İhtiyaçlar ve toplum

İhtiyaçlar & Toplum


Toplum bireylerden oluşuyorsa eğer ve toplum yönünü kaybetmiş gibi görünüyorsa, bunun sebeplerinden biri de toplumdaki bireylerin birbirleri ile işbirliği yapamamasıdır.

Bu işbirliğinin sağlanabilmesi için bazı ihtiyaçlar var. İşte bu ihtiyaçları kendi hayatımıza da katkısı olacağını düşündüğüm Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi piramidi ile inceleyelim.

Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi piramidi, bireylerin toplumda kendilerini gerçekleştirmeyi nasıl başarabileceklerini açıklamaya yardımcı olur. Bireylerin öncelikle yiyecek ve barınma gibi temel fizyolojik ihtiyaçlarını karşılamaları, daha sonra deneyimlerinden öğrenmeleri ve güvende oldukları ve sevildikleri bir aidiyet duygusu yaratmaları ve son olarak piramidin tepesinde tam potansiyellerine ulaşabilmeleri için başarılarını kutlayarak öz saygılarını inşa etmeleri gerekir. Bu bireylerden oluşan toplumlar, her birey kendi kişisel tatminini kendi içinde bulduğunda refaha ulaşabilecek medeniyet öncüsü olabileceklerdir.

Kolay anlaşılabilmesi adına piramit şeklinde oluşturulan bu kavram, hatalı benzetmeden ötürü biraz kafa karıştırıcı olabiliyor. Piramidi tırmanan bir kişi olduğunuzu düşünün ve bu piramidin her katındaki görüş alanınız vizyonunuz olsun. Piramidin en alt katında görüş alanınız kısıtlı olacaktır. En tepede ise panaromik bir manzara ile her şeyi görebiliyor olacaksınız.


Piramidin Dibi

Temel fizyolojik ihtiyaçlar piramidin en altında yer alır. Canlılığın devamı için gerekli olan her şeyi düşünebilirsiniz. Hava, su, yemek ve uyku gibi ihtiyaçlarınız karşılanmadığı takdirde başka hiçbir şeye odaklanamazsınız.

4 Nisan 1953 Saat 02:15 Karanlığın sessizliği yırtılan çelik sesiyle yok oluyor. Dumlupınar denizaltısı 90 metre derinliğe son yolculuğuna çıkıyor. Dumlupınar denizaltının hikayesi ile özdeşleşmiş "Ah bir ateş ver" türküsünü bir de şuradan dinleyin.

 

22 kişi 72 saat yetecek oksijeniyle 90 metre derinlikte... Emire bakın, "konuşma, sigara içme, türkü söyleme".

Temel fizyolojik ihtiyaçlarından en önemlisi yani oksijen yoksa başka bir şey düşünemezsin. Uykunun bir önemi yok artık. Yemek hatta su bile önemsiz. Hava bedava değil mi? Değil işte.
Yanan ormanlara engel olurken kaybettiğimiz canlar ne olacak?


Tebrikler hayattasın.


Temel fizyolojik ihtiyaçlar karşılandıktan sonra, emniyet ve güvenlik arayışına geçebiliriz. Bu, mutluluk ve esenliğin önemli bir yönüdür çünkü hayatlarında emniyet ve güvenlik arayışında olanlar hala hayatta kalma içgüdüsünden kurtulamazlar.

Güvende hissettikten sonra ancak yemek ve suya ihtiyaç duyan bir bedenden daha fazlası olmamızı sağlayan bir kimlik geliştirmeye başlayabiliriz.

Toplumda güven duygusu da oluşmadıkça toplumun kendini bulması imkansız hale gelir. Bireysel olarak baktığımızda ise barınma gibi temel ihtiyaçları karşılayamayan birisinden toplumun bir parçası olma gibi şeyler beklemek abest olacaktır.

Sevmek ve Sevilmek

Bu bölümde, şimdiye kadar incelediklerimizden daha karmaşık olan ihtiyaçlara bakacağız. Bir sonraki seviye sevgi ve aidiyet ihtiyaçlarımızla ilgili;

Arkadaşlara, aileye, topluluğa ve kimlik duygusuna duyulan ihtiyaç, son birkaç on yıldır sosyal psikoloji tarafından iyi bir şekilde belgelenmiştir. Bu ihtiyaç çoğu insanın hayatında öyle ya da böyle mevcuttur. Aslında, insanların başkalarıyla ilişki kurmak isteyen sosyal varlıklar olarak evrimleştiğini söylemek mümkündür (Baumeister & Leary, 1995).

Bu ilişkileri kurmak için doğuştan gelen bir güdüye sahibiz çünkü önemli işlevlere hizmet ediyorlar; başkalarıyla bağlantıda hissetmemize yardımcı oluyorlar, bize bir kimlik duygusu veriyorlar (ben kimim?), sıkıntılı zamanlarda rahatlık ve en çok ihtiyaç duyduğumuz zamanlarda destek sağlıyorlar.

Yardımlaşma ve ortak fayda ile birlike işbirliği kavramı ortaya çıkıyor. Topluluk halinde hareket ile bireyin sahip olduğu güç artıyor. Bu organizasyon bireysel olarak tamamlanması imkansız olan şeyleri mümkün hale getirebiliyor. Mısır piramitlerini bir kişinin tek başına yapmaya ömrü yetmeyecektir. Öte yandan topluluğun, aidiyetin gücüyle sivil toplum kuruluşları büyük işler başarabilir. Uç örnekler konunun sınırını belirlemek için etkili olsa da imece usulüyle yapılabilen işleri düşündüğünüzde ufak toplulukların bile kolayca ihtiyaçlarını kendisi karşılayabileceğini görüyoruz.

Bireysel ihtiyaçların kişi tarafından karşılanabiliyor olması kendi ayakları üstünde durabilen, bağımsız ve sürdürülebilir bir yaşam ortaya koyuyor. Toplumlar için önemli olan bağımsızlık, sürdürülebilirlik ve özgürlük kavramları ancak bu noktadan sonra saygınlığını kazanıyor.
Rönesanstan hemen önce
Cehalet döneminin kapanmasıyla aydınlanan toplumları kendi zamanlarında bir düşünün bazı topluluklar birbirlerini yerken ölüp kaybolurken, nasıl da köklenmiş, gelişmiş ve büyümüş.

Kelime anlamı olarak yeniden doğuşu anlatan rönesans, saygın bireylerin ve toplumların doğuşu olarak tanımlanabilir.

Öz saygı, kendini aşağılık hissetmeyen güçlü bir insan yaratmak için önemlidir. Özsaygı, başkalarının sizin hakkınızdaki görüşlerinden değil, kendi yeteneğinizden ve benzersizliğinizden gelir. Toplum, karşılayamayacağımız güzellik, zeka ve güç standartları belirleyerek kendimizi aşağı hissetmemize neden olabilir; ancak bu standartların hayatımızı kontrol etmesi veya sağlıksız bir benlik imajı yaratması gerekmez.

Toplumsal olarak bakmak için pasaportunuzun hangi ülkelerde geçerli olduğunu düşünün. Aidiyetini kazanmış tek vücut olabilmiş, barınma, hayatta kalma gibi ihtiyaçlarını tamamlamış toplumları düşünün. Amazon ormanlarında yaşayan kimseyle temas kurmamış kabileler var. Hayattalar, oyun devam ediyor.

Bu noktada bireysel ve toplumsal olarak öz saygı artıyor.

Özgüveniniz yüksek olduğunda, kendinizle ilgili olumlu bir görüşe sahip olduğunuz ve eleştirileri incinmeden veya utanmadan karşılayabildiğiniz anlamına gelir.

İş ürününüz veya başarılarınız için bir başkasının onayına ihtiyaç duymadan neyi iyi (veya kötü) yapabileceğinizi bilirsiniz. Yüksek özgüvene sahip olmak, iltifatları bir birey olarak değerinizin bir yansıması olarak almak yerine incelikle kabul etmenizi sağlar; böylece akran baskısı veya medya etkileri gibi dış baskılara rağmen güvenlik hissinizi korursunuz.

Toplumsal olarak düşündüğünüzdeyse çevresel faktörlerden yani dış mihraklardan gelecek her türlü baskıya rağmen güvenlik hissinizi korursunuz.


Zirvedeki keşiş

Anlam arayışı zirvede karşılaştığımız keşişle son buluyor. Bu zirve kendini tanıyan bireyin ya da toplumun olmak istediği yani gitmek istediği yeri görmesini sağlıyor.

Hayatın anlamı sorusunun cevabının sonuç değil yol olduğunu çoktan anlayan birey ya da toplum, gitmek istediği yere doğru yeni bir yolculuğa çıkıyor. Yeni bir yolculuk, tam anlamıyla rönesans.

Güvendesin, aitsin, gücünün farkındasın, hayattasın ve cahil değilsin. İşte özgürlüğün kapıları.

Maslow'un teorisi çok basit olduğu ve kültürel farklılıkları dikkate almadığı için eleştirilmiştir. Örneğin, ihtiyaçlar kültürel olarak belirlenmiş ve bireysel olabilir. Ancak Maslow'un hiyerarşisi, bireylerin istek ve ihtiyaçlarını nasıl önceliklendirdiklerini anlamada yararlı bir araç olmaya devam etmektedir.

Ne olur?

Bireylerin ihtiyaçları karşılanmazsa, toplum da kendi ihtiyaçlarını karşılayamaz. Bunun nedeni, gördüğümüz gibi, her bireyin kendisini diğer herkesten farklı ve özel kılan bir dizi benzersiz özelliğe sahip olmasıdır. Yeterince uyumazsanız, iş performansınızın düştüğünü ve hızlı düşünme ve harekete geçme gerektiren görevlerde geride kalmaya başladığınızı görebilirsiniz.

Ancak, grubun tüm üyelerinin temel ihtiyaçları karşılanırsa (yemek/su), O zaman zamanlarını ve enerjilerini, hayatta kalma faaliyetlerine odaklamak yerine eğitim veya manevi tatmin gibi diğer hedeflere ayırabilirler.

Bireylerden oluşan toplumların ihtiyaçlarının karşılanması gerekir ki toplumlar da ihtiyaçlar piramidinin en üst noktasında kendini gerçekleştirme imkanı bulsun.

Bu, toplumunuzun bir bütün olarak en yüksek potansiyeline ulaşmasına yardımcı olmak istiyorsanız, öncelikle bir birey olarak kendi potansiyelinize ulaşmanıza yardımcı olmanız gerektiği anlamına gelir ki Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisi bu konuda çok etkili bir araçtır.

Fehmi ATİCAN | [email protected]
*Yazı içeriklerinin bir kısmını yapay zeka ile oluşturdum. Teknolojideki bu heyecan verici gelişmeleri ihtiyaçlarımızı karşılamak için kullanabiliriz. Detaylı bilgi için bana ulaşabilirsiniz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fehmi Atican - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?