Üçüncü Büyük Yıkıma Doğru...

Görünen o ki, dünya - bir kez daha!- kesin bir hesaplaşmaya gitmekte...

Yani, Üçüncü Dünya Savaşı'na...

Son paylaşım savaşının galipleri de bunun farkındalar...

Yenilenler; Kıta Avrupası, Japonya ve savaşın ertesinde paylaşım masasına oturamamış Çin, Hindistan, Brezilya, İran, Endonezya, Meksika, Kore... Say sayabildiğin kadar...

Türkiye bile...

Gerçi biz birincisinden çok yaralı bereli çıktığımız için, ikincisine katılmamayı yeğlemiştik ama, bu seferkinden kaçış yok...

Hatta, tam merkezinde olma ihtimalimiz epey yüksek...

Artık 20. yüzyılın ikinci yarısında zorla biçilmiş don, kimseye uymamakta...

Hele Berlin Duvarı'nın yıkılmasından sonra, işler iyice karıştı...

Bir de üstüne üstlük, azgın hırslarıyla tüm çıkış yollarını tüketmiş olan vahşi sömürü düzeni…

Önemli oyuncuların hepsi bu gidişatın farkında ve doğru pozisyon alma telaşındalar...

Bir ölçüde Türkiye'de aynı şeyi yapmaya çalışıyor...

Ama kafalar çok karışık...

Her şey bir yana, hangi dünyaya ait olduğumuza karar veremiyoruz bir türlü...

Doğulu muyuz, Batılı mı?.. Türk müyüz, Anadolulu mu?.. Müslüman mıyız, laik mi?.. Alevi miyiz, Sünni mi?.. Avrupalı mıyız, Orta Doğulu mu?.. Akdenizli miyiz, Orta Asyalı mı?..

Hepsi miyiz, yoksa hepsi dışında (veya hepsi beraber!) başka bir şey mi?..

İmparatorluk döneminde farklılığımız bir sorun teşkil etmiyordu, çünkü o farklılığın kendisiydi Osmanlı...

Ancak şimdi o kadar gücümüz yok ve ayrıca, savaşın taraflarından biri de değiliz...

Olamayız...

Bir tarafın önemli oyuncularından biri olabiliriz belki...

Fakat, hangi tarafın?..

İkinci savaşta yaptığımız gibi, tarafsız kalma şansımız var mı peki?..

Zannetmem. Her şeyden önce, izin vermezler...

Nüfusumuz, coğrafyamız, kaynaklarımız, tarihimiz, kültürümüz... Bu savaşın dışında kalmamız neredeyse imkansız...

Gelinen noktada, en fazla birkaç yıllık bir süreçte, bu savaşın patlayacağı öngörülüyor...

Acı, ölüm, kan, gözyaşı, yıkım, göçler, yokluklar, yoksunluklar… Nasıl cehennemi bir ortamda yaşayacağız, düşünebiliyor musunuz?..

Ayrıca, her ne kadar pek ihtimal vermesem de, Einstein'ın dediği gibi, dördüncü savaşı taş ve sopalarla yapma durumu da var...

Yani, diyeceğim…

Sosyal, siyasal, ekonomik, askeri… tüm yaşananları ve yaşanacak olanları sebep-sonuç ilişkileriyle, etkileriyle, yansımalarıyla vs... bir de bu açıdan değerlendirmek gerek...

Ve -önlem almak demeyeceğim, neyin önlemini alabilirsiniz ki o şartlarda!- doludizgin gidilen yolda, elimizden gelen/gelecek olan nedir acaba?..

Murat Hiçyılmaz / [email protected] yahoo.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Hiçyılmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?