Af Mı, Boş Laf Mı?

Af Kanunu’nun yeniden gündeme getirildiği bu günlerde; neden belli periyotlarda Af Kanunu’na gereksinim duyulmaktadır, toplumun her kesimi bu Kanun hakkında ne düşünüyor, suçtan zarar görenlerin, mağdur olanların Af Kanunu’na bakış açısı nedir, bu kişilerin mağduriyetleri nasıl giderilecek sorularının cevapları kamuoyu tarafından etraflıca tartışılmalı ve eğer bir düzenleme yapılacaksa, toplumun bütün kesimleri gözetilerek bir Kanun çıkartılmalıdır. Aksi bir uygulama Af değil Lafügüzaftır.!

1 Ekim’de başlayacak olan 6. Yasama Yılı’nda MHP’nin sunacağı af teklifi akıllarda soru işaretlerine neden oldu. 2 yıl önce, yine MHP’nin teklifi ile mecliste AKP’nin oylarıyla kabul edilen “şartlı ceza indirimi” yasalaştırılmıştı. Şimdi ise MHP’nin sunacağı söylenen af teklifinin amacı, kimleri kapsayacağı ve sonuçlarının ne olacağı merak konusu oldu. Geçmiş yıllarda çıkan af kanunları da birçok kez kamuda tartışma konusu olmuştu.

15.05.1974 tarihinde Cumhuriyetin 50. yılı nedeniyle “Bazı Suç ve Cezaların Affı Hakkındaki 1803 sayılı Kanun” çıkmıştı. Önümüzdeki sene Cumhuriyetin 100. yılı olması ve 2023 seçimlerinin yaklaşması; yine af teklifini gündeme getirdi.

Af kurumu hem ülkemizde hem dünyada siyasi, hukuki, sosyolojik bağlamda halen tartışılan bir kavram. 1982 Anayasası ile af yetkisi TBMM’ye ve Cumhurbaşkanı’na aittir. Türk Ceza Kanunu’nda iki türlü af şeklinden bahsedilmektedir: Genel af ve özel af.

Madde 65- (1) Genel af halinde, kamu davası düşer, hükmolunan cezalar bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalkar.

(2) Özel af ile hapis cezasının infaz kurumunda çektirilmesine son verilebilir veya infaz kurumunda çektirilecek süresi kısaltılabilir ya da adlî para cezasına çevrilebilir.

Af kurumu, suç ve ceza ilişkisinde önemli rol oynar. Nitekim bir suç işlendiğinde suçu işleyen kişinin alacağı ceza kanunlarla sabittir. Bir hukuk devleti olmanın getirisi olarak suç işleyen kişi sonucunda katlanması gereken cezayı bilmeli ve ona göre davranmalıdır.

Gelişmiş toplumlarda, devlet, kanunlar dairesinde, işlenmiş olan bütün suçların cezasını temine zorunludur. Devlet, kişiler adına başka bir deyişle öç almak zorundadır. Suçtan zarar görmüş bütün bireylerin bir nebze olsun tatmin edilmesi gerekir. İşlenen suçun affedilebilir olması adalet terazisindeki dengeyi bozabilecektedir.

Ceza hukukunda cezalandırmanın son çare olması (ultima ratio) ilkesi hakimdir. Buradan da anlaşılacağı üzere amaç kişiyi cezalandırmak değildir. Toplumun bir arada huzurlu ve güvende yaşaması, bireylerin temel özgürlüklerine müdahale edilmeden, insanların barış içinde yaşaması hedeflenmektedir.

Amaç; caydırıcılık, yapılan haksız eylemin cezasız kalmaması ve başka bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin tehdit edilmemesidir. Bunların yanı sıra ceza alacak olan bireyin de temel hak ve özgürlüklerine en az müdahale edecek şekilde ceza verilmesi amaçlanmaktadır.

İnfaz hukuku, cezalandırılan kişiyi ıslah etmeye ve onu tekrardan toplumda herkes gibi eşit şartlarda yaşayacak hale getirmeyi hedeflemektedir. Topluma yeniden kazandırma (resosyalizasyon), eski hükümlüye istihdam sağlama, mesleki eğitim ve çalışmasına olanak sağlama ve tekrar suç işleme hatasına düşmemesi konusunda anahtar kelimedir.

Günümüzde gelinen noktaya bakıldığında her ne kadar mümkün olması zor gözükse de hiçbir suç, af kapsamında olmamalıdır. Zira, suçlarda ayrım hiçbir insan hakkı ilkesiyle bağdaşmaz.

Öte yandan, her ne kadar adalet teşkilatının mükemmel işlediği varsayılsa da kimi zaman adli hatalar da mevcuttur. Bu nedenle af, yapılan hataları düzeltmeye ve beraberinde toplumu iyileştirmeye yarayabilir. Af kararı geçmişte yaşanan düşmanlıkları, çatışmaları unutturarak var olan kin yüklü ortamı sona erdirmekte rol oynayabilir. Bu karar toplumda yeniden barış ve huzuru sağlamak amacıyla son derece titizlik ve özenle verilmelidir. Nasıl ki cezaların son çare olması ilkesi mevcutsa, af kurumu da son çare olmalıdır.

Devlet, otoritesini cezalandırma yetkisi kendisinde olması nedeniyle sağlar. Otoritenin sağlanabilmesi için de verilecek olan cezaların caydırıcılığı niteliği olması gerekir.

Devletin suçu işleyen kişiyi cezalandırma yetkisi olduğu gibi affetme yetkisi de vardır. Af yetkisi kötüye kullanıldığında telafisi zor sorunlara yol açabilir. Bu nedenle, af yetkisi kullanılacaksa da titizlikle kullanılmalıdır. Aksi halde topluma henüz karışmaya hazır olmayan, karışması sakıncalı olabilecek kişiler, daha yaptıklarının sonuçlarına katlanmadan hayata karışabilir. Bu durumda, toplumun huzuru ve güvenliği tehdit edilecektir. Kimi örneklerde, yeniden suç işlemeye meyilli davranışlarla hareket eden bireyler olsa da bazı bireyler topluma yeniden karışıp geçmişe bir sünger çekip yeni hayatlarına başlamayı hedeflemektedirler.

Ne yazık ki, cezası biten bireyler toplum içinde kendilerine çok zor yer bulmaktadır. Toplumdan dışlanma ve uğradıkları ayrımcılık hayata yeniden tutunmalarını da zorlaştırmaktadır.

Bu nedenledir ki, cezaevlerindeki mahkumların ıslah edilerek topluma kazandırılması devletin en büyük görevidir. Bu durumda devlet affetmek yerine iyileştirmelidir. Cezaevleri tamamen ıslah edilmedikçe, bu kişilerin topluma kazandırılma gayesinin alt yapısı cezaevlerinde hazırlanmadıkça, sadece yeni suçlular ve mağdurlar yaratılmış olur.

Devletin öncelikle mağdur olmuş kişilerin sorunlarını çözmesi ve tercihi mağdurlardan yana kullanması gerekir, aftan yana değil. Af kurumu hükümlüler için bir umut ışığıdır fakat son derece yanlış bir vaad olmakla birlikte, af kurumunun sürekli gündeme gelmesi toplumsal düzen açısından sakıncalıdır.

Sürekli çıkan aflar nedeniyle, haksız eylemde bulunan bireylerde “af çıkar” düşüncesiyle harekete geçme oranı artmaktadır. Nasıl olsa af çıkar düşüncesiyle suç işlenirse, devlet bu zarar görenlerin sorumluluğunu nasıl taşıyacaktır. Bu düşünce nedeniyle, ceza hukukunun hiçbir suçun cezasız kalmayacağı ilkesinden de uzaklaşılmaktadır. Af kurumu caydırıcılığı zedeleyebileceği gibi hukuka olan güveni de sarsabilecektir. Af kanunu çıkması sonucunda, oluşabilecek tehlike ortamı nedeniyle bir kişinin bile zarar görebilme ihtimali kanunun çıkmaması için yeterli olmalıdır.

Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü’nün güncel verilerine bakıldığında, ceza infaz kurumlarında bulunan tutuklu/hükümlü sayısı 31.07.2022 itibariyle 323.699’dur.

Bu aşırı doluluğun önüne geçmenin yolu “af” adı altında suçluları serbest bırakmak olmamalıdır. MHP’nin af için öne sürdüğü neden “cezaevlerindeki yoğunluk” olmuştur. Cezaevlerinde bu kadar çok insanın olmasının nedenini araştırıp önüne geçmeye çalışmak yerine serbest bırakmak doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Zira topluma yeniden karışmaya hazır olmayan bireyler için kaçınılmaz son yine cezaevleri olacaktır. İyi kanunlar yaparak affa olan ihtiyacı ortadan kaldırmak daha doğru bir yol olacaktır.

Tüm bu sebepleri birlikte değerlendirdiğimizde, MHP tarafından teklif edilecek af yasası büyük bir özen ve titizlikle hazırlanmalıdır. Kamu vicdanını rahatsız etmeyecek biçimde yapılmalıdır. Ayrıyeten, hedef cezaevlerinin doluluk oranını azaltmak değil, vatandaşın suçu işlememesi hususunda caydırıcılığı sağlamaktır.

Caydırıcılığın yanı sıra ceza hukuku sisteminin ilkelerine uygun, adalet terazisin dengesinin bozulmadığı, hak yenmediği, hukuka olan güvenin sarsılmadığı bir düzen oluşturulmalıdır. Elbette amaç; her zaman adalet sisteminin mükemmel, eksiksiz, tarafsız ve bağımsız şekilde işlemesidir.

Av. Çiler Nazife Koşar / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Çiler Nazife KOŞAR - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

02

Emre - Bunlar af değil seçim hazırlığı kandırdı kalkmış Erdoğan yok kamu vicdanını rahatsız eder diyo yok devlete işlenen suçlar affedilirmis yok şahsa karşı işlenen suçlar affedilemezmis bir de düşünsünler alahattin çakısı devlete kardimi suç işlemiş geçsinler bu ayakları insanları kandırarak ellerine ne geciyo Erdoğan diyo kamu vicdanını rahatsız eder diyo sende vijdan varmı önce onu düşün kendi adamlarinizi af çıkarıyorum diyolar sonra adamlarını çıkarıyorlar bu kamu vidanimi sizde vijdan yok Allah'a havale ediyorum erdoganida MHP yide bittik tukendik insanları suçsuz yere içeri aliyolar dışarda suçlular gziyo bu kamu vicdanı degilmi laf boş laf yapmayın Allahahinizdan bulun bir gün inmesinide bilirsiniz ama düşünün öteki dünyada bu kadar suçsuz mahkumun mebali yakanizda olacak sizin kamu vijdaninizada szede allahinizdan bulun

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 12 Eylül 01:04


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?