Ayrışıp Dağılarak Bir Işık Denizine Karışmak…

O göz kamaştırıcı ışık… O benliğin alabildiğine kayışı, kendinden kopuş hissi…

Şöyle de ifade edilebilir belki: Ben o ışığın içinde bir yolculuğa çıktım. Evet, bir yolculuk… Ya da bir sefer, bir seyahat… Seyahat belki en doğru kelime sanırım.

Hissettiğim o kayma, akış… ve ara ara yaşadığım düşme duygusu… Hareket halinde olduğumu gösteriyor mantıken. Ama nasıl bir hareket derseniz, yanıtlayamam sizi. Düşme duygusu hissettiğim anlarda aşağıya doğru olmalı, fakat aniden yukarıya doğru büyük bir hızla çekilirseniz de aynı duyguyu hissetmez misiniz acaba?

Sonra, hani üzeri açık bir arabada veya bir motosiklette hızla giderken rüzgar kuvvetle yüzünüze çarpar, saçlarınızı falan uçuşturur ya. Aynısı değildi kesinlikle, hayır, ama yine de benzer şeyler duyumsadım sanki. Hımmm, nasıl desem… Sanki saçlarınızı uçuran o ‘akım’ hava değil, ışıktı. Anlatabiliyor muyum?

Bir de, o seyahate bedenim çıkmadı, bunu çok iyi biliyorum. Nasıl olduğuna dair hiçbir fikrim yok, ama beni ben yapan özün, nüvenin, bilincin, canın… artık her neyse o, bir şekilde ayrıştığını… ayrıştığımı yani, ve bana ait tüm parçaların -ayrı ayrı!- o seyahati yaptıklarını sanıyorum.

Ben yine bendim elbette, değişen bir şey yoktu. Fakat beni ben yapan tüm parçalar -aralarındaki ilişkiyi hiç koparmadan!- ayrışmışlardı. Benliğim tamı tamına yerindeydi ama… bütünlüğüm tamamen dağılmıştı.

Şimdi size anlatırken, kendim de anlamaya çalışıyorum bir yandan başımdan -başımızdan!- geçenleri. Hımmm… Şu örnekle biraz olsun açıklayabilir miyim acaba: Büyük bir kap dolusu suyun içine -su olması da gerekmez aslında, herhangi bir renkteki herhangi bir sıvı da olabilir pekâlâ!- evet, diyelim kırmızı renkli bir sıvının içine tek bir damla başka renkte -ona da lacivert diyelim!- bir sıvı damlattık ve kabın içindeki sıvıyı karıştırmaya başladık. Ne görürüz? Lacivert damla kırmızı sıvının içinde dağılıp yok olur!

Gerçekten de yok olmuş mudur peki? Tabii ki, hayır. Yanlış tabirler kullanırsam cehaletimi mazur görün lütfen, lacivert damlaya ait sınırlı sayıdaki moleküller, büyük miktardaki kırmızı moleküller arasında çok çok azınlıkta kaldığı için fark edilmemektedir sadece.

Yani, kırmızı renkli sıvı lacivert damlayı yutmuş görünmektedir ama, dikkatle incelenirse, artık kırmızı sıvının da o bir damla lacivertten sonra aynı renkte ve hacimde olmadığı ortaya çıkar.

Hepimizin bildiği, çok sıradan bir şey aslında bu anlattıklarım. Hiçbir orijinalliği yok. Ancak, bizim yaşadıklarımızla bire bir örtüştüğü kanaatindeyim şu an. Çünkü bizler de aynen o lacivert damlanın başına gelenleri yaşadık galiba.

Nedenini, niçinini bilmiyorum. Fakat bir şekilde -ki, o hepimizin şahit olduğu olaylarla bir ilgisi var bence!- ayrışıp dağılarak bir ışık denizine -ya da düpedüz evrene mi demek lazım acaba?- karıştığımızı, o uçsuz bucaksız, sınırsız kütleyle bir olduğumuzu, sonra da, ne hikmetse artık, tekrar bir araya toplanıp, eski halimize döndüğümüzü düşünüyorum.

Haa, eğer diyorsanız ki; o gördüklerimiz neydi, neye delalet eder, neden kendimizle ilgili o tür garip rüyalar veya hayaller, her neyseler işte, gördük peki? İşin doğrusu, o konuda mantıklı, tutarlı hiçbir açıklama gelmiyor aklıma şimdilik.

Bu arada, yeri gelmişken belirteyim; ben de aynen arkadaşımızın anlattığı türden, kendimle ilgili -hımmm, yaşamımla ilgili olasılıklar mı diyelim?- birtakım ‘görüler’ yaşadım. Tek kelimeyle, müthişti gerçekten. Hayatıma dair onca seçeneklerin kafamın köşesinde bir yerlerde o canlılıkta, o ayrıntılarla, o derinlikte yer etmiş olması inanılmaz bir şey. Çok etkileyici.

Ben, şahsen, o görülerin beynimin gerilerinde çeşitli nedenlerle ötelenmiş bazı duyguların, beklentilerin, özlemlerin, pişmanlıkların, hayallerin, umutların vesaire, bir fırsatını bulup su yüzüne çıkmaları olarak yorumluyorum.

Örneğimizden gidersek, o kopkoyu lacivert damla içinde kaybolan, fark edilmesi neredeyse imkansız haldeki ‘ton farkları’, tüm moleküller tek tek ayrışıp da, serbest kaldıklarında diğerleri kadar kendilerini gösterebilme şansına sahip oldular. Ve gösterdiler belki.

Tabii, başka olasılıklar da olabilir. Bambaşka, belki de söylense çok saçma ya da çok basit gelebilecek bir neden yüzünden ortaya çıkmış bir durumu tartışıyor da olabiliriz. Neden olmasın?

Ya da belki hiçbir zaman çözemeyeceğimiz, herhangi bir açıklama getiremeyeceğimiz veya getirdiğimiz tüm açıklamaların yetersiz kalacağı, hepimizi birden tatmin edemeyeceği bir olay bu yaşadıklarımız. Bana sorarsanız, öyleymiş gibi geliyor doğrusu.

Ama yine de, şunu hissediyorum ki; kendi adıma ölene dek unutmayacağım, unutamayacağım bir deneyimden geçtim. Hep merak ettiğim, acaba dediğim, aklımın bir köşesinde hep yaşadığım hayatla karşılaştırdığım, kıyasladığım bir sürü seçeneği, hatta hiç hayal bile etmediklerimi dahi -nasıl olduysa!- ardı ardına ve apaçık olarak görebildim. Bu bence çok değerli ve üzerinde düşünülmesi gereken bir deneyim.

Peki ama, neden başka bir zaman değil de, dün gece? Neden başka bir yerde değil de, burada, dağ başındaki bu kampta? Ve neden başkaları değil de, özellikle bizler yaşadık bu deneyimi?

Neden yaşadık ve tabii; nasıl yaşadık, hangi koşullar bir araya geldi de, böyle bir deneyimden geçtik sorusu da durmakta ortada.

Başka herhangi bir zamanda, herhangi bir yerde, herhangi birileri de bu deneyimi yaşamışlar mıdır acaba?

Yoksa, tesadüfen mi oluştu tüm bunlar? Üzerinde uzun uzun düşünsek bile hiçbir zaman keşfedemeyeceğimiz birtakım tesadüfler sonucu meydan gelen bir olayı mı tartışıyoruz şimdi şaşkınlık içinde?

Bilmiyorum. O kadar taze ki, yaşadıklarımızı tam anlamıyla anlayabildiğimiz veya algılayabildiğimizden dahi emin değilim henüz. Belki yavaş yavaş, sindire sindire, düşüne düşüne, tartışa tartışa varırız bir yerlere.

Ya da belki, hiç varamayız.

İzin verirseniz, artık daha fazla konuşmak istemiyorum şu an. Bazı şeyler üzerine uzun uzadıya düşünmem lazım.

(…)

(2017’de yayınlanan ‘ Kitap/Sondan Sonra’ isimli romanımdan kısa bir bölüm!)

Murat Hiçyılmaz / [email protected] yahoo.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Hiçyılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2022’nin en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?