Sınıflandırıldık

Sınırları aşma, ileriye gitme ve özgürlük isteği çok uzun bir süredir kalıtımsal olarak bizimle beraber olduğu için, hayali de olsa bir sınıflandırma doğal olarak tepki oluşturuyor.

Herhangi bir Fen Lisesinden mezunu olmuş doktorlardan yüzde kaçı diş bölümünü tercih etmiştir sınıflandırmasını yaparken, herhangi bir Fen lisesi denildi diye bir Fen lisesinden "Bizi bu sınıflandırmanın içerisine koyamazsınız" şiddetinde bir tepki oluşmaz. Sınıflandırmanın hayali olduğu barizdir. Anadolu liseleri ise ben neden bu sınıflandırmaya dahil değilim diyerek küsmeyecektir.

Fen lisesinden mezun olmuş bir mühendis ise bu sınıflandırmanın içinde yokum diye kendini ötekileşmiş hissetmeyecektir. Doktorlardan nefret etmeyecektir.

İmam hatip mezunlarının yüzde kaçı kamu kuruluşlarında görev yapıyor hayali sınıflandırması ise tepkinin şiddeti farklı oluyor. Bu farkı oluşturan faktörleri incelemek için bile tahammül yoksa bu kısır döngüden çıkılamaz. Bazı verileri sınıflandırılma kompleksi olmadan özgürce incelemek bizi ileriye ve sınırlarımızın dışına götürecektir.

Düşünsenize bir Türkiye sınıflandırılması yapılmış, siz de ben de bu sınıflandırmanın içerisindeyiz. 783,562 km² bir alandayız. Aynı sınıflandırmanın içerisinde hiç tanımadığınız insanlar, önyargılarınız olduğu insanlar ve hatta sevmediğiniz insanlar da var. Buradaki refahı, yaşam kaliteni ölçerken elde edilen verilere bakılırken, 1 yıl içerisinde toplum vicdanına aykırı kanuni kararların sayısı ile bir bağlantı gözlemleniyor.

Tabi ki bu biri diğerinin sebebidir diye kesin olarak yorumlanamaz. Örneğin; Faiz enflasyonun sebebidir gibi.

Bu sınıflandırmadaki veriler bilgisayar ekranına yazılmış rakamlar gibi görünse de o verileri toplum olarak biz hepimiz üretiyoruz.

Zafer bayramı kutlamalarında yüzlerce çocuk bir araya gelip ellerindeki farklı renkli kartonlarla bir koreografi gösterisi düzenlerler. Bu uyum içerisinde çalışmanın ve o harmoninin yaratmış olduğu muhteşem gösterinin bir parçası olduğunu düşün. Ve hayali de olsa şöyle bir sınıflandırmanın içinde olduğunu düşün, bir ölüp bin dirilmişler.

Ne yapardın?

Bir zafer bayramı hayal edin ve dilerim ki o zafer bayramınız gerçek olsun. Hür olmak için kazanılmış bu zafer, bu hürriyet kutlu olsun. İnsanlık ve vicdanlar hür olsun.

Fehmi Atican | [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fehmi Atican - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?