KPSS Ve Diğer Sınavlarda Emeklerimiz Adalete Emanet

Ülkemizde bazı devlet kurumlarına memur atamaları uzun yıllardır çeşitli sınavlarla yapılmıştır. Bu sınavlar merkezi nitelikte olup, DMS (Devlet Memurluğu Sınavı), KMS (Kurumlar İçin Eleme Sınavı) gibi farklı isimler altında yapılmıştır. Memur adayları, 2002 yılından itibaren ÖSYM tarafından hazırlanan KPSS’ye girip yeterli puan alabildikleri takdirde, devlet kurumlarının A Grubu (Bakanlıklar, bunların müsteşarlık, başkanlık ve bağımsız genel müdürlük düzeyindeki bağlı ve ilgili kuruluşları ile bağlı ortaklıklarındaki, özel yarışma sınavına tabi tutulmak suretiyle girilen ve belirli bir yetişme programı sonrası yeterlik sınavına tabi tutulan mesleklere ilişkin kadro ve görevler ile il özel idareleri ve belediyelerin teftiş kurulları) ve B Grubu (genel ve özel bütçeli kurumlarla bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar, kanunlar ile kurulan fonlar ve kefalet sandıkları, il özel idareleri ve belediyeler, il özel idareleri ve belediyelerin kurdukları birlikler ile bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşlar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarında A Grubu’nda belirtilmiş olan meslekler dışında, ilk defa kamu hizmeti ve görevlerine atama yapılacak kadro ve görevler) kadrolarına atanabilmektedirler.

ÖSYM’nin düzenlediği KPSS gibi sınavlara girmeden önce, ÖSYM tarafından adaylara tedarik edilen kalemlerin üzerinde yazan “Emeğiniz emanetimizdir.” şeklindeki yazı, adaylara büyük bir motivasyon sağlarken; şaibeli ÖSYM sınavları, organize kopyalaşmalar ve örgütlerin sınavlar üzerindeki kirli planları adayların kuruma olan inancına gölge düşürmektedir.

Örneğin, 2010 yılında gerçekleştirilen KPSS’de yaşanan büyük kopya skandalı, ÖSYM’nin gerçekleştirdiği sınavların güvenilirliğine toplum nazarında gölge düşürdü. Özellikle 15 Temmuz Darbe Girişimi’nin ardından başlayan FETÖ yargılamalarında sanıklar, skandala konu 2010 KPSS sorularının kendilerine gösterildiğini, bu soru ve cevapların ezberletildiğini, bu şekilde sınavdan yüksek puanlar alarak devlet kurumlarına atandıklarını itiraf ettiler. Bunun üzerine sınavın Eğitim Bilimleri kısmı ile beraber sonrasında Genel Yetenek ve Genel Kültür kısmı da, Ankara 1. İdare Mahkemesi kararıyla iptal edildi. 2010 yılında gerçekleştirilen KPSS, bu sınavların şaibeliliği açısından ne ilk ne de son oldu; maalesef 2012 ve 2014 yılında yapılan KPSS’lerin de şaibe taşıdığı iddia edildi.

31 Temmuz 2022’de yapılan KPSS – Genel Yetenek-Genel Kültür sınavı da, 2010, 2012 ve 2014 yıllarında gerçekleştirilen KPSS’ler gibi, Türkiye’nin şaibeli sınavları listesinde yerini aldı.

Sınavdan çok kısa bir süre sonra, sınavda sorulmuş birçok sorunun, bir yayınevinin KPSS çalışma kitaplarında yer alan sorularla noktası virgülüne ve hatta, cevapların yer aldığı şıkların sıralamasına kadar aynı olduğu ortaya çıktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devlet Denetleme Kurulu’na inceleme talimatı verdi ve Kurul, suç duyurusunda bulundu. Bunun üzerine, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. ÖSYM başkanı Prof. Dr. Halis Aygün, Resmi Gazete’de yayınlanan kararla görevden alındı. Yeni ÖSYM Başkanı Bayram Ali Ersoy tarafından yapılan açıklamaya göre, 31 Temmuz 2022 tarihinde yapılan KPSS oturumları iptal oldu ve 6, 7, 14 Ağustos 2022 tarihlerinde yapılacak diğer oturumlar da ertelendi.

Çok kısa sürede silsile halinde verilen bu kararlar, toplum nezdinde “gerçekleşmiş sınavların nasıl iptal edilebildiği, devletin bu sınavları kendiliğinden iptal etmediği durumlarda ne yapılacağı” gibi hukuki sorular doğurdu.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. maddesine göre, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur.

Ancak, aynı kanunun 20/B maddesinde yer alan özel yargılama usulüne göre, Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalara ilişkin yargılama usulünde 11.madde hükümleri uygulanmayacağından; ÖSYM bünyesinde yapılan sınavların sonuçları ve bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile ilgili itirazlar için ÖSYM’ye başvurmaya gerek kalmaksızın, direkt idari dava açılabilir. Dava, tebliğ, yayın veya ilandan itibaren on gün içinde, ÖSYM Genel Merkezi’nin bulunduğu Ankara ilinde açılmalıdır.

Dava açıldıktan sonra yedi gün içinde ilk inceleme yapılır. İlk inceleme ile birlikte dava dilekçesi ve ekleri, tebliğe çıkarılır. Dava dilekçesinin tebliğ edilmesi ile üç günlük savunma süresi başlar. Bu süre, bir kereye mahsus üç güne kadar uzatılabilir.

Anayasa Mahkemesi’nin 2014/189 Esas, 19/03/2015 tarih ve 2015/32 sayılı Kararı’nda, davalı idarenin savunma süresinin üç gün olması ile ilgili: “MEB ile ÖSYM tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar sonuçları itibarıyla toplumun büyük kesimini ilgilendirmektedir.

Bu sınavlara karşı açılan davalarda yargılama sürecinin uzaması ve neticede sınavların iptal edilmesi kazanılmış haklar bakımından mağduriyetlere neden olabilmektedir. Kanun koyucu bu durumu gözeterek anılan sınavlara karşı açılan davalarda yargılama sürecini hızlandırmak amacıyla özel bir yargılama usulü getirmiştir. Bu bağlamda, itiraz konusu kuralla savunma dilekçesi verme süresinin üç günle sınırlandırıldığı anlaşılmaktadır.” gerekçesi yer almıştır.

İptali istenen sınavın sonuçları ile atamalar yapılacağı takdirde telafisi güç veya imkansız zararların doğması ve iptali istenen işlemin (sınavın) açıkça hukuka aykırı olması halinde, yürütmenin durdurulması için talepte bulunulabilir. Davalı idarenin savunması alındıktan sonra veya savunmada bulunmuyorsa, savunma süresi geçtikten sonra, gerekçeli bir şekilde, yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir. Bu taleplere ilişkin verilen kararlara ise itiraz edilemez.

Yürütmenin durdurulması talebine rağmen durdurma kararı verilmese de, iptal davasının ivedi bir şekilde görülmesinin mağduriyetleri azaltacağı beklenmektedir. Açıkladığımız üzere, kanunun 20/B maddesinde belirlenen süreler oldukça kısadır ve dosyanın en kısa sürede karara bağlanmasını hedefler.

İkinci cevaplar sunulmaksızın, dava dilekçesi ve savunma dilekçesi sunulduktan sonra bilirkişi incelemeleri ve duruşmalar ivedilikle yapılır. Dilekçeler üzerinde yapılan incelemelerle dosya, üzerinde karar verilebilecek aşamaya gelir ve en geç on beş gün içinde karara bağlanır.

Bu özel yargılama usulünde, verilen karara karşı itiraz veya istinaf yolları kapatılmıştır. Verilen kararlara karşı, tebliğ tarihinden itibaren beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Görevli temyiz üst mahkemesi Danıştay’dır.

Temyiz dilekçeleri üç gün içinde incelenir, karar verilir ve tebliğe çıkartılır. Temyiz dilekçelerine karşı cevap verme süresi beş gündür. Temyiz talebi, dilekçelerle beraber incelendikten sonra en geç on beş gün içinde karara bağlanır. Bu karar ise en geç yedi gün içinde tebliğe çıkartılır.

Maddenin ikinci fıkrasında önemli bir detay açıklanmıştır: “Millî Eğitim Bakanlığı ile Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi tarafından yapılan merkezî ve ortak sınavlar, bu sınavlara ilişkin iş ve işlemler ile sınav sonuçları hakkında açılan davalarda verilen yürütmenin durdurulması ve iptal kararları, söz konusu sınava katılan kişilerin lehine sonuç doğuracak şekilde uygulanır.” Yani, kararın uygulanması bazı kişilerin lehine, bazı kişilerin aleyhine olacaksa; kararın aleyhe etkisi dikkate alınmayacaktır.

ÖSYM veya MEB tarafından yapılan sınavların şaibeli olup olmadığı tartışmaları bir kenara dursun, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20/B maddesinde düzenlenmiş özel yargılama usulü ile, ilgililerin kaygılarının en kısa sürede giderilerek hak ve menfaat kaybına uğramamaları amaçlanmıştır. Bu kurumlar tarafından yapılan sınavlara girip, sınavların hukuka aykırı nitelik taşıdığının ve bu sınav sonuçlarına göre atama yapılacağı takdirde telafisi güç veya imkansız zararların doğacağının iddia edilmesi halinde, bir avukata başvurarak, bu hukuki yollar izlenerek kısa sürede netice elde edilebilir.

Kısacası, her ne zaman ve ne olursa olsun, emeğiniz, hakkınız, menfaatleriniz her zaman adalete emanet.

Av. Çiler Nazife Koşar / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Çiler Nazife KOŞAR - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?