Sansürsüz!

Çocukluğumda en sevdiğim oyunlarımdan biri; atlasın üstüne gözüm kapalı parmağımı koyup, bakalım bugün nereye gideceğim diye merak etmekti. Hangi ülke? Hangi rota? Hangi deniz?

O yıllarda teknoloji yok, internet yok, arama motorları yok. Doğruca kitaplığıma gider, elime kocaman tuğla gibi ansiklopedilerden birini alıp, o ülke hakkında bilgi bulmaya gayret ederdim. Yoksa sıkılırdım.

İşte bu cumartesi sabahı; ülkenin gündemi, ekonomi, zamlar, cinayetler, enflasyon, sansür yasası derken ve bu gündemle boğulmuşken, çocukluğum geldi aklıma. Güncel ve hukuki bir yazı yazmak isterken ve gündemi tararken, aslında “sansür yasası” ile ilgili bir yazı da yazmışken; aklım da, ruhumla birlikte firar etti buralardan.

O yazıyı atıp çöpe, önce Datça'da bir balıkçı teknesiyle, rüzgâra hoyratlık etmeden demir aldım, oturup bir çay içtim maviliklere karşı şöyle en karanfillisinden. Sohbet ettim martılarla, şiirler okudum, şarkılar söyledim içinden deniz geçen.

Viyana’da vals yaptım kendi kendime, Prag’da Kafka'nın izini sürdüm Prag'a "Praha" diyen Çeklerle birlikte. Praha dedim; o sondaki "ha" yı, biraz büyülü, gizemli, sihirli bir nefes gibi, biraz bizim "ah" çekişlerimiz gibi söyledim hem de. Bratislava'da tarihin ihtişamına, şehrin hüznüne inat, Tuna nehri boyunca yürüdüm neşeyle. İtalya’daki gözdeme uğradım sonra, Desenzano’ya. La Garda Gölü kıyısında tembellik yaptım. San Gimignano'da bir zamanlar Dante’nin yürüdüğü sokaklarda yürüyüp, Toscana Vadisini seyrettim en tepede. Nemi gölü ve şirin kasabasında; dağ çileği, mis gibi havası, çilekli turtaları ve muhteşem göl manzarası ile giriverdim çocukluk rüyalarımdan birinin içine.

Sonra biraz daha güneye, Napoli'ye indim. "Vidi Napoli e dopo muori" yani “Napoli'yi görmeden ölme” demişler diye. Somurtkan İtalyan teyzelerin pazar arabasını sürüklediği meydanları, öğleden sonra evrimine başlayıp gece yarısı bambaşka bir çehreye bürünen sokakları, küçük plak dükkanları, renkli duvarları, şatafattan uzak lokantaları, rahat ve tasasız hayatı ile ruhumu
tedavi ettim bu şehirde.

İskandinavya’ya gittim ardından. Saunada güzelce ısınıp, buz denizlerine atladım. Karın ağırlığıyla eğilmiş ormanlarda ren geyikleriyle yol aldım. İsveç, Norveç ve Finlandiya, biraz da Rusya’da, yani Laponya’da; Samilerle birlikte Ice-breaker’a binip, Aurora Küresi/Cam Iglu’dan Kuzey ışıklarını seyre daldım.

Oradan ver elini And Dağları ve iplere düğüm atarak yazmayı keşfeden İnkaların efsane şehri Machu Picchu. Kuru dalların etrafına atılan düğümlerle yazı yazmayı öğrendim onlardan. Patatesi dünyada ilk yetiştiren uygarlık oldukları için de, teşekkür ettim kendilerine.

Hayat öyle garip ve gündem o kadar ağır ki; hayaller nerde başlıyor ve gerçekler neden bu kadar acımasız bilmiyorum bazen. Öyle bir alıp başımı gidesim geliyor; beş okyanus, dört mevsim, tüm iklimler, tekmili birden zamansız oluyor o an. Hukuki ihtilafsız, çekişmesiz, doktrinsiz, sansürsüz,
dupduru, olduğu gibi.

Uzun yıllar önceydi, bir yerlerde okumuştum, nerede hatırlamıyorum şimdi. Ama, diyalog şöyleydi; Karısına gönderdiği mektupta “Hayatımın geri kalanında Küba’yı anlamaya çalışacağım” diyen Ernest Hemingway’e sormuşlar, demişler ki; "neden Küba’da yaşıyorsun? başka yer mi kalmadı?" O da "sevdiğim için" demiş. Bazen kısa bir sözcük, hayatı şak diye anlatır ya, bu da o misal işte. Ardından da eklemiş; "asıl nedenini açıklamak zor."

Katılıyorum. Çünkü o cümlenin içinde aşk ve uğruna çekilen acılar var. O cümlenin içinde bir hikaye ve o hikayenin içinde koca bir “hayat” var. Kendiyle yarışmanın, hayatla inatlaşmanın sadece zaman kaybettirdiğini görmüş bir hayat. Bir lokma ekmek, bir hırka, bir kulübe, bir kaplumbağa, kumlu veya çakıllı bir kumsal, kumsalda yanan bir ateş.

İşte dünya haritası, işte dünya harikası. Gerisi mi? Koca bir teferruat.!

O yüzden gönlümden geçenleri, gönlümden geçtiği gibi yazdım son iki yazımda.

Gün gelir göçeriz bu dünyadan, hiç değilse geride bu satırlar kalsın.

Av. Çiler Nazife Koşar / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Çiler Nazife KOŞAR - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2022’nin en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?