Perşembenin Öyküsü: FAZLA

TAŞSIN EKSİLMESİN

Girer kahvenin bahçesine. Gider konuşan arkadaşlarının yanına.

- Beyler benim dışımda herkese merhaba.

- Kendini bizlerden ayrı tutman iyi oldu Çekirge.

- Neden?

- Sen adam değilsin.

- Neyim?

- Cır cır Çekirge’sin.

- Kahrolsun ikili muhabbet!

- Bu kez neye karşısın Efendi?

- Üç kişi daha var burda Maydanoz. Dışlama bizi! Yaşasın hepimiz!

- Sabret Efendi! Konuya geleceğim buradan.

- Çabuk gelsen iyi olur. Yoksa altıma kaçıracağım.

- Mevzu nedir?

- Mevzu senin gelemediğin dünkü pikniktir Çekirge.

- Hasta ziyaretine gitmiştik dün. Ne oldu piknikte?

- Bir saattir konuşuyoruz olanları.

- Başınızı gene belaya mı soktunuz? Dayak da yememişsiniz. Yüzünüz gözünüz sağlam.

- Güzel hatrın için kısaca… Aile Piknik Alanı’na gitmiştik.

- Ve siz dört genci aldılar.

- Beğenemedin mi! Hepimiz temiz ailelerin çocuğuyuz.

- Temiz ailelerinizi bu işe karıştırmayın. Neyse…

- Daha önceden ayırttığımız masaya gittik. Çıkardık malzemeleri. Ama en önemli şeyi unutmuşuz.

- Yiyecekleri mi?

- Kahveyi.

- “Çok yemeden” karnınız doymuyor mu?

- Bugün senle takılmayacağım. Pikniğe belediyenin servis otobüsüyle gitmiştik. Çıktık Pire ile anayola. Bir araba geliyordu eski model. FIAT 500. Yani Topolino. Türkçesi Bebekfare. Durdurduk.

- Durdu?

- Durmayacak mıydı?

- Ben olsaydım…

- Herkesi kendinle bir tutma. Durdu. Üç kilometre ötedeki benzin istasyonundan kahve alacağımızı söyledik. Sordu.

- Kaç kişisiniz?

- Dört.

- Çocuklar ben kahvesiz dolaşamam. Dört kahve paketini buyrun.  Ama izin verirseniz, ben de katılmak istiyorum aranıza. Yıllardır yapmadım piknik.

- Size mi katıldı?

- Park edip katıldı.

İyi ki de katıldı diye düşündük. İtalya’da yaşıyormuş. Garsonmuş. Kimliğini şimdilik uzatmayayım. Çok kafa dengi adamdı İlhan bey. Yaş farkını unuttuk. Resmiyet yoktu. Her şeyden her telden konuştuk. Bu arada yeni öğrendik.

- Nedir o?

- Asansörü bir Türk bulmuş.

- Hadi ya!

- Mühendisin adı Hasan Sor. Buluşa adını verecekler. Ama Hasansor zor söylenebilir diye demişler Asansor. Türkçesi Asansör. Sör’lük soyluluktan gelmiyormuş.

- Vay canına. Demek öyle imiş.

- Üç saat sonra gitti. Çok keyifli geçti.

- Keyiflidir piknik. Hele ki bay Asansör ile tanışınca…

- Keyiflidir de… Kafamız ondan sonra karıştı. Kaçtı keyfimiz bakmadan arkasına.

- Ne oldu? İlhan bey ne yapmış?

- Biraz sonra yanımızdaki masada iki aile kalkıyordu. Köfte artmış. Atılmasın diye bize verdiler.

- Şefin mutfağından ikram.

- Dur! Yemişim mutfağını. Masayı toplamalarına, çöpleri toplamalarına yardım ediyorduk. Teşekküre katkı olsun diye. Almanca gazetedeki yazıyı gördü Ayıcık. Almancası iyidir biliyorsun. Gidenlerin içinde Almanya’dan gelen birisi de vardı.

- Gazeteyi o mu getirmiş?

- Kim getirir başka.? İyi mi etti, kötü mü… Bilmiyoruz. Karıştı kafamız! Bakar mısın cep telefonuma? Bakar mısın Almanca habere?

- Yabancı dilim Fransızca. Sonuç ne?

- Gazetedeki resimde İlhan Nuktu. 

- Getiren bakmamış demek ki bu sayfaya. Ve sizin nutkunuz tutuldu.

- Bitmedi. Araştırdık İnternet’ten.

- Ne buldunuz?

- Ne değil neler bulduk, neler. O gazetenin sahibi olduğunu bulduk önce. Başka ülkelerde de gazeteleri varmış.

- Kirli çıkıymış meğerse İlhan Nutku. Gazetesinde kendini sade vatandaş göstermeye çalışıyormuş.

- Bu anlaşılabilir. Rahat gezmek istiyordur.

- Biraz araştırmaya başlayınca biz de öyle düşündük.

- Nesini buldunuz İlhan Nutku’nun?

- Aklın tavana vurur ve zınk diye durur. Önce oturduğu yeri bulduk. Bakar mısın?

- Rahat gezme sözünün yarısını geri aldım. Beyefendi sadeyse, bizler peynirli sucuklu kaşarlı salatalıklı karışığız.

- Şaşkınlıktan konuşamaz olmadın. Açıldı dilin tersine. 

- Nutkum tutulmadı. Yani buldunuz papazı.

- Bu bir tarihi saray. Ne kadar eder?

- O tarakta bezim yok. Bir çay parası değildir. 100 bin Dolar mı?

- Milyon Dolar’lara doğru…

- “Ohha!” yetersiz alıyor. Bu ohha size. Konuş sonra diyeceğim.

- Bir de soyluluklarını satın almış. Olmuş Baron İlhan.        

- O kadar parayı nerden bulmuş?

- O sadeliğe yakası açılmadık bir küfür ara. Bulursan haberimiz olsun.

- Aile terbiyemi bozmak istemiyorum. Amma velakin aradığım ohhalı  küfür size.

- Ne yaptık biz!

- Altın yumurtalayan tavuk kaçmış elinizden. Anlamadınız mı?

- Biliyoruz. Yazıklar olsun bize! Bi de uyanık geçinirdik iyi mi? Yakası açılmadık küfrü o nedenle istiyoruz.

- Küfürler demedinden uygunları seçmek için mi?

- Kaçırmışız oltaya gelen balığı.

- “Karışan kafanızı bir uygun küfür açar” diyorsun.

- Al sana bulduğumuz papazlardan üçü.

 - Dahası da vardır.

- Tam yeni şeyler bulmuşken sen damladın.

- Ne buldunuz?

- Bakar mısın şu resimlere?

- Birçok ülkede kumarhaneleri var.

- Kimliği uzuyooor…

- Düdük öt bakalım. Sen ne diyorsun bu işe?

- Sevgili Çekirge. Adam Kârûn kadar zengin. Alsın bir düdük öttürsün. Üniversiteye gideceğiz. Eğitim harcamalarını isterdik. Pire anlar sandık ama dün tatildeymiş.

- Lan Düdük! Üç saatte kanka mı olduk İlhan beyle?

- Pireciğim… Dört paket verdi, sekiz paketlik yedi. Biz çıktık zararlı. Uyan!

- Dur Pire! Maydanoz’unuz konuşuyor dingiller! Hiçbirimiz günah keçisi değiliz. Çıkmaz yola girmeyelim.

- Susun beyler. Ayıcık arıyor… “Dinlemedeyim. “……….”. Peki Ayıcık. Söylerim. Bulamazsan, arama fazla, dön. Tamam görüşürüz.”.

- Düdük ne dedi Ayıcık?

- İlhan bey Havadar’da kamp yapacaktı. Bulmaya gitmiş.

- Kanka olmaya çalışıyorsunuz…

- Evet Çekirge.

- Len Maydanoz! Bu kadar varlıklı olsaydın, ne isterdin?

- Ne isteyebilirim Çekirge… Her bir şey var. Dünyanın kralı olmak gibi.

- Ama bir şeyi sorun edebilirsin?

- Öttün gene düdük! Neymiş o?

- “Kralı gelse.” dendiğinde üstüne alınıp kavga çıkarabilirsin.

- Sana hatrı sayılır bir uygun bir söz düşüneceğim.

- Sen Pire? Bu kadar varlıklı olsaydın, ne isterdin?

- Bugün bulaşma günün mü Çekirge?

- Alındın mı?

- Seni iplemem bilirsin. Ama karıncanın babasını soruyorsun.

- Karıncanın babasını sormuyorum.

- O zaman ne soruyorsun?

- Karıncanın babasının babasını soruyorum.

- Konuşturma beni. Şimdi başlayacağım geçmişinden. Kafa mı buluyon lan Çekirge?

- Sen Efendi… Bu kadar varlıklı olsaydın, ne isterdin?

- İlk başta yüzünü görmek istemezdim Çekirge.

- Beyleeer… Ne sırıtıyorsunuz öyle bahar koşusunu kazanmış beygir gibi.

- Sonracığıma… Yüzen villa yaptırırdım efendi gibi. İpucu veriyorum. Şu karavanlar gibi.

- İskeletin dışında olacak. İçine gireceksin sen.

- Lan Çekirge! Tek düşümdü. İçine etmeye çalışıyorsun boşuna. Yani seni yüzen villama almayacağım.

- Son aday sensin Düdük. Bu kadar varlıklı olsaydın, ne isterdin? Hadi ötüver gari.

- Hakemlik yapardım. Önce kendi adıma bir stad yaptırırdım. Kurardım iki takım. Biri Dütspor öteki Ötspor. İki takımlı lig. Deminden beri ne saçmalıyorsun Çekirge? Herhalde biliriz harcamasını! Laf ettirme bebeliğinin ilk tanışına.

- Sen yat kalk dua et o hanımefendiye.

- Neden?

- O hanımefendi olmasaydı, sen söz söylemezdin. Saygı duymalısın!

- İlk kez sözüm yok. Ama sen de beni ilk gören hanımefendiye saygı duymalısın.

- Saygı duyuyorum ve üzülüyorum.

- Neden üzülüyorsun?

- Meslek yaşamanın tek teknik arızasısın. Değil mi Maydanoz?

- Konuya odaklandık, dağılmayalım. Bak Çekirge… İlhan beyin otelleri de var. Yatları da var. Daha sıra gelmedi. Hem ne derler: “Fazla mal göz çıkarmaz.”. Bu kadar varlıklı olsaydın, ne isterdin?

- İlhan bey sizi asansöre bağlamış, sürekli inip çıkıyorsunuz… Bu biiir… İkincisi…

* * *

 

Murat B. Tepebaşılı

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Tepebaşılı - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haber Hürriyeti Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haber Hürriyeti hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haber Hürriyeti editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haber Hürriyeti değil haberi geçen ajanstır.



İZMİR MARKALARI

Şehir Markaları arasındaki yerinizi alın, fırsatı kaçırmayın

+90 (232) 246 82 46
Reklam bilgi

Anket 2019’un en başarılı belediye başkanı sizce hangisiydi?