30 Ağustos'un yıldönümünde; ne oldu bu cennet vatana böyle

Ne zaman çıksam güzel yurdumda geziye; maziyi canlandırırım gözlerimin önünde.
Mesela Afyonkarahisar'ın bakarken dağlarına, tepelerine... Ulu Önder Atatürk'ün başındaki ordusunun İzmir'e doğru yürüyüşünü düşünürüm. Gediz'den geçişini, Emet'e ulaşmasını, sonunda İzmir'i kurtarmasını.
"Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir ileri!" komutunu duyar gibi olurum. Ben de takılırım peşlerine.
Nasıl da geçmişler bu dağları tepeleri at sırtında, düşman önünde diye gözlerim dolar. Bu cennet vatanı kurtarmak için fedakarlıklarını, bize bırakmasını bir hikaye olarak yazarım beynimin içinde. Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı İstiklal Marşı'nın şu dörtlüğünü mırıldanırım kendi kendime:
* * *
Bastığın yerleri “toprak” diyerek geçme, tanı,
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı,
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.
* * *
En nihayet İzmir'e gelişleri:
"İzmir'in dağlarında çiçekler açar!" derken...
Acı gerçeklerle yüzleşiyorum işte.
Dağlara doğru kaldırdığımda yüzümü, diktiğimde gözümü... Delik deşik, hoyratça kazılmış yerler görüyorum maalesef. Toprağın üstü altından daha değerlidir bizim için ama... Gözü dönmüşlerin para uğruna nasıl talan ettikleri görüntülü olarak çarpıyor yüzüme yüzüme.
"Bastığın yerleri toprak diye geçme tanı" diyerek anlatırken çocuklarıma kurtuluş destanını... Toprak diye tanımayıp, altındaki maden uğruna o vatan toprağını siyanürle zehirlenişini görüyorum maalesef.
Olmadık yerde açılan saatte bir araba ancak geçen devasa yolları... Mermer madenlerini... Taş ocaklarını... Termik santrallerini...
Aydın'a gidip de kaybolayım şu güzel yeşillikler içinde diye düşünürken jes'leri. Jes'e direnen köylüleri. Deden kalma topraklarını koruyup torunlarına bırakmak isteyen nineleri...
Muğla'dan geçerken bakamıyorum etrafa, dağlara, tepelere. Ören'e giderken kalmamış zaten tepe, un ufak etmişler iş makinaleriyle. Dereler kurumuş. Etraf toz duman olmuş.
Bugün Anadolu'da nereye gidersen git.
Harfiyat kamyonları, iş makinaları harıl harıl çalışıyor.
Köyünde otururken amcam, teyzem hayvanlarını otlattığı meraların oraları hiç görmemiş birilerinin tarafından el konulduğunu görüyor, cebini dolduracak ya; hayatını mahvettiğini çaresizce izliyor.
Lafı fazla uzatmayayım.
30 Ağustos'un yıldönümünde bunlar geldi aklıma nedense.
Atatürk ve silah arkadaşları cennet vatanı kurtarıp, hediye ederken milletine...
Mehmet Akif seslenirken, "Bastığın yerleri toprak diye geçme tanı" diye...
Ne bilsinler o kurtardıkları toprakları paragöz işadamlarının böyle tanıyacaklarını, talan edeceklerini, cenneti cehenneme çevirmek isteyeceklerini...
Bir 30 Ağustos daha gerekiyor sanırım. Gerekiyor da, "İlk hedefiniz Akdenizdir ileri" diyecek bir başkomutan nerede?

Gürel Yurttaş / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gürel Yurttaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?