Ne Balık, Ne de Kuş…

ÇARŞAMBA’NIN GETİRDİKLERİ

Günümüzün insanı ciddi biçimde yer (konum) sıkıntısı çekiyor. Sanatın temel sorunlarından biri de bu aslında; bireyin konumlanamayışı. Sanatlardan, en çok şiir etkileniyor ve söylemine katıyor bu sorunu, dense yanlış olmaz. Son yıllarda çıkan şiir kitaplarında daha net gözleniyor, yer bulamama, konumlanamama hali. Kentli kişinin kaçışı, yalıtılışı, inzivaya çekilişi, ada arayışı… Kendisiyle yakın çevre, komşu, site, mahalle ve pazarla uyumsuzluğu, çelişkilere tepki vermesi, postmodern dayatmalarla türeyen krizin sendromudur.

“… Kiraz mevsiminde rakı içmedim / Yatmadım olmadık kuytuluklarda / Serumlarla doldur boşalt yaparken bedenim / Bekledim sessizce gönlümün ücralarında / Dünyaya yine de bir ağırlıkmış hacmim / İzmit'te bir sevgili, ölüm oruçlarında iki çocuk yitirdim / Ne ilgisi var, Türkiye buralar / Alnımı toprağa yapıştırıp yürüdüm / Şairler, hükmüm bir kör tırnak kadar / Kalksam attığım her adım kan kuyusu / Otursam sağım solum uçurum / Kimyama derbeder hayatlar karışıyor / Ölsem sanki buğum camlarda yaşıyor / Kiraz mevsiminde rakı içmedim / Demek ki İstanbul bana böyle yakışıyor…”.

Ahmet Erhan’ın ‘Ne Balık, Ne De Kuş’ adlı şiir kitabını, kitaplıktan alıp bir kez daha okurken ve yıllar önce aramızdan ayrılan, duygusal şiirleriyle okurunu düşündüren, güzel yürekli bir şair için, anlağımda düşündüm bunları. Hiçbir kente uyum sağlayamayan bireyin dramatik kaçışına, göçüşüne tanık oluyoruz adı geçen kitaptaki şiirlerde. ‘Kaotik zaman arifesi’, diye tanımlanan, günümüzün vahşet koşullarına başkaldırı, için için seziliyor. Umudun, hümanist, yani insancıl özelliklerin yok edilip unutulması temel endişe ve tepki nedenidir. Yaşamın değersizleşmesi, bireyin, uygulanan psikolojik erozyon ile hiç’leştirilmesi sonucu oluşan, travma belirtileridir, izleğin omurgasına yerleşen gerçeklik. Erhan’ın özeleştirileri nüansları taşıyan; “Küresel bir yalnızlıkta çakmak ateşi bile değilsin” sözleri, şiir kişisinin nihilist başkaldırısı gibi algılanabilir. “Kahır Çağı” mı peki, günümüzün kentlisi için biçilmiş konumsuzluk kaftanı? Yersizlik/yurtsuzluk kefeni simgesi ‘deli gömleği’ni düşündürürken, soruya yanıt da veriyor.

Hayat denen sahnede, tensel/tinsel sağlığı, esenliği elinin tersiyle itmiş kentlinin, aldığı, alabileceği uyuşturuşlarla, zamanı uyutması şaşırtıcı bulunamaz. Bulunmamalı! Malum, duyu-düşün güzellikleri paylaşıldıkça çoğalır, direnç de…

www.haberhurriyeti.com / Mustafa Gökçek

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Gökçek - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2022’nin en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?