Şifrelenmiş Aday Numarası FETÖ Üyeliği için Bir Kriter Midir?

ŞİFRELENMİŞ ADAY NUMARASI YA DA AVANTAJLI KODLAMA İDDİASI FETÖ ÜYELİĞİ İÇİN BİR KRİTER MİDİR?

FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü tarafından gerçekleştirilen 15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden 6 yıl geçmiş olmasına rağmen, hala daha FETÖ mensupları tespit edilebilmekte ve bu kişilere karşı operasyonlar düzenlenerek, kişiler gözaltına alınmaktadır.

Operasyonlar öncelikle, FETÖ’nün emniyet teşkilatındaki ve TSK’daki yapılanmasına yönelik olmak üzere yapılmaktadır.

Yapılan yargılamalarda, FETÖ mensuplarının etkinlik pişmanlık kapsamında vermiş olduğu ifadeler uyarınca, Yargıtay içtihatlarıyla, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçu bakımından çeşitli kriterler belirlenmiştir. Bu kriterlere başlıca; ByLock kullanma, ardışık veya sabit hatlardan aranma, Bank Asya bankasından hesap açma ve hesaba para yatırma, örgüt kapsamında kapatılan vakıf veya derneklere üye olma, örgüt evlerinde kalma, örgütün okullarında okumayı örnek olarak gösterebiliriz.

Bu kriterleri taşıdığı tespit edilen kişilere karşı düzenlenen operasyonlarda, şüphelilerin üzerlerine atılı suçu işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren delillerin bulunması, suçun yasada öngörülen ceza miktarı, işlendiği iddia edilen suçun katalog suçlardan olması ve tutuklama nedeninin kanun gereğince var sayılması nedenleriyle, artık şüpheli olan bu kişilerin yargılamaları tutuklu yapılmaktadır.

Yargılamaların tutuklu yapılıp yapılmaması farklı bir tartışma konusu olup, asıl olan yargılamanın tutuksuz yapılmasıdır. Yani, adli kontrol tedbirlerinin yeterli olacağı durumlarda yargılamaların tutuksuz yapılması esastır.

Son zamanlarda, 2011-2012-2014-2015 yıllarında yapılan Deniz Harp Okulu ve 2012-2014-2015-2016 Deniz Astsubay Meslek Yüksekokulu sınavlarında, FETÖ ile irtibatlı adayların aday numaraları üzerinden kodlamaya tabii tutularak TSK'ya sızdırıldığı iddiasıyla, birçok şüpheliye eş zamanlı olarak operasyonlar düzenlenmiştir.

Ancak “avantajlı kodlama” denilen aday numarası üzerinden şifreleme yöntemi, hali hazırda Yargıtay’ın FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçu bakımından belirlemiş olduğu bir kriter değildir.

Şifrelenmiş Aday Numarası Ya Da Avantajlı Kodlama Nedir?

FETÖ mensuplarının, şifreli aday numarası belirlenmesi için örgüt üyesi öğrencinin kimlik bilgilerini, TSK içindeki bilgi işlem sorumlularına vererek TSK’daki bilgi işlem sorumlularının kimi zaman aday numarasının son iki rakamının toplamından, kimi zaman aday numarasının üçüncü ve beşinci, kimi zaman da aday numaralarındaki tüm hanelerin toplamı gibi çok değişik ve yıldan yıla değişen şifreler oluşturduğu iddia edilmektedir.

Oluşturulan bu şifreler ise o yılın mülakat komisyonunda görevli FETÖ üyesi subaylara bildirilerek komisyon üyelerinin, her okulun giriş sınavında her yıl ayrı ayrı belirlenmiş şifrelere göre adayın örgüt mensubu olduğunu anlayıp, okula girişinin önündeki son engeli de kaldırdığı iddia edilen yöntemdir.

FETÖ’nün TSK’ya sızmak için bu yöntemi kullandığı, Kara Kuvvetleri Personel Temin Merkezi’nde görevli bir subayın etkin pişmanlıktan faydalanması ile ortaya çıkmıştır.

Etkin pişmanlıktan faydalanarak, FETÖ’nün TSK’ya sızmak için kullandığı şifreleme yöntemini anlatan şüphelilerin ifadeleri üzerine, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, askeri okullara girişlerdeki mülakat sınavlarına katılan kişilerin aday numaraları ODTÜ Uygulamalı Matematik Enstitüsü’ne gönderilerek, itiraflarda söz edilen şifreleme iddialarının doğru olup olmadığının araştırılmasını istenmiştir.

Bunun üzerine ODTÜ tarafından düzenlenen 5 bin sayfalık raporda neticeten, “aday numarasında formüle dayalı şifreleme” olduğu tespit edilmiştir.

Ancak her ne kadar ODTÜ tarafından “aday numarasında formüle dayalı şifreleme” olduğuna dair rapor düzenlenmişse de, aynı ardışık aramalar gibi, şifrelenmiş aday numarasının da tek başına mahkumiyet kararı verilmesine yetecek derecede “yegane delil” olmadığını düşünmekteyiz.

Yargıtay’a göre, yegane delil niteliğinde olmayan deliller, başkaca yan delillerle desteklenmedikçe hükme esas teşkil edemez. Yani yalnızca ‘belirleyici delil’ denilen bu delillere göre mahkumiyet kararı verilemez.

Deniz Harp Okulu ve Deniz Astsubay Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Yargılanması

Yargı makamlarınca bazı şüphelilerin, 2011 – 2016 yılları arasındaki Deniz Harp Okulu ve Deniz Astsubay Meslek Yüksekokulu sınavlarında, şifrelenmiş aday numarası ile FETÖ mensubu komisyon üyeleri tarafından mülakattan geçirilerek okula giriş yaptığı ve bu şekilde TSK'ya sızdırıldığı iddia edilmektedir.

Ancak bahse konu bu okullar 2016 yılında KHK ile kapatılmış olup, 2014 yılından sonra okula giriş yapan öğrenciler, FETÖ ile irtibatlı bu okullardan mezun olamamıştır. Bu bakımdan 2014 yılından sonra okula giriş yapan öğrencilerin TSK mensubu olamadığını söyleyebiliriz.

Peki bu halde, eski askeri okul öğrencileri hakkında bir yargılama yapılabilecek hatta ceza verilebilecek midir?

2016 yılında bu okullardan mezun olan öğrencilerin subay ve astsubaylığa yerleştirmesi yapılmamış, mezun olmayan öğrenciler ise, üniversite sınavının yapıldığı tarihte aldıkları yerleştirme puanları dikkate alınarak Yükseköğretim Kurulunca belirlenecek durumlarına uygun fakülte ve yüksekokullara yerleştirilmiştir.

15 Temmuz’dan sonra askeri okulların kapatılmasının Anayasa aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi (AYM)’ne bu düzenlemenin iptali için açılan davada Anayasa Mahkemesi, düzenlemenin anayasaya aykırı olmadığını belirtmiş ancak bunun yanı sıra, “askerî liseler ve astsubay hazırlama okullarından mezun olanlar ile bu okullarda öğrenimine devam etmekte iken okulların kapatılması nedeniyle başka okullara nakledilenlerin aynı hukuki konumda olmadığını” değerlendirmiştir.

Bu bakımdan, bu okullardan mezun olmayan öğrencilerin TSK mensubu olması/TSK’ya sızdırılması söz konusu olmadığından, FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçu bakımından aranan unsurların gerçekleşmediğini ve dolayısıyla da suçun oluşmadığını söyleyebiliriz.

Kaldı ki hali hazırda tek başına, askeri okullara girişte kullanıldığı iddia edilen “aday numarasında formüle dayalı şifreleme” yöntemi, Yargıtay tarafından FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçu için belirlenmiş bir kriter değildir.

Av. Çiler Nazife Koşar / [email protected]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Çiler Nazife KOŞAR - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?