Hayalet Dansı…

“Söylesene, nasıl oluyor bu işler?”

“Hangi işler?”

“Bu senin yaptıkların orada… Öbür tarafa gidip gelme işleri... Gidiyor musun gerçekten? Kusura bakma ama, o kadar saçma ve inanılmaz geliyor ki düşününce. İnanmak istiyorum aslında. Güvenmek... İhtiyacım var buna, biliyorsun. Senin yanımda olmana… Ama, düşününce... Bir türlü tam olarak inandıramıyorum, ikna edemiyorum kendimi.”

“Evet, tahmin ediyorum. Çok fazla zorlama kendini bence, gayet normal böyle düşünmen. Asıl hemen inanman, ne bileyim, tümüyle güvenmen bana, bu tarz şeylere falan, anormal olurdu. Yaşadığın dünyayı yadsıman, bugüne kadar öğrendiğin, sana öğretilen her şeyi elinin tersiyle itmek demek olurdu bu.”

“Peki sen nasıl yaptın? Aynı çevrede büyüdük, aynı eğitimi aldık. Üstüne üstlük, sen bir de Amerika’da, hem de New York’ta, yıllarca yaşadın, okudun. Bunların hepsini bir yana bırakıp, nasıl desem, çöpe atıp, bu işlere girmen, böyle şeylere inanman... İnanmanın da ötesinde hatta; yapman... Hatta hatta, onların, o kızılderililerin, böylesi bir konuda güvenmeleri, saygı duymaları sana... Bu kadar ileri gitmen... Gidebilmen...”

“Zor oldu tabii. Çok uzun. Yıllarca... Öyle üç-beş yıldan bahsetmiyorum, neredeyse yirmi yıldır aralarındayım onların. Kolay değil. Neler yaşadık birlikte, ne acılar çektik, ne mücadeleler verdik. Görmeden inanman olanaksız içinde yaşadıkları şartlara... Düşünebiliyor musun Arda, o koskoca, zengin, güçlü Amerika Birleşik Devletleri’nde topu topu birkaç milyon insancık. Hepsi o kadar. Benim uzun yıllar yaşadığım South Dakota’daki Pine Ridge rezervasyonunu alalım mesela. Kırkbin kişi yaşıyor, Amerika’nın en büyük ikinci rezervasyonu. İşsizlik oranı yüzde doksanlarda, bebek ölümleri had safhada, kırk yaş üstü insanların yarısı şeker hastası... Kanser, tüberküloz, kalp gibi ölümcül hastalıklar çok yaygın, alkolizmin önüne geçilemiyor, her kış bir sürü yaşlı insan donarak can veriyor… Gençler arasında intihar oranı çok yüksek, evlerin üçte birinde su ve kanalizasyon sistemi yok, ortalama yaşam süresi elli yıl bile değil...”

“Yeter, dur. İnanamıyorum. Duyuyordum, okuyordum durumlarının kötü olduğunu ama, doğrusu bu kadarını kesinlikle tahmin etmiyordum.”

“Yaa, evet… Ben de. Beyaz adama hiç güvenmiyorlar elbette. Onların soyundan olmayıp da güvenlerini kazanabilmek o denli zor ki.”

“Ama sen kazandın.”

“Kazandım. Çok zor oldu, fakat kazandım. Dedim ya; her durumda, her şart altında, her olay karşısında onların yanında olduğumu, onların menfaatini savunduğumu görünce, inandılar bana. Eğitimli olmam, bir sorun çıktığında onlara çözüm yollarını gösterebilmem, üniversite ve devlet kurumlarına kolayca ulaşıp dertlerini anlatabilmem de etkili oldu. Bir de tabii; inançlarına olan aşırı ilgim ve kolayca benimseyebilmem o inançları, çok şaşırttı onları, etkilendiler. Bir beyaz adamın bunu başarabilmesini imkansız görüyorlar neredeyse. Sahiden de, hemen hemen imkansız. O yüzden, bana karşı büyük saygı ve sevgi duyuyorlar. Hatta, benim doğarken yolunu şaşırmış bir yerli olduğumu düşünüyorlar. Ben de; bizim oraları bir görseniz, orada çok var benim gibilerden diyorum onlara.”

“Hah hah ha... Doğru gerçekten. Aslında bizler ulus olarak oldukça yakınız galiba onların düşünce ve inançlarına.”

“Kesinlikle. Şaka bir yana, bizim Orta Asya’dan gelen Şamanist özümüz, hâlâ silinmeyen göçebe alışkanlıklarımız vesaire, onlarınkiyle çok benzeşiyor. Aralarında kolayca yer edinmemde bunun da epey etkisi oldu sanırım.”

“Anlatsana ya, nasıl şaman oldun?”

“Uzun hikaye. Geçen gün biraz bahsetmiştim; Sioux’lar arasında Ghost Dance Religion dedikleri bir inanç çok yaygın. Binsekizyüzseksenlerin sonlarında, Nevada’da, kendisinin peygamber olduğunu iddia eden Paiute kabilesinden Wovoka adında bir şaman-sağaltıcı tarafından ortaya atılmış. Temelde tümüyle kendi kadim inançlarına dayanıyor. Bazı Hıristiyan öğelerle harmanlanmış ama, nasıl desem, bunlar daha çok bir makyaj unsuru gibi duruyorlar asıl inancın üzerinde. En kötü dönemlerini yaşıyorlarmış o sıra yerliler; yenilmiş, sürülmüş, katledilmişler... Dağlarında altın bulunmuş, uçsuz bucaksız ovaları yerleşime açılmış, hükümet tarafından bedava dağıtılıyor... Topraklarına bir çekirge sürüsü gibi saldıran gözü dönmüş beyaz adamlar aralıksız yağmalıyor, tecavüz ediyor, ne var ne yok alıyorlar ellerinden acımasızca... Beyaz adamın elinden kurtulmayı her nasılsa başarabilmiş olanlar da açlıktan, soğuktan ve hastalıklardan kırılıyor. Hatta, öylesine gözü dönmüş ki beyaz adamın, tamamen yokedebilmek için onları, yerliler için yaşamsal önemde olan buffaloları bile yok yere, zevk için öldürüyorlar. İşte böyle bir dönemde, bir ‘Kurtarıcı’ söylentisi yayılıyor etrafa. Büyük bir heyecan ve umut doğuruyor bu söylenti. Reisler bir heyet gönderiyorlar Nevada’ya, Kurtarıcı’nın yaşadığı söylenen topraklara. Daha heyet yola çıkar çıkmaz, dönüşünü bile beklemeden heyetin, kendilerini bu ‘Kurtarıcı’ fikrine öylesine kaptırıyorlar ki, yani anlayacağın, o kadar çok gereksinimleri var ki bir ‘Kurtuluş’a; tüm benliklerini sarıyor bu umut, kendilerinden geçiyorlar, vecde gelip dans etmeye başlıyorlar.”

“Dans mı ediyorlar? Çok ilginç doğrusu. Kurtulmak için dans etmek!”

“Dedim ya, anlamak için onları, onlar gibi bakman lazım dünyaya. O insanlar yeteneklerini sergilemek, gösteriş yapmak ya da eğlenmek amacıyla şarkı söyleyip dans etmezler. Bir gösteri unsuru değildir onların gözünde dans. İnançlarının, hayallerinin, umutlarının, sevinçlerinin ve kederlerinin ifadesidir. Yaşamlarını anlatır, yaşamın bir parçasıdır. Kendi aralarında ve ölüleriyle bir iletişim aracıdır aynı zamanda.”

“Anlamaya çalışıyorum...”

(…)

(2011 yılında yayınlanan ‘Ben Şaman’ isimli anı-romanımdan kısa bir bölüm!)

Murat Hiçyılmaz / [email protected] yahoo.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Hiçyılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?