Olay Yeri Mi, Yoksa Suç Mahalli Mi? Bir "SIZMA"nın Hikayesi

5 yıl önce bugün, ünlü sunucu Vatan Şaşmaz bir zamanlar aşk yaşadığı eski manken Filiz Aker tarafından sırtından silahla vurularak öldürüldü. Filiz Aker daha sonra intihar etti. Olay yeri tutanağında; Şaşmaz ile Aker'in 2009 yılında birliktelik yaşadıkları, anlaşmazlık üzerine ayrıldıkları, ancak Aker'in Şaşmaz'dan kopamadığı, platonik aşk besleyerek takıntı haline getirdiği, sürekli Şaşmaz'ı arayarak onu çok sevdiğini ve evlenmek istediğini söylediğine yer verildi. Olayın ardından, basına yansıyan Vatan Şaşmaz’ın cansız bedenine ilişkin görüntüler ise yürekleri sızlattı. Bir polis memurunun eşini nerede olduğuna inandırmak için bu görüntüleri paylaştığı ve oradan da hızla yayıldığı söylendi. Haberlerde, televizyonlarda ve sosyal medyada sansürsüz şekilde yayınlanan bu görüntüler, hem ölen kişinin hatırasına saygısızlık teşkil etti, hem de bu görüntülere maruz kalanlar açısından olumsuz psikolojik etkiler bıraktı. Nitekim, bu görüntüler hala sosyal medyada ve çeşitli haber sitelerinde sansürsüz şekilde yayınlanıyor.

BUZLAMA YETERLİ DEĞİLDİR

Medyanın bu denli acı bir olayı reyting malzemesi haline getirmesi ile ilgili, Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin 3 Eylül 2017 tarihinde RTÜK’e yaptığı çağrıda, şu ifadeler çok dikkat çekiciydi: “Bu görüntüleri alıp yayınlayan televizyon kanalları suçsuz mudur? Hayır değildir. Yayınlayanlar, işlenen cinayeti, ‘kan var mı kan’ anlayışıyla, adına habercilik denilemeyecek bir düzeyde tekrar tekrar işlemiştir. Bu görüntülerin buzlanarak ekranlara getirilmesi asla yeterli değildir. Olayın mağdurlarının aileleri, doğmamış çocukları bu görüntülerle karşı karşıyadır. Ölülerin kendilerini savunamadığı hiç düşünülmemiştir bile.”

SOSYAL MEDYADAN YAYILMA

Kamuoyu tarafından bu görüntülerin kimlerce medyaya servis edildiği tartışılırken; yapılan soruşturma neticesinde, olay yerinde görevli bir polis memurunun, bu görüntüleri eşine sosyal medya platformu üzerinden gönderdiği, eşinin de bu görüntüleri yakınlarıyla paylaşmak suretiyle bir anda tüm Türkiye’ye yayılmasını sağladığı ortaya çıktı.

YAYANLARA HAPİS CEZASI

İstanbul 39. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından, görüntüleri eşiyle paylaşan sanık polis memuru F.K., "Görevi Kötüye Kullanmak, Gizliliği ihlal ve Ses veya Görüntüleri kaydetme ve nakletme" suçlarından toplam 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Sanık polis memuru F.K.'nın eşinin de aralarında bulunduğu diğer 3 sanık ise, "Ses veya Görüntüleri Kaydetme ve nakletme" suçundan ayrı ayrı 2 ay 15'er gün hapis cezasına çarptırıldı.

Mahkeme, sanıklara verdiği hapis cezaları ile ilgili olarak, her bir sanık hakkında 2 yıl ve daha az süreli hapis cezasına hükmettiğinden, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.

Bu elim olay ve sonrasında gerçekleşen yargılama süreci, Türk halkının hafızlarında derin bir iz bıraktı.

POLİSİN SORUMLULUĞU

Ancak asıl tartışılması gereken hususlar, her zaman olduğu gibi bir kenara bırakıldığından, polis memurunun ihmalkarlığının yanı sıra; maktulün aşk hayatı yani olayın magazin boyutu uzun süre toplum gündemini meşgul etti. Oysa, yaşanan yargılama sürecinde, olay yerinde görevini ifa eden emniyet görevlilerinin sorumluluklarının neler olduğu tartışılmalı ve polis memurunun niçin yargılandığının üzerinde durulmalıydı.

Bugün 5 yıl öncesine dönüp baktığımızda, toplumun bu konuda aydınlatılmak yerine; maktulün cesedinin fotoğrafları ve videolarıyla meşgul edildiği malumdur. Peki, kolluk görevlisinin olay yerinde görev icrasında bulunurken, hukuken sorumlu olduğu fiiller nelerdir? Bu disiplinsizlikleri işleyen kolluk görevlileri, hangi mevzuatlara göre yaptırımlara uğrar?

YÖNETMELİK NE DİYOR?

24 Nisan 1979’da yürürlüğe giren Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün ikinci bölümü’nde “Disiplin Cezalarını Gerektiren Eylem, İşlem, Tutum ve Davranışlar” başlığı altında uygulanacak yaptırımlar maddelerle hüküm altına alınmıştır. Madde 7’de “uzun süreli durdurma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar” sıralanmıştır. Aynı maddenin B fıkrasında, emniyet görevlisi hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunması halinde, 16 ay süreli durdurma yaptırımına uğratılır. Madde 8’de daha ağır bir yaptırım gerektiren “meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar” sıralanmıştır. Bu madde içinde, Vatan Şaşmaz’ın görüntülerinin hukuksuzca yayılması gibi fiillerin dahil edilebileceği fıkralar şunlardır:

“8- Dosyaları ve yazılı kağıtları veya örneklerini yetkisiz kişilere vermek, verilmesini emretmek, verilmesine göz yummak,

13 - Gizli tutulması zorunlu olan ve görevi ile ilgili bulunan bilgi ve belgeleri görevli veya yetkili olmayan kişilere açıklamak,

44- … kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal etmek, kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya sesleri ifşa etmek, kişisel verileri kaydetmek, kişisel verileri bir başkasına vermek, yaymak veya ele geçirmek, kanunların belirlediği sürelerin geçmiş olmasına karşın verileri sistem içinde yok etmekle yükümlü olduğu halde bu görevini kasıtlı olarak yerine getirmemek, gerçeğin meydana çıkmasını engellemek amacıyla suç delillerini yok etmek, silmek, gizlemek, değiştirmek veya bozmak, sayılan fiilleri emir vererek yaptırmak.

46- Görevi gereği öğrendiği veya edindiği kişisel bilgi veya belgeleri yetkisiz kişilerle paylaşmak veya basın yayın kuruluşlarına vermek ya da sanal ortamda yayınlamak.”

Son olarak, 8 Mart 2018 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un Geçici 1. maddesi gereğince: “ Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları, bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur.”

Vatan Şaşmaz’ın vefat ettiği dönem yürürlükte olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nce uygulanan yaptırımlar, 8 Mart 2018 tarihinden beri, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun hükümleri uyarınca verilmiş kabul edilmektedir.

Bu fiiller, disiplin yaptırımlarının yanı sıra, Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil edeceğinden, Mahkemeler önünde yargılanmaya da sebebiyet vermektedir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 257. maddesinde yer alan “görevi kötüye kullanma” suçu, görevinin gereklerine aykırı hareket eden ve kişilerin mağduriyetine ya da kamu zararına neden olan kamu görevlisinin 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını öngörür. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre, görevinin gereklerini yapmakta ihmal göstererek ilgili kişilerin mağduriyetine veya kamu zararlarına sebep olan kamu görevlileri hakkında ise 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Polis memuru F.K.’nın yargılandığı bir diğer suç, 5237 sayılı Kanun’un 134. maddesinde yer alan “özel hayatın gizliliğini ihlal” suçuydu. Bu maddede yer alan açıklamaya göre, kişilerin özel hayatının gizliliğini ihlal eden kimse 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır; bu ihlal görüntü veya ses kaydı alınarak gerçekleştirildiği takdirde, verilecek ceza bir kat artırılır.

ÖZEL HAYATIN GİZLİLİĞİ

Maktule ait cansız bedenin görüntü kaydına alınması ile bu suç işlendiği gibi; bu kayıt başkalarına servis edilmek suretiyle, aynı maddenin ikinci fıkrasında yer alan ceza artırımına tabi olur. Maddenin ikinci fıkrasında, kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya ses kayıtlarının hukuka aykırı olarak ifşa edilmesi halinde veya bu ifşanın basın ve yayın yoluyla yapılması halinde, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Kişi öldükten sonra, kişilik haklarının nasıl değerlendirilmesi gerektiği hususunda bir görüş birliği yoktur. Bir görüşe göre, kişi öldükten sonra özel hayatı var olamayacağından, bu suçun mağduru olamaz. Bir başka görüşe göre ise, özel hayatın gizliliği, haysiyet ve şeref kavramları, kişinin hatırasıyla sınırlı da olsa devam eder. İkinci görüş kabul edildiği takdirde, ölen kişinin bulunduğu olay yeri incelemesinde görevli memurların, bu kişinin görüntü kayıtlarını alması ve yayması halinde, özel hayatın gizliliğini ihlal suçu doğacaktır.

OLAY YERİ GÖREVLİLERİ DİKKAT

Bu bilgilerle birlikte; olay yeri incelemede görevli kolluk görevlilerinin, 5 yıl önce Vatan Şaşmaz cinayetinde sebep oldukları ihmalin sonuçlarının ne derece ağır olabileceği görülmektedir. Bu sebeple, kolluk görevlilerinin, olay yerinde yapacakları çalışmalarda, kimseyi mağdur etmeden görevlerini yerine getirmeleri gerekmektedir. Aksi halde yukarıda bahsi geçen suçlar oluşacak, bu kişiler yargılanacak ve bu kişiler hakkında meslekten çıkarma cezası da verilebilecektir. Bununla beraber maktulün geride bıraktığı ailesinin ve sevenlerinin mağduriyetini ise hiçbir ceza hafifletemeyecektir.

Av. Çiler Nazife Koşar / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Çiler Nazife KOŞAR - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?