Tanrı, Evren, İnsanoğlu…

Mu konuşuyor:

“Doğrusu, iki arkadaşımız da evrenin ne şekilde oluştuğu, nasıl ortaya çıktığı konusunda ilginç yaklaşımlar öne sürdüler gerçekten. Tohum ve yumurta benzetmeleri, bizim günlük hayatımızdan çok aşina örnekler olduğu için, onlardan yola çıkarak yapılan açıklamalar da, daha anlaşılır, kabul edilebilir geliyor insana.

Çünkü, evren hakkında düşünmeye başlayınca, bizim günlük hayatta alışık olduğumuz, sürekli kullandığımız tüm ölçüler, ölçekler, kurallar, modeller yerle bir oluyor ve duyularımızın algılamakta, beynimizin anlamakta zorlandığı bambaşka bir ‘dünya’ çıkıyor karşımıza.

Hele evrenin oluşumunu tartışırken, o ilk anlarda, öylesine akıl almaz, hayal bile edilemeyecek durumlar söz konusu ki, iş iyice çığırından çıkıyor, gerçek ötesi, fantastik bir kurmaca dinlediğimiz zannına kapılıyoruz hemen.

Her rakamın arkasına onlarca sıfır ekleyerek neyi, nasıl tartışabiliriz ki?

Haydi, sadece bu konu hakkında düşünüp, fikirler üretmek üzere eğitilmiş çok küçük bir azınlığı kenara koyalım. Cahili, cühelayı da geçelim bir kalem. Sıradan, hatta oldukça iyi eğitimli insanlar bile, böylesi bir tartışmaya ne ölçüde katılabilirler?

Katılabilirler mi?

Bizler şu an sınırlarımızı zorlayarak, konuyla ilgili kendi çapımızda birtakım neticelere varmaya çalışıyoruz. Tabii, şansımıza, aramızda uzman olarak bu konuyla ilgilenenler de var. (Yazarın Notu: Ra’yı ve El’i işaret ederek!) Tamamen ters açılardan da olsa, görüşlerini bizimle paylaşacaklar.

Ben, bir uzman olmasam da, bu konu hakkında uzun zamandır düşünen biri olarak, kendimce bir yerlere vardığım ve iyi-kötü bir model geliştirdiğim kanaatindeyim.

Doğru mudur, yanlış mıdır, ne kadar bilimseldir, itiraf ederim ki, bilmiyorum. En azından bugün elimizdeki verilerle, bilmenin pek de mümkün olmadığını düşünüyorum. Şöyle diyelim; uzun okumalar ve düşünmeler sonucu, kafamda bir tür ‘inanç’ gelişti ve onu da yazılarım vasıtasıyla herkesle paylaştım, paylaşıyorum zaten.

Şu enerji ve bilinç, benim koyduğum isimlerle; ateş ve töz hikayesi…

Sanırım hepiniz okudunuz. (YN: Onaylayan ifadeler!) O halde, bir kez daha tekrarlamaya gerek yok, o noktadan devam edeyim:

Eğer evren sadece enerji ve bir çeşit -zeka demiyorum, dikkat!- bilinçten oluşuyorsa ve bu iki unsur da bir kütle içermiyorlarsa eğer, tüm evrenin tek bir noktaya sıkışmasında herhangi bir acayiplik, anormallik olmasa gerekir. (YN: Einstein’ın ünlü ‘E=mc2’ denklemindeki ‘m’nin kütle olduğuna ve buradan yola çıkarak, enerjinin de bir kütlesi olduğuna dair gelen itirazlar üzerine, gözler hemen Ra’ya çevrildi doğal olarak. Ra, bu konudan sıra kendisine geldiğinde detaylıca bahsedeceğini, fakat kabaca benim dediklerimi onayladığını belirtti!)

Eh, uzman görüşünü de aldığımıza göre, demek ki, bugün onmilyarlarca ışık yılı çapında olduğu hesaplanan ve sürekli hızlanarak büyüyen devasa evrenimizin, içindeki yüzmilyarlarca yıldız içeren yüzmilyarlarca galaksiyle birlikte, ufacık bir noktaya sığışabileceğini, her ne kadar aklımız havsalamız almasa da, kabul etmek durumundayız.

İşte, bu durum bizi hiçliğin her şey, her şeyin de hiç olması düşüncesine getiriyor ki, bu da felsefi olarak altından kalkılması zor bir mesele.

Evrenden gelerek, insanoğluna indirgeyelim durumu: Eğer evren hem her şey, hem de bir hiçse, bünyesindeki tüm şeyler, ve insanoğlu da elbette, hem her şey, hem de hiçtir.

Ben her şeyim, ama bir hiçim aynı zamanda!

Siz ne dersiniz bilemem, bana gerçekten iyi bir açıklama gibi geliyor. Özellikle türümüz söz konusu olduğunda.

Ve, Tanrı fikrini tartışırken bir de!

Her neyse, bugün evrenin nasıl oluştuğu konusuna yoğunlaşacaktık, dağılmayalım.

Efendim, evrenin yaşam döngüsü, yalnızca enerjiyle bilincin mücadelesinden ibaretse, -buna ateş ile tözün veya kaos ile düzenin mücadelesi de diyebiliriz, hoşunuza gideni seçin!- geçen milyarlarca yıl boyunca tüm olasılıklar tek tek denenecek ve sonunda hep aynı şey olacaktır.

Yani, evrenin -doğumu ve ölümü tabirlerini kullanmayalım, yanlış olur!- her döngüsünün başlangıcı ile sonu arasında olan bitenler bire bir aynı değildir, her seferinde az çok farklı oluşumlar yaşanır belki, ama sonuçta varılacak nokta hep aynıdır.

Yani… Demek istiyorum ki; evrenimizin ikinci bir şansı ya da seçeneği yoktur aslında. Onu oluşturan temel etken ve nitelikler, düşündüğüm gibiyse eğer, bünyesindeki tüm genleşme potansiyelini tüketinceye değin genişledikten sonra, kaçınılmaz olarak tek bir noktaya gelinceye kadar çökmesi ve ardından yeniden genleşmeye başlamasından başka bir olasılığa imkan tanımamaktadır.

Öncesi, sonrası konusuna gelince…

Öyle şeylerden bahsedilemez ki. Ne öncesi vardır, ne sonrası! İçinde bulunduğumuz mekan gibi, zaman da, evrenle birlikte var olan bir boyuttur. Evren dışı veya evren ötesi bir zamandan ve mekandan bahsetmek, bu evrende yaşayan bizler için anlamsız ve olanaksızdır.

Zaman ve mekan her defasında Büyük Patlama ile yeniden başlayarak, geleceğe doğru bir yol izler ve Büyük Çöküş anında da sonlanır. O kadar. Bunun ötesinde bir şeyler aramak veya olduğuna inanmak, bu evrendeki tüm varlıklar gibi, bizim için de abesle iştigaldir.

Ha, bu resimde Tanrı’nın yeri nedir, hatta daha ileri gidelim; O’na bir yer var mıdır acaba?

Bana sorarsanız, eğer bahsettiğim kozmik bilinci Tanrı olarak kabul etmeyeceksek -ki, inançlı bir insanın öylesi bir Tanrı’yı kabullenmesi olanaksızdır!- o zaman oturup bir kez daha düşünmek gerekir: Binlerce yıldır insanoğlunun beyninde yer etmiş Tanrı olgusunun kaynağı nedir, nereden çıkmıştır bu garip fikir?

Son birkaç bin yıldır tek tanrılı dinlerin bizleri ikna etmeye çalıştığı gibi, tüm evreni yaratan ve yöneten, sınırsız güçte ve tamamen soyut bir varlık mıdır Tanrı?

Yoksa, eski kadim uygarlıkların ısrarla vurguladığı gibi; daha basit ve anlaşılır, insanoğluna göre belli üstün güçleri olan, kanlı canlı, somut varlıklar mı?

Örneğin, bizden çok daha ileri bir uygarlığa sahip uzaylılar…

Bir ihtimal, bizim birkaç yüzyıl sonra erişeceğimiz teknoloji düzeyi ile galaksimizin bir köşesinde bulacağımız akıllı ama ilkel canlı türlerine görüneceğimiz gibi.

Bence daha akla yakın geliyor. Ve çok daha mantıklı!

Sonraki konuşmalarımızda bu konulardan da bahsederiz belki.

Teşekkür ederim.”

(YN: Her ne kadar adil davranmaya çalışsam da, kendi sözlerimi daha bir rahat kağıda döküyorum tabii. Son ‘uzaylı tanrılar’ örneğim, kaçınılmaz olarak bazı şakalara yol açtı. Ortalık durulduktan sonra, söz sırası Om’da.)

(2017’de yayınlanan ‘Kitap/Sondan Sonra’ isimli deneme-romanımdan kısa bir bölüm!)

Murat Hiçyılmaz / [email protected] yahoo.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Hiçyılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.

05

Abdurrahim Çokgüngör - Öncelikle belirtmek isterim bu kainatta her şey sebep-sonuç, yapan-yapılan, yaratan-yaratılan ile anlaşılır ve algılanabilinir. Bunun da tek yolu delil ve ispatlı ilmin konusudur. Bütün teori ve nazariyeler de ancak bu yolla doğrulanabilinir. İhtilaflı olsa da 15 miyar ile 90 milylar ışık yılı genişliğindeki evren her şeyi ile insan için yaratılmıştır. Bir kere bu büyüklükte bir everin olması hayat için gerekli olduğu astronumlar tarafından ifade edilir. Bunun da bir sanatkarı yani mühendisi-mimarı-yapanı vardır. İşte bu noktada insanlar inanmak ve inanmamak ile ayrışır ve ondan sonra müsademe-i efkar başlar. Bir kere bilinen 4 dini kitap var. Ve bunlardan sadece biri tahrife uğramadan elimize ulaşırken bu kitabın da diğer üç kitabı kapsar. Ki bu kitabın diğerleri bir millet ve kavme gelmediği evrensel-küresel-cihanşümul olarak bütün insanlığa geldiği özellikle vurgulanır. Şimdi evren nasıl yaratılmış? Bütün kitaplar ve dini kaynaklar “ma”-“su” yani akışkan bir maddeden olduğu vurgulanır. Buradaki “ma”nın mana mertebeleri olduğu için biri bütün canlılar bundan yani sudan yaratılmıştır. Ama bütün evreni kaplayan bir “ma” daha vardır. O da esir maddesi. Einstein önce bu maddeyi inkar etmiş daha sonra 1930’ların başında bir İtalyan ilim adamının teorisini onaylamıştır. Esir maddesi nedir? Hava sudan 800 misli esir ise havadan 800 kat daha az yoğun,

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Ağustos 16:00
04

Abdurrahim Çokgüngör - 1*Kainattaki bütün gezegen, güneş ,yıldız ve nebulalar bir arada iken birbirinden ayrılarak açıldığını, (ki Big Bang teorisi ile ilk kez sözü edilen patlamanın eseri olarak büyüdüğünü) 1400 yıl önce Kur’an’ın şu ayeti ile işaret edilmiştir. (İnkâr edenler görmedi mi: Gökler ve yer bitişik iken Biz onları birbirinden ayırdık. Her canlı şeyi de sudan yarattık. Hâlâ mı inanmıyorlar? ) Şimdi her bir ayetin mana mertebeleri var. Ve insanlık ilmde ilerledikçe ulaştığı her asırdaki manaya uygunluk gösterir ve işaret eder. Ki zaman ihtiyarladıkça Kur’an gençliğini koruması bu hakikate sebebiyledir. İlim adamlarının belirttiğine göre, evrenin ilk maddesi ne ise, Cenab-ı Allah bir insanın ana rahmine düşüp gelişmeye başlaması gibi belli kanun ve kurallar çerçevesinde onunla inşaya başlamış. Ve ilk oluşan element ise patlamanın ilk 180 saniyesinin içinde oluşmuş. Bilim adamları bunun hidrojen olduğu ve helyuma ve diğeri elementlere dönüşerek ilmi çerçevesinde birleşip soğuyup kuantumlar-atom altı parçacıkları-atomlar-kanunlarla oluşarak madde meydana gelmiş. Bugüne kadar geçen süreç ise 15 milyar ile 90 milyar yıl arasında değişiyor. Peki kainatı yaratanın ezelden gelen kitabı Kur’an’a göre işari mana olarak bu süre 126 milyar yıldır. Ki insan hemen hemen bu 126 milyar yılın son ama en son bölümünde yeryüzünde görülmüştür. Yani kainat ağacının son meyvası insan olmuştur. Çünkü insanın vazifesi bu sanat eserini görerek bilip, inanıp sanatkarına ilancı ve dellalı olmakla yükümlüdür. .

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Ağustos 15:59
03

Abdurrahim Çokgüngör - 2*Cenab-ı Allah’ın en önemli işlerinde görülen husus israfı olmaması. Bu evren kıyamet yok edilerek değil, değişime uğrayarak yani mevcut evren dönüştürülerek ebedi hayata göre yeniden şekillendirilecektir. Bütün mesele Yaradan’ı kabul etmeyip maddenin hem kendi kendine var olup sonra kendi kendine bilinç oluşturup bütünüyle bu milimi milimine ilme uygun evreni olşuturduğu iddiadan ibaret kalır. Çünkü hiçbir eser müessirsiz yani sanatkarsız olamaz. İnsanın bu kainatı tam algılaması ona tanınan görme-duyma-hissetme organları ile mümkün değildir. Görmesi sınırlı, duyması sınırlı, hissetmesi şartlara bağlıdır. Ancak ilimle akıl yürütmesi ve muhteşem bir delil olan kainatı Yaradanını tanımasıdır. Burada birçok insanın düştüğü hata kainatın bir eser olduğu ve sanatkarı ile hiçbir noktada benzeşemediğidir. Hangi resim ressama veya heykel heykeltraşına benzer. Sadece o eserler sanatkarının sahip olduğu özelikler, güç ve iradesine anlatır. Ve insan sergivari bu alemleri gözlemleyip Yaradanı tanır bilir ve iman ederek onun dellalı ve ilancısı olur. Ki insandan beklenen budur. Her kemal ve cemal sahibi kemal ve cemalini göstermek ister.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Ağustos 15:58
02

Abdurrahim Çokgüngör - 3*Cenab-ı Allah belli sınırlar içinde serbestiyet ve irade verdiği ama inanıp inanmamak noktasında hür bıraktığı insanların kendisini tanımasını ve bilmesini ve ona övgü anlamında hamd etmesini ister. Allah’ı tanıma ve bilme zatıyla değil çünkü sonsuz güç ve kudret sahibi ve hiçbir ölçüye sığmayan Cenab-ı Allah’ın ancak ve ancak isim ve sıfatları ile bilineceği dinin esasıdır. Allah’ı tanımanın ve bilmenin ve marifetlerini anlamanı tek yolu sayılara sonsuz olan isimleri ve gösterdiği ilimle mümkün olmuştur. Ki Kur’an buna talim-i esma ismini verir. Hz. Adem bütün varlıklara üstünlüğü bu isimlere ve ilimlere sahip olması ile olmuştur. Ki ona bunları öğreten ve talim eden ise bizzat Cenab-ı Allah olmuştur. Hz. Adem’in meslek ve meşrebi eserden müessire giderken O’nu isim ve sıfatları ile tanımak ve kulluk etmektir. Kur’an’ın manası Fatiha Suresi’nde toplandığı gibi her bir sure küçük bir Kur’an olduğu gibi Kur’an’ın mana olarak bulunduğu cümle ise Besmeledir. Allah ismi bütün alemleri ve kainatı yaratan, Rahman ismi dünyaya bütün varlıkları ile yaratması, Rahim ise insana yön ve şekil veren ismi ifade eder. Tabi diğer isimler bunların öncülüğünde tecelli ederek Yaratılışı meydana getirir..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Ağustos 15:56
01

Abdurrahim Çokgüngör - 4*İnsan ism-i azamın tecelli ettiği tek varlıktır. Ama ondan başka varlıklar da vardır. Nurdan melekler, esir maddesinden varlıklar ve ruhlar, elektrikten yani ateşten yaratılan varlıklar bulunmaktadır. Gezegen ve güneşlerde yani yıldızlar meleklerin evidir. Bilindiği gibi nar yani ateş nura yani ışığa bir etkisi olmaz. Ve hepsi her an Allah’ı tesbih eder. Hatta en küçük zerre de adeta yürek gibi atarak tesbihatını yapar. Ki bu ilmen tesbit edilmiştir. Sözü şimdilik Haşir Suresi’nin son üç ayeti ki çok sayıda Allah’ın ismini zikreder onunla bitirelim, şimdikilik.

(O Allah ki Ondan başka tanrı yoktur. Görüneni de, görünmeyeni de O bilir. O Rahmândır, Rahîmdir. O Allah ki Ondan başka tanrı yoktur. O Meliktir; her şeyin egemenliği Ona aittir. Kuddûstür; her türlü eksik ve çirkin sıfatlardan temiz ve münezzehtir. Selâmdır; bütün eksikliklerden uzak olduğu gibi, bütün esenlik de Ondan gelir. Mü'mindir; güven Ondan gelir, imanı O nasip eder. Müheymindir; görüp gözetir. Azizdir; kudreti herşeye üstündür. Cebbardır; iradesine asla karşı çıkılmaz. Mütekebbirdir; büyüklük Onun hakkıdır. Allah, müşriklerin ortak koştuğu şeylerden uzaktır. O Allah ki, Hâlıktır; herşeyi O yaratır. Bâri'dir; yarattıklarını, herbirine ve her haline lâyık şekilde yaratır. Musavvirdir; yarattıklarına dilediği gibi şekiller verir. En güzel isimler Onundur. Göklerde ve yerde ne varsa Onu tesbih eder. Onun kudreti herşeye galip, hikmeti herşeyi kuşatmıştır.)

Sevgilerle.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 20 Ağustos 15:55


İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?