Perşembenin Öyküsü: MİNİKLER

BÜYÜMÜŞ DE KÜÇÜLMÜŞLER

Çıkar anaokulunun ve çocuk yuvasının müdürü kürsüye.

Bakar çocukların analarına ve babalarına. Soluklanır derinden.

Başlar sözlerine... Her sözcüğü vurgulaya vurgulaya…

"Anımsarsınız şu sözlerinizi. Neler demiştiniz?”

Çocuk yuvaları miniklerin yalnızca barınacakları yerler değil. Aynı sıra yakın çevrelerini tanıyacakları yerlerden biri. Sağlıklı iletişimler kurmayı öğrenebileceği ilk eğitim kurumu olduğu için çocuğumu getirdim anaokuluna.”.

Çocuklarda toplumsallaşma içgüdüsü 3 yaşını bitirince başlıyor.

Ev yaşamı çocuğuma yetmez. Çocuğum anaokulunda oyunlarla kendisini geliştirebilsin. Dış dünyayı tanımaya adım atabilsin.”.

Duygusal, bedensel, toplumsal gelişimi, bilgisi ve becerileri artsın. Toplumla yaşayabileceği bireysel kişiliği oluşmaya başlasın. Böylece doğru iletişim kurmasının, hayal güçlerini kullanmasının, yaratıcı ve eleştirel düşünme yeteneklerinin temellerini atsın diye çocuğumu getirdim.”.

Anımsadınız sanırım. Öğretim yaşamına hazırlansın istediniz. Ailede başlayan temel eğitim anaokulunda gelişsin, pekişsin diye getirdiniz çocuğunuzu. Ve şunu da biliyordunuz. Kütüphaneleri, mağazaları, müzeleri, hayvanat bahçelerini kapsayan dış gezilerimiz var.

Çizgileri geliştirme, resim yapma, şarkı söyleme gibi yaratıcı etkinlikler düzenliyoruz. Filmleri ve televizyon programlarını açıklayıcı olarak gösteriyoruz.

Resimleri sınıflara, koridorlara asılıyor. Böylece çocuklan herkese var olduklarını kanıtlıyor. Her çocuğun eşyalarını saklayabileceği dolabı var.

Her çocuğun oynayabileceği ve yaratıcılığını ortaya çıkaracağı kadar malzememiz var.

En önemlisi şunu da biliyordunuz. Yapboz oyuncaklar her bütünün parçalardan oluştuğunu yaşatır ve belletir çocukların beyinlerine. Çocuklar yapboz oyuncaklarla bütün parça ilişkisini uygulamalarla öğrenir. Biçimle renkle ayırma ve ilişkilendirme, öbeklendirme, eşleştirme. Böylece çocuğunuzun kişiliğinin de büyüdüğünü bilerek getirdiniz çocuğunuzu.

Anaokullarının insan eğitiminin aileden sonraki ikinci halkası olduğunu bilerek getirdiniz çocuğunuzu.

O nedenle biz anaokulu öğretmenleriyle siz veliler arasında çocukların gelişiminde sağlıklı iletişimler kurulmalı. Çocuğunuz bu evrede ailesi ile öğretmen arasında bir ortaklık kurar. İlk kez bir başkasına güvenme aşamasındadır.

Biz öğretmenler, en çok minikler için eğitim bilimci, veliler için psikolog olmalıyız’ diye özellikle belirtmiştik.

Sizlerden biriniz; ‘Okul öncesi erken çocukluk bakımı ve eğitimi, ilkokula hazırlıktan daha fazlasıdır. Yaşam boyu öğrenme ve esenlik için sağlam ve geniş bir temel oluşturmak için çocuğun sosyal, duygusal, bilişsel ve fiziksel gereksinmelerin bütünsel gelişimini amaçlar. Anaokulları, geleceğin ilgili, yetenekli ve sorumlu vatandaşlarını yetiştirme olanağına sahiptir. O nedenlerle de çocuğumu getirdim.’ demişti.

O nedenle doğaçlama oyunlar düzenledik. Ailenin akşam yemeği yemesini, televizyon izlerken durumu, bayram ziyareti, dört bayan biraraya gelirse gibi birçok konuyu doğaçlama canlandırmalarını istedik. Ve bunları sizlere önceden bildirerek filme almıştık.

Çünkü sonuçta başarılı anaokulu eğitimi çocuğun eğitimi gibi yaşamı boyunca öğrenci kalmasını ortam hazırlıyor. Ancaaak… Çektiğimiz filmleri izletemeyeceğiz. Aralarındaki konuşmalardan tümceler aktaracağız… Dinler misiniz?

Kule dibi cam cam, seni öpsün amcam.

Onurlu insanmış! Döküntü karı kim bilir hangi işportadan almıştır?

Şeyime göz kaş yapsam ondan daha güzel olur.

Makyajını silelim on kilo kalmazsa ben de ne olayım.

Ona öyle demezler, peynir ekmek yemezler, yüzüne eşek demezsem bana adam demezler.

Yahu her hıyarım var diyene elinde tuzlukla koşturuyor.

Seninki benimkinin yanında melek kalır. Benim kaynanada bir çene, bir çene. Bir estetik cerrah bulup sadece garip sesler çıkartmasını sağlayacağım. Bir daha konuşamayacak.

Sadece ‘o’ demeyin lütfen ‘ç’ yi de hak ediyor.

Bu saatten sonra ben tren gibi geçerim. O öküz gibi bakar artık.

İnsanlar da fotoğraf gibi; ne kadar büyütürsen, o kadar düşüyor kalitesi.

Endamı yetmez, beyin şart şekerim.

Büyük balonların eceli, küçük iğnelerdir.

Egosunu öyle beslemiş ki; karakteri aç kalmış.

Keşke insanlarda da reklamı geç seçeneği olsa.

İtle köpekle uğraşsaydım, veteriner olurdum.

Yüz verip adam ettiysem, sıfırla çarpar yok ederim.

Gidişine illa bir isim konulacaksa, mal kaybı diyelim.

Teknik servis miyim ki bütün arızalarını düzelteyim.

İstemem gelmesin, bir liraya konuşur, milyon ver susmaz.

Bazıları hep ‘kaptan’ olur dümen çevirmeye gelince.

Dana var da burada kesiyorum. Doğaçlamalarda çocuklarınız her lafı gediğine koymuş. Çocuklarınızın hakkını yemeyelim. Ansiklopedi çok kabarık. Büyümüş de küçülmüşler. Nazar değmesin. Yaşama şimdiden hazırlıklılar. Gülümsüyorsunuz… Bir kutlama bekliyorsunuz. Saygın bayanlar, saygın baylar. Dediğimiz gibi psikolog gözüyle bakmaya çalıştık. Durum şu! Sizin sorununuz ne? Bakıyorum da yüzünüz asılınca içerisi soğudu.

* * *

Murat B. Tepebaşılı

*

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?