Bir ABD Gezisi ve Seçim

 

Seçim yaklaşıyor… Her seçim öncesi iktidara talip olanlar mutlaka ABD’yi ziyarete gider…

Bu sadece ülke iktidarına değil, parti içinde de de iktidara gelmenin bir klasiği veya ön şartı gibi olmuştur…

Öncesinde ABD ziyaretiniz gerçekleşmemişse seçim sonrası soluğu yine Washington’da alırsınız…

Nitekim Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı seçildikten sonra 2013 yılında ABD'ye gitmişti. ,

Kılıçdaroğlu, bu ziyaretiyle 37 yıl sonra ABD'ye giden ilk CHP Genel Başkanı olmuştu.

Kılıçdaroğlu yine ABD’ye gidiyor.  Siyaset kulislerinde bir merak ve telaş var; kimlerle görüşecek…

Kılıçdaroğlu, bu konuda beyaz saray ve ona yakın çevresiyle konuşmayacağını söylüyor ve ilginç göndermelerde de bulunuyor

Kılıçdaroğlu diyor ki; “Vahşi kapitalizm ve neoliberalizm dünyaya çok zarar verdi. Küçük bir azınlık bu sayede dünyaya hükmetti. Ülkemiz de bu insafsız sistemden nasibini aldı. İşte ben bu vahşi düzene meydan okuyorum.

İlginç, Kılıçdaroğlu, vahşi kapitalizmin kalbine yani ABD’nin başkent Washington’a gidiyor, orada kime ne diyecek bu da merak konusu elbette

Kılıçdaroğlu, 9-13 ekim tarihleri arasında gerçekleştireceği ziyarette herhangi bir devlet yetkilisiyle ve bakanla görüşmeyeceğini, "Daha hakkaniyetli paylaşıma inanan aktivistler ve bu uğurda mücadele veren isimlerle buluşacağını" ısrarla belirtiyor.

Şimdi bu ifadelere bakarak, Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP’nin “ortanın solu”ndan çıkıp iyice sosyalist bir yapıya bürünmüş izlenimine kapılıyor insan… Her ne kadar CHP “sosyalist enternasyonal” üyesi olsa da son yıllardaki uygulama hiç te öyle görünmüyor…

Son yıllarda yapılan “fakir fukara edebiyatı” ise daha çok seçim yatırımı izlenimi veriyor…

Malum; ABD’ye giden iktidar talipleri, öncelikle bir Yahudi sivil toplum örgütünü mutlaka ziyaret eder… Orada ziyaretin nedeni konuşulmaz  sadece ziyarete gelen lidere iltifat edilir ve iyi ilişkilerin kurulmasından dem vurulur…

Bu da çok yanlış bir şey değildir. Türkiye ABD’de ciddi sayılabilecek bir “diasporaya sahip olsa da bunu örgütlemekte veya var olan örgütleri aktif hale getirmekte son derece beceriksiz olmuştur…

Merak edilen şey şu; Kılıçdaroğlu benzeri bir temasta bulunacak mı…

Çünkü; siyasi inanca göre ABD’deki Yahudi örgütleri ile aran iyi değilse seçimi kazanmazsın…(!)

Nitekim, Cumhurbaşkanı Erdoğan’da son ABD ziyaretinde böylesi bir kuruluşa nezaket ziyaretinde bulunmuştu.

Kılçdoroğlu ziyareti ile ilgili dikkat çeken açıklamalar yapıyor. Daha seçim sath-ı mahal’ine girmeden neredeyse beyaz saray ile ipleri atıyor…

CHP lideri Kılıçdaroğlu diyor ki; “Vahşi kapitalizm ve neoliberalizm dünyaya çok zarar verdi. Küçük bir azınlık bu sayede dünyaya hükmetti. Ülkemiz de bu insafsız sistemden nasibini aldı. İşte ben bu vahşi düzene meydan okuyorum.”

Bu meydan okuma;  6’lı masada nasıl yankılandı bilmiyoruz… Ancak tüm bu ifadelere baktığımızda, son anda  masada bir görüş farklılığı çıkar ve bu bir krize dönüşür mü sorusu güncelliğini koruyor…

Gerçi krizi ilk işaretleri terennüm edilmeye başlandı… Bunun hangi boyutlara taşınacağını pek bilemiyoruz… Eğer masa; Kılıçdaroğlu’nun ABD gezisinde elde ettiği kazanımları ciddiye almaz ve aday göstermez ise Türkiye’de siyaset başka bir noktaya evrilecektir; buna kesin gözüyle bakabiliriz…

Başkan formülleri, krizi çözmez aksine daha da derinleştirir gibi görünüyor..

Kılıçdaroğlu’nun gazetecilere söylediği şu sözler oldukça manidar;

Bir kere şunu söyleyeyim, muhalefetteyken, prensip olarak iktidarla görüşmeyiz. Çünkü siz muhalefet olarak o masaya oturursanız, ancak icazet almak için oturursunuz. Bunu en iyi Erdoğan bilir, ona sorun, söyler. Ama benim yeni bir dünya vizyonum var elbette. Vahşi kapitalizm ve neoliberalizm dünyaya çok zarar verdi. Küçük bir azınlık bu sayede dünyaya hükmetti. Ülkemiz de bu insafsız sistemden nasibini aldı. İşte ben bu vahşi düzene meydan okuyorum. Ve biliyorum ki Bay Kemal dünyada yalnız değil. Çok sayıda Bay Kemal var dünyada. Ben de, o Bay Kemallerin bir araya gelmesi ve daha hakkaniyetli bir dünyayı konuşması gerektiğine inanıyorum. Dünyada daha hakkaniyetli paylaşıma inanan aktivistler, bu uğurda mücadele veren siyasi isimlerle görüşeceğim. Birlikte dünyayı nasıl daha yaşanılası bir yer haline getireceğimizi konuşacağız. Dünya hasta, şifaya ihtiyacı var. Bu yüzden iyi insanların bir araya gelmesi şart. Bunu yapacağız"

Çok ilginç; Kılıçdaroğlu” vahşi kapitalizm işkencesi” kavramını evrensel bir boyuta taşıyor…

Biz bu ifadeleri 68’li yıllardan hatırlıyoruz…

Bu ifadeler Türkiye’de siyaset ekseninde önemli değişimlerin ayak sesimi, yoksa sadece seçime dönük ifadeler mi?

 6’lı masanın yapısına bakıldığında böylesi bir değişim için herhangi bir konsensüs sağlanamayacağını açıkça görmek lazım.

Bu çerçeveden bakıldığında Kılıçdaroğlu’nun adaylığı pek mümkün görünmüyor. Yani; yeni bir sol hareketinde başlaması için ortam hazır mı orası meçhul…

Ancak görünün şey, siyaset seçime kadar ilginç bir hal alacak…

Ya çok ateşli bir kampanya olacak veya seçimin geldiğinin bile farkına varılmayacak…

Her iki varsayımda kuvvetle muhtemeldir…

Her şey 2023 sonbaharı ve kışı gösterecek…

Ama yine de teyakkuzda olmak gerek…

Durumun gerginleşmesine izin vermemek lazım…

Yoksa seçim falan hikaye…

 Mehmet Aycan / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Aycan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2022’nin en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?