İzmir'in Dağlarında Kırmızı Beyaz Açan Ve Hiç Solmayan Çiçekler

Yunan, İzmir toprağındaydı. İşgalciler tarafından Punta’da (Alsancak) sevinç gösterileri, zihinlerinde ise “ne kadar Türk kanı içersek o kadar sevaba girmiş oluruz” düşüncesi vardı.

Aniden uzun boylu bir adam elinde tabancasıyla ortaya çıktı. Hasan Tahsin’di bu. Efsun Alayının Sancaktarı bir anda atından düştü, ilk kurşunu o yemişti. Hasan Tahsin’i tek başına gören işgalciler süngüleriyle etrafını sarıp ilk süngüyü iman tahtasına sapladılar.

30 Ağustos 1922; Yüzbaşı Kanellopulos hatıra defterini doldururken “Türk topçusunun asla susmadığını ve güneşin batmasını beklediklerini” yazmıştı.

18 yaşındaki İzmirli Süvari Teğmen Yıldırım, Küçükköy İstasyonu’nu işgalcilerden geri almaya çalışırken yenik düşmüştü. Bunu fırsat bilen Yunan askerleri, savunması olmayan Kuzuluk Köyünü basmıştı. 15 yaşındaki Fatma’yı gözlerine kestirdiler. Fatma evine kaçtı içerden çıkamadı. Yunan askeri ateşe verdi evi, nasılsa çıkar. Fatma yine de dışarı çıkmadı.

250 bin kişilik ordu darmadağın olmuştu. General Charpy çıldırıyordu. Türk askeri her yerden çıkıyordu. Yunan ordusu parça parça dağılıyordu.

Ve geldi 9 Eylül.. İzmir, dağlarında çiçek açtırdı. Yüzbaşı Şerafettin, Teğmen Ali Rıza ve Teğmen Hamdi Hükümet Konağına al sancağı diktiler. Mustafa Kemal Paşa Belkahve’de İzmir’i seyrediyordu. İzmir, Türk bayrağıyla donatılmıştı. Tamam da bu kadar Türk bayrağı nereden çıkmıştı? İzmirli kadınlar iş başındaydı. Bütün eşyalarını yokluk çektikleri süre boyunca satmış, sadece beyaz patiska ile kırmızı perdeler ve örtüler kalmıştı ellerinde. 8 Eylül’de, sandık diplerinde, tavan aralarında sakladıkları bu patiska ve örtüleri çıkarıp, yüzlerce Türk bayrağı diktiler. Şehri gelincik tarlasına döndürdüler.

Türk kadınları, her alanda değer ürettiği gibi Milli Mücadele ve Kurtuluş Savaş’ı sıralarında da orduya desteklerini esirgemediler. Kimi kıyafet dikerek, kimi yemek taşıyarak, kimi hemşirelik yaparak, kimi de eline silah alarak mücadelenin her anında var oldular. Bu kadınlar Türk Bağımsızlık Savaşı’nın kahramanlarıydılar.

Gül Hanım... Mustafa Kemal’den onay alıp İsmet Paşa’nın emriyle I. Orduya katıldı. Büyük Taarruz süresince ordudaki herkese cesaret verdi ve orduyla birlikte savaştı. 9 Eylül 1922’de orduyla İzmir’e girenler arasındaydı.

Nazife Kadın... Yunanlılara karşı mücadele verilirken kendisinden bilgi almak isteyen Yunan askerine karşı direndi. Bu nedenle işkence yapılarak öldürüldü ve fırında yakıldı.

Bu iki kahraman kadın, savaşta Türk ordusuyla birlikte savaşıp, vatan uğruna canlarını hiçe sayan kadınlarımızdan sadece ikisi.

Büyük önderimiz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün 1 Eylül günü: “ Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri!” emri ile Türk ordusu Yunan harekatını bozguna uğrattı.

9 Eylül 1922’de süvari birliği İzmir’e geldi. Dördüncü Alay Komutan Yardımcısı Yüzbaşı Şerafettin Bey yaralıydı, Hasan Tahsin’in düştüğü yerde, Hükümet Konağına şanlı Türk bayrağını çekti. Yunan askerleri bu yenilginin ardından bütün silah ve tedrisatını bırakıp giderken, güzel İzmir’i yakıp yıkarak bir harabe bıraktılar geride.

Her şeye rağmen artık zafer kazanılmıştı, 3 yıl 3 ay 22 gün süren bu kâbus zaferle sonuçlandı.

Artık İzmir’in dağlarında çiçekler açıyordu. Kanla ve gözyaşıyla sulanan çiçekler.

İzmir öylesine değerli bir şehirdir ki daha işgal edildiği gün bir ulusun Kurtuluş Savaşı’nı başlattı, işgali bertaraf ettiğinde Kurtuluş Savaşı’nı bitirdi. Bütün emperyalist güçlere meydan okuyarak kazanılan İzmir, tam bağımsız Türkiye’nin kuruluşuna ön ayak oldu.

Atatürk İzmir’in kurtuluşundan hemen önce Belkahve’den şehri izlerken: “Bu şehre bir şey olacak diye çok korktum.” dedi. Mustafa Kemal için her şehir değerliydi ancak; İzmir’in muhalif bakımlardan önemli olduğunu, İzmir’in elbette düşmana bırakılmayacağını ve nitekim bırakılmadığını da “Bu cennete düşman sokulur mu?” nidasıyla dile getirdi.

İzmir bağımsızlığın, özgürlüğün ve kurtuluşun sembolüdür. İzmir Cumhuriyet’in ve Türk İnkılaplarının temellerinin atıldığı şehirdir. Atatürk; Cumhuriyeti ilan etmeden yaptığı faaliyetlerde, önce milletin vicdanına ve isteklerine uygun bir hukuk düzeni kurmayı da hedefledi. Zira, yaptığı bütün devrimlerde hukuku araç olarak kullandı. Nitekim bir devletin ilelebet var olması onun köklü yasalara dayandırılmasıyla gerçekleşebilecekti. 9 Eylül günü aynı zamanda, çağdaş egemenlik seviyesine ulaşma yolunda yapılacaklar için de bir başlangıç oldu.

Esaretten bağımsızlığa, karanlıktan aydınlığa, cehaletten çağdaş egemenliğe gidilen bu yolda İzmir, umut oldu.

Mustafa Kemal, yıkılmakta olan, “hasta” gözüyle bakılan bir devletin halkını ayağa kaldırmakla kalmayıp; çoğu devletin örnek aldığı, saygı duyduğu ve hayran kaldığı Türk Devletini kurdu.

Mustafa Kemal’in kararlılığı, gerçekçiliği, idealistliği, liderliği ve ileri görüşlülüğü sayesinde bugün bu millet ayaktadır. Milli Mücadele ve Kurtuluş Savaşı sonrası yaşanan olayları keskin dehasıyla tahlil eden, ileri görüşlülüğü ile yol çizip, çizdiği yolda kararlılık ve azimle hareket eden Mustafa Kemal; bugün bizlere, Türk milletine, sahip çıkılması gereken bir vatan, değerler ve düşünceler bıraktı.

Her sene büyük bir coşkuyla kutladığımız İzmir’in kurtuluşu zaferi ise bunlardan sadece biri. Bugün 100. Yılında İzmir, Ata’mızın bizlere bıraktığı bütün ilkelere ne pahasına olursa olsun sahip çıkmaktadır ve çıkacaktır.

Her zerresinde mücadele, kan, alın teri barındıran İzmir, Ata’mızın bize en kutsal hediyelerinden biridir.

Mustafa Kemal’in 1 Eylül’de 1922’de “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri!” sözleriyle başlayan mücadele, 9 Eylül 1922’de “Bütün cihan işitsin ki; Efendiler, Artık İzmir hiçbir kirli ayağın üzerine basamayacağı kutsal bir topraktır..” demesiyle son buldu.

Bu zaferi bize kazandıran bugün bu topraklarda özgürce ve bağımsız biçimde yaşamamızı sağlayan, başta ebedî Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal olmak üzere tüm şehitlerimizi ve gazilerimizi saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz.

Av. Çiler Nazife Koşar / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Çiler Nazife KOŞAR - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2022’nin en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?