Perşembenin Öyküsü: Filozof

IŞIK TUTAR

- Ahali Çekirdek’i gören var mı?

- En son altı ay önce tren garında rastlaşmıştık. Ben trenden indim. O ise öteki trenle gidiyordu. El sallaştık. Bir daha da görmedim Damla.

- Sen Mutlu?

- Bir yıldır hiç görmedim. Duymadım.

- Nerden aklına geldi Çekirdek?

- Uğurcuğum bir yıl önce burada çay içmiştik.

- Sen Yağmur?

- Aynen öyle. Ahali bir dakika. Çekirdek geliyor.

- Ooooooooo…. Kimler gelmiş…. Otur lan masaya Çekirdek.

- Damla “Lan” diye konuşan tek bayan olmalısın dünyada.

- Biz de senden konuşuyorduk. Lafının üzerine gelen iyi insan dövülürmüş. Toptan mı dövelim yoksa taksit taksit mi?

- Sonra döversiniz. Önce alkışlı kutlama bekliyorum.

- Neden alkışlayıp kutlayacağız?

- Yağmur söylersem anlamı kalır mı?

- Neyin anlamı kalır mı?

- Sen sus Damla. Yağmur ile konuşuyorum.

- Lan Çekirdek! Konuşsun Damla, damla damla. Arkasından serinliğin lezzetine varacaksın.

- Dur Yağmur. Seni kutlarken yanında pasta da istersin ve olursun daha mutlu.

- Elin cebine gidecek diye adını değiştirirsin sen Mutlu.

- Hadi lan! Anlat artık! Şimdi yağacağım üstüne.

- Yağmur… Şimdi kutlamazsanız, bir anlamı kalmaz.

- Tamam. İçeceğin kahveler bizden.

- Kahve içmediğimi sen de biliyorsun Uğur.

- Şımarma lan velet! İç ya da içme. Kutlama bitti. Nedeni sende.

- Sevgili Damla. Evlendiğimde Hoppa Et Lokantısı’nda şef garson olduğumu biliyordu sevgili kaynanacığım.

- Bizler de öyle biliyorduk. Öyle değil mi Uğurcuğum?

- Doğru soruyu sormuyorsun Yağmur. Şimdi hangi Cehennem’in dibindesin Çekirdek?

- Sorun uğurlu geldi. Dinleyin. Taner bey. Lokantanın sahibi. Yazın Çinistan’a gitti. Turist olarak. Gitmişken dünyaca ünlü et lokantası Kephane’ye de. Tanıtmış kendisini. Görüşmüş sahipleriyle. Adının uğurlu olduğunu öğrenmiş. Aynısını kullanmaya izin almış,

- Bu Kephane o Kephane mi? Fena değil aslında.

- Sen bunu kaynanama anlat Mutlu.

- Ne dedi kaynanan?

- Karşı çıkmış Uğur. Demiş ki kızına; “Kebap kokulu kocana söz etmedim ama ben ‘damadım Kephane’de şef garson’ diyemem kimseye.”.

- Sonuç?

- Bilmez gibi konuşma Yağmur. Ben hanıma, hanım anasına bağlı.

- Emir demiri kesti.

- Aynen Damla.

- Sonrası…

- Yer değiştirdim Mutlu. Felsefe fakültesinin karşısında bir yeni kahve açılacaktı. Yer kahvesi gibi.. Adı Filozof. Başvurdum. Başladım. Gelenler hep akademisyen ve öğrenci.

- Konular belli. Felsefe. Ezberleyip geçerdim.

- Damla ister istemez kulak veriyorsun. Tek konu felsefe. Öğreniyorsun… İlk öğrendiğim Sokrat’ın sözü oldu: “Tek bildiğim, bir şey bilmediğimdir.”. Yani bir halt bilmiyormuş. Yani öğrendiklerimiz, öğreneceklerimizin yanında devede pire bile değilmiş.

- İyi sözmüş. Başka?

- Kayınbirader bize gelmişti. Yakınıyordu düşünmeden konuşmasından. “Yarından sonra bu huyumu bırakıyorum.” dedi. Epiktetos demiş ki; “Yarın bambaşka bir insan olacağım diyorsun. Niye bugünden başlamıyorsun?” dedim.

- Ne dedi?

- Bir şey demedi Yağmur kardeşim. Beş aydır aramız limoni.

- Var mı başka?

- Mutlucuğum var.

- Üç ay önce en üst kattaki komşumuz evin duvarlarının rengini değiştirmek istiyordu. Griden kum rengine. Nasıl yapacağını düşünüyordu. Kendi boyayacaktı. Olur mu diye düşünüyordu. “Önce beyaza boya. Sonra kum rengini sür.” dedim.

- Zor mu dedi?

- Nerden bildin Yağmur? Seneca’nın dediğini dedim; “Zor olduğundan cesaret edemiyor değiliz, tersine cesaret edemediğimiz için zordur.”.

- Ne dedi?

- Ne desin Uğur? Üç aydır aramız limoni.

- Ve sen felsefe sözlerini kullanıyorsun…

- Her zaman değil Mutlu. Yeri geldiğinde.

- Taşı gediğine koymak gibi mi?

- Çok yaşa. Karşılığı bu Damla.

- Dört ay önceydi. Durakta bekliyorum. Otobüs gecikti. Bu arada birisi arabasını durağın girişine bırakıp gitmiş. Arka sokakta oturan bir tanışık adamcağız geldi. Merhabalaştık. Arabayı görünce başladı saymaya… “Tekmeyle döveceksin böylelerini! Ben iyi tekme atarım!” deyince dayanamadım. Söyledim…

Beyefendi demiş ki Epiktetos: “Bana ‘Ben sana zarar verebilirim, tekme atabilirim’ dersen bil ki,

insana değil, eşek ve ata uygun bir özellikle övünüyorsun.”.

- Onunla da mı aranız limoni?

- Limoni değil Yağmur. Ekşili limon. Beni görünce yolunu değiştiriyor.

- Bu kadar mı?

- Olur mu Uğur?

- Okulun kuruluş yıldönümü vardı. Gittim. Özlem giderdik eski okuldaşlarla. Karşımda artık emekli öğretmenlerden biri oturuyor. Konu insanlardan açıldı. Sözünün bir yerine geldi; “Hayvanlardan korkmamalı.” deyince dayanamadım söyledim İbn-i Sina’nın sözünü;

- Bu da mı limoni?

- Damla hem de ne limoni. Yerini değiştirdi ossıra. Ortak resim çektirirken de benden uzakta durdu.

- Herkes tepki gösteriyor neden dersin?

- Mutlu. Ben doğruyu söyleyeyim de. İki ay önce eski mahalleden İpek nineye gitmiştik. Biraz sonra çok eski bir arkadaşı da geldi. Hal hatır sormaya gelince sıra, meğerse ninem dert küpüymüş. Anlatıyordu sonra Lale ile bana dönüyordu; “Bunları gençler bilmez!” diyordu. Bir başka derdini anlatıyordu. Sonra Lale ile bana dönüyordu; “Bunları gençler bilmez!” diyordu. Dert küpüydü ninem. Contası bozuk musluk gibi dert sızdırıyordu. Bir de “ben gün yüzü mü gördüm” deyince dayanamadım millet! Yummadan gözümü, açtım ağzımı;

- Tepki?

- Söze bayıldı Uğur. Hastaneye kaldırdık cankurtaranla. Kaldı iki gün komada.

- Çizginden milim sapmıyorsun.

- Bir kere saptım Mutlu.

- Günün haberi bu olmalı. Nasıl saptın Çekirdek?

- Önce söyleyeyim Damla. Pişman değilim. Pazar stattan çıktık. Çay kahve içip laflayacaktık. Her zaman böyle fırsat olmaz ya. Oturduk konuşuyoruz. Laf nereden geldiyse, vardı bakkala. Düldül’ü biliyorsunuz. Açtı çenesini. Dayısının eşi 20 sokak ötedeki arkadaşından duymuş. Ona da sütçünün hanımı söylemiş. Ayrıca terzi de kasabın eşinden öğrenmiş. Uzatmayayım. Sonuçta diyeceğini dedi; “Çok geçimsizmiş evde. Akrabalarına da rahat vermiyormuş. Yazıklar olsun böylesine!” Herkes görüşünü söyledi. Sıra bana gelince iki söz ettim;

- Sonuç?

- Damla kardeşim. Telefonlarında engellenmişim.

- Aman aman aman…

- Ne oldu Uğur?

- Sandviçin içindeki biber çok acıymış. Ağzım kavruldu. Garson fazla acı olmadığını söylemişti.

- Üzülme Uğur.

- Neden üzülmesin?

- Çok basit Mutlu. Felsefe önermesi:

İşte kutlamanız gereken ben Çekirdek! Artık her duruma göre bir felsefe sözü söylüyorum. Ve bir şeyi keşfettim ama alkış beklemiyorum.

- Nedir o?

- Atasözleri Yağmur. Adamın yere bakanından, suyun sessiz akanından kork. Dibi görünmeyen suya girme. Hazıra dağ dayanmaz. Komşu komşunun külüne muhtaçtır.

- Atasözlerinin nesini keşfettin?

- Dinle Uğur. Atasözleri insanları uyarıyor. Felsefe sadece filozofların yaptığı birşey değil. Düşünen ve sorgulayan herkes felsefe yapıyor. Birşeyin nedenini ve sonuçlarını sorguluyoruz. Sonuçta yapılması gereken veya yapılmaması gereken bir bakış çıkarıyoruz.

- Atasözleri de felsefenin sonucu diyorsun.

- Mutlu. Atasözleri de felsefe yapmanın sonuçlarından. Aslında hepimiz birer filozofuz.

- Ancak Çekirdek. Felsefe sana ders vermemiş.

- Ne demek istiyorsun Damla?

- Herkese felsefe yapıyorsun. Hep aynı sonucu alıyorsun, Herkes limonileşiyor. Mutlu’ya kazıklanmışsın dedin. “Yaşamda yapılacak o kadar çok hata var ki, aynı hatayı yapmakta ısrar etmenin anlamı yok.” demişti Fransız Jean-Paul Sartre.

- Nereye varacaksın bekliyorum Damla kardeş.

- Çok basit. Filozof Damla’dan bir felsefe önermesi;

;

* * *

Murat B. Tepebaşılı

*

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?