak vaad edildi de batı buna aykırı politika güdünce Ruslar tahrik oldu? İki kez Ukrayna darbe yedi 2014 ve 2022’de. Ve 1991 yılında başlayan düşük yoğunluklu savaşta kimine göre 20 kimine göre ise 12 milyon Müslüman’ın canına mal oldu? Ve bu savaş ne zaman ve kimin tarafından bitirilecek. Her üç din ahir zamanda 3 melheme konusunda gaybi haber verir. Ancak bu haber net değilken hakkında onlarca yorumlanmış bu 3. Melheme’nin kimin gayreti ve bastırması ile son bulacak. Ve bulunca ne olacak? Acaba şimdi bir anda bölge devletleri İsrail dahil niçin Türkiye’ye yöneldi. Niçin? Nükleer Armagedon ihtimali ağızlarda sakız. Haberlerde ilk sırada. Bilen bilmeyen binlerce ağız bunu yorumluyor. İyi de Hiroşima sonrası zamanın önemli bilim adamları gözü dönmüş siyasi ve askerleri ne ile korkutup da nükleer silahla oynamayı bırakıp, dehşet dengesi ile ve nükleer savaşsızlık için zımni anlaştılar.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 11 Ekim 00:25
01

Abdurrahim Çokgüngör - 4*Ama buna rağmen Putin bir anda nükleer silahı Batı’nın sözünde durmamasına üzerine masaya koyması hangi anlaşmaya uyulmama öfkesiyle. Uzatmayayım. İnsanlığın ahir zamanda 3 melhemesi rivayeti var. En düşük yoğunluklu olan üçüncüsü İlkinin mağluplarından birinin adaletli ve hakkaniyetli çabaları sonucu sönecek ve bütün cihanı olumlu etkileyecek . Ve belki insanlık tarihinde bölgesel ve yöresel değil de küresel çapta silahlara veda, barış ve zenginlik dönemini başlamasına vesile olacak. Ki bunun zirve tarihi aşağı yukarı 10-12 yıl sonra başlayacağına dair işaretler var. Bir hatırlatmada bulunayım 20. Yüzyıla kadar her asırda meydana gelen olay ve aksiyon günümüzde artık 7 yılda bir oluyor. Zihnimiz, bakış açımız, tepkimiz ve görüşümüz batıya endeksli olduğu için Batı tepkisine bağlı kalınmamalı. 1990’ların ortasında zamanın Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş Paşa “Büyük kuşatma altındayız” demişti. Bunun ne olduğunu ancak ve ancak yeni yeni anlıyoruz. O generalin gördüğü tehlikeyi ancak 10 yıl sonra görüp 2000’lerin ilk yıllarında tedbirini kim almaya başladı? Hangi irade? Türkiye tam müstakil, olarak milli irade ile hareket etmeden insanlığın huzuruna katkıda bulunacak 2-3 ülkeden biri olamaz. Kulüpçülük gibi particilik yandaşlığıyla değil tarihi misyon ve millet gözüyle olaylara bakılmalıdır. Hele ki yalan haber. Bölünme bir milletin gücünü pata yani sıfıra düşürür. O vakit 1 gramlık dış müdahale yüzbinlerce tonluk dengelerimizi bozar. Emniyet ve huzur kalmaz.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 11 Ekim 00:22


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2022’nin en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?