Mahsa...

Sözlük anlamına baktım önce. Farsça “ay gibi, ay kadar güzel kadın” demekmiş Mahsa… Ama artık bir isimden çok daha fazlası. Bir direnişin, bir protestonun, bir başkaldırının sembolü.!

16 Eylül günü, verdiği 3 günlük yaşam mücadelesi sonucunda hayatını kaybetti Mahsa Amini. Öldürülme nedeni ise “saçının ve kollarının yeterince kapalı olmaması”ydı.

İran ahlak polisleri, Mahsa Amini’yi “kıyafet kurallarına uymadığı” gerekçesiyle gözaltına aldı. Daha sonra her nasılsa (!) komaya giren Mahsa Amini, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.

KADINA KARŞI ŞİDDET İLK DEĞİL

Ne yazık ki, Mahsa Amini İran’da şeriat kanunlarına aykırı giyindiği iddia edilerek şiddete maruz kalan ilk kadın olmadığı gibi son kadın da değildi.

Bu vefatın ardından Tahran polis şefi “Ölümüyle ilgili her türlü suçlama kesinlikle yalandır” açıklamasında bulundu. Tahran Emniyet Müdürlüğü ise, Mahsa Amini’nin ölümünü “tekrarlanması istenmeyen talihsiz bir olay” olarak nitelendirdi.

Yapılan bu açıklamalar neticesinde devlet yetkililerinin tavrı, Mahsa Amini’nin ölmesine sebep olan polislerin korunduğunu düşündürdü. Bunun yanısıra, Mahsa’nın ölümüne ilişkin yapılan “aniden bilincini kaybetmesi ve var olan kalp rahatsızlığı nedeniyle yaşamını yitirdiği” açıklaması ise, gerçeklerin inkâr edildiğini akıllara getirdi. Zira, Mahsa’nın annesi ve babası kızlarının iddia edilenin aksine herhangi bir kalp rahatsızlığı veya hayatını etkileyecek bir hastalığının olmadığını belirtti.

ÖRTÜNME ZORUNLULUĞU 1979'DA BAŞLADI

Ahlak polislerinin İran’da ortaya çıkışları 2005 yılına dayanıyor. 1979 devriminden sonra “kadınlara başörtü takmanın ve örtünmenin zorunlu kılınması” talepleri, örtünmemiş kadınlara şiddet uygulanması neticesini doğurdu. İranlı kadınlar; başlarını kapatmak ve bol, uzun kıyafetler giyerek bedenlerini örtme zorunluluğuna karşı isyanda bulundu.

Nitekim 1981 yılında şiddetli siyasi ve dini baskı ile zorunlu örtünmeye dair tepkilerden doğan olaylar sonucunda yaşanan tutuklamalar ve katliamlar neticesinde, İran’da “Erdem Teşviki ve Ahlaksızlığın önlenmesi Bakanlığı” oluşturuldu.

“Tesettür ve İffetin Teşviki Yasası” ve “İffet Kültürünü Geliştirme Yöntemleri” İran’da kadınların baş örtüsü takma zorunluluğuna ve kadınların toplum içinde kontrol altına alınmalarına dair çalışmalardandı.

İRAN ANAYASASI

İran Anayasası’nın kadın-erkek eşitliğine vurgu yapan 19. ve 20. maddeleri şu şekilde idi: “Milletin bütün fertleri hangi kavim ve kabilelerden olursa olsunlar, eşit haklardan yararlanırlar ve renk, ırk, dil ve benzeri etkenler ayrıcalık sebebi olamaz.”; “Milletin her ferdi kadın veya erkek olsun kanun koruması açısından eşit durumdadırlar ve bütün insani, siyasi, iktisadi, içtimai ve kültürel haklardan, İslami ölçülere uyularak yararlanırlar.”

Aslında, İran Anayasası’nın 19. maddesinde yer alan “renk, ırk, dil ve benzeri etkenler” ibaresinde “cinsiyet” kavramının yokluğu büyük bir eksiklik olarak göze çarpıyor. Zira cinsiyet eşitliği, renk, ırk, dil eşitliğinden daha önemsiz değildir ve ifade edilmekten kaçınılmamalıdır. Ayrıca, 20. maddede görüldüğü üzere, kadın-erkek eşitliği kanunen hüküm altına alınmış gibi başlayan cümle; “İslami ölçülere uyularak” bu eşitliğin sürdürüleceği şeklinde son buluyor. Madde hükmünün sonu ile, aslında erkeğin imtiyaz sahibi olabileceği, kadının her ne kadar erkekle eşit olsa da bu eşitliğin bir sınırı olabileceği ifade edilmek isteniyor.

“Devlet İslami ölçülere uyulmak üzere, her alanda kadın haklarını sağlamakla ve aşağıdaki hususları gerçekleştirmekle ödevlidir:

1-Kadının kişiliğinin olgunlaşması ve maddi ve manevi haklarının canlandırılması için elverişli ortamın hazırlanması, …” şeklinde 5 bent olarak devam eden İran Anayasası’nın 21. maddesinde ise ilk bent hemen dikkat çekiyor. Kadın haklarının evrensel değerlere dayanarak değil, “İslami ölçülere” uyularak sağlanması konusunda devletin yükümlü olduğu; hatta, kadınların kişilik olarak cahil ve yetersiz oldukları kabul edilmişçesine, “olgunlaştırılmaları” için devletin gerekeni yapması gerektiği ifade ediliyor. 21. Yüzyıl dünyasında kadınları ikinci sınıf vatandaş konumunda gören bu düşünceler, maalesef İran’da yasalaşmış durumda.

İran’da yıllardan beri Şeriat hükümlerine göre uygulanan politikalar ile halkın yaşam tarzına ve giyim kuşamına yapılan müdahaleler giderek artıyor.

AHLAK POLİSİ

İran ahlak polisinin, İran Anayasası’nda yer alan, kadınların hayatına müdahale edilmesini kolaylaştıran hükümleri kullanarak uyguladığı şiddet nedeniyle hayatını kaybedenlerden biri olan Mahsa Amini, vefatıyla İran’da kadın-erkek fark etmeksizin büyük protestoların başlamasına neden oldu. Şiddete tepki gösteren kadınlardan kimisi saçlarını keserken, kimisi baş örtüsünü yakarak yaşadıkları ülkenin baskıcı politikalarına tepki gösterdi. Göstericileri durdurmaya çalışan polis, orantısız güç uygularken; yaralananların ve ölenlerin sayısı da her geçen gün artıyor. Uygulanan sosyal medya kısıtlamaları ve internet filtrelemeleri, sürecin takip edilmesini zorlaştırıyor.

Başörtüsü takmak istemeyen kadınların direnişine destek veren halk, İran’daki Şeriat hükümlerinin yürürlükten kaldırılması için de eylem yapmaya başladı. Dünya’nın dört bir yanından bu eylemlere destek veren insanlar, kadınların yaşama, giyinme özgürlüğünü savunmak için olağanüstü bir çaba gösteriyorlar.

İNSAN HAKLARI BEYANNAMESİ

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 1. maddesine göre: “Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler.”; 2. maddesine göre: “Herkes, ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasi veya diğer herhangi bir akide, milli veya içtimai menşe, servet, doğuş veya herhangi diğer bir fark gözetilmeksizin işbu Beyannamede ilan olunan tekmil haklardan ve bütün hürriyetlerden istifade edebilir.”

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, her insanın konforlu, mutlu ve huzurlu bir hayat sürebilmesi için eşitlik ve adalet ihtiyacının varlığını bize hatırlatır. Bu ihtiyaçtan yalnızca İran’daki kadınlar değil, tüm dünya insanlığı faydalanmalıdır. Bunun için de modern çağın devletleri, kanunlarını ve uygulamalarını Beyanname ile belirlenen insani değerlere uygun olarak düzenlemeli; vatandaşlarının refahını gözetmelidir.

Modern toplumsal yaşamı sonlandırmak amacıyla yapılan İran Devrimi ile İran yeni bir yüz kazandı. Yeni İran devletinde meşrulaştırılan kolluk şiddeti, ardında birçok cansız kadın bedeni bıraktı.

KADINA ŞİDDETE KARŞI EYLEMLER

Mahsa Amini de ne yazık ki, dünyaya katacağı güzelliklerle değil; kadın olmasından ötürü uğradığı şiddet sonucu ölümüyle gündeme gelen kadınlardan biri. Mahsa’dan geriye kalan ise tüm dünyada; yapılan hukuksuzluklara, kadına şiddete ve eşitsizliğe karşı yapılan eylemler ve İran halkının Şeriat hükümlerine karşı başkaldırısı...

Masum genç kız Mahsa Amini’nin ardından başlayan isyanın, bu adaletsiz ve baskıcı ortamı sona erdirmesi tüm dünyanın beklentisi haline geldi. Umut ediyor ve diliyorum ki, her bireyin kendisini değerli, eşit ve özgür hissettiği bir dünya var olsun...

Av. Çiler Nazife Koşar / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Çiler Nazife KOŞAR - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

01

Deniz Danimarka Dan - Sayin hocam

Kucuk Avrupa ulkesi Danimarka da kadinlar dayanisma nedenile sokaklarda komsu ulke Turkiye den tepki yok

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Eylül 17:05


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?